Milyonlarca memur ve memur emeklisinin 2026-2027 dönemini kapsayan Toplu Sözleşme süreci başladı.
8.Dönem Toplu Sözleşme’de Kamu İşveren Heyeti 2026 yılının ilk altı ayı için yüzde 10, ikinci altı ayı için yüzde 6, 2027 ilk altı ayı için yüzde 4, ikinci altı ayı için yüzde 4 teklif etti.
Hükümetin kamu çalışanları ile adeta dalga geçen teklifi memur konfederasyonları tarafından çeşitli eylemlerle protesto edildi.
En fazla üyeye sahip Memur-Sen (1 milyon 78 bin 831 üye) 2026 yılı için %88, 2027 yılı için ise %46 oranında zam talep ediyor.
Türkiye Kamu-Sen (560 bin 60 üye) 2026 ilk altı ay %30, ikinci altı ay %20, %10 refah payı, 2027 yılı için ocak ve temmuz aylarında %20+%10 zam ve %10 oranında refah payı talep ediyor.
Birleşik Kamu-İş (189 bin 332 üye) Grevli Toplu Sözleşmeli Sendika Yasası yanı sıra, yoksulluk sınırı üzerinde maaş talep ediyor.
KESK ise (166 bin 266 üye) grevli toplu sözleşme hakkı ve kimi taleplerin yanı sıra Ocak 2026 itibari ile en düşük kamu emekçisi maaşının 100 bin TL üzerine çıkarılmasını talep ediyor.
Kamu çalışanları ne yapmalı?
Doğru ve yapılması gerekli olan ayrı ayrı sözleşme teklifleri yerine tek taslakla ortaya çıkmak, tabandan birliği sağlamak ve kamu emekçilerinin ortak mücadelesini örgütlemektir. Ancak bu şekilde hükümet ve AKP yandaşı Memur-Sen üzerinde baskı kurulabilir. Konfederasyonların ayrı ayrı bir şeyler yapmaya çalıştığı bu parçalı durum sonuçta sermayenin ve onun temsilcilerinin işine yarıyor.
Sermaye yanlısı hükümetin kamu emekçisiyle dalga geçer gibi bir teklifle gelme cesareti gösterebilmesinin bir nedeni var. O da sadece kamu emekçileri değil bir bütün olarak işçi ve emekçilerin içinde bulunduğu örgütsüzlük ve dağınıklıktır. İşçi sendikaları ile karşılaştırıldığında kamuda sendikal örgütlenme oranı yüksek olmasına rağmen, kamu emekçileri dört konfederasyon arasında bölünmüş durumdadır. En fazla üyeye sahip Memur-Sen iktidar ve AKP yandaşıdır. Buna bir de sendikaların büyük çoğunluğunun sermaye yanlısı tutumu eklenince işçi ve emekçilerin açlığa ve yoksulluğa mahkûm edilmeleri kaçınılmaz olmaktadır.
Fakat elbette bu hep böyle gitmeyecektir. Elbette ezilenlerin kendi taleplerini kendi ellerine aldıkları gün gelecektir. İşte o zaman hiçbir kuvvet ezilenlerin gücü karşısında duramayacaktır!
Sefalet zammına mahkûm olmak istemiyorsak, ücretlerin enflasyon karşısında erimesini, alım gücünün düşmesini istemiyorsak, gerçek ücret artışı istiyorsak, o zaman mücadele dışında başka seçenek yok!
Kamu emekçileri mücadeleyi yandaş konfederasyonlara bırakmamalı, mücadeleyi kendi ellerine almalıdırlar.
14 Ağustos 2025


































































