Ortadoğu’da gerici, haksız paylaşım savaşları hiç bitmiyor! Egemenler “barış” dedikçe, silahlanmada level atlıyor, daha büyük, daha yıkıcı paylaşım savaşlarına hazırlanıyorlar. Faşist Netanyahu rejimi 7 Ekim 2023 terör saldırısının ardından gelen soykırımcı saldırılarıyla Gazze’yi yerle bir etmiş durumda. Yemen’de, Lübnan’da, Suriye’de halkların birbirine kırdırıldığı kanlı savaşlar sürüyor. Şimdi buna bir kez daha ABD emperyalizminin doğrudan dâhil olduğu İran-İsrail savaşı eklenmiş durumda. Bunların her birinin ardında, emperyalist-gerici çıkar çatışmaları, paylaşım hırsları duruyor. Ve bütün dünyada ırkçılığın, cinsiyetçiliğin, faşizmin kışkırtıldığı sarmal giderek şiddetlenme ve yeni alanları içine alma tehlikesini taşıyor.
En başta işçi ve emekçi kadınlar olmak üzere bütün dünyada ezilenlerin bu savaşlarda hiçbir çıkarının olmadığı aşikâr. Bu içgüdüyle bütün dünyada kadın hareketleri ırkçılığa-cinsiyetçiliğe-militarizm ve savaşa karşı eylemlerin en ön saflarında yerlerini alıyorlar:
İran’da kadın hareketi mücadelesini sürdürüyor
İran’da 2022 yılında Mahsa Amini’nin katledilmesiyle bütün dünyada yankı uyandıran “Jin Jiyan Azadi” ayaklanması faşist İran rejimi tarafından yoğun baskı ve şiddete maruz kaldı. Başörtüsünü çıkarıp atmanın faşist rejime karşı bir direniş sembolü hâline geldiği bu protestolardan bu yana 10 binden fazla kadın tutuklandı, katledildi, yüzlercesi hâlâ hapislerde. Ayaklanma kanla ve şiddetle bastırılmış olsa da kadınların sessiz direnişi, alttan alta ve gizli örgütlenme ağlarıyla sürüyor. Başörtüsünü-tesettürü atma mücadelesinin durmadan devam etmesi, kadınların bu cesur mücadelesi faşist molla rejimini öyle korkuttu ki, 2024 yılında özel bir yasa, “Başörtüsüz Dolaşım Yasası” çıkartıldı. Bu yasa, polise “tesettürsüz” kadınları araçlarında dahi takip ve para cezası uygulama hakkı ve görevi veriyor!
Fakat İranlı kadınlar yılmıyor. “Kamusal Alanda Başörtüsüz Görünme!” eylemleri devam ediyor, sosyal medya üzerinden dayanışma ağı kuruluyor. Rejimin kadın düşmanı uygulamalarını, kıyafete karışma zulmünü protesto eylemi olarak kadınlar “Beyaz Çarşaf” eylemini sürdürüyorlar. Son olarak kadın hareketinin içinden gelen bir çağrıyla 8 Mart’ın ardından gelen iş gününde kadınların bir bölümü tamamen beyaz çarşafa bürünerek iş yerlerine vb. giderek “Beyaz Pazartesi” protesto eylemini gerçekleştirdiler. “Kadın Dayanışma Ağları” tutuklananların ailelerine hukuki, finansal vb. destek sunuyor. Gözaltında cinsel şiddet uygulamalarına karşı yüksek sesli protestolar sürüyor.
İran kadın hareketi, dünyanın en cesur kadın hareketlerinden, fakat aynı zamanda en fazla baskı gören direnişlerinden biri. Rejim, fiziksel olarak sokakları kontrol etse de bütün toplumda yankı bulan kadınların özgürlük mücadelesini durduramıyor.
Faşist rejim andaki savaş ve “dış müdahale” sayesinde cephe gerisini sağlamlaştırma şansını kullansa da derinden gelen, yer altı örgütlenme ağlarıyla canlı tutulan özgürlük mücadelesinin ateşini söndüremiyor.
