Emperyalistlerle işbirliğine açık olan, Batılı emperyalistler ve Türkiye tarafından desteklenen, IŞİD içinden çıkıp gelen cihatçı HTŞ, Suriye devleti sınırları içinde merkezi bir Suriye devletinin iktidarında Suriye’nin toprak bütünlüğünden yana olun tüm güçlerin bir biçimde temsil edilmesini istiyor.
HTŞ en başından itibaren merkezi iktidarın tek başına bir grup tarafından üzerlenilmesi halinde bunun uzun vadede yürümeyeceğinin bilincinde, iktidar içine kendisi dışındaki güçleri de çekme yönünde açıklamalar yaptı ve bu yönde adımlar attı. Hükümet üyeleri içinde, iktidarın gövdesinin HTŞ tarafından oluşturulduğu şartlarda, HTŞ’den olmayan kimi unsurlar da var. HTŞ yerel iktidar odakları bağlamında hem HTŞ’den olmayan kimi Arap aşiretleriyle, hem kimi Dürzi güçleriyle, hem de PYD, YPG, SDG ile de görüşmeler yürüttü, anlaşmalar yaptı. SDG ile görüşmeleri sürdürüyor.
HTŞ yerel iktidar odakları ile pazarlıklar yürütüyor. Bu pazarlıklarda, Esad rejiminin devrilmesinde rol oynayan başat güç olarak iktidarda en büyük payın kendisinde olmasını istiyor.
Çok uluslu, dinli, mezhepli, aşiret yapılı Suriye’de bugün eğer belli bir güce sahip ve silahlı, örgütlü olan toplumsal güçlerin siyasi iktidarda şu veya bu şekilde yer, pay almaması şartlarında, Suriye iç savaş ertesi paramparça olur.
Bunun bilincinde HTŞ silahlı yerel iktidar odaklarını, silahlı güçlerini merkezi Suriye ordusu içinde çözerek, merkezi Suriye ordusunun parçası haline gelerek, iktidarda yer, pay almaya çağırıyor. Tabii böyle bir gelişmede, kendisinin iktidardaki başat güç olacağını hesaplıyor. Bu hesap yanlış bir hesapmış gibi görünmüyor.
Süveyda’da yaşanılan çatışmaların, kaosun gerçek nedeni, İsrail’in merkezi bir Suriye devletinin varlığından duyduğu rahatsızlıktır. İsrail hiç bir şekilde kendisinin denetiminde olmayacak bir birleşik Suriye devleti istemiyor. İsrail’in Suriye planı 4 ayrı devletten oluşuyor. Güney’de aslında Golan Tepelerinin işgalinin devamı olan doğrudan İsrail’in kontrolünde bir Dürzi devleti, Akdeniz kıyısında bir Nusayri devleti, Kuzey Batı Rojava’da Kürdistan devleti, ülkenin geri kalan kısmında bir Sünni Arap devleti.
Süveyda’da baş gösteren çatışmalar bir Dürzi ayaklanmasından çok, İsrail’in bu planına bağlı olarak HTŞ ve alanda onun en büyük destekçisi Türkiye’nin merkezi Suriye devleti programı ve planına saldırısıdır. İsrail’in denetiminde olan Dürzi kesiminin hak talepleri ve mücadelesini, İsrail planları için ustaca kullanıyor.
Ortadoğu’da kurulmaya başlanan yeni düzende Suriye’nin ne olacağı konusunda iki ayrı plan, program çatışıyor. HTŞ ve Türkiye’nin planı, bütün Suriyeli güçlerin içinde bir biçimde yer alacağı, HTŞ’in başat güç olduğu merkezi bir Suriye devleti ve İsrail’in dört ayrı devlete bölünmüş yeni Suriye planı.
Emperyalistlerin hemen hepsi görünürde halkların haklarının içinde yer alacağı bir anayasadan yana tavır takınıyorlar. Hemen hepsi şu anda lafta Suriye’nin bölünmesine karşılar. HTŞ yönetimini destekliyorlar ve birlikte çalışıyorlar. Fakat diğer yandan İsrail’e, İsrail’in planına, İsrail’in Suriye’yi sürekli bombalamasına karşı takındıkları bir tavır yok.
Rojava’da belirleyici emperyalist güç konumunda olan ABD emperyalizmi, bir yandan alandaki sözcüsü üzerinden SDG silahlı güçlerinin Suriye ordusuna entegre olmasını savunurken, diğer yandan Pentagon SDG’ye silah ve para desteğinin sürmesini bütçe planına koyuyor.
İsrail, Süveyda’da baş gösteren çatışmalarda, hemen Süveyda ile Rojava arasında bir koridor açılması ve SDG güçleri ile ayaklanan Dürzi güçleri arasında bir birlik kurulmasını isterken ve bu yönde çağrılar yaparken, ABD bu çağrıya açık destek vermedi. Türk devleti de bu konuda net olarak SDG’nin böyle bir adım atması halinde “sonucuna katlanır” tavrıyla doğrudan askeri müdahale tehdidini yineledi.
Olan gerçekte kabaca ifade edildiğinde Ortadoğu’daki güçler bağlamında, sonuçta Türkiye ile İsrail arasında yürüyen Suriye’nin geleceğini belirleme dalaşıdır.
Gündemde Dürziler var.
