Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2025 yılı 3. çeyrek büyüme rakamlarını açıkladı. Buna göre Türkiye ekonomisi 2025’in üçüncü çeyreğinde, 2024 yılı üçüncü çeyreğine göre yüzde 3,7 büyüdü.
TÜİK’e göre;
“GSYH’yi oluşturan faaliyetler incelendiğinde; 2025 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki yıla göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak; inşaat %13,9, finans ve sigorta faaliyetleri %10,8, bilgi ve iletişim faaliyetleri %10,1, ürün üzerindeki vergiler eksi sübvansiyonlar %9,6, diğer hizmet faaliyetleri %7,1, sanayi sektörü %6,5, ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmetleri %6,3, mesleki, idari ve destek hizmet faaliyetleri %4,4, gayrimenkul faaliyetleri %4,2, kamu yönetimi, eğitim, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri %2,1 arttı. Tarım sektörü ise %12,7 azaldı.
Üretim yöntemiyle Gayrisafi Yurt İçi Hasıla tahmini, 2025 yılının üçüncü çeyreğinde cari fiyatlarla bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %41,6 artarak 17 trilyon 424 milyar 718 milyon TL oldu. GSYH’nin üçüncü çeyrek değeri cari fiyatlarla ABD doları bazında 432 milyar 880 milyon olarak gerçekleşti.”
TUİK’e göre Türkiye ekonomisi 2025 yılında 1.çeyrekte %2,5, 2. çeyrekte 4,9, 3.çeyrekte 3,7 büyüdü.
2024 ve 2025’in büyüme verileri Türkiye ekonomisinin sadece OECD ülkeleri içinde değil, dünya çapında en yüksek büyüyen ekonomilerden biri olduğu anlamına geliyor.
Ancak bu büyüme önemli ölçüde borçlanmaya, dıştan spekülatif “sıcak” para girişine ve hane halklarının borç temelindeki yüksek iç tüketimine dayalı bir büyümedir. Böyle olduğu için de dıştan finansal müdahalelere açıktır.
Andaki durumda TL’nin dolar/avro karşısında değer kaybetmesine, kur artışına, alım gücünün düşmesine, yoksullaşmaya rağmen, reel ekonomi alanında bir kriz söz konusu değildir. Reel ekonomide bir krizden söz edebilmek için Türk ekonomisinin iki çeyrek üst üste küçülmesi gerekir. Burada ekonomide kriz yoksa halkın durumu niye kötü, ücretler neden eriyor, neden alım gücü düşüyor ve yoksullaşma oluyor, soruları ortaya çıkıyor. Ekonomi büyüdü ise, bu neden işçinin emekçinin cebine, mutfağına yansımıyor sorusu çıkıyor. Bunun cevabı gayet basittir. Yaşadığımız düzenin adı kapitalizmdir!
Kapitalizmde büyüme
İşçilerin, emekçilerin ekonomik durumundan yola çıkarak, kapitalist bir ülke ekonomisinin durumu hakkında fikir yürütmek, halkın ekonomik durumunda bir iyileşme yoksa büyüme yoktur demek, içinde yaşadığımız toplumun kapitalist bir toplum olduğu gerçeğini yok saymaktır. Kapitalizmin ne olduğunu kavramamaktır.
Kapitalist toplumda ekonomik büyüme, öncelikle ve esas olarak egemen sınıfın, burjuvazinin ekonomisinin büyümesi, burjuvazinin gelirinin, kârının ve servetinin artmasıdır. Kapitalist toplumda büyümeden işçi sınıfı ve emekçilerin alacağı payı belirleyecek olan büyümenin hacmi, oranı vb. değil, işçi sınıfı ve emekçi yığınların burjuvaziye karşı sınıf mücadelesidir. Sınıf mücadelesinin geri düzeyde seyrettiği günümüz koşullarında, ekonomik büyümeden işçi ve emekçilerin hiç bir pay almaması, büyümeye rağmen emekçi halkın yoksullaşması normal bir durumdur.
Burjuvazi işçilerin sırtından muazzam kârlar elde edip zenginleşirken, işçi sınıfı ve emekçi yığınların toplumsal zenginlikten aldığı pay geriliyor alım güçleri düşüyor.
Sermayenin ekonomik büyümeden aldığı pay büyürken, işçi emekçilerin aldığı pay küçülüyor.
İşçi sınıfı ve emekçiler yalnızca yoksullaşmakla kalmıyor. Onların eline geçen para ile satın alabildikleri mal ve hizmetler de –öncelikle sınıf mücadelesinin gerilediği dönemlerde- küçülüyor. Ücretler nominal olarak yükselirken, o ücretlerle erişilebilecek mal ve hizmetler artan enflasyon, öncelikle de işçi ve emekçiler için belirleyici olan zorunlu yaşam maddelerinin –yiyecek, giyecek, enerji, ulaşım, konut, kira vb- tüm enflasyondan yüksek olan enflasyonu sayesinde küçülüyor.
Türk İş‘in açlık ve yoksulluk sınırı hesaplamalarına göre, bugün Türkiye’de ücretlilerin çoğunluğunun aldığı ücret olan, aslında çoktan ortalama ücret durumuna gelmiş olan, asgari ücret, bir bekâr işçinin yaşam maliyetinin bile altındadır. Bunun adı yoksullaşmadır. Zaman zaman, özellikle seçim öncesi dönemlerde ve tabii yükselen sınıf mücadelesi şartlarında görece yüksek ücret, maaş artışları ile de yoksullaşmada gerilemeler olabilmektedir. Fakat anda Türkiye’de işçi ve emekçiler yoksullaşıyorlar.
Kapitalizm burjuvazinin iktidar olduğu toplumun adıdır. Kapitalizmde ekonomik büyüme topluma bire bir yansımaz. Kapitalist toplum, toplumun tüm üyeleri için refah toplumu değildir. Kapitalist ekonominin büyümesi, öncelikle kapitalistlerin zenginleşmesi anlamına gelir!
Kapitalist toplumda büyüme, kapitalist ekonominin büyümesidir. Bu büyüme zenginlerin daha zengin olması biçiminde yansır topluma. Emekçilere ise en iyi hâlde kırıntılar düşer!
2 Aralık 2025


































































