Cuma, Temmuz 31, 2026
  • Tüm Yazılar
Yeni Dünya İçin ÇAĞRI
E-DERGİ OKU
  • Anasayfa
  • Dünya
    • Tümü
    • Afrika
    • Amerika
    • Asya
    • Avrupa
    • Ortadoğu
    ICOR Asya Konferansı yapıldı

    ICOR Asya Konferansı yapıldı

    Guterres’ten giderayak Kıbrıs ziyareti!

    Guterres’ten giderayak Kıbrıs ziyareti!

    İran ABD anlaşmasına dair…

    İran ABD anlaşmasına dair…

    ABD ve İran arasında ateşkes anlaşması

    ABD ve İran arasında ateşkes anlaşması

    Bolivya’daki halk ayaklanması ile ileri, baskıya son!

    Bolivya’daki halk ayaklanması ile ileri, baskıya son!

    “Ateşkese” rağmen, yeniden savaş!

    “Ateşkese” rağmen, yeniden savaş!

    Trending Tags

      • Avrupa
      • Amerika
      • Ortadoğu
      • Afrika
      • Asya
      • Pasifik
    • Yayınlar
      • Son Sayı
      • YDİ Çağrı / Tüm Sayılar
      • Tekoşîna Komunîst/Komünist Mücadele
      • Yeni İşçi Dünyası
      • Yeni Dünya İçin
      • Yeni Kadın Dünyası
      • Yeni Dünya Gençliği
      • Eğitim Dizisi
      • Bildiriler
      • Broşürler
    • İşçi Dünyası
      Temmuz 2026 işkolları istatistikleri ve sendikal tablo

      Temmuz 2026 işkolları istatistikleri ve sendikal tablo

      YDİ ÇAĞRI

      Temmuz sayımız, sayı 82 çıktı!

      YDİ ÇAĞRI

      Haziran sayımız, sayı 81 çıktı!

      Türkiye ekonomisi büyüyor…Büyüyen kim?

      Türkiye ekonomisi büyüyor…Büyüyen kim?

      YDİ ÇAĞRI

      Mayıs sayımız, sayı 80 çıktı

      Adana’da 1 Mayıs

      Adana’da 1 Mayıs

      Trending Tags

      • Kürdistan
        Haydi Newroz’a!

        Haydi Newroz’a!

        Newroz 2026: “Özgürlük ve demokrasi” için tek yol: Devrim!

        Newroz 2026: “Özgürlük ve demokrasi” için tek yol: Devrim!

        Şam ile SDG arasında entegrasyon anlaşması

        Şam ile SDG arasında entegrasyon anlaşması

        Rojava’ya yönelik imha savaşına hayır!

        Rojava’ya yönelik imha savaşına hayır!

        Rojava tehlikede!

        Rojava tehlikede!

        Emperyalistlerden dost olmaz!

        Emperyalistlerden dost olmaz!

        Trending Tags

        • Güncel
          Eskisi de, yenisi de derde deva değil!

          Eskisi de, yenisi de derde deva değil!

          Dünya futbol şampiyonasının ardından

          Dünya futbol şampiyonasının ardından

          NATO zirvesinin ardından

          NATO zirvesinin ardından

          Hamburg’da NATO savaş örgütü protesto edildi

          Hamburg’da NATO savaş örgütü protesto edildi

          “33 yıl, 33 can”

          “33 yıl, 33 can”

          Erişim engellleri mücadeleyi durduramaz!

          Erişim engellleri mücadeleyi durduramaz!

          Trending Tags

          • Gençlik
            Çocukların yaşaması için ölmeli cellatlar

            Çocukların yaşaması için ölmeli cellatlar

            Çocuklar ölmesin!

            Çocuklar ölmesin!

            Çocuk emeğinin kapitalist sömürüsü: MESEM

            Çocuk emeğinin kapitalist sömürüsü: MESEM

            Kimsenin payandası olmayacağız!

            Kimsenin payandası olmayacağız!

            Kayyım uygulaması: Faşizm!

            Kayyım uygulaması: Faşizm!

            Üniversiteler, kampüsler savaş çığırtkanlığı yeri değildir!

            Üniversiteler, kampüsler savaş çığırtkanlığı yeri değildir!

            Trending Tags

            • Kadın
              “Aile Yılı” yetmedi, sıra “Aile ve Nüfus 10 Yılı”nda!

              “Aile Yılı” yetmedi, sıra “Aile ve Nüfus 10 Yılı”nda!

              Bu savaşa derhal son verilmeli!

              Bu savaşa derhal son verilmeli!

              Kadınlar yoksulluğa, şiddete ve sömürüye karşı alanlardaydı

              Kadınlar yoksulluğa, şiddete ve sömürüye karşı alanlardaydı

              Kadıköy’de 8 Mart

              Kadıköy’de 8 Mart

              Kahrolsun emperyalist saldırganlık! Kahrolsun haksız gerici savaşlar!

              Kahrolsun emperyalist saldırganlık! Kahrolsun haksız gerici savaşlar!

              8 Mart 2026’da: Barbarlık yerine sosyalizm!

              8 Mart 2026’da: Barbarlık yerine sosyalizm!

              Trending Tags

              • Makaleler
                Emperyalist dünya sistemi içinde Türkiye’nin konumu V

                Emperyalist dünya sistemi içinde Türkiye’nin konumu V

                Emperyalist dünya sistemi içinde Türkiye‘nin konumu -IV-

                Emperyalist dünya sistemi içinde Türkiye‘nin konumu -IV-

                Sistem çürümüştür!  Kurtuluşun yolu işçilerin, emekçilerin örgütlü mücadelesidir!

                Sistem çürümüştür! Kurtuluşun yolu işçilerin, emekçilerin örgütlü mücadelesidir!

                II.Dünya Savaşı’nın sona ermesinden 80 yıl sonra, küresel güç oyunları

                II.Dünya Savaşı’nın sona ermesinden 80 yıl sonra, küresel güç oyunları

                Emperyalist dünya sistemi içinde Kuzey Kürdistan Türkiye’nin konumu III

                Emperyalist dünya sistemi içinde Kuzey Kürdistan Türkiye’nin konumu III

                Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombası atılmasının 80. yıldönümü

                Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombası atılmasının 80. yıldönümü

                Trending Tags

                • Çevre
                  Barınma hakkı ve kentsel dönüşüm

                  Barınma hakkı ve kentsel dönüşüm

                  COP 30’da   değişen hiçbir şey yok!

                  COP 30’da değişen hiçbir şey yok!

                  Kapitalizmin azami kâr hırsı amazon ormanlarını yok ediyor!

                  Kapitalizmin azami kâr hırsı amazon ormanlarını yok ediyor!

                  ICOR’dan COP30 açıklaması

                  ICOR’dan COP30 açıklaması

                  Karakaya köyünde taş ocağı tesisine karşı direniş  

                  Karakaya köyünde taş ocağı tesisine karşı direniş  

                  Akkuyu Nükleer Santrali ile ilgili yandaş gazeteden yalanlar

                  Akkuyu Nükleer Santrali ile ilgili yandaş gazeteden yalanlar

                  Orman yangınlarına karşı mücadele yeterli mi?

                  Orman yangınlarına karşı mücadele yeterli mi?

                  Yanan gelecektir!

                  Yanan gelecektir!

                  Türkiye’nin ilk İklim Kanunu hakkında

                  Türkiye’nin ilk İklim Kanunu hakkında

                  Trending Tags

                  • Youtube TV
                  • İletişim
                    • Hakkımızda
                    • Tüm Yazılar
                  Sonuç yok
                  Tüm Sonucu Görüntüle
                  • Anasayfa
                  • Dünya
                    • Tümü
                    • Afrika
                    • Amerika
                    • Asya
                    • Avrupa
                    • Ortadoğu
                    ICOR Asya Konferansı yapıldı

                    ICOR Asya Konferansı yapıldı

                    Guterres’ten giderayak Kıbrıs ziyareti!

                    Guterres’ten giderayak Kıbrıs ziyareti!

                    İran ABD anlaşmasına dair…

                    İran ABD anlaşmasına dair…

                    ABD ve İran arasında ateşkes anlaşması

                    ABD ve İran arasında ateşkes anlaşması

                    Bolivya’daki halk ayaklanması ile ileri, baskıya son!

                    Bolivya’daki halk ayaklanması ile ileri, baskıya son!

                    “Ateşkese” rağmen, yeniden savaş!

                    “Ateşkese” rağmen, yeniden savaş!

                    Trending Tags

                      • Avrupa
                      • Amerika
                      • Ortadoğu
                      • Afrika
                      • Asya
                      • Pasifik
                    • Yayınlar
                      • Son Sayı
                      • YDİ Çağrı / Tüm Sayılar
                      • Tekoşîna Komunîst/Komünist Mücadele
                      • Yeni İşçi Dünyası
                      • Yeni Dünya İçin
                      • Yeni Kadın Dünyası
                      • Yeni Dünya Gençliği
                      • Eğitim Dizisi
                      • Bildiriler
                      • Broşürler
                    • İşçi Dünyası
                      Temmuz 2026 işkolları istatistikleri ve sendikal tablo

                      Temmuz 2026 işkolları istatistikleri ve sendikal tablo

                      YDİ ÇAĞRI

                      Temmuz sayımız, sayı 82 çıktı!

                      YDİ ÇAĞRI

                      Haziran sayımız, sayı 81 çıktı!

                      Türkiye ekonomisi büyüyor…Büyüyen kim?

                      Türkiye ekonomisi büyüyor…Büyüyen kim?

                      YDİ ÇAĞRI

                      Mayıs sayımız, sayı 80 çıktı

                      Adana’da 1 Mayıs

                      Adana’da 1 Mayıs

                      Trending Tags

                      • Kürdistan
                        Haydi Newroz’a!

                        Haydi Newroz’a!

                        Newroz 2026: “Özgürlük ve demokrasi” için tek yol: Devrim!

                        Newroz 2026: “Özgürlük ve demokrasi” için tek yol: Devrim!

                        Şam ile SDG arasında entegrasyon anlaşması

                        Şam ile SDG arasında entegrasyon anlaşması

                        Rojava’ya yönelik imha savaşına hayır!

                        Rojava’ya yönelik imha savaşına hayır!

                        Rojava tehlikede!

                        Rojava tehlikede!

                        Emperyalistlerden dost olmaz!

                        Emperyalistlerden dost olmaz!

                        Trending Tags

                        • Güncel
                          Eskisi de, yenisi de derde deva değil!

                          Eskisi de, yenisi de derde deva değil!

                          Dünya futbol şampiyonasının ardından

                          Dünya futbol şampiyonasının ardından

                          NATO zirvesinin ardından

                          NATO zirvesinin ardından

                          Hamburg’da NATO savaş örgütü protesto edildi

                          Hamburg’da NATO savaş örgütü protesto edildi

                          “33 yıl, 33 can”

                          “33 yıl, 33 can”

                          Erişim engellleri mücadeleyi durduramaz!

                          Erişim engellleri mücadeleyi durduramaz!

