DGD-SEN (Depo, Liman, Tersane veDeniz İşçileri Sendikası) öncülüğünde 23 Ocak Cuma günü binlerce Migros depo işçisi, “yüzde 50 zam, banka promosyalarının eksiksiz ödenmesi, verginin işveren tarafından ödenmesi, ayrımsız-şartsız ve işkolu değişmeksizin tüm migros taşeronlarına kadro” talepleriyle iş bıraktı.
İki gün gibi kısa bir sürede 12 depoda iş bırakılırken, yaklaşık 20 depoda iş yavaşlatma eylemleri gerçekleştirildi. *
Migros depolarında taşeron şirket sahibi olan US Grup ve MBM patronları Tez-Koop-İş’in eski yöneticileri Veysel Cingöz ve Mehmet Emin Meriç, uzun yıllar işçileri köle gibi çalıştırdı, sendika haklarını gasp etti.
Migros depo işçilerinin fiili grevi, işçiler ile dayanışma eylemleri, Migros boykotu devam ederken; Migros yönetimi geri adım atmak zorunda kaldı. 43 dağıtım merkezinde çalışan 7 bin 875 taşeron işçiyi Migros kadrosuna aldığını duyurdu.
Migros, kadroya geçirdiği depo işçilerini, mağaza işçilerinin devamı gibi göstererek 10 No’lu iş koluna taşıdı.
Depo işçileri fiilen 8 No’lu iş kolunda (Depo, liman, tersane iş kolu) çalışıyor. DGD-SEN de bu iş kolunda örgütleniyor. Migros’un yıllardır yaptığı temel hamlelerden biri, aynı işi yapan depoları farklı iş kollarında göstererek örgütlenmeyi parçalamak oldu. Bugün de aynı yöntemin başka bir versiyonunu devreye sokuyor.
10 No’lu iş kolunda örgütlü olan sendikalardan biri de işbirlikçi, sarı sendika Tez Koop-İş. Migros yönetimi DGD-SEN’in fiilen örgütlü olduğu alanı hukuki anlamda boşaltıyor. Kadro ‘tavizi’ sendikal tasfiye ile birlikte geliyor. Yani işçilere “kadro” verilirken, aynı anda örgütlü güçleri dağıtılıyor.
Migros patronu depo işçilerine kadro vererek, iş kolu değiştirerek örgütlenmeyi dağıtmak, DGD-SEN’i tasfiye etmek, işçileri Tez Koop-İş’in denetimine sokmak istiyor.
Depo işçilerinin direnişi hakkında tek laf etmeyen Tez-Koop-İş, direnişe kendileri öncülük etmiş, Migros patronunun icazetiyle değil de depo işçileri kendi özgür iradeleriyle kendilerini seçmiş, işçileri kendileri örgütlemiş, işçilerin kadroya geçirilmesi kendi başarısıymış gibi açıklamalar, paylaşımlar yaptı.
Depo işçilerinin fiili grevi, direnişi sırasında 303 işçi işten atıldı. Tez Koop-İş utanmadan, sıkılmadan bu işçilerin işe iadeleri için görüşmeler yaptığını açıkladı.
“Migros Ticaret AŞ. ile yürütülen toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde, emeğin onurunu ve çalışma barışını savunan sendikamız büyük bir kazanımın fitilini ateşledi. Depo işyerlerinde iş akitleri feshedilen emekçilerin durumunu masaya taşıyan Sendikamız, bu süreçte işe iadelerin kırmızı çizgimiz olduğunu vurguladı.
Görüşmelerde işçiler için sosyal ve ekonomik bir yıkım anlamına gelen iş akdi fesihlerinin çalışma barışını da derinden etkileyeceğini vurgulayan Sendikamızın kararlı duruşu, diyalogdan kopmayan ama taviz de vermeyen örgütlü gücü sonuç verdi. İşveren temsilcileri, fesih kararlarını yeniden değerlendireceklerini sözlü ve yazılı olarak beyan ettiler. İşten çıkarılan işçilerin durumunun sendikamızın kararlı ve yapıcı tutumu çerçevesinde tekrar gözden geçirilmesi kararlaştırılarak tutanak altına alındı.
Bu sadece bir tutanak maddesi değil, örgütlü mücadelenin zaferidir!
Bu gelişme, örgütlü olmanın ne kadar hayati olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır. Tez Koop-İş Sendikası bugüne kadar hiçbir üyesinin sorununu masada sahipsiz bırakmamıştır. Bu süreçte de Migros depo işçisi arkadaşlarımızın hak kaybına uğramaması için atılan somut adımların takipçisi olmaya devam edecek; hiçbir üyemizi, hiçbir sınıf kardeşimizi bu yangının ortasında yalnız bırakmayacağız.“ (www.tezkoopis.org)
Bunları işbirlikçi, sarı sendika söylüyor. Ne de olsa dilin kemiği yok! Salla gitsin!!
