Kapitalizmin azami kâr hırsı dünyamızın dev kliması olan amazon ormanlarını yok ediyor!
Sermaye nefes borumuzu tıkıyor bir ekosistemi yok ediyor!
Kapitalizm, emek sömürüsüne doymadığı gibi doğayı katletmeye de doymuyor. Amazon ormanları günbegün artan bir hızla yok oluyor. Bunun temel nedeni gezegenimizi barbarlığıyla yok olmaya doğru sürükleyen burjuvazinin egemenlik sistemi kapitalizmdir.
Amazon ormanları Güney Amerika’da yaklaşık 5.500.000 (beş buçuk milyon) km² olan alanı ile dünyanın en büyük yağmur ormanıdır. Yeryüzündeki ormanların %9’u kadardır. Ormanların %60’ı Brezilya, %13’ü Peru sınırların içerisinde, kalan %27’si ise Kolombiya, Venezuela, Ekvador, Bolivya, Guyana, Surinam ve Fransız Guyanası olmak üzere toplam dokuz ülkenin sınırları içindedir. Bu ormanlar dünyadaki yağmur ormanlarının yarısından fazlasını, su kaynaklarının ise %20’sini oluşturur.
Dünyadaki canlı yaşamın ihtiyaç duyduğu oksijenin %20’si Amazon ormanlarındaki bitkilerden üretildiği iddiası bir rivayet olsa da ekosisteme en büyük katkısı dev bir klima işlevi görüyor olmasıdır. Böylece dünyamızın ısınmasını engeller. Yani sera etkisini yavaşlatarak iklim dengesini sağlar. Amazon’dan buharlaşan su yağmurları besler, bu da su döngüsü dengesini korur.
Ormanların yok edilmesi aynı zamanda toprak erozyonunun da başlıca nedenlerinden biridir ve bu arazi yapısını bozar, suyollarını tıkar, sellere neden olur ve tarımsal verimliliği azaltır.
Amazon ormanlarında 16.000’i ağaç olmak üzere 40.000 bitki, 2.000 kuş ve memeli hayvan, 2.200 balık çeşidinin yanı sıra 128.843 çeşit de omurgasız hayvan bulunur. Bu nedenle dünya üzerinde en fazla (3 milyondan fazla) canlı türe ev sahipliği yapan bir ormandır ve dünyadaki hayvan ve bitki türlerinin de % 10’unu barındırır. Amazon ormanları aynı zamanda yerli halkların yaşam alanıdır, evidir.
30 yıldır toplanan ve bu çalışmada kullanılan uydu verileri, Amazon yağmur ormanlarının “sağlığı” konusunda endişe vericidir.
2018 yılı itibariyle Amazon yağmur ormanlarının yaklaşık %17’si yok edilmiş durumdadır. Bilim insanları, yok edilen alanın %20-25 oranına ulaştığında, artık doğu, güney ve orta Amazon ormanlarının orman dışı ekosistemlere, bozulmuş tropik yağmur ormanları ile kuru çöller arasındaki geçiş bölgesinde yer alan geniş çayırlara (savanlara) dönüşmesi için kritik eşiğe varılmış olacağını duyuralı epey oldu. Amazon ormanlarında kritik bir eşiğe gelindi, toplu ağaç ölümleri görülmektedir. Canlı ölümlerinin en büyük tehlikesi de çürümeyle beraber atmosfere çok büyük miktarda zararlı gazlar salınmasıdır. İngiltere’de Exeter Üniversitesi’nde çalışan Dr. Chris Boulton, bu konuyla ilgili olarak, BBC’ye verdiği bir röportajda; “Amazon ormanı çok yoğun miktarda karbon tutuyor. Toplu (ağaç) ölümlerin başlaması bu karbonun atmosfere salınması demek, bu da giderek yükselen hava sıcaklıklarını hızlandıracak.” diyor. Yine PIK ve Münih Teknik Üniversitesi’nden Profesör Niklas Boers, “Amazon’da yaşanacak ölümlerin en büyük sebebi ormansızlaşma ve iklim krizi birleşimi olacaktır.” (bbc.com) derken hiç de haksız değiller.
