Suriye Geçiş Hükümetine bağlı silahlı grupların tank, top ve insansız hava araçları kullanarak Halep’in Kürt mahalleleri Şeyh Maksut ve Eşrefiye’ye 7 Ocak’ta saldırmasıyla başlayan çatışmalar sürüyor.
Binlerce sivil çatışmalar nedeniyle bölgeyi terk etmek zorunda kaldı.
Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahallesinde güvenlik noktalarına karşı “kapsamlı savaş” ilan eden Suriye Ordusu, iki mahalledeki Suriye Demokratik Güçleri mevzilerinin doğrudan askeri hedef olduğunu ilan etti.
Suriye hükümeti, SDG’ye bağlı silahlı gruptan bölgeyi terk etmesini isterken, SDG ise yaptığı açıklamada, Halep’te hiçbir askeri varlığının olmadığını, iki mahallede güvenliğin “İç Güvenlik Güçlerine” devredildiğini belirterek “Saldırıların devam etmesi sadece Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahalleleri veya Halep şehri ile sınırlı kalmayacak, tüm Suriye’yi açık bir savaş alanına dönüştürecek ciddi sonuçlara yol açacağı konusunda” uyarıda bulundu.
Bu sabah itibari ile Şeyh Maksud ve Eşrefiye Sağlık Konseyi’nden yapılan açıklamada saldırılar ve bombardıman sonucu 8 kişinin hayatını kaybettiği, 57 kişinin yaralandığı duyuruldu.
10 Mart 2025 tarihinde Ahmet Şara ile SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi arasında, ABD‘nin arabuluculuğunda 8 maddelik bir antlaşma imzalandı.
10 Mart Anlaşması Suriye’nin kuzey ve doğusundaki askeri ve idari yapıların merkezi hükümetle olan ilişkilerini düzenleme adına teknik komitelerin kurulmasını, SDG’nin Suriye savunma sistemine entegre edilmesi, bölgedeki yerel yönetimlerin anayasal statüsü ve idari yetki paylaşımı gibi temel başlıkların tartışılması için bir yol haritası belirlenmesini öngörüyor. Anlaşma, yıl sonuna kadar tamamen hayata geçirilmesi için tarafları çalışmalar yürütmekle yükümlü kılıyor.
SDG üzerinde 10 Mart anlaşmasına uyması, yeni Suriye yönetimine entegre olması için yoğun baskı uygulanıyor. Bu baskılar yer yer sahada Geçiş Hükümetine bağlı silahlı grupların SDG güçlerine saldırmasına neden oluyor.
Türkiye, ABD ve Batı’nın desteklediği HTŞ, Suriye’de “tek devlet, tek hükümet, tek ordu” olmasını istiyor. Silahlı grupların silahlarını bırakmalarını, bölgesel iktidarlarını dağıtmalarını, yeni Suriye rejimine katılmalarını istiyor.
Rojava’da Özerk Yönetim ise elinde tuttuğu bölgesel iktidarını, kurulacak yeni bir Suriye rejimi içinde, iktidardan pay alma karşılığında dağıtmak istemiyor. Rojava’daki yapıyı korumak için silahlı gücünü Suriye merkezi ordusu içinde çözme planını reddediyor. Bölgede, âdemi merkeziyetçi bir yapı içinde iktidarını sürdürmek istiyor. Özerk Yönetim Suriye’de yaşayan Kürtler, Nusayriler, Araplar, Aleviler vb. için eşit anayasal haklar istiyor.
Halep’te gerçekte iki ayrı plan, program çatışıyor. HTŞ ve Türkiye’nin planı, bütün Suriyeli güçlerin içinde bir biçimde yer alacağı, HTŞ’in başat güç olduğu merkezi bir Suriye devleti ve Özerk Yönetimin bölgesel iktidarını elinde tuttuğu âdemi merkeziyetçi bir Suriye planı.
Diğer yandan İsrail de açıkça Suriye’de merkezi bir devlet örgütlenmesini engellemeye çalışıyor. İsrail’in Suriye planı 4 ayrı devletten oluşuyor. Güney’de aslında Golan Tepelerinin işgalinin devamı olan doğrudan İsrail’in kontrolünde bir Dürzi devleti, Akdeniz kıyısında bir Nusayri devleti, Kuzey Batı Rojava’da Kürdistan devleti, ülkenin geri kalan kısmında bir Sünni Arap devleti.
Rojava’da belirleyici emperyalist güç olan ABD emperyalizmi, bir yandan SDG silahlı güçlerinin Suriye ordusuna entegre olmasını savunurken, diğer yandan Pentagon SDG’ye silah ve para desteğini sürdürüyor. Aynı zamanda ABD İsrail’i de destekliyor. Bu nedenle ABD’nin Suriye tavrı ikirciklidir.
T.C. Rojava’da Özerk Yönetimini kendisine yönelik bir tehdit olarak algılıyor ve devam eden pazarlıklarda, eğer Rojava’daki özerk bölge yönetimi tavrında ısrar ederse, yeni Suriye yönetimine entegre olmazsa askeri yola başvurmak ile tehdit ediyor, Halep’e saldıran Geçiş Hükümetine bağlı silahlı grupları destekliyor.
Türkiye ve ABD’nin Suriye planı anda örtüşür görünse de sürecin nereye doğru evrileceği henüz belli değil, Suriye’de çok seçenekli bir satranç oynanıyor ve bu satrançta oyun kurucu ABD’dir!
Suriye’de gerçekte emperyalist büyük güçler arasında paylaşım dalaşı yaşanıyor. Emperyalistler, işbirlikçileri, gerici bölge devletleri paylaşımdan pay kapmaya çalışıyor.
Emperyalist paylaşımdan en fazla zararı gören işçiler, emekçiler, ezilen halklardır. Çıkarlar için birbirine kırdırılan, ölen, yerini yurdunu terk etmek zorunda bırakılan onlardır.
Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahallesine yapılan saldırıları kınıyoruz!
Saldırılara derhal son verilmelidir!
Suriye’de nasıl yaşayacaklarına emperyalistler, bölge gerici devletleri değil halklar karar vermelidir!
Suriye’nin kaostan çıkmasının tek yolu vardır:
Suriye’de çeşitli ulus ve milliyetlerden işçiler, emekçiler, ezilenler, halklar için tek gerçek çözüm, ulusların ayrılma hakkına sahip olduğu, özgür bir ortamda tüm milliyetlerin eşit koşullarda yan yana yaşadığı, demokratik federatif bir Suriye devletidir.
Ancak bunun emperyalizmin, kapitalizmin egemenliği şartlarında gerçekleşmesi mümkün değildir.
Suriye’de gerçek çözüm işçi sınıfı önderliğinde devrimdedir.
8 Ocak 2026


































































