[Tekoşîna Komunîst/Komünist Mücadele gazetesi Newroz’a yönelik Kürtçe/Türkçe bildiri çıkardı. Bu bildiriyi yayınlıyoruz.]
2025 Newroz’unu, Abdullah Öcalan’ın Kürt hareketinin silahlı gruplarına “silahları bırakın”, PKK’ye “kongreni topla kendini feshet” çağrısı yaptığı, “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”nın gereği olarak önemli gelişmelerin yaşandığı, PKK’nın silah bırakmaya, kendisini feshetmeye hazırlandığı koşullarda karşılıyoruz.
Newroz piroz be!
Newroz ulusal baskıya, milli zulme, zoraki birliğe, sömürgeciliğe karşı başkaldırının adıdır.
Newroz asimilasyona, baskıya, zulme karşı diriliş günüdür!
Newroz modern Dehaklara karşı mücadele günüdür!
Newroz zalimlerin zulmüne karşı direniş günüdür!
Demirci Kawa’nın Dehak’a karşı yaktığı ateş, Kürdistan’ın dört bir yanında hiçbir zaman sönmedi. Özgürlük tutkusu Kürdistan’da hiç dinmedi.
1 Ekim 2024’te mecliste MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin DEM Parti sıralarına giderek DEM partililerle tokalaşması, ardından yaptığı çağrılarla Kürt sorununda başlayan yeni süreç, Abdullah Öcalan’ın “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” başlıklı açıklaması ile yeni bir aşamaya evrildi.
Açıklamada neler var?
Açıklamanın içeriğini kısaca şöyle özetlemek mümkün:
*PKK miadını doldurmuştur.
* Ulusal sorunun şimdiye kadarki tüm çözümleri, devlet/federasyon/özerklik/kültüralizm geçmişte kalmıştır.
*Demokrasi dışında bir yol yoktur! Demokratik uzlaşma temel yöntemdir.
*Tüm gruplar silah bırakmalı, PKK kongresini toplamalı, karar almalı, kendisini feshetmelidir.
*Demokratik siyaseti, demokratik uzlaşıyı, demokratik toplumu, ortak yaşamı vb. Öcalan Kürt ulusal sorunun çözümü olarak önermektedir.
“Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” aslında Devlet Bahçeli’nin mecliste DEM Partililerle tokalaşması ve ardından yaptığı çağrının öncesinde ayarlanmış/planlanmış bir çağrıdır.
Her savaşın bir sonu var
Her savaşın ateşkes ya da anlaşma ile biten bir sonu vardır. Sonsuz savaş yoktur.
40 yıldır savaşan PKK’nın silahları bırakması, kendisini feshetmesi kendi kararı, kendi hakkıdır.
Buna karşı çıkmıyor ve eleştirmiyoruz.
1984 yılında başlayan, PKK açısından çıkış noktasında savaşın hedefi; “Bağımsız, birleşik, demokratik Kürdistan”ı yaratmaktı. Savaş içinde PKK’nin amaçları, hedefleri süreç içinde değişikliklere uğradı. Talepler; ana dilde eğitim, özerklik, –yerel yönetimlerin yetkilerinin artırılması- gerillanın sivil siyasete katılma imkanlarının yaratılması, Abdullah Öcalan’ın tutukluluk şartlarının düzeltilmesi, yeni Anayasa vb. oldukça geri düzeyde demokratik taleplerle sınırlı hale geldi. Aslında bu demokratik talepler için savaş yürütmenin bir mantığı kalmamıştı. Yasal mücadele ile bu talepleri elde etme imkanın olduğu yerde savaş yürütmek gerekmiyordu. Bu nedenle biz Kuzey Kürdistan’da bu siyaset ile yürüyen savaşın sonlanması gerektiği tavrını takındık.
Bağımsızlık hedefi ile yola çıkan Kürt hareketi, geri adım ata ata gelinen yerde “Barış ve demokratik toplum çağrısı” ile Kürt ulusu için hiçbir hak talep etmemektedir.
Savaşın sonlanması gerektiği yönündeki tavrımız, “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”nın içeriğini doğru bulduğumuz anlamına gelmiyor. Tam tersine çağrıda yanlış bulduğumuz, eleştirdiğimiz bir dizi nokta var.
“Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”nın yanlışları
*Abdullah Öcalan ulusal sorunun bugüne kadar ki tüm çözümlerini, “ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültüralist çözümler”i reddetmektedir.
Ulusal sorun, bir ulusun diğer bir ulus tarafından ezilmesi, ulus olarak sahip olması gereken haklardan yoksun bırakılması, ulusal baskı altında tutulmasıdır. Ezilen ulusun -devlet dahil- ulusal haklarına sahip olma mücadelesidir.
Her ulus gibi Kürt ulusunun da istediği gibi yaşama, kendi kaderini, geleceğini tayin etme hakkı vardır.
