19 Mart 2025’te İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilmesi, gözaltına alınması ve tutuklanması; burjuva klikler arasında yürüyen iktidar dalaşının parçası olsa da, İmamoğlu’nun önünü kesmek, Cumhurbaşkanı adayı olmasını engellemek için yapılmış olsa da; hukuk ile ilgisi olmayan bu siyasi adım AKP/MHP iktidarının izlediği siyasete karşı kitlelerde birikmiş öfkeyi tetikledi.
AKP/MHP iktidarının uyguladığı dizginsiz faşizm, kendilerine muhalif olan herkese saldırması, açık ve sistemli terör, halkın seçimini beğenmemesi, seçmen iradesini hiçe sayması, kayyum uygulaması, baskılar, tutuklamalar, gözaltılar, hapis cezaları, pervasızlık, hukuksuzluk, yolsuzluk, yiyicilik, enflasyon, yoksullaşma vs. vs. gibi uygulamalar; AKP/MHP iktidarına karşı kitlelerde birikmiş öfke İmamoğlu’nun tutuklanması ile açığa çıktı. Birikmiş öfke patladı.
19 Mart sabahı İstanbul Üniversitesi’nde polis barikatının öğrenciler tarafından yıkılıp aşılması, hareketin kitleselleşmesi açısından önemli bir rol oynadı.
Yapılan kitlesel gösteriler, yürüyüşler yoğun polis şiddeti ile bastırılmaya çalışıldı. Faşist terör özellikle üniversite gençliğine karşı yoğunlaştırıldı. Gözaltılar, tutuklamalar, biber gazı, polis barikatları, yasaklar… vs. ile hareket engellenmeye çalışıldı.
AKP/MHP iktidarından hoşnut olmayan emekçilerin bir bölümünün katıldığı, yüksekokul gençliğinin bir bölümünün militan eylemleri CHP’yi aştı ve CHP’yi de peşinden sürükledi.
Hareket düzen partisi CHP’yi aşma eğilimi gösterse de, eylemlerde CHP’nin pasif tutumuna tepki gösterilse de, kitlelerin mücadelesine önderlik edecek devrimci bir önderlik olmadığı için, hareket egemenler arasında iktidar dalaşının parçası olarak yürüdü.
Eylemlerde yer alan emekçiler de burjuvaziden bağımsız, kendi temel talepleri, kendi çıkarları, kendi özgünlükleri içinde hareket edemediği için eylemler sonuçta burjuva klikler arasında iktidar kavgasının bir parçası olarak kaldı.
Kitlelerin AKP/MHP iktidarına karşı patlayan öfkesini, CHP kendi siyasi çıkarları için kullanmaya çalıştı.
CHP, AKP/MHP iktidarının İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adayı olmasını engellemek için yaptığı siyasi operasyonu sokağı hareketlendirerek, bütün muhalefeti kendi etrafında toplayarak, AKP’yi Erdoğan’ı en kısa süre içinde erken seçime zorlamak için kullanma planı tutmadı.
AKP/MHP iktidarının CHP’li belediyelere yönelik operasyonları bir yıl boyunca sürdü, sürüyor. Operasyonların amacı “yolsuzluk” olarak açıklanıyor.
CHP’ye operasyonların nedenleri
AKP/MHP iktidarının CHP belediyelerine yönelik yürüttüğü operasyonların iki temel nedeni var:
1.31 Mart 2024 yerel seçimlerinde AKP birinci parti olma konumunu yitirdi. Yüksek enflasyon altında ücretleri eriyen, alım gücü düşen ve yoksullaşan emekçi yığınların hoşnutsuzluğunun CHP’ye yönelmesi ile yerel seçimlerden CHP birinci parti çıktı.
AKP, yerel seçimlerde kazandığı başarı ertesinde “uslu muhalefetten” uzaklaşan, kendisine yönelen operasyonlara karşı emekçi kitlelerin büyüyen hoşnutsuzluğunu arkasına alarak sokağa inen CHP’yi “hizaya getirmek” ve gelecek seçimlere kadar tekrar birinci parti konumuna gelmek istiyor.
Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilmesi, gözaltına alınması ve tutuklanması bir yanıyla Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı adayı olmasını engellemek için yapılmıştır. Diğer yandan İmamoğlu hamlesi İstanbul Büyük Şehir Belediyesi’nin muazzam boyuttaki rantının CHP, İmamoğlu takımı tarafından tepe tepe kullanılmasını engellemek içindir
2.Bu düzende belediyeler rant kapısıdır. Adı ne olursa olsun burjuva, düzen partilerinin yönetiminde belediyelerde yolsuzluk, rüşvet, yiyicilik kural dışı değil, kuraldır.
