ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a saldırmasıyla başlayan savaşın 107’inci gününde, ABD ve İran arasında arabuluculuğu yürüten Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, iki ülke arasında barış anlaşmasına varıldığını duyurdu.
Şerif, sosyal medya platformu X’te yaptığı paylaşımda, yoğun görüşmelerin bir barış anlaşmasıyla sonuçlandığını ve her iki tarafın Lübnan dahil tüm cephelerde askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirilmesi üzerinde anlaştığını belirtti. “Resmi imza töreni Cuma günü, 19 Haziran’da İsviçre’de gerçekleştirilecek,” dedi.
Şerif’in açıklamasının hemen ardından ABD Başkanı Donald Trump da anlaşma varıldığını doğruladı.
Trump, kendi sosyal medya platformu Truth Social’da “İran İslam Cumhuriyeti ile yapılan anlaşma artık tamamlandı. Herkesi tebrik ediyorum!” diye yazdı. Trump, “Hürmüz Boğazı’nın ücretsiz olarak tamamen açılmasına resmen onay veriyorum ve aynı anda ABD deniz ablukasının derhal kaldırılmasını yetkilendiriyorum. Dünyanın gemileri, motorlarınızı çalıştırın! Petrol akmaya başlasın!” ifadelerini kullandı.
İran’ı tehdit etmeyi de ihmal etmeyen Trump, “Tahran’ın nükleer anlaşmaya yanaşmaması halinde İran’a yönelik askeri saldırıları yeniden başlatacağını” söyledi.
İran Dışişleri Bakanı Yardımcısı Kazım Garibabadi ve İran devlet televizyonu ABD ile anlaşmaya varıldığını doğruladı.
ABD ve İran arasında ateşkes anlaşması sağlandığı haberleri medyada yer alırken ve bu haberler taraflarca doğrulanırken, diğer yandan İsrail ateşkes anlaşmasına uymayı reddediyor ve Lübnan’a yönelik saldırılarını sürdürüyor.
İsrail’in savaş hedefi ABD’den farklıdır ve savaşın devam etmesi için elinden geleni yapıyor ve yapacaktır. Körfez ülkelerini, diğer komşu ülkeleri, Türkiye ve Azerbaycan’ı da İran’a karşı savaşın içine çekebilmek için her türlü provokasyonu yapıyor.
Siyonist İsrail’in İran’a saldırmasının temel nedeni İran’da rejim değişikliği gerçekleştirmektir. Savaş ile esas hedefi İran devletini yerle bir etmek, parçalamak, küçük devletler hâline getirmektir.
ABD emperyalizmi ise esas olarak İran’ın atom silahına sahip olma kapasitesini engellemek ve yok etmek istiyor. Bunun yanında ABD açısından savaş en başta Çin’in en yakın müttefiklerinden birini zayıflatma, Çin’in Ortadoğu’da İran üzerinden varlığını zayıflatma savaşıdır.
Trump baş düşman olarak gördüğü Çin’e, Pasifik’e yoğunlaşmak istiyor. Bu nedenle ABD’nin Ortadoğu’daki askerî varlığının azaltılmasından, Ortadoğu’da mevcut devletlerin bugünkü sınırları içinde, ABD ile iyi ilişkiler yürütecek hükümetler ve yönetimler önderliğinde bir istikrarın sürmesinden, savaşların sonlanmasından yanadır.
Aynı zamanda Trump, kasım ayında ABD’de yapılacak Temsilciler Meclisi ve Senato’nun üçte bir yenileme seçimi açısından, ABD ve dünya ekonomisi açısından negatif sonuçları ağır basan savaştan “bu savaşı kazandık”, “hedeflerimize vardık” diyerek savaştan “zaferle” çıkmaktan yanadır.
ABD ile İran’ın “barış görüşmeleri” yapması, anlaştıklarını duyurması; savaşın yeniden başlamayacağı anlamına gelmiyor. İsrail, ABD ve İran arasında sağlanan ateşkesin bozulması için provokasyonlar yapacaktır. Bu nedenle ABD ile İran arasında ateşkes kırılgandır.
Kapitalist/emperyalist sistemde, emperyalistlerin barışı, ateşkes antlaşmaları yeni savaşlara hazırlanmanın nefes molalarıdır.
ABD ile İran arasında savaşı sonlandıracak olan ateşkes, savaşa göre olumlu olmakla beraber, kapitalist, emperyalist sistemde kalıcı barışın, gerçek barışın mümkün olmadığının bilincinde olmalıyız.
Kalıcı barış isteyen savaşların kaynağı olan emperyalizme karşı mücadele etmelidir. Kalıcı barış isteyen emperyalist, gerici savaşlara karşı haklı savaşlardan yana olmalıdır.
15 Haziran 2026


































































