ABD emperyalizmi İran’a saldırı için bölgede askeri yığınak yapıyor.
USS Abraham Lincoln uçak gemisi Arap Denizi’nde konuşlandırıldı. Nükleer enerji ile çalışan geminin saldırı grubunda Tomahawk füzeleriyle donatılmış Arleigh Burke sınıfı destroyerler bulunuyor. Gemide savaş uçakları, elektronik harp unsurları ve yaklaşık 5 bin 680 asker görev yapıyor.
Dünyanın en büyük savaş gemisi olarak nitelendirilen USS Gerald R. Ford da bölgeye yönlendirildi.
Diğer yandan, F-35 ve F-22 savaş uçakları, KC-135 ve KC-46 yakıt ikmal uçakları ile E-3 Sentry erken uyarı uçakları bölgeye sevk edildi. Uçuş takip verileri, RC-135W Rivet Joint tipi istihbarat uçağı Katar’a indi. Ürdün’de bulunan Muvaffak Salti Hava Üssü’nde de bir F-15 filosu oluşturuldu.
ABD bir yandan İran’a saldırmak için askeri yığınak yaparken, diğer yandan ABD ile İran arasında dolaylı diplomatik görüşmeler devam ediyor.
Umman’ın aracılığında süren nükleer müzakerelerin üçüncü turu, 26 Şubat’ta İsviçre’nin Cenevre kentinde yapılacak.
ABD Başkanı Donald Trump, bir anlaşmaya varılamaması durumunda İran’a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi değerlendirdiğini açıklamış, 19 Şubat’ta yaptığı açıklamada ise gelecek 10 gün içinde bir anlaşma olup olmayacağının belli olacağını düşündüğünü söylemişti.
ABD Dış İlişkiler Konseyi verilerine göre ABD’nin Orta Doğu’da en az 19 askeri üssü bulunuyor. Türkiye, Bahreyn, Mısır, Irak, İsrail, Ürdün, Kuveyt, Katar, Suudi Arabistan, Suriye, Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde ABD’nin askeri varlığı bulunuyor.
Bahreyn’de yaklaşık 9 bin ABD askeri bulunuyor ve Bahreyn ABD Donanması Beşinci Filosu’nun karargahına ev sahipliği yapıyor. Katar’da bulunan El-Udeid Hava Üssü yaklaşık 10 bin askerin bulunduğu en büyük ABD üssü konumunda ve ABD Merkez Komutanlığı’nın taktik karargahı olarak kullanılıyor. Kuveyt’te Arifjan Kampı ve Ali el-Salem Hava Üssü ile Camp Buehring de önemli konuşlanma noktaları arasında yer alıyor.
Suudi Arabistan’da yaklaşık 2 bin 700, Ürdün’de 3 bin 800, Irak’ta 2 bin 500 ve Suriye’de 2 bin ABD askeri bulunuyor. ABD’li savunma yetkilileri, bölgede toplam yaklaşık 40 bin ABD askerinin bulunduğunu açıkladı.
ABD ne istiyor?
ABD İran’dan, “nükleer faaliyeti sonlandırmasını, 12 Gün Savaşı’ndan kalan zenginleştirilmiş uranyum varsa üçüncü bir ülkeye teslim etmesini, balistik füze stoklarını düşürmesini, füzelerin menzilini İsrail’i vurmayacak şekilde kısaltmasını, Ortadoğu’da vekil güçlere verdiği desteği kesmesini” istiyor. Bunları yapmadığı taktirde İran’ı vurmakla tehdit ediyor.
ABD ve onun Ortadoğu’daki ileri karakolu olan İsrail açısından İran zaten bir açık savaş hedefidir.
İsrail ve ABD, İran’ın atom bombası yapabilecek seviyeye ulaşmasını, atom bombasına sahip olmasını istemiyor. İran’a yönelik askeri müdahale öncelikle İran’ın atom bombası yapma kapasitesini önlemeye ve yok etmeye yöneliktir.
Türkiye ve körfez ülkeleri ABD’nin İran’a askeri müdahalesine karşı çıkıyor. Sorunların diyalog yöntemiyle çözülmesini istiyorlar. Türkiye İran ve ABD arasında mekik diplomasisi yürütüyor.
ABD emperyalizmi, Ortadoğu’da hem enerji kaynaklarına hâkim olma, hem de yeniden paylaşım dalaşında diğer emperyalist güçlerin önüne geçme hedefinin bir parçası olarak İran’daki gerici molla rejimini yıkmayı hedeflemektedir. Zira molla rejimi ABD’ye karşı Çin ve Rusya emperyalizmi ile birlikte hareket etmektedir.
