Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi (Rojava) ile Suriye geçiş hükümeti arasında 9 Temmuz’da Şam’da bir toplantı yapıldı. Toplantıya ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ve Fransa’nın Suriye Özel Temsilcisi Jean-Baptiste Faivre da katıldı.
Toplantıda, Suriye geçiş hükümeti ile temel konularda güvenlik, askeri iş birliği ve SDG’nin silahlı güçlerinin Suriye ordusuna entegrasyonu gibi konularda anlaşma sağlanamadı.
Özerk Yönetim ile Suriye geçiş hükümeti arasındaki görüşmelerin, temel konulardaki anlaşmazlıklar nedeniyle başarısızlıkla sonuçlanması sonrası, ABD Ankara Büyükelçisi ve Trump’ın Suriye Özel TemsilcisiTom Barrack açıklamalar yaptılar.
“SDG, YPG ve PKK’dır. Onlara bağımsız devlet kurma borcumuz yok. Özgür bir Kürdistan olmayacak, özgür bir SDG devleti olmayacak.” ifadelerini kullanan Barrack, Suriye için “tek ülke, tek millet, tek ordu” vurgusu yaptı. Suriye’de federal bir sistemin mümkün olamayacağını söyleyen Barrack, SDG’ye yönelik eleştirilerini sürdürdü ve Özerk Yönetimi dolaylı olarak tehdit etti.
ABD, Türkiye, AB, anda HTŞ’nin arkasında yer alıyor. Hepsi söylemde Suriye geçiş hükümetini destekliyorlar. Ademi merkeziyetçi bir yönetimin oluşturulmasına karşı çıkıyorlar. Fakat emperyalistlerin tavırları ikirciklidir. Türk devleti emperyalistlerden SDG’ye desteklerini bütünüyle çekmelerini talep ediyor. ABD, Pentagon üzerinden SDG’ye desteğini sürdürüyor. Fransa, Almanya SDG’ne desteğini sürdürüyor. ABD ve Almanya açısından alanda ne yaparsa yapsın desteklenen güç konumunda olan İsrail SDG’ye devletleşme konusunda destek vereceğini açıklıyor.
Özerk yönetim yetkilileri de Tom Barrack’ın açıklamalarına yönelik açıklamalar yaptılar.
PYD Dış İlişkiler Sözcüsü Salih Müslim, Şam yönetimi ile birleşmek için yeni anayasa ve seçim şartını öne sürdü. Müslim, “Suriye Cumhurbaşkanı’nı (Ahmed Şara) kim seçti? Cihatçı gruplar dışında hiç kimse. Bu sözde geçici hükümet, yalnızca Sünni cihatçılardan oluşuyor. Kürtler, Ezidiler veya başkaları yok. Bunu kabul etmiyoruz. Buna uymayacağız” dedi.
Kuzeydoğu Suriye Dış İlişkiler Dairesi Eş Başkanı İlham Ahmed, sosyal medya hesabı X’ten “endişeliyiz” paylaşımı yaptı. Paylaşım şöyle: “ABD ve Fransa’nın Suriye’de siyasi çözüme verdikleri sürekli desteği ve Suriyeli tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya yönelik katkılarını büyük bir memnuniyetle karşılıyoruz. Ancak, bazı resmi açıklamalarda artan nefret söylemleri ve ihanet suçlamalarından endişeliyiz. Diyaloğu zayıflatmak yerine güçlendiren yapıcı bir rol umuyoruz.”
Gelişmelere yönelik Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi de bir açıklama yaptı. Suriye’nin birliğinin pazarlık konusu olmadığını, aksine demokratik projede yer alan tüm siyasi güçlerin Suriye’nin birliğini esas aldığını belirten Özerk Yönetim, bu konuyu pazarlık konusu yapmaya çalışanların siyasi çözümün önünü tıkadığını söyledi. Çoğulcu demokratik sistem, toplumsal adalet, toplumsal cinsiyet eşitliği ve tüm kesimlerin haklarını garanti altına alan bir anayasa gibi taleplerin yeni olmadığın vurgulayan Özerk Yönetim, bunların 2011’deki Suriye devrimine yol açan nedenlerin özü olduğunu belirtti. Özerk Yönetim, bu talepleri reddetmenin ve bunları ayrılıkçılık olarak nitelendirmenin, Suriye’nin baskıya karşı mücadelesinin tarihi gerçeğini çarpıttığını belirtti.
Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi: “Suriyeliler, merkezi sistem ve çatışmalar nedeniyle uzun yıllardır acı çekiyorlar. Ancak; yeni bir Suriye, âdemi merkeziyetçi bir Suriye inşasında aktif bileşen olmayı umuyoruz. 15 Mart ve 19 Temmuz Devrimleri’nin hedeflerinden vazgeçmeyeceğiz. Bu temelde, devlet kurumlarına katılmaya ve Suriyelilerin özlemlerini yansıtan demokratik bir temelde yeni bir Suriye anayasası oluşturmaya hazır olduğumuzu söylüyoruz. Tüm tarafları ulusal sorumluluklarını yerine getirmeye, nefret ve şiddet söyleminden vazgeçmeye ve iç çatışmaları körükleme girişimlerine karşı dikkatli olmaya çağırıyoruz. Ulusal siyasi güçleri bu hassas süreçte birleşmeye, Suriye diyaloğunu sabote etme girişimlerinden korumaya ve Suriye halkının medeni, demokratik ve adil bir devlet kurma umutlarını gerçekleştirmeye çağırıyoruz.”
Emperyalistlerle işbirliğine açık olan, Batılı emperyalistler ve Türkiye tarafından desteklenen, IŞİD içinden çıkıp gelen cihatçı HTŞ, merkezi devlet ve andaki tüm silahlı güçlerin merkezi ordu içinde birleştirilmesi konusunda ısrarcı.
Çok uluslu bir devlet olan Suriye’de halkların yönetime ortak edilmemesi ve haklarının anayasal güvenceye kavuşturulmaması durumunda, Suriye çok daha büyük bir kargaşa ve kanlı bir iç savaş içine sürüklenecektir.
Nitekim 9 Temmuz toplantısının başarısızlıkla sonuçlanmasının ertesinde tartışmalar sürerken, Suriye’de çeşitli bölgelerde silahlı gruplar arasında çatışmalar baş gösterdi.
Suriye’nin güneyindeki Süveyda kentinde İsrail’e bağlı Dürzi silahlı güçleri ile yeni Suriye yönetimine yakın Arap Bedevi aşiretler arasında çatışmalar baş gösterdi. Suriye geçiş hükümeti birliklerinin çatışmalara katılması çatışmaları daha da büyüttü. Yüzlerce kişi yaşamını yitirdi ve yaralandı.
İsrail bu çatışmalarda “Dürzi”lerin haklarını koruma adına HTŞ güçlerini ve Şam’ı bombaladı. ABD, Türkiye ve kimi Arap devletlerinin devreye girmesiyle ateşkes sağlandı ve Suriye geçiş hükümeti birlikleri Süveyda’dan geri çekildi.
Ancak İsrail yanlısı Dürzi güçlerinin Şam yanlısı Dürzü güçlerine, Bedevi Araplara saldırması Süveyda ve çevresinde çatışmaları yeniden körükledi.
Suriye’nin farklı kentlerinden Bedevi Arap aşiretlerine mensup binlerce kişi toplanarak Süveyda’yı kuşattı. Süveyda’nın batısında yer alan köyleri geri alan Bedevi aşiretlerine mensup savaşçılar Süveyda şehir merkezine girdi. İsrail savaş uçakları Bedevi grupları bombaladı.
ABD’nin devreye girmesiyle yeniden ateşkes sağlandı. Bedevi Araplar Süveyda’dan çekilerek çevre köylere yerleşti.
Suriye geçiş hükümeti Süveyda’ya güvenlik güçleri gönderdi. Süveyda’da yer yer çatışmalar sürüyor.