Kapitalizmde burjuva siyaset çıkar için yapılır.
Siyasetin “halka hizmet için” yapıldığı büyük bir yalandır.
Cebini doldurmak, rüşvet, yiyicilik, ihalelerden pay almak, aracılık yapmak, iş takibi yapmak vb. vb. burjuva siyasetçilerinin hepsinin yaptığı işlerdir.
Burjuva siyasetinde temel ilke ilkesizliktir.
Yiyicilik, rüşvet, yolsuzluk sömürü düzeninin kaçınılmaz yol arkadaşıdır. Burjuvazinin hangi partisi olursa olsun bu ilke değişmez!
AKP’nin 23 yıllık iktidarında da bu ilke değişmedi. AKP’nin iktidarı aynı zamanda yiyicilik, rüşvet, yolsuzluk iktidarıdır.
Yolsuzlukları ayyuka çıkanların, yolsuzluk gerekçesiyle başka partiye operasyon çekmeleri sahtekârlıktır! Evet, CHP’li belediyelerde de yolsuzluk, yiyicilik vardır. Bu inkâr edilemez. Ancak operasyonların amacı gerçekte yolsuzlukla mücadele değildir. Tam tersine yolsuzluk gerekçesiyle siyaset yeniden dizayn edilmek, yerel seçimlerden birinci parti çıkan CHP yıpratılmak isteniyor.
Burjuva siyasetin iki partisi, AKP ve CHP arasında iktidar kavgası yürüyor. Bu kavga ne iktidar partilerinin ifade ettikleri gibi “yolsuzlukla”, “rüşvetle”, “sahtecilikle” vb. mücadeledir; ne de CHP’lilerin dedikleri gibi “hak, hukuk, adalet”, “demokrasi” mücadelesidir.
Bu kavga bizim kavgamız değil!
AKP/MHP ile CHP arasındaki dalaş, kavga; ne demokrasi kavgasıdır, ne de faşizme karşı mücadeledir. Kavgaları devlete kimin hâkim olacağı, devleti kimin yöneteceği, devlet nimetlerinden kimin yararlanacağı kavgasıdır.
Bu kavgada taraf değiliz!
Bizim tarafımız var: işçilerin, emekçilerin, ezilenlerin yanı, sınıf mücadelesi ve devrim mücadelesi!
Bizim kavgamız AKP/MHP iktidarının gitmesi, yerine CHP iktidarının gelmesi kavgası değildir.
Bizim kavgamız burjuvazinin, sermayenin devletini yıkma kavgasıdır. Sömürü düzenini yıkma kavgasıdır.
Zira işçilerin, emekçilerin, halkların, ezilenlerin sınıf düşmanı yalnızca AKP/MHP iktidarı değil, bir bütün olarak burjuvazinin iktidarı ve onun devletidir.
Burjuvaziden bağımsız, egemenler arasında yürüyen iktidar dalaşının parçası olmadan, bir tarafın yedeğine düşmeden sınıf mücadelesini yükseltmek tek doğru yoldur.
AKP/MHP iktidarı gider, yerine başka bir burjuva iktidar gelir.
İşçilerin, emekçilerin sorunları olduğu gibi devam eder. Emekçiler için değişen hiçbir şey olmaz.
Tepkimizi, mücadelemizi bir bütün olarak burjuvazinin düzenine karşı devrim mücadelesi olarak yürütmeliyiz.
İşçiler, emekçiler, ezilenler bulundukları her alanda taleplerini meydanlara taşımalı, sömürüye, baskıya, adaletsizliğe, seçmen iradesini hiçe sayan uygulamalara karşı; iş, ekmek, özgürlük için kendi mücadelesini vermelidir.
Gerçek demokrasi burjuva partiler arasındaki kavgada taraf olmak ile kazanılmaz!
Sömürü düzeni sürdüğü sürece gerçek demokrasi gelmez!
Gerçek demokrasi ancak işçi sınıfı önderliğinde devrim ile kazanılır!
Mücadelenin hedefi sadece “”tek adam rejimi” değil, sömürü düzenin yıkılması olmalıdır!
17 Mart 2026


































