Ulusal sorunun gerçek anlamda tek bir çözümü var:
Sermayenin egemenliğinin, sömürgeci devletlerin devrimlerle yıkılması, Kürt ulusunun özgür ve eşit şartlarda kendi kaderini özgürce belirlemesi.
*Abdullah Öcalan ”Demokratik toplum”u, “demokratik uzlaşma”yı temel yöntem olarak önermektedir.
Demokrasi bir devlet biçimidir. Sınıflardan bağımsız, sınıflar üstü bir demokrasi yoktur.
Her sınıfın bir demokrasi anlayışı, demokrasisi vardır.
Burjuva demokrasisi, halk demokrasisi, sosyalist demokrasi demokrasinin türleridir.
”Demokratik toplum”un, “demokrasi”nin, “barış”ın, burjuvazinin egemen olduğu kapitalist sistemde gerçekleşmesi mümkün değildir. Halk demokrasisi, gerçek barış, kalıcı barış; ancak halk devletinde, halk iktidarında mümkündür.
*Abdullah Öcalan gerici burjuva demokrasisini çözüm olarak sunmaktadır. Gerici burjuva demokrasisi
–faşizmden farklı olsa da- sonuçta sermayenin iktidar biçimidir. İşçiler, emekçiler üzerinde burjuvazinin diktatörlüğüdür. İşçiler, emekçiler kendi iktidar biçimi dururken, burjuvazinin iktidarına muhtaç değildir. Burjuvazinin bir iktidar biçimini çözüm olarak sunmak bilinçleri karartmaktır!
*Burjuvazinin egemenliği, sömürgeci devletin varlığı şartlarında; halklar arasında gerçek eşitlik, özgürlük ilişkisi mümkün değildir. Halklar arasında eşitlik, özgürlük ilişkisi, ancak zoraki birliğin parçalandığı, ulusal baskıya son verildiği, her ulusun ayrılıp ayrı devlet kurma hakkının olduğu, işçi sınıfı önderliğinde gerçekleşecek demokratik halk devrimi ile mümkündür.
*”Ortak yaşam”, ”demokratik toplum”, “demokratik uzlaşı”, “demokrasi”, “barış” kavramları da keza burjuvazinin egemen olduğu şartlarda kullanılması doğru olan kavramlar değildir. Burjuvazi ile işçi sınıfının ortak devlet yönetimi, biçimi olamaz. Burjuvazi ile işçi sınıfının ortak cumhuriyeti olamaz. Cumhuriyetin, toplumun demokratik olması için sermaye devletinin yıkılması, yerine işçilerin, emekçilerin devletinin kurulması gerekir.
*Abdullah Öcalan PKK’nın kongresini toplaması, karar alması, tüm grupların silah bırakması, PKK’nın kendisini feshetmesi çağrısı yapıyor. Abdullah Öcalan üzerinden bu çağrıyı yapan devlettir! Çağrıyı yaptırılanların siyasetinde bir değişme bugün için yoktur.
Kürt ulusal sorunu nasıl çözülür?
Devletin, AKP/MHP iktidarının; Kürt hareketi ile PKK’nın silah bırakması, kendisini feshetmesi karşılığında anlaşması, bu anlamda “barış” olması mümkündür. Kesintiye uğramazsa, işleyen yeni süreç sonucunda bu olacaktır.
Bu “barış” Kürt ulusal sorununda burjuva çözümdür.
Burjuva çözüm ulusal sorunun gerçek çözümü değildir!
Zira bu “barış” gerçek ve kalıcı barış olmayacaktır!
Çünkü Kürt ulusal sorunu gerçek anlamda çözülmeyecektir.
Kürt ulusal sorunun çözümü zoraki birliğin kaldırılması, ulusal baskının son bulması, Kürt ulusunun kendi kaderini özgürce tayin edeceği şartların yaratılmasını gerektirir. Bu olmadığı sürece ne ulusal baskı son bulur, ne de eşit ve özgür birlik olur.
Ulusal sorunun çözümünde temel ilke, ülkenin demokratikleştirilmesi, demokratik halk devriminin tam zaferidir. İşçi sınıfı önderliğinde demokratik halk devrimi; ulusal sorunda hukuki eşitsizliği ortadan kaldıracak, ulusların ayrılma haklarını özgürce kullanacakları ortamı yaratacak, feodal artıkları tasfiye edecek, emperyalizme olan bağımlılığı ortadan kaldıracak, gerçek bağımsızlığı sağlayacak, faşizmi tasfiye edecek, gerçek demokrasiyi tesis edecek, kadın erkek eşitliğini sağlayacaktır.
Hedefimiz demokratik ve sosyalist bir gelecek kurmak, dünya işçi sınıfı ile omuz omuza sınıf mücadelesi yoluyla komünizme ilerlemektir.
Gerçek kurtuluş için, gerçek barış için, halkların eşitliği ve özgürlüğü için: Demokratik halk devrimi mücadelesini yükseltelim
Mart 2025