İsrail’de kadın hareketi direniyor
Faşist Netanyahu rejiminin yargı reformlarına, siyonist şoven koalisyonun ataerkil politikaları ve kadın haklarına yönelik tehditlerine karşı özellikle kadınların öncülük ettiği protesto hareketleri vardı. İsrail’de de bu protesto eylemlerini en istikrarlı ve cesur biçimde sürdürenler kadın hareketinin birleşenleriydi. 7 Ekim terör saldırısının ardından, başlangıçta bir şok ve gerileme durumu yaşanmasına karşın, hemen ardından rehinelerin aileleriyle birlikte alanlara çıkanların en ön saflarında yine kadın örgütlenmeleri duruyor. İsrail’de de sembol eylem olarak “kırmızı giysi” protestoları gündeme geldi. Kadınlar, teokrasiye ve kadın haklarının gasp edilmesine karşı eylemler gerçekleştiriyorlar. Amaç, Netanyahu faşist hükümetinin kadınları kamusal alandan silme çabalarına karşı mücadele. Bunun en dikkat çekici örneklerinden biri eğitim alanındaki ayrımcı-cinsiyetçi yaklaşımla kadınların üniversitelerde erkeklerle aynı sınıflarda okumasını yasaklama girişimlerine karşı mücadeledir. Bir başka direniş ve mücadele hükümetin kürtaj hakkını kısıtlama girişimlerine karşıdır.
İster İslam adına, isterse Musevilik adına olsun, dinci faşist rejimlerin kadınlara yaklaşım bağlamında da birbirlerinden farklı olmadığını göstermektedir. Hepsi faşist, hepsi erkek egemen, hepsi kadın ve insanlık düşmanı!
“Women Wage Peace” (Kadınlar Barış İçin Mücadele Ediyor) hareketi
7 Ekim 2023’teki sivilleri de hedefleyen ve ayrımsız bir şekilde insanları rehin alan Hamas’ın dinci terör saldırısını izleyen savaş politikalarına karşı Filistinli ve İsrailli kadınların protesto eylemleri ve barış çağrıları sürüyor. Sınırlarda binlerce kadın, Gazze ve Batı Şeria’daki çatışmaların durması için eylem yapmıştı. Şimdi de istikrarlı biçimde Gazze ve Batı Şeria’daki saldırılara karşı, İran’a karşı ivme kazanan savaşa karşı protesto eylemleri sürüyor. 2024’te Kudüs ve Tel Aviv’de yapılan kitlesel yürüyüşlere binlerce kadın katılmıştı.
“Bonot Alternativa” (Alternatif İnşa Eden Kadınlar) hareketi Filistinli kadın gruplarıyla işbirliği içinde “iki devletli çözüm” için seslerini yükseltiyorlar. “Savaş Suçlarına Karşı Sessiz Kalmayacağız” sloganıyla askeri saldırıları protesto ediyor, bunları belgeleyen raporları dünya kamuoyuna duyuruyorlar. “İşgal, güvenliği sağlamaz!” sloganıyla Gazze ve diğer bölgelerdeki işgale karşı mücadele ediyorlar.
“Siyahlı Kadınlar” protestosu her hafta Netanyahu’nun ofisi önünde, “Artık kan dursun!” pankartlarıyla toplanıyor.
“Rehineler ve Barış” kampanyasıyla, Hamas rehinelerinin aileleriyle birlikte “Anlaşmaya Evet!” mitingleri düzenliyorlar.
Sonuç: İran’da ve İsrail’de kadın hareketi, cinsiyetçiliğe ve kadın hak ve özgürlüklerinin gasp edilmesine karşı, erkek egemen saldırganlığa karşı, şiddete karşı, savaşa ve kan dökülmesine karşı direnişlerini tüm baskı ve marjinalleştirme çabalarına rağmen inat ve istikrarla sürdürüyorlar. Bu tavırlarıyla onlar geniş tabanlı bir özgürlük ve barış hareketinin tutarlı savunucuları olma potansiyelini gözler önüne seriyorlar. Tüm baskılara, sindirme politikalarına karşı bu cesur çıkışları örnektir ve daha geniş kitle hareketlerine doğru büyütülmek zorundadır. İran’da, İsrail’de, Gazze-Filistin’de ve bütün Ortadoğu’da mücadele eden işçi ve emekçi kız kardeşlerimizle dayanışma içindeyiz. Kadın hareketinde eksik olan şey cesaret değil! Eksik olan eylem ve protesto kampanyalarında yaratıcılık değil! Eksik olan özgürlük ve barış istemiyle her türden faşist baskılara ve haksızlığa karşı mücadele azmi değil! Yeter ki, bu hareketler sorunun kökten çözümü bilinciyle kitleselleşsin ve bir bütün olarak emperyalist-kapitalist-gerici rejimleri alaşağı etmeye yönelsin!
Gerçek barış için bir tek çözüm var: Bütün haksız savaşların nedeni olan kapitalizmi kökten yok etmek!
Bu bilinç ve hedefle, ülkelerimizde, Ortadoğu’da ve bütün dünyada: kahrolsun erkek egemen kapitalist sistem!
Jin – Jiyan – Azadi!
22 Haziran 2025


































































