ABD, Eylül 2025’te abluka altına aldığı Venezuela’ya geniş çaplı hava saldırıları düzenledi. Hava saldırılarında birçok askeri tesis ve liman vuruldu. Başta başkent Karakas olmak üzere Miranda, Aragua ve La Guaira eyaletleri hedef alındı. Saldırılarda kaç kişinin yaşamını yitirdiği henüz bilinmiyor.
Seçilmiş meşru devlet başkanı Nicolas Maduro ve eşi ABD tarafından Amerika’ya kaçırıldı.
Egemen bir devletin seçilmiş devlet başkanın korsan bir eylem sonucunda kaçırılması haydutluktur! Bu haydutluğun, emperyalistlerin çıkarları gerektiği zaman sözünü ettikleri uluslararası hukuk ile bir ilgisi yoktur.
Bu pervasız emperyalist haydutluk, korsan saldırı eylemi en başta Latin Amerika ve tüm dünya halklarına, ABD’nin egemenliğini kabul etmeyen tüm devletlere ve Çin’e yöneliktir.
Trump saldırılar ardından gazetecilere yaptığı açıklamada; ABD’nin Venezuela’yı geçici olarak “Güvenli, uygun ve sağduyulu bir geçiş yapana kadar ülkeyi” yöneteceklerini, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth, Genelkurmay Başkanı Dan Caine olmak üzere birkaç üst düzey ABD’li yetkilinin ülkenin yönetiminde yer alacağını söyledi.
Trump gazetecilere yaptığı açıklamada, gerçekte amaçlarının ne olduğunu açıkça ortaya koydu.
1. 303 milyar 200 milyon varillik kanıtlanmış petrol rezerviyle dünyada birinci sırada yer alan, başta petrol olmak üzere Venezuela’nın doğal kaynaklarına çökmek!
2. Çıkarlarına zarar veren, kontrolü dışına çıkan Chavenistlerin iktidarını yıkıp, yerine kendi çıkarlarını savunan burjuvaziyi iktidara getirmek!
ABD Latin Amerika’yı arka bahçesi olarak görüyor. Latin Amerika ve Karayipler’deki siyasi, ekonomik ve askeri kontrolünü mümkün olduğunca genişletmeyi ve Monroe Doktrini’ne tamamen geri dönmeyi planlıyor. Nitekim Trump’ın gazetecilere yaptığı açıklamada Venezuela’nın ABD’nin “Monroe Doktrini”nine kadar uzanan dış politika prensiplerini ihlal ettiğini” söylemesi, “Yeni ulusal güvenlik stratejimizle artık bunu unutmayacağız. Amerika’nın Batı Yarımküre’deki hakimiyeti bir daha asla sorgulanmayacak.” Demesi boşuna değil.
ABD’nin Maduro ve eşini “uyuşturucu kaçakçılığı ve narko-terör örgütleriyle iş birliği yapmak ile suçlaması” ve yargılayacak olması; emperyalist emellerine geçirdiği kılıftır. Asıl amaç Venezuela’nın başta petrol olmak üzere doğal zenginliklerini ele geçirmek, kendi denetimde kukla bir rejim oluşturmaktır.
Bugün dünyanın genelinde emperyalist büyük güçler arasında yeniden paylaşım dalaşı yaşanıyor. Bu paylaşım dalaşında iki blok şekillenmiş durumdadır. Bir yanda Çin, Rusya önderliğinde doğu bloğu, diğer yanda ABD önderliğinde batı bloğu! Latin Amerika’da, Karayipler’de, Venezuela’da yaşanılan gelişmelerde bu paylaşım dalaşının bir parçasıdır.
Latin Amerika’da özellikle Küba, Nikaragua, Kolombiya ve Brezilya; ABD’nin tam kontrolü altında değil. “Monroe Doktrini”, ABD’nin “Yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi” bu ülkeler için tehdit oluşturuyor.
Dünya genelinde, dünyanın yeniden paylaşım dalaşı içinde Rusya ve Çin emperyalizmi ile dalaşan ABD emperyalizmi, arka bahçesi olarak gördüğü Latin Amerika’da, Karayip Denizi’nde Rusya ve Çin’in aktif olmasını, nüfuz ve pazar alanlarına sahip olmasını engellemek istiyor.