                          Trending Tags

                          • Gençlik
                            Çocukların yaşaması için ölmeli cellatlar

                            Çocukların yaşaması için ölmeli cellatlar

                            Çocuklar ölmesin!

                            Çocuklar ölmesin!

                            Çocuk emeğinin kapitalist sömürüsü: MESEM

                            Çocuk emeğinin kapitalist sömürüsü: MESEM

                            Kimsenin payandası olmayacağız!

                            Kimsenin payandası olmayacağız!

                            Kayyım uygulaması: Faşizm!

                            Kayyım uygulaması: Faşizm!

                            Üniversiteler, kampüsler savaş çığırtkanlığı yeri değildir!

                            Üniversiteler, kampüsler savaş çığırtkanlığı yeri değildir!

                            Trending Tags

                            • Kadın
                              “Aile Yılı” yetmedi, sıra “Aile ve Nüfus 10 Yılı”nda!

                              “Aile Yılı” yetmedi, sıra “Aile ve Nüfus 10 Yılı”nda!

                              Bu savaşa derhal son verilmeli!

                              Bu savaşa derhal son verilmeli!

                              Kadınlar yoksulluğa, şiddete ve sömürüye karşı alanlardaydı

                              Kadınlar yoksulluğa, şiddete ve sömürüye karşı alanlardaydı

                              Kadıköy’de 8 Mart

                              Kadıköy’de 8 Mart

                              Kahrolsun emperyalist saldırganlık! Kahrolsun haksız gerici savaşlar!

                              Kahrolsun emperyalist saldırganlık! Kahrolsun haksız gerici savaşlar!

                              8 Mart 2026’da: Barbarlık yerine sosyalizm!

                              8 Mart 2026’da: Barbarlık yerine sosyalizm!

                              Trending Tags

                              • Makaleler
                                Emperyalist dünya sistemi içinde Türkiye’nin konumu V

                                Emperyalist dünya sistemi içinde Türkiye’nin konumu V

                                Emperyalist dünya sistemi içinde Türkiye‘nin konumu -IV-

                                Emperyalist dünya sistemi içinde Türkiye‘nin konumu -IV-

                                Sistem çürümüştür!  Kurtuluşun yolu işçilerin, emekçilerin örgütlü mücadelesidir!

                                Sistem çürümüştür! Kurtuluşun yolu işçilerin, emekçilerin örgütlü mücadelesidir!

                                II.Dünya Savaşı’nın sona ermesinden 80 yıl sonra, küresel güç oyunları

                                II.Dünya Savaşı’nın sona ermesinden 80 yıl sonra, küresel güç oyunları

                                Emperyalist dünya sistemi içinde Kuzey Kürdistan Türkiye’nin konumu III

                                Emperyalist dünya sistemi içinde Kuzey Kürdistan Türkiye’nin konumu III

                                Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombası atılmasının 80. yıldönümü

                                Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombası atılmasının 80. yıldönümü

                                Trending Tags

                                • Çevre
                                  Barınma hakkı ve kentsel dönüşüm

                                  Barınma hakkı ve kentsel dönüşüm

                                  COP 30’da   değişen hiçbir şey yok!

                                  COP 30’da değişen hiçbir şey yok!

                                  Kapitalizmin azami kâr hırsı amazon ormanlarını yok ediyor!

                                  Kapitalizmin azami kâr hırsı amazon ormanlarını yok ediyor!

                                  ICOR’dan COP30 açıklaması

                                  ICOR’dan COP30 açıklaması

                                  Karakaya köyünde taş ocağı tesisine karşı direniş  

                                  Karakaya köyünde taş ocağı tesisine karşı direniş  

                                  Akkuyu Nükleer Santrali ile ilgili yandaş gazeteden yalanlar

                                  Akkuyu Nükleer Santrali ile ilgili yandaş gazeteden yalanlar

                                  Orman yangınlarına karşı mücadele yeterli mi?

                                  Orman yangınlarına karşı mücadele yeterli mi?

                                  Yanan gelecektir!

                                  Yanan gelecektir!

                                  Türkiye’nin ilk İklim Kanunu hakkında

                                  Türkiye’nin ilk İklim Kanunu hakkında

                                  Trending Tags

                                  • Youtube TV
                                  • İletişim
                                    • Hakkımızda
                                    • Tüm Yazılar
                                  Sonuç yok
                                  Tüm Sonucu Görüntüle
                                  Yeni Dünya İçin ÇAĞRI
                                  Sonuç yok
                                  Tüm Sonucu Görüntüle
                                  Anasayfa Makaleler

                                  Emperyalist dünya sistemi içinde Türkiye’nin konumu V

                                  30 Temmuz 2026
                                  İçinde Makaleler, Tüm Yazılar
                                  Emperyalist dünya sistemi içinde Türkiye’nin konumu V
                                  0
                                  PAYLAR
                                  10
                                  GÖRÜNTÜLEME
                                  Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

                                  (Türkiye Cumhuriyeti’nin emperyalist bir ülke olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünen bir okurumuzun bu konudaki tartışmaya katkı için yazdığı yazının birinci bölümünü dergimizin 218. sayısında, ikinci bölümünü 220. sayısında, üçüncü bölümünü  221. sayısında, dördüncü bölümünü  222. Sayısında ve beşinci bölümünü 223. sayımızda yayımladık.  

                                  Yazının sonunda okurumuzun yazısının birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü bölümünün linklerini de paylaşıyoruz. Okurlarımızı konu hakkında yürüyen tartışmaya katılmaya çağırıyoruz. YDİ Çağrı)

                                  EMPERYALİST DÜNYA SİSTEMİ İÇİNDE TÜRKİYE’NİN KONUMU ÜZERİNE –V-

                                  Tarım  

                                  2024 yılında elde edilen 74 milyar dolarlık hâsıla ile tarım sektörü GSYİH’dan %5,5 civarında pay almaktadır. “Nereden Nereye Türkiye Sosyo Ekonomik Yapı Araştırması” (NNT)’nın ele aldığı döneme göre hâsıla değerinde 2 kata yakın artış söz konusudur.

                                  NNT araştırmasının içerdiği dönemde nüfusun yaklaşık %30’u köylerde yaşıyordu (“Nereden Nereye Türkiye Sosyo Ekonomik Yapı Araştırması, H. Yeşil, s. 18, Çağrı Yayınları, Nisan 2009, İstanbul) ve çalışanların % 23’ü tarım alanında istihdam ediliyordu (Age. s. 73). 2024 yılında ise tarımda istihdamın oranı %14,8’e geriledi (işgücü istatistikleri 2024 – https://data.tuik.gov.tr. -20 Mart 2025). “Türkiye’de 2023 yılında %93 olan il ve ilçe merkezlerinde yaşayanların oranı, 2024 yılında %93,4 oldu. Diğer yandan belde ve köylerde yaşayanların oranı %7’den %6,6’ya düştü” (Age. “Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Sonuçları, 2024” – 06 Şubat 2025). Burada tarım istihdamı ile tarım nüfusu arasındaki çelişki göze çarpıyor. Bu bir dizi köyün bir düzenleme ile kent mahallesi hâline getirilmesi sonucudur. Böylece ortaya  bir kentin mahallesinde yaşayıp tarımsal üretim yapan bir nüfus çıkmış olmaktadır.

                                  Bitkisel üretim

                                  Tarım ve Orman Bakanı’nın açıklamasına göre (https://www.aa.com.tr – 04.06.2024) “2002 yılında 98 milyon ton olan bitkisel üretim miktarı, 2023 yılında %39,5 artarak 136,9 milyon tona yükselmiştir”. Bir yıl sonraki TÜİK verilerine göre ise (https://data.tuik.gov.tr) “Tahıl üretimi 2024 yılında bir önceki yıla göre azaldı”. Azalma oranı %7,5 olup, 2024 yılında yaklaşık 39 milyon ton tahıl üretilmiştir.

                                  “Bir önceki yıla göre, buğday üretimi %5,5 oranında azalarak 20,8 milyon ton, arpa üretimi %12,0 oranında azalarak 8,1 milyon ton, çavdar üretimi %15,7 oranında azalarak 257 bin ton, yulaf üretimi %4,9 oranında azalarak 390 bin ton, mısır üretimi ise %10,0 oranında azalarak 8,1 milyon ton oldu”.

                                  Yıllık azalmaya karşın toplam tahıl üretimi NNT verilerine (bkz. NNT, s. 68) göre %33,3’lük artış kaydetmiştir. Aynı dönemde nüfustaki artış %21 kadardır, yani kişi başı üretim de artmış bulunmaktadır.

                                  Tarımın tüm dallarındaki artış yönlü gelişmelerini tarımsal istihdamdaki gelişmelerle birlikte değerlendirmek de gerekir. Daha düşük istihdam oranıyla daha fazla üretim, tarımda görece daha gelişmiş teknik uygulamalarla daha yoğun üretim yapıldığı anlamına gelir. Nitekim aşağıda paylaşacağımız gibi, süreç içinde tarımsal alet ve makine sayısında da –biçerdöver hariç– büyük artış olmuştur.

                                  Buğday dışındaki diğer ürün gruplarında 2024 yılındaki durumu bir önceki yıl ile kıyas içinde, olduğu gibi aktarıyoruz:

                                  “Kuru baklagiller grubunda nohut, kuru fasulye ve kırmızı mercimek üretimi sırasıyla 575 bin ton, 279 bin ton ve 405 bin ton oldu. Yumru bitkilerden patates ise bir önceki yıla göre %21,1 oranında artışla 6,9 milyon ton üretildi.

                                  Yağlı tohumlardan soya üretimi %30,9 oranında artarak 180 bin ton, ayçiçeği üretimi ise %0,1 oranında azalışla yaklaşık 2,2 milyon ton oldu.

                                  Şeker pancarı üretimi %8,9 oranında azalarak 23 milyon ton olarak gerçekleşti.

                                  Sebze üretimi 2024 yılında bir önceki yıla göre arttı. Sebze ürünleri üretim miktarı 2024 yılında bir önceki yıla göre %5,6 oranında artarak yaklaşık 33,6 milyon ton olarak gerçekleşti.

                                  Sebzeler grubu ürünlerinden domateste %9,9, kuru soğanda %1,2, salçalık kapya biberde %21,1 oranında üretim artışı; hıyarda %6,9, sivri biberde %0,6, beyaz lahanada %5,0 oranında üretim azalışı oldu.

                                  Meyve üretimi 2024 yılında bir önceki yıla göre arttı. Meyveler, içecek ve baharat bitkileri üretim miktarı 2024 yılında bir önceki yıla göre %2,1 oranında artarak yaklaşık 28 milyon ton oldu.

                                  Meyveler grubunda, bir önceki yıla göre elmada %4,0, çilekte %10,4 üretim azalışı olurken; narda %10,1, üzümde %2,0 oranında üretim artışı oldu.

                                  Turunçgillerden mandalinada %32,7, portakalda %30,3, limonda %25,6 oranında üretim azalışı görüldü. Sert kabuklu meyvelerden fındıkta %10,3, cevizde %18,3, Antep fıstığında %117,6 oranında üretim artışı oldu. Muz üretiminde %5,9 oranında azalış, zeytin üretiminde %146,7 artış gerçekleşti.

