Viyana’da Kürtlerin Onurlu Direnişi: Rojava’ya Yönelik Saldırılara Karşı Sokaklardalar
8 Ocak’tan bu yana Viyana’da Kürt halkı her akşam sokaklarda. Soğuk kış günlerine, polis ve Avusturya devletinin engellerine, medyanın görmezden gelinmesine rağmen meydanları terk etmiyorlar. Her gün iki bin ile beş bin arasında insanın katıldığı bu eylemler, hafta sonları özellikle cumartesi günleri on binleri buluyor. Bu kararlı duruşun tek bir nedeni var. Rojava’ya yönelik faşist cihatçı saldırılar ve Kürt halkının demokratik kazanımlarının hedef alınması.
Kuzeydoğu Suriye halkların birlikte, demokratik temelde, eşit ve özgür yaşam umudunu temsil eden Rojava, bir kez daha saldırıların odağında. Kadın özgürlüğüne dayalı toplumsal modeli, halkların ortak yönetimini esas alan demokratik sistemi ve kendi kendini yönetme iradesi hem bölgesel güçleri hem de onların desteklediği cihatçı yapıları rahatsız ediyor. Bugün Rojava’ya yönelen saldırılar, yalnızca bir coğrafyaya değil; halkların demokratik geleceğine yönelmiş durumdadır.
Viyana’daki eylemler, aynı zamanda güçlü bir enternasyonal dayanışmanın ifadesi. Kürt ulusal hareketinin çağrısına yalnızca Kürtler değil; devrimci, demokrat ve Avusturyalı komünist örgütler de katılıyor. Her akşam alanlarda yükselen ortak sloganlar, halklar arası dayanışmanın sınır tanımadığını gösteriyor. Rojava’ya yönelik saldırılara karşı verilen bu mücadele, farklı kimliklerden ve örgütlerden güç alarak güçleniyor.
Kürtler halkı, Avrupa’nın göbeğinde, sessizliğe karşı sesi, kayıtsızlığa karşı direnişi ifade ediyor. Her akşam yükselen sloganlar, taşınan pankartlar ve yapılan konuşmalar ortak bir talebi dile getiriyor. Demokratik hakların gasp edilmesine son verilmesi ve Kürt halkının kendi kendini yönetme hakkının tanınmasını talep ediyorlar.
Bu demokratik talepler ne yeni ne de olağandışıdır; Kürtler, en temel insani haklarını istiyor. Kimliklerinin tanınmasını, dillerinin yasaklanmamasını, siyasi iradelerinin bastırılmamasını ve geleceklerine kendilerinin karar verebilmesini talep ediyorlar. Rojava’da inşa edilen özyönetim modeli, bu talepleri somutlaştırma deneyimidir. İşte tam da bu yüzden hedef alınmaktadır.
Avrupa devletlerinin ve uluslararası kurumların sessizliği ise dikkat çekicidir. Demokrasi, insan hakları ve özgürlük söylemleri söz konusu olduğunda ön sıralarda yer alanlar, Kürt halkı saldırı altındayken, suskun kalmayı tercih ediyor. Viyana sokaklarında yükselen öfke ve kararlılık, aynı zamanda bu ikiyüzlülüğe karşı bir duruş ve hakların ifadesidir.
Kürtler Viyana’da yalnızca protesto etmiyor; aynı zamanda hafızayı diri tutuyor. Rojava’da DAİŞ’e karşı verilen mücadeleyi, binlerce insanın hayatı pahasına kazanılan hakların bugün bu demokratik kazanımların nasıl tehdit edildiğini hatırlatıyorlar. “Rojava düşerse insanlık düşer” sözü, bu mücadelenin Kürtler için neden bu kadar hayati olduğunu özetliyor.
Her akşam süren eylemler, Kürt halkının iradesinin kırılamayacağını bir kez daha gösteriyor. Devrimci ve demokrat güçlerin, Avusturyalı komünist örgütlerin desteğiyle büyüyen bu direniş; baskıya, saldırılara ve inkâra karşı ortak bir karşı duruşa dönüşmüş durumda.
Bugün Kürtlerin istediği şey açık ve nettir. Demokratik haklarının gasp edilmesine son verilmesi ve kendi kendilerini yönetme haklarının tanınması. Bu talep, yalnızca Kürtler için değil, özgür ve eşit bir dünya isteyen herkes için bir çağrıdır.
