28 Şubat’ta ABD emperyalizmi ve Siyonist İsrail’in İran’a saldırması ile başlayan, savaşın 40.gününde sağlanan ve uzatılan ateşkese rağmen, ABD ile İran arasında gerilim ve yer yer çatışmalar sürdü.
Arabulucular üzerinden sürdürülen görüşmelerde, pazarlıklarda anlaşma sağlanamaması, İsrail’in Lübnan’a saldırılarını sürdürmesi gerilimi tırmandırdı ve ABD-İran arasında yeniden çatışmalara/saldırılara neden oldu.
Siyonist İsrail devleti 17 Nisan’da yürürlüğe giren ve 17 Mayıs itibarıyla 45 gün uzatılan ateşkese rağmen Lübnan’a yönelik saldırılarını aralıksız sürdürdü. 7 Haziran Pazar günü İsrail ordusu Lübnan’ın başkenti Beyrut’un güneyindeki Dahiye bölgesine hava saldırısı düzenledi.
İran İsrail’in Beyrut’u hedef almasına misilleme olarak, nisan ayında İsrail ve ABD ile arasındaki ateşkesten bu yana ilk kez 8 Haziran pazartesi sabah saatlerinde İsrail’e yönelik füze saldırısı başlattı. İsrail de İran’ın bazı bölgelerine hava saldırıları düzenledi.
İran ordusu “Bu, bir haftalık aralıksız saldırıların başlangıcıdır. İsrail, Lübnan’a saldırılarını genişletir veya İran’ın eylemlerine karşılık verirse daha yıkıcı saldırılarla karşılaşacak” açıklamasını yaptı.
İran’ın İsrail’e yönelik balistik füze saldırısının ardından açıklama yapan Trump, “İran’a önerim şu: Füzelerinizi fırlattınız, yeter artık. Masaya geri dönün ve bir anlaşma yapın” dedi. Trump, İsrail’e misilleme yapmamasını söyleyeceğini de ifade etti.
İran ve İsrail arasında karşılıklı saldırılar sürüyor.
İsrail ne istiyor?
Netanyahu faşist yönetimi Ortadoğu’da ırkçı, apartheidcı, soykırımcı ve yayılmacı siyonist siyaset izliyor. İsrail’in siyonist siyasetçilerinin “Büyük İsrail” (Eretz İsrael) siyaseti Ortadoğu’da sınırların değiştirilmesini ve İsrail dışındaki çok uluslu devletlerin parçalanmasını öngörüyor.
Siyonist İsrail’in İran’a saldırmasının temel nedeni İran’da rejim değişikliği gerçekleştirmektir. İsrail’in esas hedefi, İran devletinin yerle bir edilmesi, parçalanması, küçük devletler hâline getirilmesidir.
Ortadoğu’da Trump’ın siyaseti ile Netanyahu yönetiminin siyaseti birebir örtüşmüyor. Trump’ın ABD’si, Ortadoğu’da mevcut devletlerin bugünkü sınırları içinde, ABD ile iyi ilişkiler yürütecek hükümetler ve yönetimler önderliğinde bir istikrarın sürmesinden, savaşların sonlanmasından yanadır.
Ortadoğu’da ABD’nin güvenliğini tehdit eden ülke İran’dır. İran Ortadoğu’da Amerikan emperyalizmine karşı açık tavır takınan ve anda Rusya ile birlikte Çin’in en yakın müttefiki olan bir ülkedir. ABD’nin Ortadoğu’daki ileri karakolu olan İsrail konusunda da gerçek bir tehdit oluşturmaktadır. İran’a yönelik İsrail-ABD saldırısı ile yeniden başlayan savaş, bir yandan İran’da ABD ve İsrail’in dediklerini yapmayan bir rejimi devirme savaşı iken, diğer yandan İran’daki petrole çökme savaşıdır. ABD açısından savaş en başta Çin’in en yakın müttefiklerinden birini zayıflatma, Çin’in Ortadoğu’da İran üzerinden varlığını zayıflatma savaşıdır.