Çin Latin Amerika’da ABD emperyalizminin çıkarlarına yönelik saldırılarına “kınama” dışında cevap vermeyecek gibi görünüyor. ABD ile askeri bir çatışmadan kaçınıyor. Çünkü ABD ile savaşmak için henüz askeri olarak hazır değil. Fakat ABD’nin Venezuela’ya saldırısı, Çin’e Tayvan’ı anavatana katma konusunda “meşru” bir askeri operasyon yapmak için de kapı aralıyor.
Kurtuluş halkların kendi elindedir!
Emperyalistler, çıkarları gerektiği zaman, çeşitli gerekçeler uydurarak ülkelere saldırıyor, işgal ediyor, savaş çıkartıyor ve vekalet savaşları yürütüyorlar.
Dünya işçi sınıfı ve ezilen halkların birliği, ortak mücadelesi; işçi sınıfı önderliğinde devrimler emperyalizmi durduracak güçtür. Bunun için örgütlenmek ve mücadele etmek görevdir.
Her burjuva devlet gibi Venezuela da egemen bir devlettir. ABD emperyalizmi Venezuela’nın devlet egemenliğini hiçe sayması, Venezuela’ya saldırması ve seçilmiş devlet başkanını kaçırması kabul edilemez!
ABD emperyalizminin gerekçe ne olursa olsun Venezuela’ya saldırma, onu işgal etme hakkı yoktur. Venezuela devletinin yönetimi ne olursa olsun, her devlet gibi Venezuela devletinin de yaşama hakkı vardır.
Venezuela’da iktidarda olan güç ulusal burjuvazidir. Sistem kapitalist sistemdir. Chavenistlerin attığı bütün adımlar sistem içi adımlardır. “Bolivarcı Devrim” adı verilen olgu, gerçekte burjuvazinin değişik kesimleri arasında bir iktidar değişikliğidir. Venezuela’da iktidar esas olarak bağımsızlık yanlısı ulusal burjuvazinin siyasetinin temsilcilerinin elindedir ve onların çıkarlarını temsil etmektedir.
Venezuela’da yoksul halkın yaşamını az da olsa düzelten önlemler ve gerek ulusal ekonominin gelişmesini güçlenmesini sağlayacak devletleştirme adımları ve gerekse de bu temelde elde edilen görece ulusal bağımsızlık, ne Chavenistlerin ne de Venezuela’nın sosyalizme doğru ilerlediğini gösteren gelişmeler değildir.
Venezuela’da uygulanan ekonomik politikalar, devletleştirme adımları, ABD ile çelişkiler, görece ulusal bağımsızlık siyaseti ve benzeri gelişmeler; Chavenistleri sosyalist ve onların Venezuela’da sosyalizmin kurulmasına yönelik adımları olarak gösteriliyor. Devlet kapitalizminin sosyalizmle bir ilgisi yoktur!
ABD emperyalizminin Venezuela’ya yönelik fiili askeri saldırılarına ve korsanca eylemine karşı çıkıyor, Venezuela Devleti’nin egemenlik haklarını savunuyoruz. Bu tavrımız ulusal burjuvazinin iktidarını desteklediğimiz anlamına gelmez.
Venezuela devletinin egemenlik haklarına sahip çıkmak ile Venezuela devletinin andaki yönetimini savunmak ve desteklemek birbirine karıştırılmamalıdır.
Venezuela’da işçilerin ve emekçilerin görevi; bir yandan ABD emperyalizminin askeri saldırılarına karşı ülkelerinin bağımsızlık mücadelesinin en ön saflarında savaşırken, aynı zamanda burjuvazinin iktidarına karşı bağımsız sınıf mücadelesi yürütmek, burjuva iktidarını devrimle yıkmak için örgütlenmek ve mücadele etmektir.
ABD emperyalizminin Venezuela’ya yönelik saldırılarına, korsan eylemine karşı çıkalım!
Venezuela’da ne yapılacağına ABD emperyalizmi değil, Venezuela halkları karar vermelidir.
Dayanışmamız Venezuela halklarınadır!
Halklar emperyalistlerin, burjuvazinin çıkarları için ölmeyi ve öldürmeyi reddettiklerinde, silahları gerçek düşmanlarına çevirdiklerinde, kendi kaderlerini ellerine aldıklarında; kurtuluşları yakın demektir!
Kahrolsun emperyalizm!
Kahrolsun ABD emperyalizmi!
Yaşasın proletarya enternasyonalizmi!
4 Ocak 2026

































































