16 Aralık’ta Avusturya’nın başkenti Viyana’da 3.000’i aşkın işçi, emekçi, öğrenci ve ilerici kitle örgütü, hükümetin sosyal kesinti politikalarına ve militarist yönelimine karşı sokaklara çıktı. Bu yürüyüş, yalnızca bir protesto eylemi değil; derinleşen ekonomik krizin faturasının emekçilere ödetilmesine karşı yükselen toplumsal öfkenin ve birleşik direniş arayışının somut bir ifadesi oldu.
Son yıllarda Avusturya’da artan enflasyon, reel ücretlerin belirgin biçimde gerilemesi ve sosyal harcamalarda yapılan kesintiler, işçi sınıfı ve emekçi halk başta olmak üzere geniş toplumsal kesimlerin yaşam koşullarını ciddi şekilde ağırlaştırdı. Temel gıda, enerji ve barınma giderlerindeki hızlı artış, özellikle dar gelirli haneleri, gençleri, emeklileri ve göçmenleri derinden etkilerken; ücretlerin enflasyon karşısında erimesi geçim krizini daha da derinleştirdi. Sağlık, eğitim, bakım hizmetleri ve sosyal yardımlar gibi kamusal alanlarda yapılan kesintiler ise eşitsizlikleri artırarak kamu hizmetlerine erişimi zorlaştırdı.
Eylem boyunca yapılan konuşmalarda barınma, sağlık, eğitim ve sosyal güvenliğin piyasa mantığına terk edilemeyecek temel haklar olduğu vurgulandı. Kesintilerin en çok dar gelirli kesimleri, gençleri ve göçmenleri vurduğu ifade edilirken; kira artışları, dolaylı vergiler ve güvencesiz çalışma koşulları somut örneklerle teşhir edildi. “Savaşa değil sağlığa bütçe”, “Sosyal haklar kesilemez” ve “Krizin bedelini patronlar ödesin!” sloganları, yürüyüşün ortak taleplerini özetledi.
Yürüyüşün dikkat çeken bir diğer boyutu sendikal süreçlere yönelik eleştirilerdi. Özellikle sendika bürokrasisinin uzlaşmacı çizgisi, enflasyonun altında imzalanan toplu iş sözleşmeleri ve mücadeleci eylemlerin engellenmesi sert biçimde eleştirildi. Buna karşılık sağlık, bakım ve sosyal hizmetler alanlarında gelişen taban inisiyatifleri ve grevler, gerçek bir sınıf mücadelesinin ancak aşağıdan örgütlenmeyle mümkün olabileceğini gösteren örnekler olarak öne çıktı.
Militarizm karşıtlığı da yürüyüşün merkezi başlıklarından biriydi. Avusturya’nın “sürekli tarafsızlık” ilkesinden uzaklaşması, askeri bütçenin artırılması ve emperyalist savaş politikalarına dolaylı ya da doğrudan destek verilmesi, emekçi halkın çıkarlarına aykırı gelişmeler olarak teşhir edildi. Kaynakların silaha değil, toplumsal ihtiyaçlara ayrılması talebi bu bağlamda güçlü bir karşılık buldu.
Sonuç olarak Viyana’daki bu eylem, sosyal kesintilere ve savaş politikalarına karşı büyüyen bir sınıf bilincinin işareti oldu. Katılımcılar, değişimin yalnızca sokakta değil; işyerlerinde, okullarda ve mahallelerde sürecek örgütlü bir mücadeleyle mümkün olduğunu vurguladı. Yürüyüş, insanca bir yaşam, eşitlik ve özgürlük talebinin kararlılıkla sürdürüleceği mesajıyla sona erdi.
16 Aralık 2025
Viyana YDİ Çağrı okurları
Devrimci-Komünist bir Partinin İnşası İçin İnisiyatif (IA.RKP)
Proleter Devrim Dergisinin söz konusu eylem hakkında çıkardığı, verilen bilgiye göre eylemde 2000 adet dağıtılan Almanca bildirinin Türkçe çevirisini aşağıda yayımlıyoruz.
Artık kapitalizmi kaldıramayız!
Silahlanma çılgınlığı!Reel ücretlerin düşmesi! Sosyal Gasp!