BM, 1990’dan 2020 kadar 420 milyon hektar orman arazisinin kaybedildiğini söylüyor. Madencilik, tarım, hayvancılık ve altyapı çalışmaları bu orman kayıpların başlıca nedenleridir.
Glasgow’daki 2021 COP26 zirvesinde, katılımcılar Amazon ormanlarının ormansızlaştırılmasına 2030’a dek son verme taahhüdünde bulundular. Bu taahhütlere rağmen Birleşik Araştırma Enstitüsü (INPE) verilerine göre Temmuz 2023-Temmuz 2024 döneminde 6.288 km² ormanlık alan kaybedildi. Örneğin Kolombiya Amazonunda 2024 yılında orman kaybı %43 arttı, toplamda 113.608 hektar (yaklaşık 1.136 km²) orman tahrip oldu.
2020-2021 yıllarında Amazon’da yaklaşık 13 bin 235 km² ormanlık alan yok oldu. Bu 2006’dan beri kaydedilen en yüksek alandır.
Brezilya somutunda Amazon ormanlarında 1995-2022 yılları arasındaki ormansızlaşma tabloları.
| 1995 | 29.059 |
| 1996 | 18.161 |
| 1997 | 13.227 |
| 1998 | 17.383 |
| 1999 | 17.259 |
| 2000 | 18.226 |
| 2001 | 18.165 |
| 2002 | 21.651 |
| 2003 | 25.396 |
| Yıl | Ormansızlaşma (km²) |
| 2018 | 7.536 km² |
| 2019 | 10.129 km² |
| 2020 | 10.851 km² |
| 2021 | 13.038 km² |
| 2022 | 11.568 km² |
Brezilya’da çevre savunucuları, bölgenin “ekonomik kalkınması” adına ormanı yok etmek için yasadışı tomrukçular, madenciler ve arazi spekülatörlerini cesaretlendirdiği için dönemin Brezilya Devlet Başkanı faşist Jair Bolsonaro’yu sorumlu tutuyorlar. Bolsonaro ise, bölgeyi yoksulluktan kurtarmanın bir yolu olarak korunmuş rezervlerde madencilik ve çiftçiliği teşvik etmeyi savundu.
Evet, faşist Jair Bolsonaro’nun Brezilya Devlet Başkanlığı yaptığı dönemde (Ocak 2019 – Aralık 2022), Amazon yağmur ormanları ciddi çevresel kayıplara sahne oldu. Bu dönemde ormansızlaşma oranlarının sert biçimde artışı uluslararası tepkilere neden oldu. Toplamda dört yılda yaklaşık 45.000 km² orman kaybedildi. Bu alan Hollanda yüzölçümünden fazladır! Çevreci kuruluşlardan gelen tepkilere rağmen, Brezilya hükümeti uzun süre geri adım atmadı. Almanya ve Norveç gibi ülkeler Amazon Fonu’na yaptıkları çevre yardımlarını dondurdu.
Amazonlardaki ormansızlaştırma sorunu sadece Bolsonaro dönemine ait bir olgu da değildir. Daha önce de bu sorun vardı. 1994 seçimlerini ilk turda kazanarak iktidara gelen Brezilya Sosyal Demokrasi Partisi’nin döneminde yaklaşık 178.500 km² orman yok edildi.
Amazon Ormanları’nın üçte birinin insan faaliyetleri ve esas olarak bu faaliyetlere bağlı kuraklık nedeniyle yok olduğunu belirlenmiştir. İnsan faaliyetleri sonucu oluşan iklim değişikliği ve diğer faktörlerden kaynaklanan kuraklık ve ısı yükselmesi, Amazon yağmur ormanları ekosisteminin çökmesine neden olabilir.
Amazon ormanlarının tahribatında rol oynayan madencilik ve petrol üretimi
Amazon ormanlarının korunmasında çaba gösteren yerli örgütler, geriye kalan ve tehdit altında olan Amazon’un %80’inin kalıcı olarak korunması için küresel bir anlaşma çağrısında bulunuyorlar. Orijinal ormanlık alanın yalnızca %74’ünün kaldığı göz önüne alındığında, %80 hedefi büyük bir mücadele gerektiriyor. Bu kavga sürerken, diğer yandan maden şirketlerinin en çok imrendiği alanlar arasında, korunan alanlar ve yerlilerin topraklarının olması büyüyen tehditlerden biridir.
