Dünyanın çeşitli ülkelerinde kendiliğinden gelişen kitle hareketleri var.
Kitleler yoksulluğa, yolsuzluğa, işsizliğe, zamlara, krizin yükünün kendi sırtlarına bindirilmek istenmesine karşı vb. çeşitli nedenlerle kendiliğinden harekete geçiyorlar.
Latin Amerika ülkesi Bolivya hükümet karşıtı kitlelerin isyanı ile sarsılıyor. Hükümet sokakları dolduran kitlelere tüm varlığı ile saldırıyor, mücadeleyi şiddet yoluyla ezmeye çalışıyor.
Bolivya’da 17 Ağustos 2025’te devlet başkanı, başkan yardımcısı ve Çokuluslu Yasama Meclisi’nin üyelerini seçmek için genel seçimler yapıldı.
İktidardaki Sosyalizme Doğru Hareket Partisi’nin (MAS) görevdeki devlet başkanı Luis Arce, parti içi bölünmeler, sorunlar ve temel malların tedariği konusunda yaşanılan sıkıntılar sebebiyle yeniden aday olmadı.
Devlet başkanlığı seçiminin birinci turunda hiçbir aday çoğunluğu sağlayamadı. 19 Ekim 2025’te yapılan ikinci tur devlet başkanlığı seçimini Hristiyan Demokrasi Partisi’nin merkez sağ adayı Rodrigo Paz, oyların yüzde 54,53’ünü alarak kazandı. MAS’ın yaklaşık yirmi yıllık iktidarı böylelikle sona erdi. Ayrıca MAS Temsilciler Meclisi’nde sadece iki sandalyesini korurken, Senato’daki tüm sandalyelerini kaybetti.
Kasım 2025’te göreve başlayan merkez sağcı lider Rodrigo Paz’ın izlediği neoliberal ekonomi politikaları, enflasyonun artması, hayat pahalılığı ve derinleşen ekonomik kriz toplumsal öfke dalgası yarattı.
Protestoların ilk fitilini, küçük tarımsal mülkiyetin kredi teminatı olarak kullanılmasının önünü açan tartışmalı toprak düzenlemesi ateşledi. Köylü ve yerli örgütleri bu adımı toprağın finansallaştırılması ve küçük üreticilerin arazilerini kaybetme riski olarak yorumladı. Hükümet düzenlemeyi geri çekse de tepkiler yatışmadı; eylemler kısa sürede maaş artışı, yakıt tedariki, enflasyon, özelleştirme karşıtlığı ve hükümetin istifası taleplerine dönüştü.
Protestolara maden işçileri, köylüler, öğretmenler, kamu çalışanları, sendikalar, yerli örgütleri ve taşımacılık sektörü temsilcileri katılıyor. Ülkenin en büyük sendikal yapılarından Bolivya İşçi Merkezi’nin de eylemlere öncülük etmesiyle protestolar daha örgütlü ve yaygın hale geldi.
Son günlerde maden işçileri La Paz’daki gösterilerin merkezine yerleşti. Madenciler yakıta erişim, patlayıcı madde temini ve yeni maden alanlarına erişim gibi taleplerle başkente yürüdü. Hükümet, maden kooperatifleriyle bazı başlıklarda anlaşmaya vardığını açıklasa da diğer sektörlerin eylemleri devam ediyor.
Hükümet, protestoların arkasında eski Devlet Başkanı Evo Morales’e yakın çevrelerin olduğunu ileri sürüyor. Morales ise göstericilerle dayanışma içinde olduğunu belirterek hükümeti “neoliberal modele karşı çıkan halkı polis ve asker gücüyle bastırmakla” suçluyor.
Ancak protestolar yalnızca Morales yanlılarıyla açıklanamayacak kadar geniş bir toplumsal tabana yayılmış durumda.
Hükümet karşıtı protestolar ilk olarak somut taleplerle başladı. Öğretmenler ücret artışı istedi, ulaşım çalışanları kirli yakıtı protesto etti, yerli gruplar arazi yasasına karşı çıktı.
Hükümet gerilimi düşürmek için bazı tavizler verdi. Öğretmenlere ikramiye teklif edildi, arazi yasası geri çekildi ve başka tavizler verildi. Ancak bu tavizler, toplumdaki daha derin öfkeyi yatıştırmaya yetmedi.
