15 maddeden oluşan 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edildi.
Komisyonda Hazine ve Maliye Bakanlığının bütçesine 50 milyar lira ödenek eklenerek, 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nde genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin gider toplamı 18 trilyon 801 milyar 514 milyon 833 bin liraya yükseltildi.
2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifine bağlı işaretli cetvelin genel bütçenin gelirleri kısmında 2 trilyon 17 milyar 611 milyon 376 bin lira olan 2026 yılı beyana dayanan KDV tutarına 50 milyar lira eklenerek toplam tutar 2 trilyon 67 milyar 611 milyon 376 bin liraya çıkarıldı.
2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifine bağlı işaretli cetvelde gösterilen 2026 yılı beyana dayanan KDV tutarına 50 milyar lira ilave edilerek 2026 yılı genel bütçe gelir tutarı 16 trilyon 82 milyar 32 milyon 487 bin lira olarak düzenlendi.
Burjuvazinin sınıf bütçesi
Kapitalist sistemde yapılan bütçeler, egemen sınıf olan burjuvazinin sınıf bütçesidir.
Ne anlama geliyor bu sınıf bütçesi?
Bu, bütçenin gelir kaynaklarının dolaylı ve dolaysız olarak işçi sınıfı emeğinin yarattığı değerler tarafından karşılandığı anlamına, buna karşılık giderler tarafının ise öncelikle burjuva sisteminin sürmesi için yapılacak harcamalardan oluşması anlamına gelir. Bu yolla işçi sınıfı, onu sömüren burjuvazinin bütçesini, isteği olmadan hatta çoğu durumda farkında olmadan finanse etmiş olur.
Burjuvazinin sınıf bütçesinin gelir kalemleri esas olarak vergiler ve alınacak borçlardan oluşur. İşçi sınıfı ve tüm ücretliler gelir vergilerini, ücretlerinden kaynağında yapılan kesinti yoluyla ödemiş olurlar. Bu gelir vergileri, toplam gelir vergileri içinde önemli oranda bir yer tutar. Burjuvazinin değişik katmanları da farklı vergi kategorilerinde –gelir ve kurumlar vergisi olarak– vergilendirilir ve bunlar da bütçeye gelir kaydedilir. Ama bunların kazançlarına da işçi sınıfının emeğinin yarattığı artı-değer kaynaklık eder.
Bütçenin önemli gelir kaynağı olan dolaylı vergiler ve borçlar için de aynı şey geçerlidir. İşçi sınıfı tüketici olarak yaptığı harcamalar yoluyla, ürün fiyatları içine yansıtılmış olan –KDV, ÖTV gibi– vergileri zorunlu olarak ödemiş olur. Toplumun üst kesimleri de bu vergileri öder, ama bunlar işçi sınıfının artı-değer olarak gasp edilmiş emeğinden yapmış olurlar bu ödemeleri.
Bütçenin gelir kaynakları nerelere harcanır? Esas olarak burjuvazinin devlet örgütlenmesinin gerektirdiği çeşitli yapı ve kurumların işlerliği için gider bu kaynaklar. Bunun dışında örneğin yatırım harcamaları, alınan borçlar için yapılacak faiz ödemeleri vb. giderler söz konusudur. Bu faiz giderleri de borç veren yerli ve yabancı burjuvazi, uluslararası finans kuruluşları vs. için iyi bir gelir kaynağı olmaktadır.
Halk için ayrılmış gibi gösterilen tüm harcama kalemleri aslında burjuva düzenin sürmesi için gerekli olan harcamalardır. Örneğin devlet yönetimi için kaçınılmaz olan bürokratik kurumların işlevlerini yerine getirmesi amacıyla geniş bir memurlar ordusu için harcamalar yapmak zorunluluğu vardır. İstihdamı arttırmak amacıyla bu memurlar ordusunun kadroları sürekli olarak şişirilir. Bu yapı, burjuvazinin düzeninin sürmesi için bir zorunluluktur ama burada oluşturulan istihdam, sanki burada çalışan milyonlarca insana bir kıyak yapılıyormuş algısı oluşturularak yapılır.