Milyarlarca vergi parası yeni savaşların hazırlıklarına harcanıyor. Ücret anlaşmaları enflasyonun altında kalıyor. Sosyal harcamalar federal ve eyalet düzeyinde radikal bir şekilde kısılıyor…
Avusturya’da milyonlarca insan hükümetin politikalarından dolayı acı çekiyor ve inim inim inliyor. Birkaç bin kişi ise bundan kârlar elde ediyor ve sevinç çığlıkları atıyor. Bizler başkası olmadığını ikna etmek için sürekli yeni bahaneler bombardımanına tutuluyoruz. Kapitalist ekonominin kurtarılabilmesi için geniş işçi kitleleri kan kaybetmek ve kemerlerini daha da sıkmak zorunda kalıyor. Zengin ve yoksul arasındaki uçurum giderek büyüyor!
1 milyon avrodan itibaren servet vergisi mi? Kapitalistler güya fabrikalarını ve bankalarını yurtdışına taşıyacakları için bu mümkün değil mi? – Onlar, iyi eğitimli, son derece üretken işçi sınıfı ve daha hâlâ satın alma gücü yüksek talep nedeniyle Avusturya’dalar! Diğer (AB) ülkelerinde de kısmen yüksek varlık vergisi var! Ancak, özellikle büyük kapitalistler, milyonlarca dolarlık büyük hisse senedi paketleri ve diğer “değerli varlıklar” sahibi olanlar, sürekli olarak sübvansiyonlar almak yerine, devlet bütçesine önemli bir katkı sağlamak için devlet bütçesine düzenli olarak ödeme yapmak zorunda kalacak olmalıdırlar.
Kira ve günlük ihtiyaç maddelerine uygulanan katma değer vergisinin kaldırılması mı? Bu mümkün değil, çünkü o zaman vergi sistemimiz çökecek ve devlet iflas edecek mi? – Gerçekte ise, mevcut vergi sisteminde işçiler ve emekçiler devletin tüm vergi gelirlerinin üçte ikisinden fazlasını ödüyorlar ve özellikle en büyük şirketler “vergi tasarrufu sağlayan yeniden dağıtımlar” nedeniyle Avusturya’da neredeyse hiç vergi ödemiyorlar. Öte yandan, işçiler (küçük hizmetliler dâhil) işyerlerinde sömürülmenin ötesinde, her satın alımda burjuva devlet tarafından bir kez daha sömürülmektedir: Birçok kişi, her litre süt için devlete 10-20 sent ödendiğini, bir sandalye veya cep telefonu için devlete %20 vergi ödediğinin bile bilincinde değil!
2 milyon avrodan itibaren veraset vergisinin artırılması mı? Bu mümkün değil, çünkü güya o zaman işletmenin devamlılığı ve binlerce iş yeri tehlikeye girecek mi? – Gerçekte Avusturya’da binlerce kapitalist, özellikle hisse senedi sahipleri var ki, bunların tek başarısı ebeveynlerinden ve büyükanne ve büyükbabalarından miras kalması ve bu şekilde zengin olmalarıdır. Burada hangi randıman buna değer? Elbette mirasçılar, vergi ödemek zorunda olsalar bile kârlı işletmelerden vazgeçmeyeceklerdir.
Arazi vergisinin yoğun bir şekilde arttırılması, şu anda “birim değer”in (piyasa değeri değil) yüzde 1-2’si (binde biri!) mi? Bu, kira fiyatlarını artıracağı için mümkün değil mi? – Gerçekte, arazi vergisinde önemli bir artış, şehirdeki aylık kira fiyatlarını sadece birkaç avro artıracaktır. Ancak konut spekülatörleri ve emlak simsarları, belediye kasasına milyonlarca avro ödemek zorunda kalacaklar (çünkü arazi vergisi bir belediye vergisidir).
Avusturya vergi sistemi işçilere karşı son derece düşmancadır ve bunun bir nedeni, burjuva devletin her türlü (ekstra) harcamalarının, kapitalist toplumda tüm değeri yaratanların derhâl derinlemesine girmesidir.
Şu anda artan devlet borcunun önemli bir nedeni, silahlanma ve askeri harcamaların patlayıcı şeklinde artmasıdır. Avusturya tekelci burjuvazisi, NATO ve GASP (AB’nin Ortak Dış ve Güvenlik Politikasına) katılımı bilinçli olarak ilerletmektedir. Tüm parlamento partilerinin önemli bir kısımları, 1955 tarihli devlet anlaşmasında sözde sonsuza kadar güvence altına alındığı iddia edilen “sürekli tarafsızlık” ilkesinden giderek daha açık bir şekilde uzaklaşmaktadır. Bu ve şu durumda Avusturya’nın “tabii ki tarafsız” kalmaması, bilakis NATO ve büyük AB emperyalistlerinin yanında hareket etmesi gerektiği giderek daha sık kamuoyuna duyuruluyor. BRICS ülkelerine (her şeyden önce Rusya ve Çin) karşı kararlı bir şekilde mücadele edilmesi, AB ve “özgür Batı”nın dünya çapındaki etkisini güvence altına almak ve savunmak için gereklidir. Bu nedenle, önümüzdeki yıllarda askeri bütçe NATO seviyesine, yani yüzde bir buçuk ve daha sonra yüzde ikiye çıkarılacak ve Gökyüzü Kalkanı füze sistemleri için özel bir bütçeden milyonlarca dolarlık ek harcama yapılacaktır. Bu, bizim çıkarımız değil, bilakis emperyalist şirketlerin çıkarlarıdır.