                                  Süs bitkileri üretim miktarı 2024 yılında bir önceki yıla göre %6,1 oranında azaldı.

                                  Süs bitkileri üretimi içinde kesme çiçeklerin %69,5, diğer süs bitkilerinin ise %30,5’lik bir paya sahip olduğu görüldü.

                                  Bir önceki yıla göre kesme çiçek üretiminde %0,1, diğer süs bitkileri üretiminde ise %17,4 oranında azalış gerçekleşti”.

                                  NNT araştırması sonrasında hemen her ürün grubunda artış yönlü gelişme olduğu görülüyor. Bir yıl öncesine göre azalış olan ürünlerde bile 18 yıllık dönem esas alındığında, farklı oranlarda olmak üzere artışlar gerçekleşmiştir.

                                  2024 yılındaki azalarak 2,2 milyon ton olarak gerçekleşmiş olan ayçiçeği üretimi, o zaman 854.407 ton idi (NNT s. 68). Artış %157 oranında, başka deyişle 2,5 kat olmuştur.

                                  Şeker pancarında da bir yıllık dönemde belli bir azalışla 23 milyon ton üretim yapılmıştır. Ama bu, yine NNT araştırmasında ele alınan döneme göre %85,5 oranında artış olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

                                  Burjuva muhalefet,  yukarıda yer verdiğimiz gerçekleri görmezden gelip, sanki bu gelişmeler yokmuş, tersine tarımda ciddi bir çöküş yaşanmış gibi paylaşımlarla bir siyaset yürütüyor. Yaşanan bazı gerçekleri kullanarak ama bunları işine geldiği gibi yorumlayarak siyasi iktidarı yıpratmaya çalışıyor. Bunlardan biri olan ve haklı yanı da bulunan bir gerçeği vurguluyorlar: Ayçiçeği tarımına uygun olan ve çeyrek yüzyıl öncesine dek yoğun biçimde ayçiçeği tarımının yapıldığı Trakya tarım arazileri yapılaşmaya açılmış ve azalmıştır. Bunun sonucu dışarıdan ayçiçeği yağı ithali yapmak zorunda kalınmıştır vb.

                                  Bunlar gerçek olmakla birlikte, yukarıdaki TÜİK verilerinden görüldüğü üzere hem bütünde, hem tek tek ürünlerde  üretim azalmamış tersine ciddi biçimde artmıştır. Yani hükümet tarafından  uygulanan politikaların sonucu olarak bir çöküş vs. söz konusu değildir.

                                  Aşağıda “Bitkisel Ürün Denge Tabloları”nda görüleceği gibi, ayçiçeği üretimi gereksinimin ancak %72’sini karşılayabilmektedir. Ama veriler bunun bir çöküş sonucu olmadığını ortaya koyuyor. Gereksinimi karşılama oranının yetersizliğinin nedeni, ayçiçeği yağı tüketiminin de süreç içinde katbekat artmış olmasıdır. Söz konusu tablo, aynı zamanda, ayçiçeği üretiminin artırılması gerekliliğini de ortaya koymaktadır. Geleneksel olarak ayçiçeği tarımının yapıldığı araziler korunsa ve başka amaçla kullanıma açılmasaydı, kuşkusuz daha fazla üretim gerçekleştirilebilirdi.

                                  Burjuva muhalefet –gereksinimi karşılar durumda olan– şeker üretimi konusunda da benzer biçimde bir siyaset izliyor: Fabrikalar satılmış, özelleştirilmiş, kapatılmıştır. Bu nedenle dışarı bağımlı duruma gelinmiştir vb. Oysa yukarıda aktardığımız veriler, orta ve uzun vadede şeker üretiminde de artış olduğunu ortaya koyuyor.

                                  “Türkiye saman ithal edecek duruma düşürülmüştür.” Bu da burjuva muhaliflerin dillerine pelesenk olmuş bir tümcedir. Tek başına bakıldığında saman ithal edildiği doğru, yanlış olan bunun yurt içi üretimin yetersiz olduğu ya da hiç üretim olmadığı için yapıldığı iddiası. Tüm veriler tersini, saman dış ticaretinde ihracatın ithalattan katbekat fazla olduğunu gösteriyor.

                                  Muhalefet işlerine öyle geldiği için olacak ki, ürünlerin sadece ithalatına bakmaktalar. İşte, şu kadar şeker, şu kadar buğday, şu kadar saman vb. ithal edilmiş; ülke tarımda dışarıya bağımlı duruma getirilmiştir. Dar kafalı bir biçimde, “ihtiyaç yoksa neden ithal ediliyor” anlayışıyla, bu ürünlerde ne kadar dış satım yapıldığına bakmak zahmetinde bulunmamaktadırlar. Aynı şekilde, kapitalizm koşullarında, küresel zincirin önemli bir parçası durumunda olan bir ülkede büyümenin, gelişmenin, burjuvazinin palazlanmasının yolunun çok yönlü (hem dışsatım hem de dışalım) ticaretten geçtiğini kavramaktan uzak bir görüntü sergilemektedirler. Türkiye’yi eskisi gibi içine kapanık ülke gibi algılıyor olmalılar Hatta benzer ürünlerin ihracatçısı ve ithalatçısı bazı durumlarda aynı kişi ya da gruplar olabilmektedir. Böylece burjuvazi her işlemde her durumda kazanç sağlamaktadır.

                                  Olayın kuşkusuz, dünya pazarlarında önemli oyuncu durumuna gelmek gibi emperyalist bir yanı da var. Bu salt ülke içinde üretilen ve ihraç edilen ürünlerin üretim ve pazarlama süreçleri, pazarı genişletme uğraşı ile sınırlı değil. Türk burjuvazisi son yıllarda bu alanda başka ülkelerde de yatırım yapıp, hem o ülkede hem de dünya pazarlarında daha etkin duruma gelmeye çalışıyor. Tarımsal ürün yetiştirme, bu amaçla tüm dünyaya yayılma, bu sektörde dünya pazarlarındaki rekabette avantajlı duruma gelme kapitalist gelişmiş ülkelerin (emperyalistlerin) rekabet konularından biridir. Bu konudaki rekabete son 15 yıl içinde Türk burjuvazisi de katılmış durumdadır. Bu alandaki kapitalist / emperyalist dalaş ayrı bir bölüm gerektiriyor ve buna ileride döneceğiz. Burada iyi bir örnek olarak Türk sermaye şirketi Arbel grubuna dikkat çekelim (https://www.arbel.com.tr).

                                  Bu grup, Kanada mercimek ihracatının %35’ini gerçekleştirmektedir ve 5 kıtada 47 bakliyat tesisi bulunmaktadır. Bu bilgiyi, “Türkiye önceleri şu kadar ton mercimek ihraç ederken şimdi Kanada’dan ithal eder duruma düştük.” diyenlerin bilgisine sunmak gerekir. Çünkü Kanada’da üretip Türkiye’ye satan da Türk burjuvazisidir.

                                  Bitkisel ürün denge tabloları

                                  2024 (TÜİK)“Tahıl ürünleri toplamı için 2023-2024 piyasa döneminde yurt içi üretimin yurt içi talebi karşılama derecesi (yeterlilik derecesi) %111,9 olarak gerçekleşti. Toplam tahıl üretiminde en büyük paya sahip olan buğdayın yeterlilik derecesi %118,4 (durum buğdayında %228,6, diğer buğdayda %106,0), yem sanayinin en önemli girdilerini oluşturan arpanın yeterlilik derecesi %115,7, mısırın yeterlilik derecesi %96,5, soyanın yeterlilik derecesi ise %4,1 olarak gerçekleşti”.

                                  Diğer bitkisel ürünlerde yurt içi üretimin yeterlilik dereceleri yüzde olarak şöyle verilmiştir:

                                  Şeker pancarı 100
                                  Pamuk 97,7
                                  Kırmızı mercimek 91
                                  Kuru fasulye 84,5
                                  Yeşil mercimek 77,5
                                  Ayçiçeği 71,9
                                  Pirinç 71,8
                                  Fındık 573,6
                                  Çay 95,8
                                  Antep fıstığı 110,4
                                  Muz 93,8
                                  Ceviz 80,3

                                  “Turunçgiller grubunda yer alan meyvelerin tamamında üretimin kendine yeterli olduğu görüldü”.

                                  “Sebze ürünleri toplamı için 2023-2024 piyasa döneminde yurt içi üretimin, yurt içi talebi karşılama derecesi %111,3 oldu. Sebzelerde en yüksek yeterlilik dereceleri domateste %117,1, sakız kabakta %116,8 ve hıyarda  %116,1 olarak gerçekleşti”.

                                  İlgili grafikte sıralanan ve buraya aktarmadığımız 15 sebze ürününden sadece bamyada %98,9 yeterlilik oranıyla az bir açık olduğu görülüyor. Bitkisel ürün açısından Türkiye’nin kendine yeterli ülke olma özelliğini koruduğu, bunun yanında, aşağıda ayrı bölümde değineceğimiz tarımsal ihracat alanında da önemli yol aldığı görülüyor.

                                  Yurt içi üretimin yeterlilik derecesi yıldan yıla değişiklik gösterebilmektedir. Burada çevresel ve iklimsel koşulların da tarım sektöründe büyük rol oynadığı hesaba katılmalıdır. İstatistiksel veriler önceki yılların bazılarında yeterlilik düzeyinin daha düşük olduğunu ve sonrasında üretim artışları ile bunun telafi edildiğini gösteriyor. Görünen şu: Arz-talep dengesinin arz tarafı bozulduğunda, izleyen yıllarda talep gören ürünlerin daha çok yetiştirilmesi yoluna gidiliyor. 2025 yılı için, TÜİK ve bakanlık ile ilgili bir dizi kurum ve kuruluşun hemfikir olduğu, atmosferik koşullara bağlı olarak bitkisel üretimde gerileme yaşanacağı öngörüsü de bulunuyor.

                                  Tarımsal üretimde Türkiye’nin dünyadaki yeri

                                  2006 yılında tarımda elde edilen hâsıla NNT’de 37,14 milyar dolar olarak yer almaktaydı. (https://www.sbb.gov.tr Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı: Temel Tarımsal Göstergeler). 2024 yılında tarımsal üretimin parasal karşılığı, Tarım ve Orman Bakanı’nın açıklamasına göre 74 milyar dolardır. Buna göre tarımdan elde edilen hâsılanın parasal değeri sonraki süreçte 2 kat artmıştır. Artış, aynı dönemdeki GSYH’deki artışın altında kalmıştı. Bu  GSYH’nın diğer bileşenlerindeki artışın çok daha yüksek olmasının sonucudur. Bu miktar ile Türkiye, 2024 yılı itibarıyla  dünya tarım üretimi sıralamasında 7. sırada yer almaktadır. Hükümet ve ona bağlı ve yakın kuruluşlar bunu bir başarı olarak sunmaktadır, çünkü bir önceki yıl 68,9 milyar dolarlık tarımsal üretimle 8. sırada yer buluyordu.