Bilim insanlarının, hükümetleri, madencilik izinlerini iptal veya reddetmeye çağırmalarına rağmen, çoğu gizli ve yasa dışı olan madencilik faaliyetlerinin sürdüğü ve bu tahribat faaliyetlerinin yarısının da yasal madencilik faaliyeti olduğu çeşitli kaynaklarca belirtilmiştir. Brezilya’nın 2023 başlarında iktidara gelen Lula da Silva başkanlığındaki hükümeti, maden kamplarını bulmak ve yok etmek için uydu görüntülerini kullanarak Amazon yağmur ormanlarında yasadışı altın madenciliğine baskı yapıyor olmasına rağmen, yasal olan madenciliğin yol açtığı tahribata göz yummaktadır. Amazon Watch isimli internet sitesi ve Brezilya Yerli Halkları Derneği, Amazonlarda maden arama izni için Brezilya Ulusal Madencilik Ajansı’na 2 bin 622 proje sunulduğunu belirtmektedirler. (https://amazonwatch.org/)
Amazon ormanları bölgesinde, yasal ve yasa dışı madencilik faaliyetleri oldukça yaygındır. Bu yaygınlık Brezilya, Peru, Kolombiya, Venezuela ve Ekvador gibi ülkelerde yoğunlaşmış durumdadır. Altın madeni arama faaliyeti en yaygın ve en yıkıcı etkiye sahip olan faaliyettir. Madencilik faaliyetleri ormanların yok olmasına yol açmasının yanı sıra toprak ve su kirliliğine de sebep olmaktadırlar. Böylece aynı zamanda biyolojik çeşitliliğin yok olmasının yolunu açmakta, binlerce türün yaşam alanını tehdit altında tutmaktadırlar.
Çeşitli araştırmacılar Brezilya Amazon’unda 2005-2015 yılları arasında madenciliğin doğrudan ve dolaylı etkilerinin sonucu olarak yaklaşık 11,670 km2 ormanın yok edildiğini belirtmektedirler. (nature.com/articles/s41467-017-00557-w?utm_source) 2023–2024 döneminde sadece Brezilya’nın dört yerli bölgesinde 4.219 hektardan fazla orman imha edilmiştir.
Amazon ormanları, madencilik faaliyetlerinin yanı sıra ham petrol aramaları ve üretimi sırasında da tehdit altındadır. Örneğin, toplam yüzölçümü yaklaşık olarak 1.285.216 km² olan Peru’da, 428.473 km²lik alanda petrol arama, bu alanın 40,717 km²’sinde ise petrol üretim ruhsatı bulunuyor. Bu alan ülkenin Amazon bölgesinin büyük bir kısmını kapsamaktadır.
Kolombiya Amazonu’nda toplam 14 milyon hektar petrol ve gaz bölgeleri bulunuyor; bunun 2,5 milyon hektarı (yaklaşık %18) aktif olarak arama alanı, 240.000 hektarı (%1,7) ise fiilen üretim alanını kapsamaktadır. (earth-insight.org/report/colombian-amazon-oil-gas/?utm_source) Petrol arama ve üretimi sırasında döşenen boru hatları ormanı parçalayarak ilerlerken kesilen ağaçlar, kirli atıklar, petrol sızıntıları ve açık su çukurları ve benzeri durumlar Amazon ormanlarının yok olmasında rol oynamaktadırlar.
Tarımsal faaliyetler ve hayvancılığın Amazon ormanlarına verdiği zarar
Amazon ormanlarını tehdit eden daha da büyük bir endişe kaynağı da tarım ve hayvancılık faaliyetleridir. Ormansızlaşmanın %84’ünde tarım faaliyetleri öne çıkmaktadır. 1985 yılından günümüze tarım faaliyetlerine sunulan arazi miktarı üç katına çıkmış durumdadır.