Dürziler, Suriye nüfusunun %3’ünü oluşturuyor. İç savaş başlamadan önceki son nüfus sayımına göre ülkede yaşayan 700 bin Dürzi’nin çoğu, güneydeki Süveyda kentinde, İsrail’in işgali altındaki Golan Tepelerinde ve Şam kırsalında yaşıyor.
Dürziler Suriye’de bütün unsurları kapsayan bir anayasa hazırlanmasını, devletin bütün unsurları kapsamasını, Dürzilerin İsrail denetiminde olan bölümü yerelden yönetim ve âdemi merkeziyetçi bir Suriye istiyorlar. Dürzi nüfusun ve örgütlerinin hepsinin istedikleri bir ve aynı değil. Dürzi örgütlerinin önemli bölümü İsrail denetiminde bir Dürzi devletinden yana değil. HTŞ ile yapılmış ve bağlı oldukları anlaşmalar var. Süveyda’da yer yer değişik Dürzi grupları da birbirine karşı savaşıyor.
Suriye’nin Güneyindeki Süveyda kentinde, İsrail’e bağlı Dürzî silahlı güçleri ile yeni Suriye yönetimine yakın Arap Bedevi aşiretler arasında çatışmalar baş gösterdi. Bölgeye çatışmaları durdurmak adına gönderilen Suriye geçiş hükümetine bağlı ordu güçleri içinde yer alan kimi silahlı aşiret güçlerinin Dürzilere karşı çatışmalara doğrudan katılması, karşılıklı katliamlar çatışmaları daha da büyüttü. Yüzlerce kişi yaşamını yitirdi ve yaralandı.
İsrail bu çatışmalarda “Dürzi”lerin haklarını koruma adına alandaki HTŞ güçlerini bombaladı. Şam’da Suriye ordusu Genel Kurmay başkanlık binasını ve Başkanlık sarayı yakınlarını bombaladı. ABD, Türkiye ve kimi Arap devletlerinin devreye girmesiyle ateşkes sağlandı ve Suriye geçiş hükümeti birlikleri Süveyda’dan geri çekildi.
Ancak İsrail yanlısı Dürzi güçlerinin Şam yanlısı Dürzi güçlerine ve Bedevi Araplara saldırması Süveyda ve çevresinde çatışmaları yeniden körükledi.
Suriye’nin farklı kentlerinden Bedevi Arap aşiretlerine mensup savaşçılar toplanarak Süveyda’yı kuşattı. Süveyda’nın batısında yer alan köyleri geri alan Bedevi aşiretlerine mensup savaşçılar Süveyda şehir merkezine girdi.
İsrail savaş uçakları bu kez Bedevi grupları bombaladı.
Çatışmalar böyle sürerken ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın Türkiye, Ürdün ve komşuları tarafından benimsenen bir ateşkes anlaşmasına vardıklarını duyurdu.
Ortadoğu’da emperyalist büyük güçler arasında yeniden paylaşım dalaşı yaşanıyor. Suriye’de bu paylaşım dalaşının parçasıdır. Emperyalistler, işbirlikçileri, gerici bölge devletleri paylaşımdan pay kapmaya çalışıyor.
Emperyalist paylaşımdan en fazla zararı gören işçiler, emekçiler, ezilen halklardır. Çıkarlar için birbirine kırdırılan, ölen, yerini yurdunu terk etmek zorunda bırakılan onlardır.
Suriye’de gelişmeler bir kez daha emperyalizmde belirleyici olanın dostluk değil, çıkarlar olduğunu görmek isteyene gösteriyor.
Ortadoğu’da yaşanılan her gelişme emperyalistlerin dost olmadığını, emperyalistlerin çıkarları temelinde, güya destekledikleri halkları her zaman satabileceklerini gösterdi, gösteriyor.
Emperyalistler ezilen halkların dostu değildir. Onlar için belirleyici olan kendi çıkarlarıdır.
Suriye’nin kaostan çıkmasının tek yolu vardır:
Suriye’de çeşitli ulus ve milliyetlerden işçiler, emekçiler, ezilenler, halklar için tek gerçek çözüm, ulusların ayrılma hakkına sahip olduğu, özgür bir ortamda tüm milliyetlerin eşit koşullarda yan yana yaşadığı, demokratik federatif bir Suriye devletidir.
Ancak bunun emperyalizmin, kapitalizmin egemenliği şartlarında gerçekleşmesi mümkün değildir.
Suriye’de gerçek çözüm işçi sınıfı önderliğinde devrimdedir.
Devrimci, komünist güçlerin güncel zayıflıkları sonucu, bugün gündemde olan savaş, alanda öncelikle T.C. ile İsrail arasında Suriye üzerinde egemenlik dalaşıdır. Bu dalaş sonucu olarak ortaya çıkacak yeni yapılanmalar, bunlar ne olursa olsun, Suriye’de yaşayan halklara özgürlük, demokrasi vb. getirmeyecektir. Yürüyen çatışmalar, savaşlar emperyalist ve gerici çıkarlar için yürümektedir. Halklar bu savaşlarda tüketilen malzeme konumundadır. Bu çatışma ve savaşların derhal durdurulması halkların yararındır.
Halklar kendi burjuvazilerine ve onların gerisindeki emperyalist güçlere karşı kendi savaşlarını örgütlemeli, yürütmelidirler.
19 Temmuz 2025


































































