AKP/MHP iktidarında kâğıt üzerinde var olan burjuva hukuk rafa kaldırılmıştır.
Bu yeni bir durum değildir!
Burjuva muhalefet hukukun rafa kaldırılması ve yargının siyasallaşması sanki yeni bir durummuş ve sadece AKP/MHP iktidarına özgüymüş gibi lanse ediyor. Burjuva muhalefetin kuyruğuna takılan solun önemli bir bölümü de bu koroya katılıyor.
Oysa bundan önceki tüm iktidarlar döneminde de böyle idi. Hukuk, bu bağlamda hukuk bürokrasisinde egemen olanın elinde rakibine karşı kullanılan silahtı.
Kuzey Kürdistan/Türkiye’de en başından bugüne kadar hukuk adına uygulanan gerçekte hukuksuzluktur. Hukuk denen şey guguktur. Kâğıt üzerinde var olan burjuva hukukun pratikte uygulanmaması, hukuk adına uygulananın guguk olduğunu söylüyoruz.
Sınıflı bir toplumda sınıflar üzeri, tarafsız, toplumun bütün sınıflarından, katmanlarından tüm bireylerine karşı eşit davranarak adalet dağıtan bir hukuk olmaz.
Burjuvazinin egemen olduğu sınıflı toplumlarda burjuva hukuku egemendir. Burada hukuk esas olarak burjuvazinin işçi sınıfı ve emekçiler üzerindeki diktatörlüğünün bir aracıdır. Burjuvazinin yasalarla da garanti altına alınmış iktidarını sürdürmenin, ona yasal meşruiyet görüntüsü vermenin bir aracıdır. En ileri burjuva demokrasisinde bile, burjuva hukuku işçi sınıfı ve emekçiler karşısında burjuvazinin haklarını savunur.
İşçi sınıfı diktatörlüğünde hukuk tabii ki tarafsız olmayacaktır. Burjuvaziye karşı işçi ve emekçilerden yana olacaktır.
Türkiye de bütün Cumhuriyet dönemi boyunca yargı her zaman doğrudan siyasi iktidar ile iç içe olmuştur. Bunun tek istisnası AKP’nin siyasi iktidarı ele geçirdiği ve fakat henüz yargı aygıtını ele geçirememiş olduğu dönemdir. Bu halde de yargı onu elinde tutan Kemalist yargı elitinin; daha sonra özellikle 12 Eylül 2011 Anayasa referandumu ertesinde yapılan değişikliklerle HSYK da egemen hale gelen cemaatin, AKP ile iktidar mücadelesinde dayandığı kale olmuştur. Şimdi de esas olarak AKP’nin elindedir yargı.
Yasalar karşısında herkesin eşit olduğu bir durum hiçbir dönem yaşanmamıştır. Yargı bürokrasisinde “dayısı” olanlar, rüşvetle işini yaptırabilenler; siyasi baskı ile işini yaptırabilenler vb. için yasalar onlara uygun bir şekilde yorumlanıp uygulanmıştır.
Maddi ve manevi işkence, mahkûmiyet kararı olmaksızın uzun tutukluluk süreleri kural dışı değil, kural olmuştur. “Karakolda doğru söyler, mahkemede şaşar” Osmanlıdan bu yana işkencenin yaygın kullanımını iyi ifade eden bir özdeyiştir.
Sanıklar bütün toplumda en baştan suçlu olarak ilan ve teşhir edilmiştir ve edilmektedir.
Davalarda yasal yollarla elde edilmiş olmadıkları açık olan deliller, mahkûmiyet kararlarında temel alınmıştır vs.
Bu yüzden ülkelerimizde burjuva anlamda hukuktan söz etmek yanlıştır.
Ülkelerimizde en başından bugüne kadar hukuk adına uygulanan hukuksuzluktur.
İşte İstiklal Mahkemeleri hukuku, işte tek parti hükümeti dönemi CHP hukuku, işte 50-60 yılları arasında DP hukuku, işte 27 Mayıs hukuku, işte 12 Mart hukuku, işte 12 Eylül hukuku, işte Gülen cemaati hukuku ve işte şimdi AKP/MHP hukuku. Hepsi aslında guguktur.
Yargı karşısına çıktıklarında hukuk adına haksızlığa uğrayanlar, her dönemde haklı olarak adaletsizlikten, hukuksuzluktan yakındılar. Egemen sınıfların kendi aralarındaki iktidar dalaşlarında da hukuk birbirlerine karşı bir silah olarak kullanıldı. Onların anda iktidar mücadelesinde alta düşen kesimi de hukuksuzluktan nasibini aldı. Fakat kendileri üste çıktıklarında şikayetlendikleri şeyi yaptılar.
AKP iktidara gelene kadar, Kemalist devlet yargı yoluyla da onların iktidar olmasını engellemek için her şeyi yaptı. AKP şikayetlendi.
AKP siyasi iktidarı ele geçirdikten sonra bütün devlet kurumlarında olduğu gibi yargıda da kendi egemenliğini kurma yönünde adımlar attı. Bunun için Gülen cemaati ile birlikte hareket etti. Esasta bir kadro hareketi olan Gülen cemaati yargıda Kemalist egemenliğin kırılmasında AKP iktidarı eliyle en önemli mevkilere yerleştirildi. Yargı Gülen cemaati tarafından, AKP’nin kesin siyasi sahiplenmesi ve desteğiyle, adım adım ele geçirildi. Ve yerleşik Kemalist askeri ve sivil bürokrasinin egemenliğinin tasfiyesinde bir kılıç olarak işlev gördü.
Gülen cemaati ile AKP iktidar kavgasına tutuşunca, bu sefer bilinen cemaat unsurları AKP iktidarı tarafından yargıdan temizlendi.
Bugün “bağımsız yargı” esas olarak AKP ve MHP’nin elindedir. Yargı AKP/MHP iktidarı tarafından kendilerine karşı muhalif olanlara karşı silah olarak kullanılmaktadır.
27 Ekim 2025


































































