gelişigüzel notlar



gelişigüzel notlar anasayfagelişigüzel notlar arşivydi çağrı anasayfa


google'de sitede


Oca
3-
11

3 Ocak Cumartesİ….

Baykal hiç şaşırmıyor…şaşırtmıyor… Kürtçe Tv programına karşı!

MHP de …
Bu arada PKK’de karşı. İlginç, fakat anlaşılır.
Bir yanı ile kimi liberallerin “devrim” dediği Kürtçe TRT yayını… Obama’nın başkan seçilmesi gibi bir şey..
Tabii entegrasyona hizmet için yapılıyor… ama yapılıyor… Sonuçta uluslaşmaya da (Kürt uluslaşmasına) hizmet eder… Dil uluslaşmanın en önemli unsurudur…
Bu bu yanı ile demokratik bir adımdır…
Bu arada başbakan Kürtçe kutladı açılışı!!! İlginç ki ilginç…Bundan 10 yıl filan önce bu söylense idi herhalde kimse inanmazdı. Bu tabii Kürt ulusal hareketinin mücadelesi sonucu oldu. Artık salt inkarla işin yürümeyeceğini gördü egemenlerin en azından bir bölümü.

TRT Türkiye’yi Eurovizyon’da temsil edecek şarkıcı ve şarkıyı seçmiş.. Belçikalı bir gurbetçi kızı … Şarkı dümteke düm tek.. İlk ona herhalde girer…

MHP ve dinciler ateş püskürüyor… Bu Türk kültürü müymüş filan. Düm tek uygundur.

 

Ve kanayan kanayan kanayan kanayan … Filistin…

Siyonist İsrail 8 gündür aralıksız vuruyor Gazze’yi… 400’ün üzerinde ölü…binlerce yaralı…
Her yerde protestolar… Ve protestolarda gelişen antisemitizm… Sınır iyice belirginsizleşiyor… Anti-Siyonizm nerde bitiyor/Yahudi düşmanlığı nerde başlıyor belli değil…
Vakit gazetesi tarihi antisemitizmden överek alıntılar yapıyor.. Düşman belli: Yahudi!

Bu akşam saatlerinde İsrail ordusu karadan da Gazze’ye girdi…

 

4 Ocak: Gazze

Uluslar arası Topluluk” bekleneni yapıyor… Bütün ülkelerde savaşa karşı gösteriler. Çokça antisemitizm de var. Fakat esası haksızlığa isyan..

ABD ve İngiltere BM Güvenlik Konseyinde “derhal ateşkes” kararının çıkmasını engelliyor. İsrail’in en azından Kuzey bölgesini “temizlemesi” için fırsat yaratıyorlar.
Türkiye 1 Ocak’tan bu yana Güvenlik Konseyi üyesi…
Gazze’ye BM Gücünün yerleştirilmesi önerileri var.. Mısır ve Türkiye’nin bu güç içinde yer alması önerileri var…
Gidiş bu yönde olabilir…

Al Jazeera /İngilizce’de bu akşam yayınlanan bir röportajda İsrail’li Yahudi bir yönetmen (Eyan) “iki devlet çözümü öldü mü”sorusuna mealen şu cevabı verdi:
“İki devlet çözümü zaten ölü doğmuş bir çözümdü. İki devletli çözümden kastedilen en başından itibaren İsrail devletinin denetiminde bir Filistin devletinin kurulması idi. İsrail’in her an müdahale edeceği kendi kontrolundaki bir Filistin devleti çözüm olamaz.
Çözüm demokratik bir devlettedir. Çözüm Filistin’in –İsrail’den başlayarak- demokratikleştirilmesindedir. Demokratik bir Filistin devletinde Yahudiler tabii ki azınlıkta olacaktır. Biz böyle demokratik bir devlette onların (bizim) azınlık haklarının nasıl garanti edileceğinin hesaplarını yapmalıyız.”

İsrail’in bu savaşla ne yapmak istediğine getirdiği yorum da, savaşın her şeyden önce iç politikaya dönük bir gösteri olduğu şeklinde idi.”
Ehud Barak, Olmert ve Livni’nin son aylarda düşen oyları bu savaşla ve savaş sonucu yükseliyor. Şubat’ta seçim var.
Şimdi Hamas çok güçlü gösterilerek, bu güya çok güçlü düşmana karşı kazanılacak savaş oya çevrilmek isteniyor. Gerçek gücün ne olduğu konusunda bir karşılaştırma yapsak durum şudur: Hamas’ın son sekiz yıl içinde İsrail’e yönelttiği roket saldırılarında verdiği zarar, İsrail’in bu son savaşın ilk üç-beş dakikasında verdiği zarara eşittir! Gerçek durum budur.

 

6 Ocak Salı …

ABD-İngiltere hala derhal ateşkes kararı çıkmasını engelliyor.

İsrail Han Yunus’a girdi. Şiddetli çarpışmalar yaşanıyor. İsrail fosfor bombası vb. güya yasaklanmış savaş araçlarını kullanıyor. Kimin umurunda? İsrail hükümet sözcüsü fosfor bombası ile ilgili soruya: “Biz NATO’nun, batılı demokratik devletlerin kullandıklarından başka bir silah ve cephane kullanmıyoruz” diyor. Doğrudur. Hepsi aynı silahları kullanıyor.
İyi de bu saldırının amacı ne? Amaç söylendiği gibi Hamas’ı zayıflatmak (belki yok etmek) ise, sonuç tam tersidir. Hamas askeri olarak zayıflatılsa bile bundan böyle savaşan tek güç olarak Filistinliler için daha fazla umut haline gelecektir. Siyasi olarak büyüyecek güçlenecektir.
O zaman amaç ne?
Acaba İsrail’in Şahinleri, Filistin’in Şahinlerine mahkum mu? Biri olmasa diğeri de olmayabilir mi? Acaba?