Avusturyalı şirketler sadece NATO’nun Rusya’ya karşı savaşında değil, aynı zamanda İsrail’in Filistinlilere karşı yürüttüğü soykırım savaşına da doğrudan katılmaktadır. Bunun yanı sıra, Avusturya devleti, AB’nin savaş ittifakı GASP aracılığıyla Afrika ve Batı Asya’daki diğer savaşlara ve Venezuela’ya karşı savaş hazırlıklarına da karışmıştır.
Savaş harcamalarının artması, sağlık ve bakım dâhil olmak üzere sosyal bütçede giderek artan kesintilerin arka planını oluşturmaktadır. Sosyal- ve ücret gasplarından özellikle etkilenenler yoksul ve yoksulluk riski altında olan insanlardır: Avusturya’da 206.000 kişi yoksulluk içinde yaşamaktadır ve %16,9’u (1.529.000 insan) yoksulluk veya dışlanma tehlikesi altındadır (2024 rakamları).
Özellikle utanç verici olan şey, aslında çıkarlarımızı temsil etmekle yükümlü olan sendikanın, ücret gaspı ve sosyal gaspa karşı hiçbir şey yapmamasıdır. Daha da kötüsü: ÖGB [Avusturya Sendikalar Birliği] patronların durumunu hafifletiyor, etkilenenlerin harekete geçmesini engelliyor ve sonbaharda metal işçileri, devlet memurları vb. için enflasyon oranının çok altında daha işyerlerinde mücadele önlemleri hazırlanamadan, yangından mal kaçırırcasına, toplu iş sözleşmesi imzalandı. Bunu da “başarı” olarak ilan ettiler. Sendika yönetimi, kapitalistlere ve onların devletine, aslında temsil etmeleri gereken bizlerden daha yakın. Buna karşılık, sosyal hizmetler, bakım, sağlık ve eğitim gibi bazı alanlarda, işyeri ve protesto toplantılarını bağımsız olarak organize eden ve bağımsız grevler için çalışan, mücadeleci sendikal taban girişimleri bulunmaktadır. Özellikle Viyana’da neredeyse her hafta kamuya açık işçi toplantıları, protesto toplantıları ve gösteriler düzenleniyor. Bu gösterilerde işçiler sokaklara dökülerek ücret gaspı ve sosyal kesintilere karşı yüksek sesle protesto ediyorlar. Bu, diğer işletmelerin çalışanlarını bağımsız olarak harekete geçmeye ve – şimdiye kadar sıklıkla olduğu gibi – “sendika”, yani sendika bürokratlarını beklememeyi cesaretlendiriyor.
Kapitalist toplum ve ekonomi sistemi, krizde giderek yeni emperyalist savaşlara sürüklemekte ve nihayetinde küresel baş rakipler arasında muhtemelen nükleer silahlarla savaşılacak bir başka dünya savaşına yol açmaktadır. Bu dinamik, çokuluslu şirketlerin ve onların yönettiği emperyalist devlet aygıtlarının kötü niyetinden değil, kapitalist dünya sistemi içindeki kaçınılmaz rekabet mücadelesinden kaynaklanmaktadır. Kârların düşmesiyle birlikte, etki alanları, ucuz hammaddeler, yatırım fırsatları ve satış pazarları için rekabet şiddetlenmektedir.
Bu nedenle, sosyal gasp, reel ücretlerin düşürülmesi ve savaşa karşı mücadelemizi, proleter devrim için bir hareketin inşasıyla birleştirmeliyiz.
11.12.2025
IA.RKP
Devrimci-Komünist bir Partinin İnşası İçin İnisiyatif
Proleter Devrim Avusturya’da Devrimci-Komünist Gazete
Stiftgasse 8, A-4070 Wien
iarkp.wordpress.com, ia.rkp2017@yahoo.com
prolrevol.wordpress.com, prolrev@proton.me



































































