Uluslararası işçi sınıfının birlik, dayanışma ve mücadele günü 1 Mayıs, tüm dünyada olduğu gibi ülkelerimizde de devletin baskılarına, saldırılarına, engellemelerine rağmen kutlanmaktadır. Sermayenin çıkarlarının koruyucusu ve kollayıcısı devlet ve onun resmi-sivil çeteleri işçi sınıfının ve emekçilerin 1 Mayıs’ta alanlara akmasından her dönemde rahatsızlık duymuşlardır. Çünkü işçi sınıfı bu günde düzene olan hoşnutsuzluğunu haykırmıştır. Çünkü işçi sınıfı bu günde ekonomik ve siyasi taleplerini daha bir kararlılıkla, daha bir mücadeleci ruhla haykırmıştır. Çünkü bu günde işçi sınıfı örgütlülüğünün gücünü görmekte, sınıfın kendisine olan güveni artmaktadır. Çünkü bu günde işçi sınıfının birliği, enternasyonal dayanışması pekişmekte, sınıf azmi bilenmektedir!
Bunun için sermaye düzeni işçilerin, emekçilerin 1 Mayıs’ta alanları doldurmasını yasalarla, baskı ve zorla, bunların yetmediği yerde resmi ve sivil güçlerinin provokasyonları ve katliamlarıyla engellemeye çalışmıştır.
İşçi sınıfının örgütlü gücü 1 Mayıs 1977’de alanlara, başta da İstanbul’da Taksim alanına taşındı; 500 bin işçi, emekçi düzene olan tepkisini haykırdı. Politik ve ekonomik kriz yaşayan ve işçi ve emekçilerin gelişen mücadelesinden korkan hâkim sınıflar işçi sınıfının sesini boğmanın araçlarından birisi olarak teröre başvurdular. Devletin sivil ve resmi güçleri işçilere, emekçilere saldırdı. Sonuçta 34 işçi ve emekçi katledildi.
1 Mayıs 1977, 1989, 1996 kutlamalarında katledilen işçileri, emekçileri unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız!
***
1 Mayıs’a giderken, ülkelerimizde işçilerin, emekçilerin, ezilenlerin çalışma ve yaşama koşulları giderek kötüleşiyor. Alım gücü düşüyor. Ücretler eriyor. İşsizlik, sefalet, yoksulluk artıyor. AKP/MHP iktidarı dizginsiz bir faşizmle sürdürüyor hükümranlığını. Burjuva muhalefetin kendi iktidar derdi dışında bir eylemi yoktur.
Bu koşullarda işçi sınıfının mücadele günü olan 1 Mayıs’ta alanlara çıkması, kendi taleplerini dile getirmesi, gücünü göstermesi daha da önem kazanmaktadır.
Her yıl 1 Mayıs öncesinde İstanbul’da alan tartışması, Taksim konusu tartışılmaktadır. Kısır döngü haline gelen bu tartışma ve İstanbul’da 1 Mayıs kutlaması hakkında şunları düşünüyoruz:
*Taksim meydanının tarihsel önemi vardır. Alan üzerindeki yasağı kaldırmak için mücadele etmek, zorlamak, yasağın kaldırılmasını talep etmek, bu uğurda mücadele etmek doğrudur. Alan üzerindeki yasak kalkmadığı, öncelikle isçilerin, emekçilerin mücadelesinin bu yasağı kaldıracak durumda olmadığı koşullarda, 1 Mayıs’ı Taksim’e endekslememek, başka bir alanda 1 Mayıs’ı kutlamak doğru olacaktır.
2026 1 Mayıs’ının da tarihsel anlamından, işçi sınıfının kapitalizme karşı mücadele günü olduğu gerçeğinden koparılıp burjuva klikler arasında süren iktidar kavgasına kurban edilmesi tehlikesi vardır. Hem düzen partisi CHP’nin, hem de 1 Mayıs yasağını sürdürme kararlılığında görünen AKP/MHP iktidarının 1 Mayıs’ ta Taksim konusunu siyasi çıkarları, planları için kullanma imkânı ve durumu vardır.
*1 Mayıs burjuva kliklerin iktidar mücadelesine kurban edilmeden, bağımsız sınıf mücadelesini yükseltmeye vesile olmalıdır.
*1 Mayıs işçilerin, emekçilerin, ezilenlerin taleplerini meydanlara taşımaları, emperyalist savaşa, sefalete, sömürüye, baskılara, adaletsizliğe, faşizme karşı vb. burjuvaziden bağımsız sınıf mücadelesinin aracı olmalıdır.
*Devrimciler, 1 Mayıs kutlaması için 1 Mayıs’ı kendi siyasi çıkarları için kullanacak olan düzen partisi CHP’den kendilerini açıkça ayırmalı, 1 Mayıs’ı tarihsel özüne uygun kutlanması için mücadele etmelidir.
*Kurulacak 1 Mayıs Platformu, burjuva siyasetin esasta iki partisi arasında yürüyen iktidar kavgasından kendisini açıkça ayırmalı, işçileri, emekçileri bir bütün olarak sermaye düzenine, sermaye devletine karşı mücadeleye örgütlenmeye çağırmalıdır.
*1 Mayıs’ı devrimci kılan hangi meydanda kutlanacağı değil içeriğidir.
Burjuva klikler arasındaki kavgadan kendisini ayırmayan, bir bütün olarak sermaye düzenini ve devletini karşısına almayan, burjuvaziden bağımsız sınıf mücadelesinde ısrar etmeyen, emperyalist sistemi, faşizmi karşısına almayan, sosyalizm, devrim propagandasını merkeze koymayan bir 1 Mayıs devrimci 1 Mayıs değildir.
*1 Mayıs’ta Taksim çağrısı yapılmasını, Taksim alanının 1 Mayıs alanı olduğu, yasağın kaldırılması gerektiği, yasağın kaldırılmasını zorlama açısından yanlış bulmuyoruz. Taksim talep edilmeli, son ana kadar zorlanmalıdır. Alanın verilmemesi halinde -ki büyük ihtimal öyle olacaktır- bu teşhir edilmelidir. Fakat paralel olarak devrimci gruplar alternatif devrimci 1 Mayıs yürüyüşü için hazırlık yapmalıdır. İşçilerin, emekçilerin 1 Mayıs’a kendi talepleri ile katılacakları başka bir alanda 1 Mayıs kutlaması için hazırlık yapılmalıdır.
Bugün verili mücadelenin Taksim yasağını parçalayacak düzeyde olmadığı ve yasağın sürdüğü koşullarda, Taksim’e çıkmak geniş isçi yığınlarından kopuk bir “öncü” eylemi olacaktır.
6 Nisan 2026


































