                                  Muhalif çevreler (örneğin https://www.anadoluizlenimleri.com sitesi), aslında, ülkenin yerinde saydığını savunuyorlar: “2010 yılında Türkiye’nin tarımsal hâsılası zaten 70 milyar dolara ulaşmıştı. Üzerinden geçen 14 yıl boyunca sadece 4 milyar dolarlık bir artış yaşanmış. Yani yıllık ortalama %0,3 civarında bir büyüme demek bu. Oysa aynı dönemde dünya tarımı yaklaşık %77 büyümüş durumda”. Sonra 2002-2024 arası değişim ve dünya tarım hâsılasından alınan paya değiniliyor: “Türkiye’nin dünya tarımsal hâsılası içindeki payı 2002 yılında %2,2 iken, 2023’te %1,6’ya düşmüş. 2024’te ise %1,7’ye ancak çıkabilmişiz. Yani dünya büyürken, biz küçülmüşüz. Oysa ‘rekor’ denilen şey, oransal büyümeyi ifade eder. Eğer dünya %77 büyürken siz %6 büyüyorsanız, aslında geriliyorsunuz demektir”.

                                  Daha sonra 7.’liğin bir başarı sayılamayacağı vurgulanıyor: “Türkiye zaten 2000 yılında da dünya sıralamasında 7’nciydi. 2005’te 5’inci sıraya kadar yükselmişti. Yani bu, daha önce çıktığımız bir basamağa yeniden dönmekten ibaret. Yeni bir rekor değil; eski seviyeyi ancak yakalayabilmiş olmaktan söz ediyoruz”.

                                  “Doğruluk Payı” sitesinin (https://www.dogrulukpayi.com) 26 Ekim 2020 tarihli CHP’li Özgür Ceylan’ın iddialarının teyidi ile ilgili paylaşımındaki grafikten 2010 yılındaki tarımsal hâsılanın 70 milyar dolara ulaştığı teyit edilebiliyor.

                                  2002-2019 yılları arasını kapsayan grafikten şunları saptayabiliyoruz: 2002’de 24,5 milyar dolar olan tarımsal hâsıla yükselerek 2005’te 46,4 milyara ulaşmıştır. 2006’da ufak bir düşüşle 45,1 milyar dolarlık bir hâsıla olduğunu görüyoruz (aynı yıl için, yukarıda paylaştığımız gibi, “sbb.gov.tr” sitesinde 37,14 milyar dolar verilmiş idi). Artışlar, 2009 yılı hariç, devam ederek 2010 yılında 69,7 milyar dolar ile zirve yapmıştır. Sonrasında 2018 yılına dek süren ve 2006 yılındaki en düşük düzeye kadar gerileyen bir seyir görüyoruz. Bu tarihten sonra yeniden bir yükselme başlıyor.

                                  Muhalif yazar süreç içinde en yüksek hâsıla yılı olan 2010 yılını esas alarak 2024’te gelinen noktanın % 6’lık bir artış olduğunu söylüyor. Bu doğru ama tarih seçimi bunun pek bir başarı olmadığını kanıtlamak amacıyla yapılıyor.

                                  Öte yandan 2002-2024 arası tüm süreç izlendiğinde tarımsal hâsılanın katlanarak (%202) arttığı görülüyor.

                                  Aynı sitede TL cinsinden tarımsal hâsıla değerleri ile yapılan grafikte ise tüm dönem boyunca süregelen bir artış olduğu, 2002 yılındaki 36,9 milyar TL’lik hâsılanın 2019’da 277,5 milyara çıkarak 7,5 kat arttığını görüyoruz. (2006 yılındaki hasıla burada 64,4 milyar TL, ssb.gov.tr’de ise 53,08 TL olarak verilmiştir. (TÜİK sonraki yıllarda bir düzeltme yapmış olabilir. Dolar cinsinden hâsılanın her iki kaynakta farklı olmasının nedeni bu olabilir). Burada enflasyon oranı ile kur değişiklikleri arasındaki göreceli fark önemli bir rol oynamış olabilir. SAGP üzerinden yapılan değerlendirme gelişmenin seyri konusunda daha doğru bilgi verebilirdi.

                                  Öyle veya böyle her durumda Türkiye’nin tarımsal ürün hâsılasında önde gelen ülkeler arasında yer aldığını görüyoruz. 2000’li yıllar esas alındığında süreç içinde ileri geri hareketlerle, her durumda ilk 10 ülke içinde yer alındığı görülüyor. Dünya çapında en öndeki ülkeler içinde yer alabilmek ve bu pozisyonu koruyabilmek kuşkusuz bir başarıdır. Burjuva muhalefet ise “bir zamanlar dünya 7.si idik, bu hükümet tarımı öldürdü” gibi paylaşımlarda bulunarak sanki sıralamada çok geri düşüldüğü algısı oluşturmakla meşgul.

                                  Daha üstte yer alan ülkelerin genellikle daha fazla ekilebilir toprağa, daha fazla beslenecek nüfusa sahip ülkeler olduğunu da belirtmeliyiz. Türkiye’nin 7.’liği bu açıdan da değerlendirildiğinde hiç de küçümsenecek bir konum değildir.

                                  Rakipleriyle kıyaslandığında Türkiye’nin durumu nasıl görünüyor?

                                  2002 yılından 2024’e “Türkiye tarımsal hâsılasını %202 artırmış. Ancak yine karşılaştırmalı bakarsak aynı süreçte: Çin %549 büyümüş, Hindistan %536, Endonezya %451, İran %464…” büyümüş (anadoluizlenimleri.com).

                                  Anadolu Ajansı’nın (https://www.aa.com.tr) 21.03.2025 tarihli konuyla ilgili haberinde 2013 ve 2023 yılları kıyaslanıyor. “Buna göre, dünyada 2013’te tarımsal hâsılada 855,9 milyar dolarla ilk sırada Çin yer almış, sıralamada 318,4 milyar dolarla Hindistan ikinci ve 222,5 milyar dolarla ABD üçüncü olmuştu. Türkiye de söz konusu yılda 63,9 milyar dolarla dünyada 8. sırada yer bulmuştu”.

                                  “…2023 yılı verilerine göre… ilk sırada 1 trilyon 267 milyar dolarla Çin, ikinci sırada 570,7 milyar dolarla Hindistan ve üçüncü sırada 222,2 milyar dolarla ABD bulunuyor”.

                                  “Türkiye, 2023 yılı verilerine göre de 68,9 milyar dolarlık tarımsal hâsılasıyla dünyada 8. sıraya yükseldi”. Bu son yılda da yine 8.’lik söz konusudur ve 2013 yılına göre artış %7,8 kadardır. Anadolu Ajansı’nın yükselme dediği, 2018 yılında gerileyen hâsılaya göre yaşanan yükselmedir.

                                  10 yıllık dönemde Türkiye’de %7,8’lik bir büyüme kaydedilirken ABD’de bir değişiklik olmadığı, Çin’de %48’lik, Hindistan’da ise %79’luk artışlar gerçekleştiği görülüyor. Yine Anadolu Ajansı’nın, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile Dünya Bankası verilerine dayandırdığı haberine göre “Türkiye, Avrupa ülkeleri arasında üst sıralarda”dır.

                                  “Rusya, 2013’te tarımsal hâsılada 68,6 milyar dolarla ilk, Türkiye, 63,9 milyar dolarla ikinci ve İtalya 44,3 milyar dolarla üçüncü sırada yer almıştı”.

                                  “Türkiye, 2023 verilerine göre de Avrupa’da tarımsal hâsılada birinci sıraya yükseldi. Türkiye’yi, 67,7 milyar dolarla Rusya ve 53,1 milyar dolarla Fransa takip etti”.

                                  Yukarıda paylaşıldığı üzere, o yıl Türkiye’de tarımsal hâsıla 68,9 milyar dolar idi ve yine yukarıda paylaştığımız gibi 2024 yılında 74 milyar dolara yükseldi.

                                  Anadolu Ajansı aşağıdaki bilgileri de paylaşıyor:

                                  “Ülke, dünyada sebze ve meyve üretiminde 4, bitkisel üretimde de 11. sırada dikkati çekiyor… çiğ süt üretiminde de dünyada 9, Avrupa’da üçüncü sırada konumlanıyor. Sığır eti üretiminde dünyada 7, Avrupa’da birinci olan Türkiye, tavuk eti üretiminde dünyada 9, Avrupa’da da ikinci sırada bulunuyor… yumurta üretiminde dünyada 10, Avrupa’da ikinci sırada yer alırken, bal üretiminde dünyada ikinci, Avrupa’da da ilk sırada… su ürünleri yetiştiriciliğinde de dünyada 16, Avrupa’da da ikinci sırada konumlanıyor”.

                                  Yine Anadolu Ajansı 04.06.2024 tarihli haberinde (aa.com.tr) Bakan Yumaklı’nın ağzından şunları paylaşıyor: “Ülkemiz, fındık, kiraz, incir, kayısı, ayva ve keçiboynuzu üretiminde dünya birincisi; kavun, karpuz, hıyar, pırasa, zeytin, mandarin ve elma üretiminde dünya ikincisi; çilek, nohut ve domates üretiminde dünya üçüncüsü; kestane, ceviz, armut ve mercimek üretiminde dünya dördüncüsü; şeker pancarında beşinci, üzümde altıncı ve kütlü pamuk üretiminde yedinci sıradadır. Fındık, kuru kayısı, kuru incir, kuru üzüm ve ayva ürünlerinde dünya ihracatında lider konumdadır. Buğday unu ihracatında dünyada birinci, makama ihracatında ikinci sıradadır”.

                                  Dünya sıralamasında bulunulan yer açısından NNT’de paylaşılan (sf. 184) bilgiler güncelliğini korumaktadır. Bir farkla; üretimin gerek ülke gerekse küresel olarak çok daha büyük ölçekte gerçekleştiği koşullar altında. Dünya çapında gerçekleşen büyümeye bir dereceye kadar ayak uydurulabildiği söylenebilir; bazı rakipler daha hızlı gelişirken bazıları gelişme konusunda geride kalmış bulunuyor.

                                  Tarımsal ürün ihracatında durum, Türkiye’nin küresel sıralamada yeri

                                  “2022 yılında dünyada tarım ürünleri ihracatı 2 trilyon dolar iken, dünya tarım ithalatı 2,1 trilyon dolar düzeyinde gerçekleşmiştir” (https://ticaret.gov.tr – Genel Tarım Sektörü) (International Trade Center (ITC) verilerine göre).

                                  Dünya ihracatında önde gelen 5 ülkenin aldığı pay %32’dir. Bu ülkeler; ABD, Brezilya, Hollanda, Almanya ve Çin olarak sıralanmaktadırlar.

                                  Tarımsal ürün ihracatında en büyük payı bu beş  ülke almakla birlikte gelişme, bunların göreceli payının azalması, diğer bazı  ülkelerin payının ise artması biçimindedir. Özellikle Meksika, Endonezya ve Rusya’nın tarım ürünleri ihracatında son 10 yılda yaşanan artışlar bunda  etkili olmuştur. 2003 yılında 567 milyar dolarlık küresel tarım ürünleri ihracatından gelişmiş ülkeler %66,1, gelişmekte olan ülkeler ise %33,1 pay alırken bu oran 2010 yılında sırasıyla %59,1 ve %39,8 olarak; 2022 yılında ise %56,1 ve %43,8 olarak gerçekleşmiştir (a.y.). “Türkiye 2022 yılında yaklaşık 30 milyar dolarlık ihracatı ile” gelişmekte olan ülkeler “ihracatından %3,4 pay almıştır”.