Ortadoğu da paylaşım dalaşı alanıdır!
ABD emperyalizmi ile İran arasındaki dalaş, olası savaş, emperyalist dünyada değişen güç dengelerinin zorunlu kıldığı, dünyanın yeniden paylaşılması dalaşının bir parçasıdır.
Çin’in emperyalist büyük bir güç hâline gelmesi ile birlikte, emperyalist dünyada güç dengeleri de değişti. Bozulan ve değişen güç dengeleri, emperyalistler arasındaki çelişmeleri iyice keskinleştirdi ve yeni bir dünya savaşı tehlikesini büyüttü.
Güç dengelerinin bozulması, çelişkilerin sertleşmesi 2010’lu yıllardan itibaren giderek dünyanın net bir şekilde iki kampa bölünmesi yönünde gelişmelere yol açtı.
Bir yanda başta ABD emperyalizmi ve Batılı emperyalist büyük güçler; öbür yanda en büyük ekonomik güç olarak Çin emperyalizmi, en büyük ikinci askeri güç olarak Rus emperyalizmi ve müttefikleri var. Dünya kabaca Doğu ve Batı olarak bölünmüş durumdadır.
Bu iki kamp, dünyanın her yerinde, Ortadoğu’da da kapışma halindedir.
Batılı emperyalistlerin ve Siyonist İsrail’in çıkarları doğrultusunda Ortadoğu’yu yeniden düzenleme savaşına İran ve uzantıları olan örgütler direnmektedirler.
Suriye, Irak, Filistin, Yemen, Sudan yeniden paylaşım savaşı alanlarıdır. Bu alanlarda bütün emperyalist güçlerin ve bir dizi yerel gücün içinde yer aldığı savaş, savaşan esas güçler ele alındığında, güncel olarak, Çin, Rusya ile ABD arasında Ortadoğu’nun yeniden paylaşılması için yürüttükleri bir savaştır.
Emperyalist savaşa hayır!
ABD emperyalizminin ve siyonist İsrail’in İran’a saldırmasına karşıyız.
Hiç bir burjuva devletin, başka bir devlete saldırma hakkı yoktur!
Molla rejimini yıkacak güç emperyalistler değil, İran’ın çeşitli ulus ve milliyetlerden işçileri ve emekçileridir.
Komünistler, savaşı önce kimin başlattığı, kimin savunmada olduğu ikilemine göre değerlendirmezler.
Bir savaşta önce kimin saldırdığı, kimin kendisini savunduğu önemli değildir. Önemli olan savaşın ne için yapıldığı, hangi sınıflar önderliğinde, hangi amaçlarla, hangi siyasetin ürünü olarak yürütüldüğüdür.
ABD emperyalizmi ile İran Devleti arasındaki dalaş, olası savaş; Ortadoğu’da devam eden emperyalist paylaşım savaşının bir parçasıdır. Bu dalaşta desteklenecek bir taraf yoktur.
İran’ın İslamcı faşist molla rejimi ile ABD emperyalizmi arasındaki olası savaşta işçi ve emekçilerin hiçbir çıkarı yoktur. Ortadoğu’yu daha da karıştıracak olan bu savaş, emperyalist, gerici ve haksız bir savaştır! ABD emperyalizminin İran’da İslamcı Mollaların kendi çıkarları için sürdürdükleri gerici, karşı devrimci savaşa karşı çıkmalıyız.
İran ve ABD’li işçi ve emekçiler, bu savaşa karşı çıkmalı, ellerindeki silahı kendi burjuvazilerine çevirmelidirler. Savaşı devrim için iç savaşa dönüştürmek ve savaştan devrimle çıkmak hedefleri olmalı, bunun için çalışmalıdırlar.
Fiili olarak savaşa katılmayan ülkelerin komünistlerinin görevi, emperyalist savaşın gerçek niteliğini teşhir etmenin yanında, savaş tarafı ülkelerin devrimci komünist güçlerine mümkün olan en büyük desteği de vermektir.
Ortadoğu’ya barış, emperyalistlerin savaşırken bile adına barış dedikleri saldırganlıkla değil, Ortadoğu’nun halklarının gerçek barış ve devrim mücadelesiyle gelecektir.
Tek kurtuluş, işçi sınıfı, ezilen halkların proleter enternasyonalizmi ve sosyalizm bayrağı altında toplanmasındadır!
Kahrolsun gerici, haksız, emperyalist savaşlar!
Yaşasın proletarya enternasyonalizmi!
23 Şubat 2026


































