Tez Koop İş sendika bürokratlarının kendi konumlarını ve çıkarlarını her şeyin üzerinde tuttukları sınıf işbirlikçisi, uzlaşmacı bir siyaset izleyen sarı bir sendikadır. Bu sarı sendikanın işçilerin haklarını nasıl koruduğunun yaşanmış onlarca örneği vardır.
Tez Koop-İş, genel merkez yöneticilerinin aldığı maaşlarla, kumar görüntüleri ve aldıkları iddia edilen lüks daireler ile gündemden düşmüyor.
Şöyle ki;
Sosyal medyada genel merkez yöneticilerinin 500 bin lira maaş aldığı iddia edildi. Gazete Pencere’ye konuşan sendika yöneticileri 170 bin lira maaş aldıklarını açıkladılar.
19-23 Aralık 2024 tarihleri arasında Kuzey Kıbrıs’ta 5 yıldızlı Cratos Premium Hotel’de, sendika yönetimi Başkanlar Kurulu toplantısı düzenlediği ve toplantı sırasında çekildiği belirtilen görüntülerde Genel Başkan Haydar Özdemiroğlu ile Genel Sekreter Hakan Bozkurt’un kumar oynarken çekilmiş görüntüleri sosyal medyada paylaşıldı.
Gazete Pencere yazarı Tolga Balcı’nın köşesinde aktardığı bilgilere göre, Tez Koop-İş Genel Başkanı Haydar Özdemiroğlu ile Genel Sekreter Hakan Bozkurt’un Kuzey Kıbrıs’ta kumarhane ve otel projesiyle dikkat çeken Grand Sapphire Residences adlı lüks konut projesinden daire satın aldığı öne sürüldü. Projede 2+1 dairelerin yaklaşık 10 milyon TL seviyesinde alıcı bulduğu belirtiliyor.
Haberde, sendika yöneticilerine söz konusu konut alımı iddialarının da sorulduğu ancak henüz bir yanıt alınamadığı ifade edildi.
Tez-Koop-İş, sendikal bürokrasinin çürümüşlüğünün, sendika ağalarının saltanatının boyutlarını gösteriyor.
Sadece Tez-Koop-İş mi? Sendika yönetimlerinin büyük çoğunluğu kendi kişisel çıkarlarını sınıfın çıkarları üzerinde tutmaktadır.
Sendikal yapının kahir çoğunluğu gericileşmiş, yozlaşmış, işbirlikçi, sarı anlayışların egemenliği altındadır. Bu sendikalarda yüksek maaşlar, harcırah, hizmet ödeneği, imtiyazlar vb. uğruna koltuk kavgaları yapılmakta, her türlü oyun oynanmakta, her türlü üç kağıt yapılmaktadır.
Sendikal bürokratik kastın egemenliği, sendika içi demokrasinin yokluğu, genel merkezlerin şubeler üzerinde egemenliği, genel merkez ile ters düşen ya da muhalefet yapan şubelerin görevden alınması, olağanüstü genel kurula götürülmesi genel bir durumdur. Şu veya bu sendikanın, şu veya bu sendika şubesinin mücadeleci olması ya da ileri olması bu genel durumu değiştirmiyor.
Sendikal bürokrasi, sendika ağaları işçilerin aidatları üzerinden saltanat sürüyor. Yetmiyor, üçkağıtla, sahtekarlıkla işçilerin aidatları cebe aktarılıyor. Peki, bu kader mi? Önlenemez mi? İşçiler sendikal bürokrasiye mahkûm mu, alternatif yok mu?
Alternatif var. Alternatif, gerçek anlamda sınıf sendikacılığıdır. Nedir sınıf sendikacılığının ilkeleri?
Şube başkanlığı, sendika yöneticiliği, profesyonel sendikacılık en fazla iki dönemle sınırlandırılacaktır. Sendika yöneticilerinin maaşları kalifiye işçi ücreti düzeyinde olacak, imtiyazlar ortadan kaldırılacaktır. Bunun için sendikalarda gizli devrimci fraksiyon çalışması yürütmek, adım adım sınıf sendikaları inşa etmek, olan sendikalar içinde çalışarak dönüştürmeye çalışmak, devrimci işçilerin sendikaların yönetimine gelmesi için mücadele etmek vb. görevlerimiz vardır. Bu görevlerin yerine getirilmesi için işletmelerde çalışmayı esas almak mutlak gerekliliktir.
Sendikal bürokrasinin çürümüşlüğünün panzehiri sınıf sendikacılığıdır.
14 Şubat 2026
*Bu yazı yazılırken Migros depo işçilerinin kazandığı sevindirici haberi geldi. Resmi ve ayrıntılı açıklama daha sonra DGD-SEN tarafından yapılacak. Yılmadan direnen Migros depo işçilerini selamlıyoruz.


































