Map Biomas verilerine göre 1985-2021 arasında Amazon ormanlarının toplam alanının %15’i, yani yaklaşık 44,5 milyon hektar (445,000 km²) doğal vejetasyondan (orman, savan, bataklık ve benzeri) tarım ve hayvancılık amaçlı kullanıma dönüşmüştür. Bu dönemde orman örtüsü ise %12 azalmıştır. Bu da yaklaşık 44 milyon hektar orman kaybına eşdeğerdir. (brasil.mapbiomas.org)
Harita verilerine dayalı güncellemelere bakıldığında ise; 1985-2023 yılları arasında Amazonlarda 88 milyon hektardan fazla orman yok olmuştur. Bu (880.000 km²) ,Türkiye yüzölçümünden (783.562 km²) bile büyük bir alan demektir. (amazonia.mapbiomas.org)
Brezilya Amazonları’ndaki ormansızlaştırılmış arazinin %70’inde sığır yetiştirildiği ve sayılarının insan nüfusunu aştığı tahmin ediliyor. Hayvancılık için yakılıp yok edilen yağmur ormanları, sera gazlarını emip tutan büyük doğal alanların kaybı anlamına geliyor. Diğer yandan bu alanlarda kurulan büyük ölçekli hayvancılık çiftlikleri ve tarımsal üretim tesisleri önemli bir sera gazı kaynağı oluşturuyor.
1985–2022 arasında Amazonlarda toplamda 86 milyon hektar doğal alan yok edildi. Bunun 66,5 milyon hektarı hayvancılık için mera, 19,4 milyon hektarı soya üretimi başta olmak üzere sanayi tipi tarım için ayrılan tarım alanı oldu.
Brezilya, soya, sığır eti ve tahıl ihracatıyla her yıl milyarlarca dolar kazanarak dünyanın başlıca gıda tedarikçilerinden biri haline gelmiştir. Ancak bu konumunu büyük ölçüde Amazon ormanlarındaki tahribata borçludur. Kapitalistlerin azami kâr hırsı yüzünden bu yıkım giderek büyümektedir. Buna dur diyecek olan güç, en çok zarar gören halklardır; fakat onlar henüz kendi güçlerinin farkında değiller.
Orman yangınlarının Amazon ormanlarının tahribatındaki rolü
Her yıl sayıları artan yangınlar her geçen gün daha fazla ormansızlaşmaya sebep oluşturmaktadırlar. Amazon ormanlarındaki yangınların nedenlerine göz attığımızda ortaya çıkan resim şöyledir:
— Tarım arazisi açma: Amazon ormanlarının büyük kısmı, özellikle Brezilya’da, büyük ölçekli tarım (soya fasulyesi üretimi) ve hayvancılık için açılan alanlar, genellikle ormanlar yakılarak açılmaktadır.
— Yasal ve kaçak madencilik: Altın madenciliği ve diğer maden çıkarma faaliyetleri ormanları tahrip etmekte ve yangınları tetiklemektedir.
— Hükümet politikaları ve denetim eksiklikleri: Amazon’daki yangınları kontrol etmek için denetim mekanizmaları ve politikalar yetersizdir. Örneğin Brezilya’da farklı söylemlerine rağmen hükümetlerin ormanları koruma yönündeki politikaları özünde aynıdır: Yasa çıkarır ama uygulamaz, denetlemez vs.
— Küresel ısınma: Amazon’daki iklim değişikliğine bağlı kuraklık da ormanların yangınlara daha yatkın hale gelmesinin bir başka nedenidir.
Amazon ormanlarındaki yangınlarının son beş yıldaki istatistik verileri yaklaşık şöyledir:
2019’da Amazon ormanlarında 89.178 orman yangını kaydedilmiştir.
2020’de, Brezilya’da Amazon bölgesinde çıkan yangın sayısı 2019 göre %15 artmıştır.
2021-2022 yıllarında, Amazon’da yangın sayısı artmaya devam etmiştir. Bu yangınların %80’ninde insan parmağı vardır. Brezilya Ulusal Uzay Araştırmaları Enstitüsü’nün (INPE) verilerine göre, uydular, 2024 Ağustos ayında Amazon’da 38 bin 266 yangın noktası tespit ettiler. Bu sayı, bir önceki yıla göre iki kattan fazla artarak 2010’dan bu yana aynı ayda tespit edilen en yüksek rakam oldu.