 

8 Ocak Perşembe …

Dün Ergenekon soruşturması kapsamında 38 yeni gözaltı oldu…

İçlerinde 8 muvazzaf asker; general eskileri de var.
General eskileri 28 Şubat’ın mimarları arasında.
Eski YÖK başkanı Kemal Gürüz; bu arada Yalçın Küçük de göz altına alanınlar arasında.
Eski İstanbul Belediye başkanı Bedrettin Dalan aranıyor. Kendisi önceden uçurulan bir haberle yurtdışına çıkmış 24 Ekim’de. Ondan beri yollarda. Döneceğim filan diyor. Çömez de diyordu. Dönmedi hala.
Ergenekon davasının gelişmesi ilginç..
Giderek hala genişliyor. Nereye kadar gittiğini, gidebildiğini göreceğiz.
Bu arada göz altıların hemen ardından MGK olağan toplantısı yapıldı. Mutad basın açıklaması ise yapılmadı.
İstanbul Barosu.. “hukukla ilgisi yok”, “intikamcılık” vb. tavrı takındı. Yargıtay başkanlar kurulu bugün toplanıyor.
Tabii Baykal da derhal “avukatlık” görevini yerine getirdi. “Cumhuriyet’ten intikam alınıyor!” fetvasını verdi.
Adalet Bakanı Şahin, davanın tamamen “bağımsız yargı”nın işi olduğunu, kendinin de Adalet Bakanı olarak gelişmeleri medyadan izlediğini, işin siyasi yanı olmadığını vb. açıkladı.
Yani eski tas eski hamam. Değişen şey giderek “dokunulmaz”ların sayısının azalması. Ve bu kötü değil.
Tabii geri planı iktidar dalaşı. Yesinler birbirlerini.

Dün ayrıca Fransa ve Mısır’ın “derhal ateşkes” önerisinin İsrail tarafından kabul edildiği, Hamas’ın da öneriyi görüştüğü haberleri çıktı. Fakat sonuç İsrail’in bundan bağımsız “insani yardım amaçlı”(!!!) üç saatlik “ateş arası” ertesinde yoğun bombardımanlar, çatışmalar devam etti.

Bu sabah Lübnan’dan Kuzey İsrail’e füze atıldığı haberleri İsrail medyası üzerinden duyuruldu. Hamas ve Hizbullah bunun kendi işleri olmadığı açıklamasını yaptılar.
İsrail füze atışının sürmesi halinde Ürdün’ü bombalayacağı tehditini savurdu. Yani savaşın genişleme ihtimali de / ateşkesle kesilme ihtimali de gündemde.

 

11 Ocak Pazar...

Savaş bütün hızıyla sürüyor.

Görünen o ki, İsrail Gazze kentine karadan girip “ev ev temizlik” yapma, Hamas’ın askeri gücünü ciddi olarak geriletme peşinde.
Arka planında Abbas’ın Filistin başkanlığı döneminin bitmiş olması, yeni başkan seçilme zorunluluğunun olması (4 yılı Ocak 2009’da bitti, Hamas şimdi onu başkan olarak tanımadığını, seçim gerektiğini açıkladı; El Fetih ise Abbas’ın başkan olduğunu, anayasaya göre başkanlık seçimlerinin genel seçimlerle birlikte yapılması gerektiğini, genel seçimlerin ise 2010’da olduğunu savunuyor) da var mutlaka. Bu seçimlerde Hamas’ın gösterdiği bir adayın seçilme ihtimali İsrail için de, El Fetih için de felaket senaryosu. İsrail bu savaşla bu ihtimalin önünü almak için de savaşıyor olabilir. Peki de bu planın tutacağının garantisi var mı? Saldırı, Hamas askeri olarak zayıflasa bile, onu siyaseten güçlendirmiyor mu?
Hamas için bu savaşta “zafer” nedir? İsrail’e karşı savaşmak ve direnmenin kendisi zaferdir Hamas için. Ve sanırım Filistinlilerin /en azından Gazze’dekilerin çoğunluğu için de bu –hele bu savaştan sonra- böyledir!

 

Başka bir şey..

5. Ocak’ta Bakanlar Kurulu’nun Nazım Hikmet’i TC vatandaşlığından çıkaran kararı kaldırdığı karar resmi gazetede yayınlandı. Yani “Sevdalınız Komünist” Nazım şimdi TC vatandaşı.
Bu tabii bunu kimin yaptığı açısından önemsiz değil. Sembolik değeri de önemsiz değil. Sonuçta TC devleti geri adımı atan. Onun adına AKP hükümeti. Kimilerini kızdırabilir bu adım.
İşin özünde ve onu komünist olarak savunanlar açısından ise NH bir “dünya vatandaşı”dır. Onun vatanı bütün dünyadır, işçi sınıfının, ezilenlerin, emekçi halkların mücadelesidir. Üst tarafı hikayedir.

üste dön

© 2009 www.ruyawebtasarim.com | Sayfa Tasarımı AzOzDesign