2026 Dünya Futbol Şampiyonası, ABD, Kanada ve Meksika’nın ortak ev sahipliğinde gerçekleştiriliyor. İlk kez 48 takımın katıldığı organizasyonda Afrika’dan 9, Asya’dan 8, Avrupa’dan 16, Güney Amerika’dan 6, Kuzey ve Orta Amerika ile Karayipler’den 6 ve Okyanusya’dan 1 takım mücadele ediyor. Milyarlarca insanın izleyeceği bu dev organizasyon, yalnızca bir spor etkinliği değil, aynı zamanda kapitalist/emperyalist sistemin büyük gösterilerinden biridir.
Bir ay boyunca dünyanın dört bir yanında insanlar ekran başına kilitlenecek; favoriler belirlenecek, takımlar tutulacak, galibiyet ve mağlubiyet hesapları yapılacak, yorumcular ve spor medyası hangi takımın kupaya ulaşacağı üzerine sayısız değerlendirmede bulunacak. Ancak Dünya Kupası yalnızca futbol değildir. Aynı zamanda milyarlarca dolarlık ekonomik çıkarların, emperyalist sermayenin, medya tekellerinin ve siyasi prestij mücadelelerinin iç içe geçtiği devasa bir organizasyondur.
Futbol: Kapitalizmin kâr makinesi
Futbol, tarihsel olarak emekçi mahallelerinin, işçi semtlerinin ve yoksul halk kitlelerinin sporuydu. Bugün maç biletleri ve toplu taşıma ücretleri öylesine fahiş düzeylere çıkmıştır ki, işçi, emekçi ve yoksul halk kitlelerinin stadyumlara giderek maçları izlemesi fiilen olanaksız hale gelmiştir. Ancak kapitalizmin gelişmesiyle birlikte futbol da sermayenin el koyduğu alanlardan biri hâline geldi.
Bugün futbol sahalarının çevresinde dönen para miktarı birçok ülkenin bütçesini aşmaktadır. Kulüpler şirketleşmiş, futbolcular milyonlarca dolarlık yatırım araçlarına dönüşmüş, taraftarlar ise müşteri olarak görülmeye başlanmıştır. Yayın hakları, sponsorluk anlaşmaları, bahis şirketleri, spor ürünleri tekelleri ve medya kuruluşları futbolu devasa bir kâr makinesine çevirmiştir. FIFA ve benzeri kurumlar artık spor örgütlerinden çok uluslararası şirketler gibi hareket etmektedir. Futbolun etrafında oluşan devasa ekonomik hacim, yalnızca kapitalist/emperyalist sermayeyi değil, kara para ağlarını, yasa dışı bahis organizasyonlarını ve mafyatik yapılanmaları da kendine çekmektedir. Geçmişten günümüze birçok ülkede ortaya çıkan şike, yolsuzluk ve kara para aklama skandalları, spor ile organize suç arasındaki ilişkinin ne kadar derinleşebildiğini gözler önüne sermiştir.
2026 Dünya Futbol Şampiyonası sürerken milyarlarca insan gözlerini statlara ve ekranlara çevirmiş durumda. Kapitalist medya bu organizasyonu halkları bir araya getiren, barışı ve kardeşliği temsil eden büyük bir spor şöleni olarak sunuyor. Oysa günümüzde futbol yalnızca futbol değildir; futbol, kapitalist sistemin ekonomik, siyasal ve ideolojik ilişkilerinin önemli bir parçasıdır.
Dünya Kupaları sırasında milyonlarca insanın ilgisi ekonomik krizlerden, işsizlikten, hayat pahalılığından, savaşlardan ve toplumsal eşitsizliklerden uzaklaştırılır. İnsanlar günlerce maçları, transferleri ve skorları tartışırken emperyalist sistemin yarattığı sorunlar arka plana itilir. Futbol burada bir kaçış alanı işlevi görür. Elbette insanların eğlenmeye, dinlenmeye ve spor izlemeye ihtiyacı vardır. Sorun bu değildir. Sorun, bu ihtiyacın emperyalist sistem tarafından bilinçli biçimde yönlendirilmesi ve sömürünün üzerini örten bir perdeye dönüştürülmesidir.
Dünya Kupası, Avrupa Şampiyonası, Şampiyonlar Ligi ve benzeri organizasyonlar yalnızca sportif etkinlikler değil, aynı zamanda küresel tüketim kampanyalarıdır. Kupayı sonunda yalnızca bir takım kaldırır; fakat bu organizasyonlardan para kazananların sayısı milyonları bulur.
Kazananların başında spor malzemeleri üreten uluslararası tekeller gelmektedir. Küresel spor markaları, Dünya Kupası dönemlerinde forma, ayakkabı ve lisanslı ürün satışlarından milyarlarca dolarlık gelir elde etmektedir. Bunun yanında çok uluslu şirketler de sponsorluklar ve reklam kampanyaları sayesinde önemli kazançlar sağlamaktadır. Televizyon yayıncıları, dijital platformlar ve sosyal medya şirketleri milyarlarca kişilik izleyici kitlesini ekonomik değere dönüştürürken; oteller, hava yolu şirketleri ve turizm işletmeleri de turnuvanın yarattığı hareketlilikten büyük pay almaktadır. Öte yandan küresel bahis şirketleri, futbolu devasa bir bahis pazarının merkezine yerleştirerek milyarlarca dolarlık işlem hacmi oluşturmaktadır.
