Kapitalizmde gelecek yok!
EMPERYALİST SAVAŞA, SEFALETE, BASKILARA, SÖMÜRÜYE KARŞI:
1 Mayıs’ta alanlara!
Dünyada emperyalist devletler/bloklar arasındaki çelişmeler keskinleşiyor. Değişen güç dengeleri yeni bir emperyalist paylaşım savaşını dayatıyor. Bütün emperyalist ve gerici güçler 3. paylaşım savaşına hazırlanıyor. Ukrayna, Ortadoğu’da, Afrika’da, dünyanın her yanında yürüyen yerel savaşlarda on binlerce insan ölüyor. 100 binler, milyonlar göç yollarında. Bugün yürüyen savaşlar yeniden paylaşım savaşının ön hazırlıklarıdır. Dünyada gericiliğin her türü, faşizm, göçmen karşıtlığı gelişiyor.
Kuzey Kürdistan/Türkiye’de egemen sınıflar arasında iktidar mücadelesi tam bir it dalaşı olarak gelişmelere damgasını vuruyor. İşçilerin, emekçilerin, ezilenlerin çalışma ve yaşama koşulları giderek kötüleşiyor. Alım gücü düşüyor. Ücretler eriyor. İşsizlik, sefalet, yoksulluk artıyor. AKP/MHP iktidarı dizginsiz bir faşizmle sürdürüyor hükümranlığını. Burjuva muhalefetin kendi iktidar derdi dışında bir eylemi yok.
Bütün bu gelişmeler karşısında dünyanın her yanında uyanış ve direnişler de gelişiyor. Milyonlar özelikle savaşlara dur demek için sokaklara çıkıyor.
Bu koşullarda giriyoruz bu yıl 1 Mayıs’a…
1 Mayıs mücadele günüdür!
1 Mayıs, işçi sınıfının kapitalizme karşı mücadelesinden doğan kızıl bir gündür!
1 Mayıs, tüm dünyada işçi sınıfının birlik, mücadele, dayanışma günüdür!
1 Mayıs, bütün dünyada işçilerin, emekçilerin, ezilenlerin kapitalizme karşı mücadelesinin simgesidir.
1 Mayıs, bütün ülkelerin işçilerinin, ezilen halklarla emperyalizme karşı birliğinin, mücadele omuzdaşlığının simgesi olan gündür.
1 Mayıs, işçi sınıfının mücadele tarihinde ve geleneğinde, devrimci bir öze sahip kızıl bir gündür.
1 Mayıs’ı devrimci kılan hangi meydanda kutlanacağı değil içeriğidir.
1 Mayıs, işçilerin, emekçilerin, ezilenlerin taleplerini meydanlara taşıdıkları, sömürüye, baskılara, adaletsizliğe, seçmen iradesini hiçe sayan kayyum uygulamalarına karşı vb. burjuvaziden bağımsız sınıf mücadelesinin sembolü mücadele günüdür.
Emperyalizm savaş demektir!
Emperyalizm savaşsız yaşayamaz! Emperyalizm, çıkarlar uğruna gerici, haksız savaş demektir.
Emperyalizm, bütün çizgi boyunca gericiliktir. Emperyalizmin kaçınılmaz yol arkadaşları ırkçılıktır, şoven milliyetçiliktir, emekçi yığınların din, mezhep, ırk, milliyet, vb. temelinde birbirine karşı kışkırtılması/kırdırılmasıdır.
Emperyalizm, erkek egemenliğinin düzenidir.
Emperyalizm, doğal dengelerin altüst edilmesi, insanlığın yaşama temellerinin dinamitlenmesi, kâr uğruna doğanın talan edilmesidir.
Tek kelime ile emperyalizm barbarlıktır!
Ortadoğu’da ve her yerde emperyalist savaşa hayır!
28 Şubat’ta ABD emperyalizmi ve Siyonist İsrail’in İran’a saldırması ile başlayan savaş Ortadoğu’yu kan deryasına çevirdi.
Siyonist İsrail Gazze’yi yerle bir etti. Batı Şeria’da işgal alanlarını genişletiyor. Suriye’de Golan tepelerindeki işgalini Süveyda’ya kadar genişletti. Güney Lübnan’da Hizbullah’a karşı savaşma adına işgal harekâtı yürütüyor. Lübnan’a yönelik saldırılarını aralıksız sürdürüyor. Saldırılarda yüzlerce kişi katledildi. Binlerce kişi yaralandı. Yüz binlerce kişi yerini terk etmek, göç yollarına düşmek zorunda bırakıldı.
Savaş bölgesel savaşa dönüşme tehlikesini içinde barındırıyor.
İran’a, İsrail-ABD emperyalizmi ortak yapımı saldırı savaşında, İsrail bölge ülkelerini İran’a karşı yıkım savaşının içine çekmek için her türlü provokasyonu yapıyor.
İran’daki Molla rejiminin varlığını sürdürebilmek için ABD üsleri bulunan Körfez ülkelerine yönelik misilleme saldırıları, savaşın bölgesel savaşa dönüşme riskini artırıyor.