6 Mayıs’ta And Dağları’nın yüksek kesimlerinden gelen yerli gruplar, La Paz çevresindeki otoyolları kapatmaya başladı. Bu kez talep yalnızca belirli düzenlemelerin geri çekilmesi değil, Devlet Başkanı Paz’ın istifasıydı. Hareket kısa sürede ücret talepleri karşılanmayan işçileri ve eski solcu Devlet Başkanı Evo Morales’in destekçilerini de içine aldı. Morales destekçileri başkente doğru 118 millik bir yürüyüş düzenledi.
Hareket siyasileşerek doğrudan Paz’ın istifa etmesi hareketine dönüştü.
İsyan ve temel eksiklik
Kitlelerin kendiliğinden gelişen eylemliliklerine müdahale edecek, onları devrimci tarzda yönetip yönlendirecek, Bolşevik tipte parti/ler sadece ülkelerimiz için değil, her ülkenin ihtiyacıdır, olmazsa olmazıdır.
Bu ihtiyacı son dönemde Bolivya’da kendiliğinden gelişen kitlelerin isyanında da görüyoruz.
Bolivya’da kendiliğinden gelişen kitle hareketinin temel eksikliği, kitleler içinde örgütlü devrimci/komünist bir örgütlenmenin olmamasıdır.
İşçiler, emekçiler “bıçak kemiğe dayandığında”, “artık yeter, biz böyle yaşamak istemiyoruz” deyip ayaklanırlar. Bu ayaklanmalar kendiliğinden ortaya çıkarlar. Kitlelerin devrimci ayaklanmasında, kitlelere önderlik edebilecek, onları sosyalizm hedefi doğrultusunda yönlendirebilecek bir komünist örgütlenme var ise, o zaman bu isyanların burjuva sisteminin yıkılması ile işçi sınıfının emekçilerin iktidarı ile taçlandırılması, yeni bir toplumsal sistemin yaratılması yönünde, sosyalizm yönünde ilerlenilmesi mümkündür. Ekim Devrimi’nin ve bütün başarılı devrimlerin gösterdiği budur. Güçlü bir komünist örgütlenmenin olmadığı şartlarda, devrimci ayaklanmalar sömürü sisteminin yıkılması ile sonuçlanmaz. En iyi hâlde, kitlelerin devrimci atılımının önünü kesmek için burjuvazinin sistem içinde yapmak zorunda belli reform ve reformcuklarla sonuçlanır. Bütün yarım kalan devrimlerin de gösterdiği budur.
İşçi sınıfı, emekçiler içinde sağlam köklere sahip, ideolojik berraklığa ve doğru bir siyasi çizgiye sahip, kendini bütün oportünist akım ve örgütlerden kesin çizgilerle ayıran gerçek komünist partilerin inşası, işçilerin emekçilerin ayaklanmalarına doğru bir önderlik sunabilmek için kavranacak esas halkadır. Bunun olmadığı yerde devrimler yarı yolda kalmaya mahkûmdur.
O halde hazırlıksız yakalanmamak için komünist devrimcilerin görevi her ülkede komünist parti inşasının esas görev olduğunu kavramak ve buna uygun davranmaktır.
Umut isyanda, halkların isyanındadır. Fakat isyan kendiliğinden kurtuluşa götürmez. Halkların gerçek kurtuluşu, sermaye sınıfının iktidarının yıkılmasında, işçilerin, emekçilerin, halkların kendilerinin kendi iktidarlarını kurmasındadır. Kurtuluş, bütün zenginlik kaynaklarının işçilerin emekçilerin yararına kullanılmasındadır. Kurtuluş sosyalizmde, komünizmdedir. Kurtuluş sosyalizm, komünizmin yolunu açacak devrimlerdedir! İsyanların zaferi için işçilerin ve emekçilerin bu bilinçle donanması, bu bilinç temelinde örgütlenmesi gerekir. Ve dün olduğu gibi bugün de komünist devrimciler için temel mesele, temel görev bu bilinci isyanın içine taşıyacak örgütlerin, gerçek komünist, Bolşevik partilerin yaratılması, var olanların inşasının derinleştirilmesidir.
Yaşasın proletarya enternasyonalizmi!
23 Mayıs 2026


































































