TÜİK verilerine göre Türkiye ekonomisi, 2025 yılında yüzde 3,6 büyüdü. Üretim yöntemine göre cari fiyatlarla Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla (GSYH), 2025’te 2024 yılına göre yüzde 41,3 artarak 63 trilyon 20 milyar 906 milyon lira olarak gerçekleşti.
GSYH’yi oluşturan faaliyetler incelendiğinde, 2025’te bir önceki yıla göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak, inşaat sektörü toplam katma değeri yüzde 10,8, bilgi ve iletişim faaliyetleri yüzde 8, ürün üzerindeki vergiler eksi sübvansiyonlar yüzde 6,9, ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmetleri yüzde 4,6, diğer hizmet faaliyetleri yüzde 4,3, mesleki, idari ve destek hizmet faaliyetleri yüzde 4, finans ve sigorta faaliyetleri yüzde 3,8, sanayi yüzde 2,9, gayrimenkul faaliyetleri yüzde 2,7, kamu yönetimi, eğitim, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri yüzde 1 arttı. Tarım sektörü ise %8,8 azaldı.
Kişi başına GSYH değeri, 2025’te cari fiyatlarla 712 bin 200 lira (18 bin 40 dolar) olarak hesaplandı.
Keza TÜİK’e göre Türkiye ekonomisi 2026 yılının ilk (ocak, şubat, mart) çeyreğinde yüzde 2,5 büyüdü.
Türkiye ekonomisi büyüme trendini 23 çeyrektir kesintisiz sürdürüyor. Burjuvazinin ekonomisi dünya ekonomisinin büyüme hızının üzerinde büyüyor.
Ekonomik veriler, “Türkiye ekonomisi çöktü, çöküyor” şeklindeki söylemlerin gerçeği yansıtmadığını gösteriyor. Evet, halkın ekonomisi kötü durumdadır, ancak genel ekonomi büyümektedir. Kapitalizmde ekonominin büyümesi ve ekonominin gelişmesi, halkın ekonomisinin büyümesi değil, esasta burjuvazinin büyümesi ve gelişmesidir.
Burjuvazinin ekonomisi büyürken, işçi ve emekçilerin ekonomisi yerlerde sürünüyor. Yüksek enflasyon, işçilerin mücadele ile kazandığı ücret artışlarını kısa süre içinde sıfırlıyor. İşçi ve emekçilerin alım gücü düşüyor. Yoksullaşma artıyor.
TL’nin dolar/avro karşısında değer kaybetmesine, kur artışına, alım gücünün düşmesine, yoksullaşmaya rağmen, reel ekonomi alanında bir kriz söz konusu değildir. Reel ekonomide bir krizden söz edebilmek için Türk ekonomisinin iki çeyrek üst üste küçülmesi gerekir.
Ekonomide kriz yoksa halkın durumu niye kötü, ücretler neden eriyor, neden alım gücü düşüyor ve yoksullaşma oluyor, soruları ortaya çıkıyor. Ekonomi büyüdü ise, bu neden işçinin emekçinin cebine, mutfağına yansımıyor sorusu çıkıyor. Bunun cevabı gayet basittir. Yaşadığımız düzenin adı kapitalizmdir!
Kapitalizmde büyüme
İşçilerin, emekçilerin ekonomik durumundan yola çıkarak, kapitalist bir ülke ekonomisinin durumu hakkında fikir yürütmek, halkın ekonomik durumunda bir iyileşme yoksa büyüme yoktur demek, içinde yaşadığımız toplumun kapitalist bir toplum olduğu gerçeğini yok saymaktır. Kapitalizmin ne olduğunu kavramamaktır.
Kapitalist toplumda ekonomik büyüme, öncelikle ve esas olarak egemen sınıfın, burjuvazinin ekonomisinin büyümesi, burjuvazinin gelirinin, kârının ve servetinin artmasıdır. Kapitalist toplumda büyümeden işçi sınıfı ve emekçilerin alacağı payı belirleyecek olan büyümenin hacmi, oranı vb. değil, işçi sınıfı ve emekçi yığınların burjuvaziye karşı sınıf mücadelesidir. Sınıf mücadelesinin geri düzeyde seyrettiği günümüz koşullarında, ekonomik büyümeden işçi ve emekçilerin hiç bir pay almaması, büyümeye rağmen emekçi halkın yoksullaşması normal bir durumdur.
Burjuvazi işçilerin sırtından muazzam kârlar elde edip zenginleşirken, işçi sınıfı ve emekçi yığınların toplumsal zenginlikten aldığı pay geriliyor, alım güçleri düşüyor.
Sermayenin ekonomik büyümeden aldığı pay büyürken, işçi emekçilerin aldığı pay küçülüyor.
İşçi sınıfı ve emekçiler yalnızca yoksullaşmakla kalmıyor. Onların eline geçen para ile satın alabildikleri mal ve hizmetler de –öncelikle sınıf mücadelesinin gerilediği dönemlerde- küçülüyor. Ücretler nominal olarak yükselirken, o ücretlerle erişilebilecek mal ve hizmetler artan enflasyon, öncelikle de işçi ve emekçiler için belirleyici olan zorunlu yaşam maddelerinin –yiyecek, giyecek, enerji, ulaşım, konut, kira vb- tüm enflasyondan yüksek olan enflasyonu sayesinde küçülüyor.
Türk İş‘in her ay yaptığı açlık ve yoksulluk sınırı hesaplamalarına göre, mayıs ayında açlık sınırı 35.174 TL, yoksulluk sınırı 114.576 TL, bekâr bir işçinin aylık yaşam maliyeti 45.488 TL oldu.
Türkiye’de ücretlilerin çoğunluğunun aldığı ücret olan, aslında çoktan ortalama ücret durumuna gelmiş olan asgari ücret, açlık sınırının, bekâr bir işçinin yaşam maliyetinin altındadır. Bunun adı yoksullaşmadır. Zaman zaman, özellikle seçim öncesi dönemlerde ve tabii yükselen sınıf mücadelesi şartlarında görece yüksek ücret, maaş artışları ile de yoksullaşmada gerilemeler olabilmektedir. Fakat anda Türkiye’de işçi ve emekçiler yoksullaşıyorlar.
Kapitalizm burjuvazinin iktidar olduğu toplumun adıdır. Kapitalizmde ekonomik büyüme topluma bire bir yansımaz. Kapitalist toplum, toplumun tüm üyeleri için refah toplumu değildir. Kapitalist ekonominin büyümesi, öncelikle kapitalistlerin zenginleşmesi anlamına gelir!
Kapitalist toplumda büyüme, kapitalist ekonominin büyümesidir. Bu büyüme zenginlerin daha zengin olması biçiminde yansır topluma. Emekçilere ise en iyi hâlde kırıntılar düşer!
6 Haziran 2026



































