Futbol: Kapitalizmin etkili “oyuncusu”
Dünya Kupaları sırasında yükselen milliyetçilik, turnuvanın yalnızca sportif bir organizasyon olmadığını; işçilerin-emekçilerin ortak sınıfsal çıkarlarının yerine ulusal rekabetleri koyarak mevcut düzenin yeniden üretilmesine hizmet etmektedir. Milyarlarca insanın dikkatinin futbola yöneldiği bu dönemde, farklı ülkelerin halkları ve emekçileri birbirlerinin rakibi, düşmanı gibi sunulmaktadır. Oysa Alman, Brezilyalı, Türk, Mısırlı ya da Arjantinli işçilerin temel sorunu birbirleri ile değil; emeklerini sömüren, gelir eşitsizliğini derinleştiren ve toplumsal adaletsizlikleri üreten kapitalizmdir. Buna rağmen turnuva boyunca sınıfsal gerçeklikler geri plana itilmekte, ulusal rekabetler ve millî kimlikler ön plana çıkarılmaktadır. Bayraklar, marşlar ve millî başarı söylemleri etrafında oluşturulan coşkulu atmosfer, emekçilerin ortak çıkarlarını ve ortak sorunlarını görünmez kılmaktadır. Böylece futbol, bir yandan milyonları ortak bir heyecanda buluştururken, diğer yandan mevcut toplumsal ve ekonomik çelişkilerin üzerini örten güçlü bir araç işlevi görmektedir.
Kapitalizm, her alanda kitleleri etkilemek ve yönlendirmek için araçlar yaratıyor. Günümüzde küresel spor organizasyonları bu araçların en etkili örneklerinden biridir. Bugün Dünya Kupası’nı izleyen milyonlar arasında işçiler, işsizler, göçmenler, gençler ve yoksullar bulunmaktadır. Sahadaki mücadele onların ilgisini çekmekte, heyecanlandırmaktadır. Ancak aynı insanlar günlük yaşamlarında düşük ücretlerle çalışmakta, işsizlik korkusuyla yaşamakta ve kapitalist krizlerin yükünü taşımaktadır. Dünya Kupası sona erdiğinde değişmeden kalan gerçeklik budur.
Bugün Dünya Kupası’nda asıl soru hangi takımın şampiyon olacağı değildir. Asıl soru, milyarlarca insanın tutkusu üzerinden kurulan bu dev mekanizmanın kimin çıkarına hizmet ettiğidir. Futbolun yeniden halkın oyunu hâline gelmesi, onu kuşatan kapitalist/emperyalist sermaye egemenliğinin aşılmasına bağlıdır. Futbolun gerçekten futbol olabilmesi için, onu metaya dönüştüren sistemin ortadan kaldırılması gerekir.
Gerçek kardeşlik ve dayanışma, sahada birbirine karşı mücadele eden milli takımlar arasında değil; dünyanın dört bir yanındaki işçilerin-emekçilerin, halkların sömürüye, eşitsizliğe ve emperyalizme karşı ortak mücadelesinde hayat bulacaktır.
Futbol: Türk militarizminin “reklam aracı”
Türkiye, 24 yıl aradan sonra 2026 Dünya Kupası’na katıldı. Halkların kendi takımlarının başarılarından sevinç duyması son derece doğaldır. Ancak bu heyecanın hangi siyasal içerikle işlendiğine bakmak gerekir. Birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de futbol ve milli takım etrafında oluşturulan propaganda, sporun dostluk ve kardeşlik değerlerinden çok milliyetçi ve militarist söylemlerle iç içe geçirilmektedir.
Milli takım için hazırlanan tanıtım filmlerinde savaş uçaklarının, askeri görüntülerin ve cepheyi çağrıştıran sembollerin kullanılması bunun örneklerinden biridir. Spor alanında yaratılan heyecan, halklar arasındaki dostluğu geliştirmek yerine ulusal üstünlük duygularını, düşmanlıkları ve militarist değerleri besleyen bir araca dönüştürülmektedir. Oysa futbolun özü savaş değil oyundur; rakip halklar değil, aynı tutkuyu paylaşan insanlardır. Bir spor karşılaşmasının askeri seferberlik diliyle sunulması, sporun kapitalist devletler tarafından ideolojik amaçlarla nasıl kullanılabildiğini göstermektedir.
Görev, kapitalist/emperyalist sisteme karşı mücadeledir. Görev, kapitalizmin bize sunduğu gösterinin ve sahte rekabetlerin ötesine geçmek; sporun arkasındaki ekonomik, siyasi ve ideolojik gerçeklikleri görünür kılmaktır. Asıl mesele, futbolu ya da sporu reddetmek değil, onu sömürü düzeninin, milliyetçiliğin, ırkçılığın ve kâr hırsının hizmetine sokan sisteme karşı mücadeledir. Ancak o zaman spor, sermayenin çıkarlarına hizmet eden bir araç olmaktan çıkarak insanların ortak dayanışmasının, eşitliğinin ve özgürlüğünün bir parçası hâline gelebilir.
18 Haziran 2026


































