                                  Aynı yerde yer alan tablo-1’e göre Türkiye’nin 2022 yılı için dünya tarımsal ürün ihracatından aldığı pay 29,9 milyar dolar ile %1,5’dir ve 21. sırada yer almaktadır. Türkiye, üretim sıralamasındaki başarıyı dış satımda gösterememiş gibidir.

                                  En büyük 5 ihracatçı ülkenin tarımsal ürün ihracat tutarı ve dünya ihracatından aldığı pay şöyledir:

                                   

                                  Ülke İhracat (milyar dolar) Yüzde
                                  ABD 192,6 9,5
                                  Brezilya 135,1 6,7
                                  Hollanda 121,8 6
                                  Almanya 95,8 4,7
                                  Çin 87,4 4,6

                                  Türkiye’nin 2024 yılı tarımsal ürün ihracatı 36,2 milyar doları bulmuştur. Başka bir deyişle ülkedeki tarımsal hâsılanın neredeyse yarısı ihraç edilmiştir.

                                  Yukarıda en büyük tarımsal ürün ihracatçısının sıralandığı tabloda bir husus dikkat çekiyor. Tarımsal üretimde Avrupa’da 1. sırada yer alan Türkiye’nin epey gerisinde bulunan –çünkü bir üst bölümde paylaştığımız gibi onu 2. ve 3. olarak Rusya ile Fransa izlemektedir- Hollanda ve Almanya nasıl oluyor da ihracatta bu ülkelerin önünde yer alıyor? Bunun cevabı bu ülkelerin tarımsal ürün dış ticaretindeki becerisinde aranmalıdır.  Bu ülkelerin becerikli burjuvazisi, büyük olasılıkla üçüncü ülkelerde ürettikleri ya da ürettirdikleri ürünleri ihraç etmekte ya da daha önce ithal edileni daha sonra ihraç etmiş gibi göstermektedirler. Bu ülkelerin girişimci burjuvazisi başka ülkelerde toprak kiralayıp oralarda üretim yapıyor ve sonra elde ettikleri ürünleri, üretimin yapıldığı ülkenin ürünü gibi değil, bir yolunu bulup, kendi ülkesinin ürünü gibi pazarlıyor.

                                  Bu durum bir yandan bu ülkelerin, üretim yaptıkları/yaptırdıkları geri ülkelerde tarımsal üretimde de bir tür egemenlik kurduklarını, diğer yandan tüccar yanlarını gösteriyor ve bu ticaretten de kuşkusuz kazanç sağlanıyor, diğer yandan bunun aldatıcı bir yanı da bulunuyor. Böyle büyük miktarda ihracat yapan ülkeler sanki buna uygun üretim de yapıyorlarmış algısı oluşturmuş oluyorlar. Nitekim ülkemizde, tarımsal alan ve ürün açısından Türkiye’nin gerisinde olan  bu ülkelerin daha fazla tarımsal üretim yaptıklarına inanılıyor. Bu, o ülkelerin başarısı olduğu kadar, bizdeki siyasi iktidarların başarısızlığına yorumlanıyor. İlginç bir biçimde bu eleştiriyi yapan aynı kesimler, Türk burjuvazisinin yurt dışındaki tarımsal yatırımlarına karşı çıkıyorlar. Zira Türk burjuvazisinin de son dönemde, söz konusu iki ülkenin yaptığı gibi, yurt dışında artan biçimde tarım girişiminde bulunduğu görülüyor.

                                  Tarımsal üretimde ihracat pazarları

                                  Türkiye’nin tarımsal ihracatında en önemli pazarı geçmiş dönemde Almanya iken 2011 yılından itibaren onun yerini Irak almıştır [https://ticaret.gov.tr –Genel Tarım Sektörü (6)].

                                  2022 yılı sonu itibarıyla tarım ürünleri ihracatı gerçekleştirilen başlıca ülkeler, değer ve yüzde olarak şöyle sıralanıyor: Irak (5,2 milyar dolar, %17), Rusya (2,1 milyar dolar, %7), ABD (1,9 milyar dolar, %6,3), Almanya (1,8 milyar dolar, %6) ve Suriye (1 milyar dolar, %3,3). 2022 yılında, tarım ürünleri ihracatında AB ülkelerinin payı %22 düzeyinde olmuştur.

                                  Tarımda dış ticaret dengesi 

                                  Yukarıda aynı yerde (6) paylaşılan Tablo 3’te, 2013-2022 yılları arasında ihracat, ithalat ve denge bilgileri yer alıyor. Buna göre dönem boyunca her yıl dış ticarette artış elde edilmiş olup, sayısal olarak bu artış, 4,2 ile 7,2 milyar arasında değişmektedir. 2022’de elde edilen artış yaklaşık 6,7 milyar dolar olmuştur.

                                  Grafik 3’te ise “Ürün Grupları Bazında Tarım Ürünleri İhracatımız (2022)” yer alıyor. Buna göre ihraç ürün grupları ve yüzdeleri şöyle: Hububat ve bakliyat %44,5, yaş meyve ve sebze %11,49, meyve ve sebze mamulleri %9,8, kuru meyve %6,1, fındık ve mamulleri %6,8, tütün ve sigara %3,2, su ürünleri ve hayvansal mamuller %15,8.

                                  Tarım ihracatı bileşenlerinde süreç içinde gerçekleşen değişiklik

                                  Süreç içinde temel tarım ürünleri ihracatının toplam tarım ihracatı içindeki payı gerilemiş, işlenmiş tarım ürünleri ihracatının payı ise artış göstermiştir. 2002 yılında temel tarım ürünlerinin payı %54 iken 2018 yılında bu oran %35’e düşmüştür. İşlenmiş ürünlerin payı ise yıllar içerisinde artış kaydederek %51 seviyelerine çıkmış, hayvansal ürünler ile birlikte işlenmiş ürünlerin payı %65’e ulaşmıştır.

                                  Bu sonuç tarımsal sanayinin süreç içinde geliştiğini gösterir ve giderek katma değeri daha yüksek ürün ihracatı gerçekleştirildiği anlamına gelir.

                                  Türkiye’de örneğin buğday ithalatı yapılmaktadır, ama bu ithal ürün yurt içinde üretilenlerle birlikte işlenerek un olarak ihraç da edilmektedir. Türkiye, buğday ununda 2022 yılı itibariyle, 3,2 milyon ton ihracat ile 2. sırada olan Kazakistan (1,93 milyon ton) ve 3. sırada bulunan Almanya’nın (1,06 milyon ton) açık ara önünde dünyanın en fazla ihracat yapan ülkesidir. “Buğday ithal eder duruma geldik” diyenlerin pek görmek istemedikleri bir gerçektir bu.

                                  Tarımsal alet ve makine istatistikleri, 2024 (https://istatistik.tarimorman.gov.tr)

                                  2024 yılında toplam traktör sayısı 1 milyon 598 bin 659, biçerdöver sayısı 20 bin 783 ve diğer alet ve makine sayısı 11 milyon 471 bin 579 olmuştur. “Toplam tarımsal alet ve makine sayısı, 2023 yılına göre %2,4 artarak 13 milyon 91 bin 21 olarak gerçekleşmiştir”.

                                  “…damla sulama tesisleri sayısı son 10 yılda % 67 oranında artmıştır. 2024 yılında 31 bin 444 adet yeni damla sulama tesisi kurulmuş olup toplam damla sulama tesisi sayısı 652 bin 465 olarak gerçekleşmiştir”.

                                  NNT’deki verilerle (s. 66-67) kıyaslandığında traktör sayısında %60,79 artış, biçerdöver sayısında %3,75 azalma, toplam tarımsal alet ve makine sayısında %135,53 artış gerçekleşmiştir. Damla sulama sistemi ise o dönem sadece 37.620 işletmede (bkz. NNT, s. 65) bulunmaktaydı; bu 17 kat üzerinde bir artış anlamına geliyor.

                                  Burada değinilmesi gereken önemli bir husus da tarımda kullanılan alet ve makinelerin ülke içinde üretilme olanağı olup olmadığıdır. Bu açıdan bir bağımlılık söz konusu mudur? Bu soruya günümüzde rahatlıkla “ülke içinden gereksinimin sağlandığı” biçimde yanıt verilebilir. Türk burjuvazisi bu alanda adım adım ama özellikle son 10 yıl içinde önemli mesafe kat etmiştir.

                                  Peki, hiç tarımsal makine dışalımı yapılmıyor mu? Yapılıyor ve günümüz küresel koşullarında gelişmiş bir ülkede bunun olmayacağını düşünmek de anlamsızdır. Dışalım yapılmaktadır ama dışsatım da yapılmaktadır ve gelinen yerde bu sektör dış ticaret fazlası sağlar durumdadır.

                                  Ticaret Bakanlığı’nın bir yayınında bu açıkça görülüyor:

                                  “2022 yılında ihracatımız bir önceki yıla göre %3 artışla 1,32 milyar dolar seviyesindedir… 2022 yılında ithalatımız bir önceki yıla göre %5,9 azalarak 696 milyon dolar seviyesine inmiştir.” (ticaret.gov.tr  “Tarım Alet ve Makinaları Sektör Raporu 2023”).

                                  İhracat ve ithalat tutarları geçmiş yıllarda nasıl idi?

                                  “2000 yılında 14 milyon dolar olan tarım alet ve makinaları ihracatı, 2010 yılında 135 milyon dolar… 2000 yılında 57,6 milyon dolar olan tarım alet ve makinaları ithalatımız, 2010 yılında 239 milyon dolar”(a.y.) olmuştur. Bu yıllarda görüldüğü üzere dış ticaret açığı söz konusuydu.

                                  Tarımda yayılmacılık

                                  Kapitalizmin gelişmesine paralel olarak kentleşmenin artması, kentsel nüfusun tarımsal nüfus aleyhine giderek büyümesi söz konusudur.  Tarımla uğraşan ve sayısal olarak giderek azalan kırsal nüfus, katbekat fazla kentsel nüfusu beslemek durumunda kaldı.

                                  Tarımsal alanda faaliyet gösteren büyük çiftçiler, aracılar, tüccarlar ülke nüfusuna hitap etmekle kalmayıp, süreç içinde giderek artan miktarda tarımsal ürün dış ticaretine de yöneldiler. Dış satım ve alım işlemleri, devamında, başka ülkelerde aynı alanda yatırım ve üretimi de çekici duruma getirdi.

