Grizu patlamasında 30 işçi öldü
Sorumlu kim?

Grizu

Türkiye iş cinayetlerinde ölümler, sakat kalmalar konusunda yapılan sıralamada hep ön sıralarda yer alıyor. İşçi sağlığının, işçi hayatının patronların gözünde fazla bir değeri yok. Nede olsa ölenlerin yerini dolduracak binlerce işsiz sırada bekliyor.
2009 yılının en büyük iş cinayeti Bursa’da yaşandı. Grizu patlaması sonucu oluşan göçükte 19 işçi yaşamını yitirdi.  
Bu yılın en önemli maden “kaza”sı Balıkesir Dursunbey’den sonra, Zonguldak Karadon’da yaşandı.  
17 Mayıs Pazartesi günü,  saat 13.28’de, Zonguldak’ın Kilimli Beldesi’nde bulunan Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Karadon Müessese Müdürlüğü’ne bağlı kömür ocağında meydana gelen grizu patlamasında 11 işçi yaralı olarak kurtulurken,  Yapı -Tek adlı özel şirkete bağlı sendikasız 30 işçi yerin 540 metre altında mahsur kaldı. Günler sonra 30 işçinin cesedine ulaşıldı.30 işçi daha kar uğruna kapitalizmin kurbanı oldu.
Bölgeye giden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, madenin en son 2009 Ekim ayında kapsamlı bir denetimden geçmiş olduğunu ve ihmalin söz konusu olmadığını açıkladı.
Karadon maden “kazası” madenlerde yaşanılan taşeronlaştırmayı yeniden gündeme getirdi.
“Maden Kanunu’nun değiştirilip ‘yeraltının’ özel şirketlere ve taşeronlaştırmaya açılmasıyla birlikte tüm Türkiye, kaza mahalline döndü. 2004’te iki, 2005’te bir ve 2006 ve 2007’de üçer ölümlü kaza meydana gelirken, 2008’de 22 ayrı ilde 38 ölümlü kaza yaşandı, 43 işçi öldü. Aynı şekilde, 2009 yılında 24 ildeki 63 kazada 92 işçi kaybedildi. 2010 yılı da farklı değil: İlk beş ayda 15 ilde 42 ölüm kaza oldu, 37 işçi öldü.” (Radikal, 19 Mayıs)
Yazının devamında şunlar söyleniyor:

“TTK artık ‘işlettiriyor
Kazaların tamamına yakını, özel şirketlerce işletilen madenlerde meydana geldi. Ölen işçilerin çoğunluğu sendikasızdı. Taşeron şirketlerde 750 ile 1250 lira arasına değişen maaşlarla yerin yüzlerce metre altına inip kazma sallıyorlardı. Maden Mühendisleri Odası Başkanı Mehmet Torun ve Genel Maden İş Sendikası Genel Başkanı Rasim Muslu, aynı ‘gerekçeye’ dikkat çekiyor: Taşeronlaştırma, esnek çalışma, sendikasızlaştırma...
Maden Mühendisleri Odası’nın verilerine göre, 1995 yılında tek bir maden kazası oldu. Yozgat Sorgun’da 40 işçi öldü. 2003’te, Erzurum Aşkale’de yedi ve Karaman Ermenek’te 10 olmak üzere, toplam 17 işçi hayatını kaybetti. 2004’te Çorum Bayat’ta üç ve Kastamonu Küre’de 19 olmak üzere, toplam 22 işçi toprağa verildi. Aynı yıl Maden Kanunu değiştirildi. Türk Taşkömürü Kurumu, ‘işleten’ olmaktan çıkıp ‘işlettiren’ de oldu. Bu, ‘yeraltının’ özel şirketlere daha yaygın biçimde açılması demekti.
Ertesi yıl, 2005’te Kütahya Gediz’de meydana gelen kazada 18 işçi birden öldü. 2006’da Balıkesir Dursunbey’de 17, Kastamonu Azdavay’da iki ve Bolu Mengen’de iki olmak üzere 21 işçi kaybedildi. 2007’de Karaman Ermenek’te iki, Balıkesir Dursunbey’de üç ve Zonguldak Kilimli’de iki, toplam yedi işçi öldü. Fakat bu düşüş yanıltıcıydı. Çünkü 2008’den itibaren ülke tarihinde görülmedik şekilde, maden kazaları bütün Türkiye’ye yayıldı. Kaza sayısı da ölüm de arttı.

