2 Temmuz 1993’te, devletin gözetimi altında Sivas’ta yaşanılan katliamın üzerinden 32 yıl geçti.
Osmanlının zulmüne boyun eğmeyen Pir Sultan’ı anmak için düzenlenen şenlikler sırasında, 2 Temmuz’da Cuma namazından çıkan bir grup dinci faşist sekiz saati aşkın süre Sivas’ta tam bir terör estirdi.
Dinci faşistler başta Aziz Nesin olmak üzere, Pir Sultan Abdal şenliklerine katılmak üzere gelen sanatçı, yazar, müzisyen, aydınların konakladığı Madımak Otelini çevirip taşa tuttular. Ve sonunda oteli ateşe verdiler. Bu katliamda 33 kişi yanarak, dumandan boğularak yaşamını yitirdi.
Dinci faşistler zaferlerini Pir Sultan Abdal’ın heykelini yıkıp, onu yerlerde sürükleyerek kutladılar.
Sivas Madımak katliamı hazırlığı günler öncesinden yapılan, planlı, organizeli, devlet gözetiminde gerçekleştirilen bir katliamdır.
Katliam sırasında, Doğru Yol Partisi ve Sosyaldemokrat Halkçı Parti koalisyon hükümeti vardı. Tansu Çiller Başbakan, Erdal İnönü Başbakan Yardımcısıydı.
Olayların başlaması ile birlikte, otelde mahsur kalan insanlar Ankara ile telefon bağlantısı kurmuş, Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü ile de görüşmüşlerdi. Erdal İnönü, devletin güçlü olduğunu ve gerekenin yapılacağı söylemişti!
Aziz Nesin’le de telefonla görüşen İnönü, “en kısa zamanda takviye güç gönderileceğini, kimsenin kılına dahi zarar gelmeden kurtarılacağını” söyledi.
Saatler ilerlemesine rağmen gereken yapılmadı, “güçlü” olan devletin kolluk güçleri katliamı seyretmekle yetindi.
Dönemin Cumhurbaşkanı Demirel katliam sırasında, ”devlet, halkla karşı karşıya getirilmemelidir” açıklaması yaptı. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller, “Devlet oradadır. Otelin etrafını saran vatandaşlara hiçbir zarar gelmemiştir. Onlardan ölen ve yaralanan yoktur” ibretlik açıklaması yaptı.
Dönemin DGM Başsavcısı Nusret Demiral’ın, ”Olayda örgüt yok, tahrik var” açıklaması ise, devletin olayların failleri ve ardındaki güçlere ilişkin soruşturmayı nasıl saptırdığını gösterir. Basının büyük bölümü ise, katliamı Aziz Nesin’e yükleyip, esas olarak olayın ‘tahrik’ sonucu çıktığını açıklaması ibret vericidir. Bütün bu açıklama ve yaklaşımlar, devletin ideolojik aygıtlarının da katliama yol döşediği ve gerçeklerin üstünü örtmeye çalıştığını göstermektedir.
Önceden hazırlığı yapılan Sivas katliamının sorumlularından biri de dönemin belediye başkanı Temel Karamollaoğlu’dur. Temel Karamollaoğlu, Sivas’ta bir katliamın olmadığını, istenmeyen hadiselerin olduğunu bugün de söylemeye devam ediyor.
Faşist devletin tarihi katliamlar tarihidir.
Yapılan katliamlar takvim yapraklarına sığmıyor!
Koçgiri, Ağrı, Zilan, Dersim, Çorum, Maraş, Sivas, 19 Aralık 2000, Roboski vb. bu katliamlardan sadece bazılarıdır.
Yeni katliamları engellemenin tek yolu: DEVRİM!
Katliamların hesabını sormanın tek yolu: DEVRİM!
Katliamların hesabını sormak için:
Mücadele etmek, örgütlenmek gerek!
İşçi sınıfı önderliğinde devrim gerek!
Ya faşizm, ya devrim!
Ya barbarlık, ya sosyalizm
32.yıldönümünde Sivas Madımak katliamını bir kez daha lanetliyoruz.
Unutmadık, unutturmayacağız!
2 Temmuz’da Sivas’tayız. Okurlarımızı, dostlarımızı kortejimize bekliyoruz.
Toplanma ve yürüyüş:
2 Temmuz Çarşamba 2025
09.30
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Sivas Şube önü.
29 Haziran 2025


































