                                  Bu süreç bir yandan ürünü görece ucuza mal etmek ve küresel çapta oyuncu olmak, rekabete ayak uydurmak gibi nedenlerle desteklenirken diğer yandan da ülke içinde tarım yapılabilir arazi miktarının azalması ve bazı ülkelerde, tersine, geniş tarım arazilerinin ve ucuz işgücünün varlığı gibi nedenlerle yönlendirilmiş oldu. (Konuyla ilgili başarılı ve oldukça açıklayıcı bir araştırma yazısı: “Sınır Ötesi Tarım Yatırımlarının Geleceği ve Ülkelerin Sınır Ötesi Tarım Yatırımı İhtiyacının Tespiti İçin Bir Yaklaşım”   Adem Gülgönül,  Elife AKİŞ, https://dergipark.org.tr – 15/04/2020)

                                  Küresel çapta kapitalizmin ilk gelişme dönemlerinde yerküre topraklarının sadece %7’si (9 milyon kilometrekare) tarım için kullanılırken 2017 yılına gelindiğinde bunun 3 kat arttığı görülüyor. “Bu arazilerin büyük bölümü Afrika, Orta ve Güney Amerika’da yer alıyor.” (https:// www.aa.com.tr – 14.05.2018 (7)). 2050 yılına varıldığında gıda gereksinimini karşılamak için 3,2 ila 8,5 milyon kilometrekare tarım alanına daha ihtiyaç duyulacağı tahmin ediliyor.

                                  Kapitalist üretim tarzı toprağın verimliliğini bozarak birim başı üretimin giderek düşmesine ve ürünün kalitesinin bozulmasına neden oluyor. Bu sistemde alınacak önlemler ise sonuçta, durumu daha da kötüleştirmekten başka işe yaramıyor. Konunun uzmanları 2050 yılında kişi başına düşen verimli toprak miktarının 90 yıl öncesinin dörtte biri kadar olacağı uyarısında bulunuyorlar.

                                  Aynı yerde (7) 2018 yılına ait verilerde en fazla ekilebilir araziye sahip ülkeler şöyle sıralanıyor: ABD, Hindistan, Çin, Rusya, Brezilya… Türkiye’nin bu sıralamadaki yeri 12.’lik. Ekilebilir toprakların tümünde tarım yapıldığı gibi bir durum söz konusu değil.

                                  Somut olarak tarım yapılan alanlar karşılaştırıldığında sıralama değişiyor: Çin, ABD, Avustralya, Brezilya, Rusya… Bu sıralamada Türkiye, 30. olarak yer alıyor. Buradan Türkiye’de ekilebilir arazinin görece az bir bölümünün tarım için kullanıldığı anlaşılıyor. O halde, Türk burjuvazisinin diğer ülkelerde yatırım yapmasının nedeni tarım arazisi kıtlığı olamaz. Geriye şu gerekçeler kalıyor: Yatırım yapılan ülke pazarında kazanç elde etmek ve/veya görece ucuza mal edip dünya pazarlarında rekabet edebilir durumda olmak. Ama bu girişim diğer ülkelerde Türk burjuvazisinin bir tür egemenlik kurmasını kaçınılmaz olarak beraberinde getiriyor. Bu tabi, üretim için yatırım yapılan ülkenin konumuna, güç dengelerine bağlı olarak farklılıklar gösteriyor.

                                  İzlenen yol ve yöntemlerle elde edilmeye çalışılan sonuç, Alman ya da Hollanda burjuvazisi somutunda gerçekleştirilen işlerden farklı değildir. Bu yöntemler uyguladığında, benzer bir yaklaşımla gelecekte ortaya çıkma olasılığı güçlü olan, Türkiye ihracatının üretiminden  fazla olacağı  bir duruma şaşırmamalıyız. Bu arada, görece geri ülkelerde yapılan tarımsal üretimin, bu alanda emperyalist tarzda sömürünün bir görüngüsü olduğunu belirtelim.

                                  Bir örnek: Arbel Grubu

                                  Türk burjuvazisinin tarım alanında yurtdışı yatırım serüveninin başlangıcı günümüzden 18 yıl öncesine kadar  gidiyor. Yukarıda “Bitkisel Üretim” bölümünde değindiğimiz gibi “Arbel Grubu” 2001 yılında bu işe başlıyor. Grubun kuruluşu geçen yüzyılın 80’li yıllarına dayanıyor. Günümüze gelindiğinde grubun 900’ü Türkiye’de olmak üzere 1.900 civarında çalışanı bulunuyor ve yıllık 1,55 milyar dolar ciroya sahip (https://www.arbel.com.tr). 2007 yılında Kanada’da “AGT Food and Ingredients Inc. şirketi” kuruluyor ve “2009 yılında bakliyat ve hububat ürünlerinin gıda sektöründe katma değerini arttırmak ve global lider olma amacı ile Arbel Bakliyat Hububat Sanayi ve Ticaret A.Ş. faaliyet ve çalışmalarını AGT Food and Ingredients Inc. ile birleştir”iyor.

                                  Şirket, “Kanada’da, Amerika Birleşik Devletleri’nde Türkiye’de ve Avustralya’da tesislerinin bulunduğu bölgelerdeki üreticilerden satın aldığı bakliyat ve özellikli diğer ürünleri işleyerek dünyanın her yanına dağılmış 85 ülkeye ihraç etmektedir. Toplam olarak, AGT Food and Ingredients Inc. 20 işleme tesisine ve yıllık 1,5 milyon ton işleme kapasitesine sahip bulunmaktadır”.

                                  Bu grup için, üretim hacmine, cirosuna, farklı ülkelerdeki yatırımlarına, faaliyet gösterdiği ülke sayısına ve bütün bu unsurların koordinasyonuna vb. bakarak bir değerlendirme yaparsak, kendi üretim alanında bir tekel olduğu tanımlamasını yapmak yanlış olmaz. Üretim konusunda alanında sahip olduğu bu güç, başka alanlardaki girişimleri ile tamamlanıyor ve konumu daha da güçlenmiş ve pekişmiş oluyor. Bu girişimler nelerdir?

                                  “25 yılı aşkın süredir Arbel Grup, Uluslararası Yardım Kuruluşları, Kızıl Haç, Birleşmiş Milletler Yardım Kuruluşları’nın gıda ve acil yardım malzemeleri tedarikçisi olarak faaliyet göstermektedir. Genel diğer faaliyetleri alanına ise bitkisel yağlar, kristal şeker, iyotlu sofralık tuz, vitamin katkılı bisküviler, pp çuval, jüt çuval, yaş meyve ve sebze, patates, plastik örtüler, tekstil, battaniye, inşaat malzemeleri, kereste, demir, çimento ticareti girmektedir”.

                                  Şirket sermayedarlarından olan “Mahmut Arslan’a Kırgızistan’da tarım sektörünün ve ekonomisinin gelişmesindeki katkılarından dolayı Kırgızistan Fahri Konsolosluğu unvanı verildi. 1998-2006 yılları arasında Dünya Bakliyat Konfederasyonu Başkan Vekilliği yapan Mahmut Arslan, sektörün ve Türkiye ihracatının gelişmesi için çalışmalar yürütmüş, çeşitli Sivil Toplum Kuruluşlarında Yönetim Kurulu Üyeliği ve başkanlığı yapmıştır. Halen Türkiye İhracatçılar Meclisi icra kurulu üyeliği, Akdeniz Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanlığı, Akdeniz İhracatçı Birlikleri Başkanlar Kurulu Başkanlığı, Mersin Ticaret Odası Meclis Üyeliği, Mersin Ticaret Borsası Onur Kurulu Başkanlığı görevlerini yürütmektedir”.

                                  Birkaç yıl önce Kanada’nın Saskatchewan bölge hükümeti, daha önce 23 kişiye verilmiş olan ve “eyaletin ekonomisine, kültürüne ve toplumsal gelişmelerine katkı yapan kişilere verilen onur ödülünü Hüseyin Arslan’a verdi.” (https://www.yasamicingida.com).

                                  Diğer yandan Türk burjuvazisinin tarım alanında yayılma girişiminin, görece yeni olduğunu belirtmeliyiz. Büyük güçlerin ve rakiplerin bu işe yüz yıl gibi bir süre öncesinde başladığını biliyoruz. Ve onlar bu alanda ellerinde bulundurdukları güçle küresel gelişmeleri yönetmektedirler.

                                  Yukarıda Arbel grubunun cirosunu paylaşmıştık. Tarımsal alanda faaliyet gösteren köklü küresel tekellerle kıyaslandığında bu ciro oldukça düşüktür,  bu işin bir tarafı. Öte yandan dünya arenasına görece yeni çıkan Arbel gibi eskilere kıyasla küçük bir tekelin, bu arenada bir biçimde kendine yer edindiğine tanık oluyoruz.

                                  Yurtdışı Tarım faaliyetlerinde devlet

                                  Türk burjuvazisinin tarım alanında yurt dışındaki yayılmacılığı Türk Devleti’nin desteği ile de sürüyor, “Devlet eliyle Afrika’da toprak kiralayıp tarımsal üretim yapma hamlesi 2013 yılına dayanıyor.” (https://www.indyturk.com -19 Mart 2022).

                                  Nisan 2014’de hayata geçirilen projeyle planlananın, Sudan’da 99 yıllığına 780 bin 500 hektar tarım arazisi kiralanarak, hem devlet hem özel sektör eliyle üretim yapılması olduğu paylaşılmıştı. Ocak 2018’de Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü’ne (TİGEM) bağlı bir ortaklık olarak Türk-Sudan Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Anonim Şirketi kuruldu. Sudan’daki karışıklıklar nedeniyle yatırım aksadı ve sonrasında ilk etapta 100 bin hektar tarım arazisinin işlenmek üzere tahsis edildiği duyuruldu.

                                  Bu arada Nijer’de de arazi kiralandı. En son 18 Aralık 2020 tarihli Dünya Gazetesi haberine göre; “Türkiye, Sudan’da çalışmalar devam ederken, bir başka Afrika ülkesi Nijer’de de tarımsal üretim yapmak üzere harekete geçti. Nijer’de 1 milyon hektar alanda tarımsal üretim yapılması ve özellikle yem bitkileri üretilerek Türkiye’ye getirilmesi planlanıyor”.

                                  “Hayvancılıkta yem açığını kapatmak ve fiyat artışlarını durdurmak için Nijer’deki 1 milyon hektar alanda yem bitkileri üretimi yapılarak Türkiye’ye getirilebileceği… bu konuda özel bir ekip oluşturulduğunu ve sürecin koordine edildiği” açıklandı.

                                  Devamında Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin, Cumhurbaşkanlığının 2 Aralık 2020 tarihli yazısı ile Nijer’de yem üretimi ile ilgili yapılması planlanan proje hakkında bilgi verildiği belirtiliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı, Tarımsal İşletmeler Genel Müdürlüğü (TİGEM), Devlet Su İşleri (DSİ), Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) ve diğer bazı kurumlar bu ülkede incelemelerde bulunmuş ve bir dizi çalışma yapmışlar. (İşin içinde MTA’nın da yer almış olması, Nijer madenlerine de ayrı bir önem gösterildiğinin işaretidir.)

                                  04.05.2017 tarihli “Türk işadamları tüm dünyada tarla topluyor.” başlıklı haberde (https://www. cnnturk.com) şunları görüyoruz:

                                  Sudan’da Ceyhan Girişimci İş Adamları Derneği üyeleri 20 bin dönümlük alana inşa edilmiş bir süt işleme çiftliğini kiralamış, ardından araziyi 33 bin dönüme çıkararak ayçiçeği üretimine başlamışlardır.

