Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC), Cumhurbaşkanlığı seçimi 19 Ekim’de yapıldı. KKTC Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) açıkladığı seçim sonuçlarına göre seçimi Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) adayı Tufan Erhürman büyük fark ile kazandı.
KKTC YSK’nun açıkladığı seçim sonuçları şöyle:
Toplam Sandık Sayısı: 777
Açılan Sandık Sayısı.777
Kayıtlı Seçmen Sayısı: 218,313
Oy Kullanan Seçmen Sayısı: 141,504
Seçime Katılma Oranı : % 64.82
Geçerli Oy Pusulası Sayısı: 138,839
Geçersiz Oy Pusulası Sayısı: 2,665
Geçerli Oy Toplamı: 138,839
Aday Adı Oy toplamı Yüzde %
1.Osman Zorba (KSP) 443 %0.32
2.Tufan Erhürman (CTP) 87,137 % 62.76
3.Arif Salih Kırdağ (BAĞ) 458 % 0.33
4.Ahmet Boran (BAĞ 2) 198 % 0.14
5.Mehmet Hasgüler (BAĞ 3) 300 % 0.22
6.İbrahim Yazıcı (BAĞ 4) 331 % 0.24
7.Hüseyin Gürlek (BAĞ 5) 322 % 0.19
8.Ersin Tatar (BAĞ 6) 49,650 % 35.81
Erhürman’ın seçimi kazanmasının ardından yaptığı ilk açıklamada, “Türkiye’yle istişare etmeksizin Kıbrıs’ta bir dış politikanın belirlenmesi bugüne kadar söz konusu olmadı, benim dönemimde de asla söz konusu olmayacak” demesi, KKTC’de patronun kim olduğuna işaret etmektedir.
Erhürman seçim çalışması döneminde Kıbrıs’ta çözüm için federasyonu savunmasının hiçbir anlamı yoktur. Zira KKTC’de ne olacağını belirleyecek olan KKTC’deki kukla, düzen partileri değil, Kuzey Kıbrıs’ta işgalci Türk devletidir.
Oy kullanan seçmenlerin çoğunluğunun Tatar yerine Erhürman’ı tercih etmesi, Tatar’a karşı halkın tepkisinin ve memnuniyetsizliğinin bir sonucudur. Sonuçta hamam aynı kalmış, sadece tellak değişmiştir.
Biz Cumhurbaşkanlığı seçimine aday göstererek katılan Kıbrıs Sosyalist Partisi’nin seçim taktiği konusunda farklı düşünüyoruz.
Biz bugünkü şartlarda KKTC Cumhurbaşkanı seçiminde doğru taktiğin, seçim ortamını devrim düşüncesini en yoğun ve geniş propaganda faaliyeti ile yaygınlaştırmanın, reformcu görüş ve parlamentarist hayallere karşı devrimi savunmanın, doğru yolunun seçime katılmak değil, seçimi boykot etmek olduğunu düşünüyoruz.
Cumhurbaşkanlığı seçiminin sistemde bir değişime yol açmayacağı, sistemde köklü değişim için devrim gerekli olduğu propagandası seçim çalışmasının merkezine konulmalıydı. Zira aday göstererek seçimlere katılmak nesnel olarak bu görevleri zayıflatan bir nitelik taşır.
Sosyalizmin propagandasının yapılması için seçim sirkinin bir parçası olmak gerekmiyor. Seçimlere propaganda amacıyla kendi adayıyla katılmak, bugünkü şartlarda halk içinde parlamentarist hayallerin güçlenmesine yarar. Burjuvazinin sahte demokrasisine meşruiyet kazandırmaya da hizmet edebilir.
Bütün bu nedenlerle doğru taktik, bizce seçimleri boykot etmek idi. Boykot seçimlerde pasif davranmak vb. anlamına gelmez. Boykot en yoğun çalışmayı öngörür, gerektirir.
20 Ekim 2025


































