Trump’ın “Ulusal Güvenlik Stratejisi” belgesinde, ABD’nin Ortadoğu’daki askerî varlığının azaltılması, baş düşman olarak görülen Çin’e karşı Pasifik’e yoğunlaşma açısından gerekli görülüyor. ABD açısından İran’daki savaşın sürmesi bu uzun vadeli planla çelişmektedir.
Gelinen aşamada Trump, kasım ayında ABD’de yapılacak Temsilciler Meclisi ve Senato’nun üçte bir yenileme seçimi açısından, ABD ve dünya ekonomisi açısından negatif sonuçları ağır basan savaştan “bu savaşı kazandık”, “hedeflerimize vardık” diyerek çıkmanın yollarını arıyor. İsrail ise bu savaşı İran’ı yerle bir edene dek sürdürebilmek, Körfez ülkelerini, diğer komşu ülkeleri, bu arada Türkiye ve Azerbaycan’ı da İran’a karşı savaşın içine çekebilmek için her türlü provokasyonu yapıyor.
Diğer yandan İsrail hâlâ Ortadoğu’da ABD’nin ve Batılı emperyalistlerin ileri karakolu konumundadır. Siyonist lobiler bütün Batılı ülkelerde, en başta da Amerika’da çok etkindir. Avrupa’da, Almanya’da özel bir siyonist lobiye ihtiyaç yoktur. Almanya açısından Naziler döneminde yapılan soykırım nedeniyle, suçluluk duygusuyla İsrail’in girdiği her savaşta kayıtsız koşulsuz desteklenmesi değişmez devlet siyasetidir.
Ancak İsrail’in soykırımcı politikasına karşı gelişen kitle eylemleri egemen sınıfları baskılıyor. İsrail’in işlediği savaş suçları da buna eklenince, Avrupa’da desteğin sınırları zorlanıyor.
İspanya’nın, Gazze’de yaşananları açıkça soykırım olarak adlandırması, Fransa, İngiltere, İtalya hükümetlerinin kendilerini sınırlı da olsa İsrail’in burjuva hukukta “savaş suçları” kategorisinde sayılan kimi eylemlerinden ayırmak zorunda kalması, Trump’ın da İran ve Lübnan’daki savaşı sonlandırma konusunda İsrail’e baskı yaptığını açıklamasını bu duruma örnek olarak verebiliriz.
Savaş sonlanmalıdır!
ABD ve İsrail’in saldırıları İran’da büyük bir yıkıma yol açtı. Savaştan hiçbir çıkarı olmayan insanlar üzerine bombalar yağdırıldı. Altyapı tesisleri enerji santralleri, su tesisleri, köprüler, okullar, hastaneler, fabrikalar vs. bombalandı. Bombalardan en büyük zararı işçiler emekçiler gördü.
Yeniden başlayan karşılıklı saldırılara son verilmelidir!
Kayıtsız koşulsuz sürekli ateşkes sağlanmalıdır!
ABD ile İran “barış görüşmeleri” yaparak emperyalist savaşı sona erdirmelidir.
Kapitalist/emperyalist sistemde, emperyalistlerin barışı, ateşkes antlaşmaları yeni savaşlara hazırlanmanın nefes molalarıdır.
Kapitalist, emperyalist sistemde kalıcı barış, gerçek barış mümkün değildir.
Kalıcı barış isteyen savaşların kaynağı olan emperyalizme karşı mücadele etmelidir. Kalıcı barış isteyen emperyalist, gerici savaşlara karşı haklı savaşlardan yana olmalıdır.
Dayanışmamız, tüm ulus ve milliyetlerden İranlı işçilere ve emekçilere yöneliktir.
Kahrolsun emperyalizm!
Kahrolsun emperyalist savaş!
Yaşasın proleter enternasyonalizm!
8 Haziran 2026



































