                                  Ali Demir İnşaat ve Gıda adlı şirket, Sudan’da 10 bin dönümlük arazinin işletmecisidir ve aynı şirket Zambiya’nın Seranga kentinde de 5 bin dönüm arazi kiralamıştır.

                                  Etiyopya’da üç Türk girişimcinin oluşturduğu şirket, ülkenin en verimli tarım sahalarından biri olan Omo Valley’de 30 bin hektarlık arazi kiralamıştır. Pınar Un’un eski genel müdürü olan bir başka Türk girişimci, 2005’te Darüsselam bölgesinde 30 bin dönümlük araziyi mısır yetiştirmek için 99 yıllığına kiralamıştır.

                                  Nijerya’nın kuzeyinde ise 4 Türk girişimci 5 bin dönüm arazi kiralamıştır. “135 milyon nüfusu olan ülkede salça fabrikası da kuran ortaklar faaliyetlerini Anatolia Agroculture adlı şirketle yürütmekte”dirler.

                                  “Yurtdışındaki ilk önemli arazi alımını 2005 yılında Bursalı Alara Tarım Ürünleri AŞ’nin ortağı ve genel müdürü Kerim Taner yaptı. İngiltere’nin kiraz talebini karşılamak için Arjantin’de de kiraz yetiştirmeye başlayan Taner, 400 dönüm arazi üzerine kurulan bahçede ürettiği kirazları İngiltere’ye ihraç ediyor.”

                                  Haber devam ediyor ama fazla uzatmayalım, isteyen kaynağından okuyabilir. Kısaca yurt dışında tarım yatırımı yapılan ve haberde yer verilen diğer ülkeler şunlar: ABD, Suudi Arabistan, Pakistan, Malezya, Makedonya, Bulgaristan, Almanya, Ukrayna.

                                  27.08.2024 tarihli “fokusplus” haberine göre (https://www.fokusplus.com), “Türkiye, 2010 yılında Çad’da tarım sektörüne yatırım yapmaya başladı.

                                  Bu adımla Türk çiftçiler ve tüccarlar, yerel tarım uzmanlığını büyük ölçüde geliştirerek, modern makine ve teçhizatı tanıtmak için çalıştı”lar.

                                  “…Ankara’nın Afrika’dan ithal ettiği ürünlerin başında petrol ve madenler gelse de, Çad’dan susam alınmasına Türkiye’nin büyük katkısı oldu. Ankara ülkenin bu alandaki ilk yatırımcısı haline geldi”.

                                  “Çad hükümetinin verilerine göre Türkiye, Çin ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) ardından Çad’ın üçüncü büyük yatırımcısı konumunda.

                                  Tarım alanında ise Türkiye, Çad’daki yabancı yatırımcılar listesinde ilk sırada yer alıyor”.

                                  Afrika ülkelerinin tarım yatırımları açısından özellikli bir yere sahip olduğu görülüyor. Ve Türk burjuvazisi de, yukarıda değindiğimiz üzere Afrika’da etkinliğini giderek arttırıyor.

                                  Kuşkusuz tarım alanındaki girişimleri, diğer alanlardaki girişimler tamamlıyor ve tüm bunları bir bütün olarak ele alıp değerlendirmek gerekiyor. Bu konuda daha geniş bilgi için “Türk Sermayesinin Afrika’daki Yayılmacılığı” (YDİÇAĞRI sayı 208, 2022/3, sf. 12-43) yazısına bakılabilir.  Başka bir haber; “Türkler yurtdışında arazi avında” (https://www.sabah.com.tr – 21.3.2014)

                                  “Makedonya’dan Sudan’a, Suudi Arabistan’dan Pakistan’a Türk şirketlerin toplam arazi büyüklüğü 5 milyon 412 bin 485 dönüme ulaştı”.

                                  Yayılmanın nedeni olarak OECD ve Birleşmiş Milletler Gıda Örgütü FAO’nun raporlarındaki veriler gösteriliyor: Olası bir kıtlık tehlikesi ve gıda fiyatlarında beklenen artışlar.

                                  “Dünya Ticaret Örgütü’nün (WTO) 2013 verilerine göre, 41 ülke başka ülkelerde toprak kiralarken 62 ülke de topraklarını başka bir ülkeye kiraya verdi veya sattı, bu konuda en iddialı ülke ise İngiltere. Bu ülke büyük kısmı Afrika’da olmak üzere 4 milyon 400 bin hektarlık arazi kiraladı. ABD’nin dünya genelinde topladığı arazilerin büyüklüğü 3 milyon 700 bin hektara ulaştı… Çin ise 3 milyon 400 bin hektarlık araziyle ilk üç ülke arasında yer alıyor”.

                                  Karşılaştırma açısından: Türk burjuvazisinin yurt dışında elinde bulundurduğu toplam arazi, yaklaşık 540.000 hektar civarındadır. Yukarıda başka bir haberde Sudan’da “780.500 hektar” arazi kiralandığı belirtiliyordu. Demek ki bu alanda, 2014 yılında, ilk üç büyük ülke Türk girişimcilerinin elinde tuttukları arazinin 4-5 kat fazlasını elinde tutmaktadırlar.

                                  Nijer ile 2020 yılında yapılan anlaşma ile Türk burjuvazisinin elinde tuttuğu topraklara 1 milyon hektar daha eklemiş olması ile aradaki fark azaltılmış gibidir. Bu tabii eğer aynı süreç içinde bu alanda başat durumda olan ülkeler yeni araziler edinmedi ise böyledir.

                                  Aynı haberde, Türk şirketlerin arazi aldıkları yukarıda sıralanan ülkelere Romanya’nın da eklendiğini görüyoruz.

                                  Bloomberg’in Kasım 2021 tarihli Businessweek dergisinde,  “Özbekistan’da arazi kiralayarak tarımsal üretim yapan Türk girişimcilerin sayısı artıyor.” başlıklı haber yer aldı.  Bu ülkede “Tarımdaki yabancı yatırımcıların büyük kısmı Türkiye’den”dir. Yatırımcılardan birinin açıklamasına göre, hedeflenen pazar “sadece Özbekistan değil, buradan bütün Orta Asya ülkelerine, İran ve Rusya pazarlarına açılmak da kolay”dır.

                                  Temmuz 2025 başka bir habere göre (Girişim Port) bazı büyük Türk şirketleri Kazakistan’a 1,26 milyar dolarlık tarım yatırımı yapmaktadırlar. Bunlar Alarko Holding (650 milyon dolarlık sera yatırımı), YDA Group (310 milyon dolarlık zira ilaç ve gübre üretim) ve Tiryaki Agro (299 milyon dolarlık buğday ve bezelye işleme tesisi) isimli şirketlerdir. Bunlar dışında Safi Holding, yıllık 140.000 ton kapasiteli 200 milyon dolarlık şeker üretim tesisi kurmaya başlamıştır.

                                  Türk burjuvazisi tarımsal yatırım yaptığı ülkelere sadece tarımsal üretim alanında eriştiği kültürü götürmüyor; kendi ülkesinde üretilen her tür tarımsal üretim araçlarını da götürüyor ve böylece bu alanda da pazarın büyümesini sağlıyor.

                                  Görüldüğü üzere Türk burjuvazisinin yayılmacılığı tarımsal alanda da söz konusudur. Bu salt ülke içinde üretilen çeşitli tarımsal ürünlerle küresel pazarda edinilen konumun korunması ve  büyütülmesi bağlamında olmamaktadır; üretimin küresel çapta yayılması ve yaygınlaştırılması ile de sürmektedir. Üzerinde durduğumuz bu son husus bir yandan gücü oranında küresel emperyalist sistemde bir oyuncu durumuna gelindiğini gösterirken diğer yandan rakiplerle çelişkilerin artmasını, sömürülen pazarlardaki ezilen sınıflarla çelişkinin ortaya çıkmasını ve giderek keskinleşmesi durumunu beraberinde getirmesi kaçınılmazdır.

                                  Ekim 2025 başında tarım makineleri konusunda yurt dışı yatırıma örnek olacak bir gelişme kamuoyuna yansıdı: “Tera Yatırım Teknoloji Holding, Finlandiya merkezli biçerdöver ve orman makineleri üreticisi Sampo Rosenlew Oy paylarının tamamını satın aldı” (https://www. oyakyatirim.com.tr).

                                  Haber, halka açık şirketlerin bu tip faaliyetlerini bildirmek zorunda oldukları KAP (Kamu Aydınlatma Platformu) üzerinden alınmıştır. KAP açıklamasında şunlar yer alıyor: “Tera Grup’un yenilikçi, profesyonel ve stratejik vizyonu doğrultusunda büyüme hedeflerini desteklemek ve geleceğin stratejik sektörlerinde güçlü bir oyuncu konumuna ulaşmak amacıyla teknoloji, sanayi ve enerji gibi alanlarda genişleme hedeflendiği ve bu kapsamda 29/09/2025 tarihinde Sampo-Rosenlew oy paylarının satın alımına ilişkin pay alım sözleşmesi imzalandığı kamuoyuna duyurulmuştu.

                                  Bu hedefler doğrultusunda, Şirketimiz 02/10/2025 (bugün) tarihinde, dünyanın en büyük traktör üreticilerinden Mahindra & Mahindra Limited bünyesinde yer alan ve dünyanın yedi büyük biçerdöver üreticisinden biri olan Finlandiya merkezli biçerdöver ve orman makineleri üreticisi Sampo Rosenlew oy paylarının tamamını satın almıştır”.

                                  Hayvancılık

                                  Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre (https://www.tarimorman.gov.tr) hayvan varlığı istatistikleri şöyledir:

                                  2023                 2024                                    Değişim (%)

                                   

                                    2023 2024 Değişim %
                                  Büyükbaş hayvan varlığı 16.583.005 16.986.259 2,4
                                  Sığır 16.421.256 16.824.208 2,5
                                  Manda 161.749 162.051 0,2
                                  Küçükbaş hayvan varlığı 52.363.410 54.902.668 4,8
                                  Keçi 10.302.940 10.822.084 5.0
                                  Koyun 42.060.470 44.080.584 4,8
                                  Kümes hayvanı varlığı 373.751.900 384.146.654 2,8
                                  Bal üretimi (ton) 114.886 95.492 -16,9
                                  Yaş ipek kozası üretimi (kg) 78.163 84.899 8,6

                                  Burada bir yıllık gelişme gösterilmiştir. Daha uzun bir dönem esas alındığında, örneğin NNT (s. 70-71) verileri ile kıyaslandığında, 18 yıldaki artış daha bariz gözükmektedir. Büyükbaş hayvan varlığı, gerek sığır (%55,6 oranında) gerek manda (%62 oranında) olsun artış göstermiştir. Küçükbaş hayvanlardan keçi sayısında %62,9 ve koyun sayısında %65,6 artış gerçekleşmiştir.