2024’te rekor tazeleyen orman yangınları; Amazon Yağmur Ormanları, 2024 yılında on yıllardır görülen en kötü kuraklığı ve yangın sezonunu yaşadı. Nemli tropikal ekosistemlerde yangınların genellikle nadir görülüyor olmasına rağmen, Brezilya, 2,8 milyon hektar orman alanını yangınlarda kaybederek tüm ülkeler arasında bu konuda ilk sıraya yerleşmiştir.
Karşılaştırma yapabilmek için yıllara göre yanan ormanlık alanların Türkiye rakamları aşağıdadır:
Amazon ormanlarının korunması gerek ama nasıl?
Amazon Yağmur Ormanlarının korunması gerektiği herkesin dilinde, bilim insanları bu ormanların küresel ısınmayla mücadelede hayati önem taşıdığı konusunda hemfikirler. Ancak, kapitalist sistemin hüküm sürdüğü bir dünyada, ormanları yok eden asıl mekanizma olan azami kâr hırsı hâkimiyetini sürdürdüğü sürece bu tahribatın durdurulması mümkün değildir.
Amazon ülkelerinin oluşturduğu Amazon İşbirliği Antlaşması Örgütü (ACTO) gibi girişimler ormansızlaşmayı azaltma, iklim projeleri geliştirme, yerel halkların haklarını gözetme gibi hedefler ortaya koyuyorlar. Ancak ACTO da, üye devletler de kapitalist sistemin çarklarının parçasıdırlar. Kapitalist devletlerin yönlendirdiği bu tür örgütlerden kalıcı bir çözüm beklemek bir hayaldir. Onların ufku –en iyi ihtimalle– reform taleplerini aşamaz. Kapitalizmi hedef almayan hiçbir çaba kalıcı başarı getirmeyecektir.
COP28’de Brezilya’nın önerdiği “büyük orman fonu” fikri ve COP30’un Belem’de yapılacak olması, kapitalist devletlerin çevre sorunlarını kendi çıkar hesaplarıyla ele aldığının göstergesidir. Kapitalizm, kendi yarattığı yıkımı gerçekten telafi etmeyi hiçbir zaman göze almaz; çünkü her kuruş sermayenin kârından gitmektedir. Bu yüzden bu tür zirveler, göstermelik vaatler ve sonuçsuz kararlarla tarihe geçmektedir. “Bir parmak bal” çalınır, fakat gerçek çözüm hep ertelenir.
Bugün Amazon ormanlarının yok edilmesi sadece bölgesel bir çevre felaketi değil, tüm insanlık için yaşamsal bir tehdittir. Daha fazla ormansızlaşma, daha yüksek sıcaklıklar, daha fazla nehrin kuruması, daha büyük su ve gıda krizleri demektir. Manaus’ta 2023’te yaşanan, 121 yılın en düşük su seviyesine inen Amazon kolu bir alarm işaretidir. Bu gidişatın küresel çapta daha vahim boyutlara ulaşacağı açıktır.
Amazon ormanları için de gerçek çözüm, kapitalizmin reformlarla “yeşile boyanması” değil, kökten ortadan kaldırılmasıdır. Kapitalizm var oldukça gezegenimiz çevresel barbarlığa mahkûmdur. Amazon ormanlarını ve tüm doğayı gerçekten savunacak güç, en fazla zarar gören işçi sınıfı ve emekçi halklardır. Bu güç, kendi örgütlü mücadelesiyle kapitalizme son verdiğinde, doğayı koruyacak ve halkların ortak geleceğini güvence altına alacak olan sosyalist toplumun kapıları aralanacaktır.
Son söz: Kapitalizmin barbarlığından kurtuluşun yolu sosyalizmdir. Ve sosyalizme giden tek yol devrimdir.
10 Eylül 2025


































































