Abdullah Öcalan’ın çağrısı üzerine, Barış ve Demokratik Toplum Grubu, Güney Kürdistan Süleymaniye kenti kırsalında bulunan Şikefta Casenê’de silahları bırakma töreni düzenledi. 15 kadın ve 15 erkek 30 gerilla, törenin ardından silahlarını yakarak imha etti.
Törende konuşan KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Besê Hozat, “Kürt varlığına yönelik inkar ve imha amaçlı saldırılara karşı savaşmak amacıyla farklı tarihlerde PKK’ye katılmış ve silah kuşanıp farklı bölgelerde mücadele etmiş biz kadın ve erkek özgürlük savaşçıları, bugün buraya Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 19 Haziran 2025 günü açıklamasında dile getirdiği çağrıya cevap olarak buraya geldik. Gelişimiz aynı zamanda Önder Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 günü açıkladığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı, 5-7 Mayıs günlerinde yapılan PKK 12. Kongre kararları temelindedir. Barış ve Demokratik Toplum sürecinin pratik başarısı için bir iyi niyet ve kararlılık adımı olarak ve bundan sonra özgürlük, demokrasi ve sosyalizm mücadelemizi, demokratik siyaset ve hukuk yöntemiyle yürütmek amacıyla ve demokratik entegrasyon yasalarının çıkarılması temelinde sizlerin huzurunda silahlarımızı özgür irademizle imha ediyoruz” dedi.
PKK’nin uzun yıllardır geri düzeyde demokratik taleplerle, kimi kültürel haklarla sınırlı hale gelen, yasal düzlemde yürütülecek mücadele ile elde edilecek haklar için sürdürdüğü, bir mantığı kalmayan savaşı sonlandırmasını, silahları bırakmasını, akan kanın durması açısından olumlu buluyoruz.
Bağımsız Kürdistan hedefinin bir kenara bırakılmasından itibaren, geri düzeyde demokratik talepler, kimi kültürel haklar için savaşmanın bir mantığı kalmamıştı. Demokratik yollardan verilecek barışçı mücadeleyle de demokratik ulusal talepler elde etmek mümkündü, mümkündür. Oldukça geriye çekilmiş talepler için yürütülen silahlı mücadele, halkların birbirine kırdırılmasından çıkarı olanlar tarafından, bu taleplerin de kazanılmasını engellemek için kullanıldı.
Savaşın sonlanması faşist Türk devletinin Kürdistan’ın parçalarında sürdürdüğü savaşı durduracaktır.
Türk devletinin “Teröre karşı mücadele” gerekçesi ortadan kalkacaktır.
Savaşın sonlanması halkları birbirine kırdıran ırkçı milliyetçiliğin geriletilmesine vesile olabilecek, ulusal sorunun sınıf sorununun önüne geçme durumunda değişiklik yaratabilecektir.
Kuzey Kürdistan ve Türkiye’de halkların birbirine karşı kışkırtılmasının, milliyetçiliğin yükseltilmesinin aracı olarak kullanılan bu savaşın sonlandırılması, başta bu savaşta en fazla zarar gören Kürt halkı olmak üzere tüm milliyetlerden halkların yararına olacaktır.
Kuzey Kürdistan’da savaşın sonlanması, hem Kuzey Kürdistan’da hem de Türkiye’nin diğer alanlarında sınıf mücadelesinin öne çıkmasının yolunu açması, sınıf mücadelesi için şartları olgunlaştıracak olması açısından olumlu rol oynayacaktır.
Bu olumlu rol yanında ama şu da açıktır: PKK’nın silah bırakması ile yürüyen savaşın sonlanması bölgede başat aktör olmaya soyunan Türk burjuvazisinin daha da güçlenmesinin yolunu açmaktadır. Bunda halklar açısından olumlanacak bir şey yoktur.
PKK’nin silahlı mücadele örgütü olarak varlığına son vermesi, silahları bırakma sürecini başlatması izlenilen reformist çizginin mantıki sonucudur.
Biz Kuzey Kürdistan’da karşılıklı silahların susmasından, PKK’nin amaçları açısından anlamı kalmayan savaşın sonlandırılmasından yanayız. Bu tavrımız “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” anlayışının gerekçelerini doğru bulduğumuz anlamına gelmiyor. Tam tersine “Barış ve Demokratik Toplum süreci”nin içeriğini, gerekçelerini doğru bulmadık ve çeşitli yazılarımızda eleştirdik.
PKK kendisini feshetme, silahlı mücadeleye son verme kararı almış, silah bırakmaya başlamıştır.
Sıra devlettedir. Devlette adım atmalı, yapması gerekenleri biran önce yapmalıdır.
Türk devleti Kuzey Kürdistan’da, Kürdistan’ın diğer alanlarında savaşa derhâl son vermeli, Güney Kürdistan ve Rojava’daki üslerini, askerlerini geri çekmelidir.
PKK devlet savaşının durması ile Kürt ulusal sorunu çözülmeyecektir.
Kürt ulusunun kendi kaderini özgürce belirleyeceği koşullar yaratılmadığı sürece, Kürt ulusal sorunu şu veya bu şekilde varlığını sürdürecektir.
Ulusal sorunun gerçek çözümü burjuvazinin iktidarını yıkmayı gerektirir!
Burjuvazinin iktidarı şartlarında halklar arasında gerçek eşitlik, gerçek ve kalıcı bir barış olmaz. Gerçek barış ancak, devlet iktidarının yıkıldığı, yerine halk iktidarının kurulduğu, her ulusun kendi kaderini özgürce tayin etme hakkının tanındığı, eşit, özgür şartlarda olur.
11 Temmuz 2025


































