Üç yıllık bilanço korkunç
2006 ve 2007’de sadece üçer ilde kaza meydana gelirken, 2008’de bu sayı 22 ile çıktı. Bu illerdeki 38 ölümlü kazada 43 işçi öldü. Üstelik hiç toplu ölüm yaşanmadı. Bu rakamlar 2009’da da artış gösterdi. Ölümlü kazaların meydana geldiği il sayısı 24’e, kaza sayısı 62’ye, ölüm sayısı da 92’ye çıktı! En çok kaza Zonguldak, Tekirdağ, Manisa, Kayseri, Antalya ve Şırnak’ta yaşandı. Bursa Mustafakemalpaşa’daki kazada 19 işçi birden öldü.
2010 ise, daha ilk beş ayındaki verilerle, önceki iki yılı şimdiden geride bıraktı. İlk beş ayda 15 ilde 25 ölümlü kaza meydana geldi. Bu kazalarda 37 kişi öldü, 60 kişi yaralandı. Balıkesir Dursunbey’de 23 Şubat’ta meydana gelen patlamada 17 işçi kaybedildi. Üstelik Zonguldak Kilimli’deki facianın sonuçları henüz bu istatistiğe eklenmedi...

‘Hep taşeronlaştırılan yerlerde’
İki gündür Kilim’deki kaza mahallinde bulunan Maden Mühendisleri Odası Genel Başkanı Mehmet Torun, tabloyu taşeronlaştırmaya bağlıyor. Torun’a göre, taşeronlaştırma, aynı zamanda esnek üretim ve sendikasızlaştırma anlamına geliyor:
“Son yıllardaki artış, özeleştirme ve taşeronlaştırmanın sonucudur. Çünkü 2004 yılındaki değişiklikle özelleştirme hızlandı. Ve buna bağlı olarak denetimler de zayıfladı. İşletmeler yetersiz şirketlere veriliyor. Kamudaki atamaların belli bir zihniyetin unsuru olmaları ve yetersizlikleri de bu kazaları tetikledi. Dikkat edin, kazaların meydana geldiği alanlar, özelleştirilen, TTK’nın uhdesinde olsa bile taşeronlaştırılan ocaklardır.”
(Radikal 19 Mayıs)
Bu yazıda verilen bilgiler, madenlerde yaşanılan “kazalar”ın nedenleri hakkında yeter bilgi veriyor.  Özelleştirme, taşeronlaştırma, esnek çalışma sonucu madenlerdeki “kazalar”da artış yaşanıyor.  Kapitalistlerin kar hırsı işçi hayatı/sağlığı dinlemiyor!
Başbakan Erdoğan, “Bu mesleğin kaderinde bu var. Mesleğe girerlerken de bu tür şeyler olabileceğini bilerek giriyorlar.” Sözleri,bu tür “kazalar”ın madencinin kaderi olduğunu söyleyerek insanların kadere inanmasını öğütlüyor. Yeterli önlem almayan devlet, işçilerin güvenliğini taşeron şirketlerin eline teslim ederek bu tür kazalar ve ölümlere neden olmaktadır. Bu tür kazalardan sonra ise bir iki günah keçisi bulunarak, bunlar göstermelik yargılanıp daha sonra salıverilmektedir. 
Maden kazası kader değil! İşçinin hayatı, işçi sağlığı kapitalizmde gözetilerek gerekli önlemler alınmadığı için sık sık iş cinayetleri yaşanmaktadır. Oysa gerekli önlemleri alarak “kazalar”ı en aza indirmek mümkün. Bu mümkünlüğü gerçeğe dönüştürmek için, üretimin amacı daha fazla kar olan kapitalizmi yıkıp, yerine üretimin amacı toplumun ihtiyacını gidermek olan sosyalizmi kurmak tek yoldur.

21 Mayıs 2010