Bizler işçiler, emekçiler ve ezilen halklar açıkça söylüyoruz:
Demokratik haklarımızdan vazgeçmiyoruz.
Hakların, irademizin gasp edilmesini kabul etmiyoruz.
Halkların kendi kendimizi yönetme hakkımızdan geri adım atmıyoruz.
Rojava yalnız değildir. Kürt halkı yalnız değildir.
Viyana’dan yükselen bu ses, direnişin ve dayanışmanın sesidir.
Biji Berxwedane Gele Kurd!
05.02.2026
Viyana’dan YDİ Çağrı okuru
Devrimci-Komünist bir Partinin İnşası İçin İnisiyatif (IA.RKP)’in Rojava eylemindeki konuşma metni:
Faşizme geçit yok, Rojava yalnız değildir!
Yoldaşlar, Dostlar,
Ocak 2026’da Emperyalist ve bölgedeki işgalci devletler, halkların iradesini, direnişini ve kazanımlarını hiçe sayarak, Esad sonrası Suriye’de kurulan gerici ve işbirlikçi Şam iktidarını “meşru” ilan etti. Bu karar, barışın değil savaşın, gericiliğin karşı–devrimin ilanıdır!
Emperyalizm, Suriye halklarının geleceğini petrol sahaları, jeopolitik çıkarlar için bir kez daha kapalı kapılar ardında satmıştır.
Çünkü emperyalizm Rojava’dan korkuyor! Özgür ve eşit haklardan korkuyor! Kadın özgürlüğünden korkuyor!
Emperyalistlerin onayıyla cesaretlenen, faşist Türk devletinin açık askeri, siyasi ve lojistik desteğini alan HTŞ faşist yönetimi, Kürt halkına karşı topyekûn bir saldırı başlattı. Bu saldırı, Kürt halkının iradesini kırmayı hedefleyen planlı bir imha harekâtıdır!
Bu saldırı, Rojava’daki öz yönetimi tasfiye etmeye dönük faşist -gerici bir stratejidir!
Halep’ten Rakka’ya, Deyrizor’dan petrol sahalarına uzanan bu saldırılar sadece Kürt halkını değil; Suriye’de eşit, demokratik temelde özgür ve ortak yaşam umudunu hedef alıyor.
Mahalleler işgal ediliyor. Öz yönetim organları dağıtılıyor. Siviller yerinden ediliyor.
Bugün SDG’ye dayatılan açıktır.Teslim olun! Silah bırakın! Varlığınızdan vazgeçin!
ABD emperyalizmi bir kez daha gerçek yüzünü göstermiştir.“Artık size ihtiyacımız yok” diyerek Kürt halkını pazarlık masasında kendi çıkarları için feda etmiştir. Emperyalizm dün de böyleydi, bugün de böyle!
Rojava’daki özerk ve demokratik kazanımlar, sömürgeci Türk devleti için kabul edilemezdir.
Çünkü Rojava; eşitliğin, kadın özgürlüğünün, halkların kendi kendini yönetme iradesinin somut hâlidir!
Türk devleti, Kürt halkının statü kazanmasını boğmak ve bölgedeki demokratik, devrimci dinamikleri ezmek istiyor. HTŞ eliyle yürütülen saldırılar bu sömürgeci politikanın bir parçasıdır!
Rojava’yı savunmak devrimci bir görevdir!
Rojava’ya yönelik saldırılar karşısında, bulunduğumuz her yerde bu saldırılara karşı mücadeleyi büyütmek tarihsel sorumluluğumuzdur!
Bu mücadele emperyalistlerden medet umarak verilemez! Emperyalizm dost değildir! Hiçbir zaman olmamıştır! Suriye’nin geleceğine emperyalistler değil, Suriye halkları karar verecektir! Kalıcı çözüm, halkların kardeşliği temelinde inşa edilecek demokratik bir Suriye’dir.
Şovenizmin, ırkçılığın, milliyetçiliğin olmadığı bir dünya mümkündür!
Ama bu dünya kendiliğinden gelmeyecek! Mücadeleyle kazanılacak!
Yaşasın enternasyonal dayanışma!
Yaşasın halkların kardeşliği!
Kahrolsun emperyalizm, faşizm ve sömürgecilik!
Rojava’yı savunmak enternasyonal görevdir!




































