Savaştan en büyük zararı ve yıkımı gören, savaşın sürdüğü bölgelerde ölen, sakat kalan, yerini yurdunu terk etmek zorunda bırakılan, asker elbisesi giydirilerek savaşa sürülen işçiler ve emekçilerdir.
İran’ın İslamcı faşist molla rejimi ile ABD emperyalizmi ve İsrail arasındaki savaşta işçi ve emekçilerin hiçbir çıkarı yoktur. Ortadoğu’yu kan deryasına çeviren bu savaş, emperyalist, gerici ve haksız bir savaştır. Evangelist dincilerin yönetimindeki ABD emperyalizminin ve siyonist dincilerin yönetimindeki İsrail’in, İslamcı mollaların yönetimindeki İran’ın kendi çıkarları için sürdürdükleri gerici, karşı devrimci savaşa karşı çıkmalıyız.
İran’a saldırının asıl nedeni, halk düşmanı, faşist Molla rejiminin Ortadoğu’da ABD, Batılı emperyalistler ve İsrail tarafından kontrol edilemeyen bir güç olmasıdır. Rejimin onlardan bağımsız hareket etmesi ve Çin ile Rusya’yla giderek geliştirilen iyi ilişkilere sahip olmasıdır.
Çıkarları açısından savaşa karşı olan Türk devletinin siyaseti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın formüle ettiği gibidir: “Savaşın çıkmaması, çıkarsa durdurulması, savaşın yayılmasının engellenmesi ve Türkiye’nin bunun dışında tutulması.”
Savaşın etkilerinin giderek artmasına bağlı olarak, savaşı bitirme yönünde girişimler de sürüyor. Savaşa karşı olan Türkiye, Mısır ve Pakistan ile birlikte İran ve ABD arasında arabuluculuk yapıyor.
İran, İsrail ve ABD’li işçi ve emekçiler, bu savaşa karşı çıkmalı, ellerindeki silahı kendi burjuvazilerine çevirmelidirler. Savaşı devrim için iç savaşa dönüştürmek ve savaştan devrimle çıkmak hedefleri olmalı, bunun için mücadele etmelidirler.
Fiili olarak savaşa katılmayan ülkelerin komünistlerinin görevi, emperyalist savaşın gerçek niteliğini teşhir etmenin yanında, savaş tarafı ülkelerin devrimci komünist güçlerine mümkün olan en büyük desteği de vermektir.
Tüm ülkelerin işçileri, emekçileri İran’a yönelik bu emperyalist-Siyonist saldırıya karşı durmak zorundadır. Zira petrol ve gaz fiyatlarının artması ile birlikte gelecek olan zamlardan esas olarak etkilenecek olanlar onlardır.
Dünyada savaştan hiçbir çıkarı olmayan, savaştan en büyük zararı gören işçiler, emekçiler sokaklara çıkmalı, savaşın derhal sonlandırılması için tepkilerini yükseltmelidirler.
Savaş derhal koşulsuz bir ateşkes ve “barış görüşmelerinin” başlatılmasıyla sona erdirilmelidir.
Ortadoğu’ya barış, emperyalistlerin savaşırken bile adına barış dedikleri saldırganlıkla değil, Ortadoğu’nun halklarının gerçek barış ve devrim mücadelesiyle gelecektir.
Tek kurtuluş, işçi sınıfı, ezilen halkların proleter enternasyonalizmi ve sosyalizm bayrağı altında toplanmasındadır!
Ne Mollalar ne de Şahlar! Emperyalist-siyonist müdahaleye karşı mücadele!
Dayanışmamız İran’ın çeşitli ulus ve milliyetlerden işçi ve emekçilerine yöneliktir.
Umut isyanda, kurtuluş devrimde!
Yaratan ve üreten biziz! Biziz hayatı yaratan! Zenginlikleri yaratan biziz!
Ücretli köle olmamız kader değil! Yoksul olmamız, geçim derdinde olmamız kader değil! Üreten biz, yöneten de biz olmalıyız.
Krizin yükünün işçilerin emekçilerin sırtına yıkılmasına karşı, daha fazla yoksullaşmaya, işsizliğe, açlığa, yaşam koşullarımızın giderek kötüleşmesine karşı mücadele etmeliyiz.
Kapitalizm savaşsız, sömürüsüz yaşayamaz. Kapitalist sömürünün yerine emeğin egemenliğinin kurulması mücadelesi vermeliyiz. Sermayenin, kapitalist sistemin saldırılarına karşı tek yol örgütlü mücadeledir. Bizi bizden başka kurtaracak güç yok! Gücümüze güvenelim. Örgütlenelim!
Kurtuluşumuz sosyalizmin yolunu açacak olan işçi sınıfı önderliğinde demokratik halk devrimindedir.
Çare sosyalizmdir! Komünizmdir!
Haydi, 1 Mayıs’a!
Haydi, 1 Mayıs’ta alanları doldurmaya!
Yaşasın 1 Mayıs
Bıjî 1 Gulan!
Nisan 2026

































