                                  Yukarıdaki tabloda bir yıllık dönemde de hayvan varlığında bir artış olduğu görülüyor. Ancak birkaç yıl önceki verilerde daha yüksek sayıda hayvan varlığı bulunduğu da söz konusudur. Örneğin büyükbaş hayvan sayısı 2020’de 18 milyon 155 bin olarak verilmiştir. Bu veri esas alındığında, 4 yıl içinde % 6,4’lük azalma olduğu söylenebilir.

                                  Burada uzun yıllardan beri büyükbaş hayvan ithalatı yapıldığını da belirtmeliyiz. Hayvan varlığına bu ithal edilenler de eklenmektedir. 2025 yılı ortasında büyükbaş hayvanda yine 18 milyon üzerindeki sayılar dile getirilmiştir. Kümes hayvanları varlığında güncel verilere toplam olarak bakıldığında 2006 yılına göre %11,5 gibi görece ufak bir artış olduğu görülüyor.

                                  Belirtmemiz ve gözden uzak tutmamamız gereken bir husus da artan turist  ve sığınmacı sayıları ile aslında tarımsal ürün tüketimi de artmaktadır. Ülkemizde  tarımsal ürün tüketimi, ülkenin yerli  nüfusunun  tüketiminden fazladır. Tarımsal ürün yeterliliği söz konusu edildiğinde, yurt içinde elde edilen tarımsal ürünlerle sadece 85 milyonluk yerleşik ülke nüfusunun beslenmesi değil, yaklaşık 60 milyon turistin ve dış ülkelerden farklı statülerde gelip ülke içinde yaşayan 3,5-4 milyon civarındaki nüfusun beslenme gereksinimleri de hesaba katılmalıdır.

                                  Hayvansal ürünler

                                  Çiğ süt üretimi 2024 yılında yaklaşık 22,5 milyon ton olmuştur. 2020 yılına göre yaklaşık 1 milyon tonluk azalma olduğu görülüyor (https://data.tuik.gov.tr – 02 Mayıs 2025 “Çiğ Süt Üretim Miktarı 2020 ve Sonrası”).

                                  2006 yılında (NNT s. 71) çiğ süt üretimi 11,9 milyon ton idi. O döneme göre, inişli çıkışlı seyirle %89 artış olduğu görülüyor. Toplam içinde inek sütünün oranı (%93,5) biraz daha artmış görünüyor.

                                  Kırmızı et üretimi ve değişim oranları, 2023, 2024 (TÜİK, a.y.)

                                  Kırmızı et üretimi bir yıllık süreçte azalmış olmasına karşın, 2024 verileri 2006 yılına göre %380’lik bir artış olduğunu gösteriyor; 2006 yılında kırmızı et üretimi 438.530 tondu (bkz. NNT s.71).

                                  Yine TUIK verilerine baktığımızda (https://data.tuik.gov.tr – 02 Mayıs 2025 “hayvansal üretim”) 2006 yılına göre 2024 yılında büyük artışlar gerçekleştiğini görüyoruz. Artışlar oransal olarak yaklaşık şöyledir: Tavuk eti %169, yumurta %80, yapağı %80,  kıl %122, tiftik %24. Her halükarda Türkiye’de hayvansal üretimdeki artış oranları nüfus artış oranının çok üstündedir.

                                  Bal üretiminde yıllık temelde düşüş olmasına karşın, 2006 yılındaki üretime (bkz. NNT sf. 72) göre %13,9 artış vardır. Yaş ipek kozası üretiminde ise %33 oranında ciddi azalma olduğu görülüyor. Bu azalma, genel olarak tekstil sektöründeki gelişmenin büyük olasılıkla başa güreşen diğer sektörler karşısında geride kalmış olması, gelişmekte olan ülkelerin bu alanda daha ucuza üretim yapabilmeleri vb. nedenlerle açıklanabilir.

                                  Su ürünleri üretimi 2024 yılında bir önceki yıla göre %7,6 azalarak 933.194 ton olarak gerçekleşmiş; bunun %61,8’ini yetiştiricilik ürünleri, geri kalanını ise avcılık yoluyla elde edilen ürünler oluşturmuştur. Son yıldaki düşüşe karşın, 2006 yılı ile karşılaştırıldığında (bkz. NNT s.72) %41 oranında artış gerçekleştiği görülüyor. Artış esas olarak %348 oranıyla yetiştiricilikte yaşanmıştır. Avcılıkta son bir yılda %23’lük bir azalma ile elde edilen ürün miktarı (322 bin ton) ise, 2006 yılındaki miktara göre %32’lik azalma olduğunu ortaya koyuyor.

                                  Süreç içindeki artışlar bir yandan hayvansal üretim ve teknolojilerinde gelişmeyi de beraberinde getiriyor. Bu alanda gelişme olmaksızın hayvancılıkta böyle yüksek artışların olması beklenemez ya da oldukça zordur.

                                  Hayvansal ürünlerde Türkiye’nin dünyadaki yeri

                                  Küresel üretim sıralamasında Türkiye (https://www.tarpol.org.tr – kaynak FAO 2024) (ton olarak ve ilk 10 ülke içinde yer alınan ürünler itibariyle):

                                  Sığır eti üretiminde 7., inek sütü üretiminde 10., tavuk eti üretiminde 9., yumurta üretiminde 10., bal üretiminde 2.

                                  Küresel hayvan varlığı sıralamasında koyun üretiminde 7., arılı kovanda 3.

                                  Hayvansal ürün ihracatı

                                  Hayvansal ürün elde etmekteki artışlar, dış satımdaki etkinliklerle paralel gitmektedir. 2024 yılında ulaşılan 3,86 milyar dolarlık hayvansal ürün ihracatı “Akdeniz İhracatçı Birlikleri” (AKİB) tarafından “tarihi zirve” olarak nitelendirilmektedir (https://www.akib.org.tr). Bir yıl öncesine göre %10,8 artış sağlanmış ve toplam 1 milyon 224 bin ton ürün ihraç edilmiştir. En çok ihraç edilen ürünler taze soğutulmuş balıklar, kümes hayvanları etleri ve sakatatları ile balık filetoları olmuştur.

                                  AKİB, “Etkin olduğumuz 155 ülkenin 95’inde ihracat hacminde artış sağladık.” diyor.

                                  (Bir dahaki sayıda CHP’nin “Türkiye’de Tarımın Durumu – AKP İktidarının 18 yıllık Bilançosu” başlıklı broşüründeki değerlendirmeler üzerinde duracağız.)

                                   

                                  Okurumuzun konu ile ilgili diğer yazıları:

                                  https://ydicagri.org/emperyalist-dunya-sistemi-icinde-turkiyenin-konumu-i/

                                  https://ydicagri.org/emperyalist-dunya-sistemi-icinde-turkiyenin-konumu-ii/

                                  https://ydicagri.org/emperyalist-dunya-sistemi-icinde-kuzey-kurdistan-turkiyenin-konumu-iii/

                                  Emperyalist dünya sistemi içinde Türkiye‘nin konumu -IV-

                                   

                                  İlgili

                                  Önceki yazı

                                  ICOR Asya Konferansı yapıldı

                                  İlgiliGönderiler

                                  ICOR Asya Konferansı yapıldı
                                  Asya

                                  ICOR Asya Konferansı yapıldı

                                  28 Temmuz 2026
                                  Guterres’ten giderayak Kıbrıs ziyareti!
                                  Dünya

                                  Guterres’ten giderayak Kıbrıs ziyareti!

                                  28 Temmuz 2026
                                  Temmuz 2026 işkolları istatistikleri ve sendikal tablo
                                  İşçi Dünyası

                                  Temmuz 2026 işkolları istatistikleri ve sendikal tablo

                                  28 Temmuz 2026
                                  Eskisi de, yenisi de derde deva değil!
                                  Güncel

                                  Eskisi de, yenisi de derde deva değil!

                                  25 Temmuz 2026
                                  Dünya futbol şampiyonasının ardından
                                  Güncel

                                  Dünya futbol şampiyonasının ardından

                                  21 Temmuz 2026
                                  YDİ ÇAĞRI
                                  İşçi Dünyası

                                  Temmuz sayımız, sayı 82 çıktı!

                                  21 Temmuz 2026

                                  Son Haberler

                                  Emperyalist dünya sistemi içinde Türkiye’nin konumu V

                                  Emperyalist dünya sistemi içinde Türkiye’nin konumu V

                                  30 Temmuz 2026
                                  ICOR Asya Konferansı yapıldı

                                  ICOR Asya Konferansı yapıldı

                                  28 Temmuz 2026
                                  Guterres’ten giderayak Kıbrıs ziyareti!

                                  Guterres’ten giderayak Kıbrıs ziyareti!

                                  28 Temmuz 2026
                                  Temmuz 2026 işkolları istatistikleri ve sendikal tablo

                                  Temmuz 2026 işkolları istatistikleri ve sendikal tablo

                                  28 Temmuz 2026
                                  Eskisi de, yenisi de derde deva değil!

                                  Eskisi de, yenisi de derde deva değil!

                                  25 Temmuz 2026
                                  Dünya futbol şampiyonasının ardından

                                  Dünya futbol şampiyonasının ardından

                                  21 Temmuz 2026
                                  YDİ ÇAĞRI

                                  Temmuz sayımız, sayı 82 çıktı!

                                  21 Temmuz 2026
                                  NATO zirvesinin ardından

                                  NATO zirvesinin ardından

                                  8 Temmuz 2026

                                  Temmuz 2026

                                  7 Temmuz 2026
                                  Hamburg’da NATO savaş örgütü protesto edildi

                                  Hamburg’da NATO savaş örgütü protesto edildi

                                  6 Temmuz 2026
                                  • YDİ Çağrı / Tüm Sayılar
                                  • Youtube Kanalı
                                  • İletişim
                                  Tel: +0507 037 75 27

                                  © 2023 Yeni Dünya İçin Çağrı

                                  Sonuç yok
                                  Tüm Sonucu Görüntüle
                                  • YDİ ÇAĞRI
                                  • Güncel
                                  • İşçi Dünyası
                                  • Kadın
                                  • Gençlik
                                  • Kürdistan
                                  • Çevre
                                  • Dünya
                                    • Avrupa
                                    • Amerika
                                    • Ortadoğu
                                    • Afrika
                                    • Asya
                                    • Pasifik
                                  • Makaleler
                                  • Yayınlar
                                    • Son Sayı
                                    • YDİ Çağrı / Tüm Sayılar
                                    • Yeni İşçi Dünyası
                                    • Yeni Kadın Dünyası
                                      • Dört Duvar
                                    • Yeni Dünya Gençliği
                                    • Bildiriler
                                    • Broşürler
                                    • Yeni Dünya İçin
                                  • Youtube TV
                                  • Tüm Yazılar
                                  • İletişim
                                    • Hakkımızda
                                  • tr TR
                                    • tr TR
                                    • en EN
                                    • de DE
                                    • fr FR
                                    • es ES
                                    • ar AR
                                    • ku KU

                                  © 2023 Yeni Dünya İçin Çağrı

                                  Yeni Dünya İçin ÇAĞRI Size en son haberler ve güncellemeler için bildirimler göstermek istiyoruz.
                                  Reddet
                                  Bildirimlere İzin Ver