İsrail Suriye’nin İdlib kentinin doğusunda bulunan Ebu Zuhur Hava Üssünü 18 Ağustos Salı akşamı bombaladı. Üs Türkiye sınırına yaklaşık 70 kilometre uzaklıkta bulunuyor.
Suriyeli askeri yetkililerin Reuters’a verdiği bilgiye göre saldırıya dört İsrail savaş uçağı katıldı. Üssün pistleri ile depolama alanları zarar gördü.
İsrail Başbakanlık Ofisi yaptığı açıklamada, İdlip’teki üsse saldırının sebebinin Türk askerlerinin üsse konuşlanması olduğunu açıkladı:
“İsrail ve Suriye, güvenlik konularında mevcut statükonun korunması konusunda anlaşmıştı. Ancak Suriye, Türk askerlerinin Halep yakınlarındaki bir hava üssüne konuşlanmasına izin vererek bu statükoyu ihlal etmenin eşiğine geldi.
İsrail, böyle bir konuşlanmanın İsrail’in güvenliği açısından tehdit oluşturacağı konusunda Suriye’yi defalarca uyardı. Suriye ise bu uyarıları dikkate almamayı tercih etti.
İsrail, güvenliğine yönelik tehditlere müsamaha göstermeyecektir ve mevcut statükoya geri dönülmesini memnuniyetle karşılayacaktır.”
Medyaya yansıyan bilgilere göre bir Türk askeri heyeti, pistlerin onarımına ilişkin hazırlıklar kapsamında pazartesi günü Ebu Zuhur Hava Üssü’nü ziyaret etti.
Gazeteci Charles Lister, Türk askeri heyetinin İsrail saldırısından yalnızca birkaç saat önce üsten ayrıldığını, İsrail’in de ziyaretten haberdar olduğunu söyledi.
Lister, benzer bir olayın Nisan 2025’te yaşandığını; İsrail’in o dönemde de Suriye’deki T4 Hava Üssü’nü bir Türk askeri heyetinin ziyaretinden kısa süre sonra vurduğunu hatırlattı.
ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi ve Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack, İsrail’in Suriye’nin İdlib kentindeki Ebu el-Duhur Hava Üssü’ne düzenlediği saldırının Türkiye’nin kendi savaş uçaklarını havalandırmasına ve İsrail ile Türkiye arasında doğrudan askeri çatışmaya dönüşebilecek hızlı bir gerilim tırmanışına yol açabileceğini söyledi.
Ebu Zuhur’a yönelik saldırıyı “bölgesel istikrara hizmet etmeyen gereksiz bir tırmanış” olarak nitelendiren Barrack, Şam’daki Ahmed el-Şara yönetiminin İsrail’e karşı saldırgan bir politika izlemediğini ve vekil güçler bulundurmadığını vurguladı.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı da saldırıyı kınayarak İsrail’i uluslararası hukuku ihlal etmekle suçladı ve uluslararası topluma daha açık tavır alma çağrısı yaptı.
Dalaşın arka planı
Suriye’de İsrail Türkiye gerilimi yaşanıyor. Bu gerilimin arka planında İsrail ve Türkiye’nin Suriye’nin geleceğini belirleme dalaşı yatıyor.
Türkiye Ortadoğu’da bölgesel güçlerden biridir. Ortadoğu’da ve dünyada yürüyen emperyalist yeniden paylaşım mücadelesinde önemli bir aktör olarak yer almaya çalışmaktadır. Hedefi emperyalist dalaşta emperyalist güç olarak yer almaktır. Emperyalistleşme amacı doğrultusunda militarizm ve savaş ekonomisi devlet politikası hâline gelmiştir. Dünya ve Ortadoğu genelinde süren yeniden paylaşımdan daha fazla pay almaya çalışmaktadır.
Ortadoğu ve emperyalist devletler ile ilişkilerinde, merkeze konulan burjuvazinin çıkarlarıdır. Burjuvazi daha da büyümek, gelişmek ve emperyalistleşmek istemektedir. Bugünkü iktidar bu hedefe kilitlenmiştir, bu hedef doğrultusunda siyaset izlemektedir.
Netanyahu faşist yönetimi de Ortadoğu’da ırkçı, apartheidcı, soykırımcı ve yayılmacı siyonist bir siyaset izliyor. İsrail’in siyonist siyasetçilerinin “Büyük İsrail” (Eretz İsrael) siyaseti Ortadoğu’da sınırların değiştirilmesini ve İsrail dışındaki çok uluslu devletlerin parçalanmasını öngörüyor.
İsrail hiç bir şekilde yanı başında birleşik bir Suriye devleti istemiyor. İsrail’in Suriye planı 4 ayrı devletten oluşuyor. Güney’de aslında Golan Tepelerinin işgalinin devamı olan doğrudan İsrail’in kontrolünde bir Dürzi devleti, Akdeniz kıyısında bir Nusayri devleti, Kuzey Batı Rojava’da Kürdistan devleti, ülkenin geri kalan kısmında bir Sünni Arap devleti.
Ortadoğu’da kurulmaya başlanan yeni düzende Suriye’nin geleceğinin ne olacağı konusunda iki ayrı plan, program çatışıyor. HTŞ, Türkiye’nin planı, bütün Suriyeli güçlerin içinde bir biçimde yer alacağı, HTŞ’in başat güç olduğu merkezi bir Suriye devleti ve İsrail’in dört ayrı devlete bölünmüş yeni Suriye planı.
ABD emperyalizmi, Suriye’de İsrail Türkiye çatışmasını istememekte, benzer olayların doğrudan çatışmaya dönüşmesini engelleyecek bir mekanizma kurulması üzerinde çalışmaktadır.
Suriye’de olan kabaca ifade edildiğinde Ortadoğu’daki güçler bağlamında, sonuçta Türkiye ile İsrail arasında yürüyen Suriye’nin geleceğini belirleme dalaşıdır. Bu dalaşta desteklenecek taraf yoktur. İki bölgesel güç Suriye üzerinde egemenlik dalaşı sürdürmektedir.
19 Ağustos 2026



































