T.C. Anayasa’sında yazılana göre “sosyal bir devlet”tir ya, yaşam düzeyleri sürünme derekesine düşürülmüş yoksul yığınlara değişik mekanizmalarla yardımlar yapılır. Son yıllarda yardım alan aile sayısı artmıştır ve hükümet bunda övünülecek bir yan bile bulabilmektedir. Bütçenin belli bir bölümü bu iş için ayrılmıştır, ama bunun ardında yatan neden sosyallik değil, sistemi olabildiğince sorunsuz sürdürme kaygısıdır. Çünkü yaşamlarının çekilmez duruma getirildiği yığınların nasıl davranacağı, ne gibi tepki vereceği hiç belli olmaz.
Reformizm ve bütçe
Reformistlerin bütçeye genel yaklaşımı, süregelen kapitalist sistemde bütçe gelir ve gider kalemlerinde yapılacak değişikliklerle toplumun alt sınıf ve katmanlarının durumunun iyileştirilebileceğini savlamak biçimindedir. İşçi ve yoksul emekçilerin durumu bir nebze –ki bunun sınırının ne olduğu da belli değildir– iyileştirilirse sanki sorun kalmayacaktır.
Bütçeye eleştiri getirirler, ama onun sınıf karakterine değinmeden yaparlar bunu. Eleştirileri kapitalist düzene değil bütçeyi hazırlayan siyasi iktidara yöneliktir. Anlayışlarına göre halka bu denli düşman olan ve bütçeye de bunu yansıtmış olan AKP/MHP iktidarı gidip, yerine yine kendi anlayışlarına göre daha demokratik, “halkçı” bir iktidar gelirse her şey yoluna girecektir. Karşı oldukları bir sistemden söz ederler, ama karşı oldukları bir bütün olarak kapitalist sistem değil, AKP/MHP iktidarının esas olarak kendisi ve yandaşları için oluşturduğu sömürü sistemidir.
Bu anlayışla yapılan siyaset, halkı, burjuvazinin başka bir kanadının kuyruğuna takmaktan başka bir işlev göremez. Yürüttükleri siyaset başka kapıya çıkmaz.
Bütçenin gider kalemlerinde borç faizi ödemesi artış mı gösteriyor, bunlar hemen bütçeyi “faiz bütçesi” olarak adlandırırlar. Ya da örneğin güvenlikle ilgili ya da askeri harcamalar artmışsa, bu durumda bütçe, savaş bütçesi oluverir. Sanki tersi olsa, faiz ödemeleri düşüş gösterse ya da askeri harcamalar azalsa, bunlara göre her şey yolundadır ya da yoluna girecektir. Oysa burjuvazinin sisteminde bunlar kaçınılmaz olgulardır, ama bunu es geçerler.
Aslında bütçe açığı, 2026 bütçesinde olduğu gibi daha bütçenin tasarı aşamasında planlanmıştır zaten. Bu, ardında kapitalist sistemin karakter özelliklerinin yattığı bilinçli bir politika tercihidir. Faizin yükselip düşmesi, kapitalizmin o an içinde bulunduğu konjonktüre bağlıdır ve askeri harcamalarda aşağı, yukarı oynamalar ise burjuvazinin gereksinimlerince belirlenir.
İşin özü; sistem kapitalizm olduğu, devlet iktidarı burjuvazinin elinde olduğu müddetçe, her alanda her tür gelişmenin burjuvazinin çıkarına işlemesinden ibarettir. Burjuvazinin yıllık merkezi bütçeleri aynı amaca hizmet eder. Buralarda yapılacak ve işin özüne dokunmayan değişikliklerle yoksul halkın sorunlarına çözüm bulunacağını sanmak, en hafif deyimiyle safdilliktir. Çünkü merkezinde azami kârın durduğu sistemde burjuvazinin gücü her zaman galebe çalar.
Burjuvazinin 2026 bütçesinin ve onun üzerine yürütülen tartışmaların da işçi sınıfı ve emekçi yığınlar açısından tek önemi burjuvazinin değişik kesimlerinin siyasi temsilcilerinin neyi nasıl yapmak istediklerini bilmek, sorgulamakla sınırlıdır.
İşçi sınıfına ve emekçilere burjuvazinin devlet bütçeleri değil, kendi iktidarları gerekli.
Yalnızca işçilerin emekçilerin kendi devletinin bütçeleri, onların yaşam şartlarını doğayı tahrip etmeksizin sürekli düzeltmeyi çıkış noktası alan bütçeler olabilir ve er geç olacaktır.
3 Aralık 2025


































































