31 Ağustos Pazartesi günü üç haber peş peşe medyaya düştü. TÜİK ikinci çeyrek büyüme verilerini ve iş gücü istatistiklerini açıkladı. Türk-İş’te Ağustos 2026 açlık ve yoksulluk sınırı araştırması sonuçlarını yayınladı.
1.Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2026 yılının ikinci çeyreğine ilişkin büyüme verilerini açıkladı. Türkiye ekonomisi yılın ikinci çeyreğinde yıllık bazda yüzde 2,3 büyüdü.
Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) 2026 yılı ikinci çeyrek ilk tahmini; zincirlenmiş hacim endeksi olarak, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %2,3 arttı.
GSYH’yi oluşturan faaliyetler incelendiğinde; 2026 yılı ikinci çeyreğinde bir önceki yıla göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak; tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörü %13,3, bilgi ve iletişim faaliyetleri %8,6, kamu yönetimi, eğitim, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri %4,0, ürün üzerindeki vergiler eksi sübvansiyonlar %3,3, diğer hizmet faaliyetleri %3,2, sanayi sektörü %2,4, finans ve sigorta faaliyetleri %2,1, gayrimenkul faaliyetleri %2,1, mesleki, idari ve destek hizmet faaliyetleri %2,0, ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmetleri %0,5 arttı. İnşaat sektörü ise %1,9 azaldı.
Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, bir önceki çeyreğe göre %1,1 arttı. Takvim etkisinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, 2026 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %2,3 arttı.
Üretim yöntemiyle Gayrisafi Yurt İçi Hasıla tahmini, 2026 yılının ikinci çeyreğinde cari fiyatlarla bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %36,0 artarak 19 trilyon 869 milyar 747 milyon TL oldu. GSYH’nin ikinci çeyrek değeri cari fiyatlarla ABD doları bazında 438 milyar 347 milyon olarak gerçekleşti.
Türkiye ekonomisi 24 çeyrektir kesintisiz büyüyor.
Kapitalist toplumda ekonomik büyüme, öncelikle ve esas olarak egemen sınıfın, burjuvazinin ekonomisinin büyümesi, burjuvazinin gelirinin, kârının ve servetinin artmasıdır.
Kapitalizm burjuvazinin iktidar olduğu toplumun adıdır. Kapitalizmde ekonomik büyüme topluma bire bir yansımaz. Kapitalist toplum, toplumun tüm üyeleri için refah toplumu değildir. Kapitalist ekonominin büyümesi, öncelikle kapitalistlerin zenginleşmesi anlamına gelir!
Kapitalist toplumda büyümeden işçi sınıfı ve emekçilerin alacağı payı belirleyecek olan büyümenin hacmi, oranı vb. değil işçi sınıfı ve emekçi yığınların burjuvaziye karşı sınıf mücadelesidir. Sınıf mücadelesinin geri düzeyde seyrettiği günümüz koşullarında, ekonomik büyümeden işçi ve emekçilerin hiç bir pay almaması, büyümeye rağmen emekçi halkın yoksullaşması normal durumdur.
2.TÜİK temmuz ayına ilişkin iş gücü istatistiklerini de açıkladı.
İstatistiklere göre, 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı 2026 yılı Temmuz ayında bir önceki aya göre 150 bin kişi artarak 2 milyon 860 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,5 puan artarak yüzde 8,1 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 6,8 iken kadınlarda yüzde 10,6 olarak tahmin edildi.
DİSK-AR’ın “İşsizliğin Görünümü” raporuna göre, geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 30.6’ya ulaştı. Geniş tanımlı işsiz sayısı ise 12 milyon 305 bin kişi olarak gerçekleşti. Temmuz 2024’te 10 milyon 903 bin olan geniş tanımlı işsiz sayısı, temmuz 2025’te 12 milyon 328 bine, temmuz 2026’da ise 12 milyon 305 bine ulaştı. Sadece son iki yılda geniş tanımlı işsiz sayısındaki artış 1 milyon 402 bin kişiyi buldu.
3.Türk İş’in her ay yaptığı araştırmaya göre dört kişilik bir işçi ailesinin en temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için alması gereken asgari ücret, yani yoksulluk sınırı, Ağustos 2026 dönemi için 121 bin 786 TL’dir.
Açlık sınırı 37 bin 388 TL, bekar bir işçinin aylık yaşam maliyeti ise 48 bin 305 TL’dir.
Türkiye’de ücretlilerin çoğunluğunun aldığı ücret olan, aslında çoktan ortalama ücret durumuna gelmiş olan asgari ücret, açlık sınırının, bekâr bir işçinin yaşam maliyetinin altındadır. Bunun adı yoksullaşmadır.
Burjuvazi işçilerin sırtından muazzam kârlar elde edip zenginleşirken, işçi sınıfı ve emekçi yığınların toplumsal zenginlikten aldığı pay geriliyor, alım güçleri düşüyor.
Sermayenin ekonomik büyümeden aldığı pay büyürken, işçi emekçilerin aldığı pay küçülüyor.
İşçi sınıfı ve emekçiler yalnızca yoksullaşmakla kalmıyor. Onların eline geçen para ile satın alabildikleri mal ve hizmetler de küçülüyor. Ücretler nominal olarak yükselirken, o ücretlerle erişilebilecek mal ve hizmetler artan enflasyon, öncelikle de işçi ve emekçiler için belirleyici olan zorunlu yaşam maddelerinin –yiyecek, giyecek, enerji, ulaşım, konut, kira vb- tüm enflasyondan yüksek olan enflasyonu sayesinde küçülüyor.
İşçi ve emekçilerin en büyük sorunu geçim sorunudur. Onlar yüksek enflasyon, düşük ücretler, katmerli zamlar, artan ev kiraları, kredi kartı borçları, işsizlik vs. vs. koşullarında yaşama ve ayakta kalma mücadele veriyorlar.
Artık yeter! Diyelim! Bizi açlığa, yoksulluğa, sefalet ücretine mahkûm edenlere dur diyelim!
31 Ağustos 2026




































