Deyrizor bölgesinde, silahlı Arap aşiretleri tarafından SDG hedeflerine yönelik taciz ateşi açıldı. SDG’nin taciz ateşine karşılık verilmesi sonrası bölgede kısa süreli bir çatışma yaşandı.
Resulayn ilçesinde “Hamzat” ve “Sultan Murad” isimli silahlı gruplar arasında çatışma yaşandı.
SDG’nin kontrolünde bulunan Kuzey Suriye’deki Tişrin Barajı çevresindeki binalara Suriye Milli Ordusu silahlı grupları tarafından top atışları yapıldığı ileri sürüldü ve benzeri…
Rojava’da, Suriye’de gelişmelerin ne yönde olacağını gelecek birkaç ay gösterecektir.
Emperyalistlerden dost olmaz!
Suriye’de SDG’yi kendi çıkarları doğrultusunda kullanan ABD, bu aşamada SDG’yi Suriye geçiş hükümeti ile birleşmesi için zorluyor, dolaylı olarak tehdit ediyor.
Ortadoğu’da ve Suriye’de yeni gelişmeler yaşanıyor, dengeler değişiyor.
Suriye’de Esad rejimi yıkıldı. Ortadoğu’da Batılı emperyalistlerin ileri karakolu İsrail, İran’a ve İran’ın vekil güçlerine ağır darbeler vurdu. İsrail kendisi için tehlike oluşturmayan, merkezi askeri alt yapısı yok edilmiş ve parçalara ayrılmış bir Suriye istiyor. Golan Tepelerindeki işgalini Şam’ın güneyine doğru genişletiyor. HTŞ ile görüşmeler yürütüyor. Bu görüşmeler sonucunda Suriye yönetimi ile de İbrahim Anlaşması yapması da mümkündür.
PKK kendisini feshetti. Silah bırakma süreci başladı. Bütün bu gelişmelerin Rojava’yı etkilememesi mümkün değildir.
“SDG, ABD’nin kendisine borçlu olduğunu düşünüyor. ABD ise “Size makul davranma konusunda borcumuz var ama siz makul olmazsanız başka alternatifler gündeme gelir.” Diyor ve ekliyor:
“’Bağımsız Kürdistan olmayacak. Bağımsız SDG devleti olmayacak.”
“Artık Şam ile anlaşma yapma zamanı. Eğer anlaşamazsanız sonsuza kadar dadılığınızı yapmayacağız.”
Tom Barrack’a bu açıklamayı yaptıran da Ortadoğu’daki yeni gelişmelerdir. Emperyalist çıkarları gerektirdiğinde devletleri, örgütleri kullanır; çıkar gerekliliği ortadan kalktığında ise kullanılanlar ortada bırakılır. Tarih bunun örnekleri ile doludur. SDG’nin başına gelecek olan da muhtemelen budur. Zira ABD’nin Suriye’de kullanabileceği cihatçı örgüt HTŞ var!
Gelişmeler bir kez daha emperyalizmde belirleyici olanın dostluk değil çıkarlar olduğunu gösteriyor.
Ortadoğu’da yaşanılan her gelişme, emperyalistlerin dost olmadığını, çıkarları temelinde güya destekledikleri halkları her zaman satabileceklerini gösterdi, gösteriyor.
Emperyalistler ezilen halkların dostu değildir. Onlar için belirleyici olan kendi çıkarlarıdır.
PYD, sosyalist bir devlet ve güçlü bir komünist hareketin olmadığı koşullarda, zorunluluktan kaynaklı IŞİD saldırılarına karşı ABD ile girdiği ilişkiyi çok ileri götürdü. YPG Suriye’de ABD’nin kara ordusu oldu. Zamanı geldiğinde ABD’nin PYD’yi yüzüstü bırakacağı aşikârdı. Rojava’da süreç anda buraya doğru gidiyor.
Rojava’da Özerk Yönetim, kazanılmış haklar ve statü tehlikededir. Orada yaşayan halkların kendi özyönetimlerini kurmaları ve kendi kaderlerini belirlemeleri onların en demokratik doğal hakkıdır. Rojava halkı nasıl yaşayacağına kendisi karar vermelidir.
Suriye’de çeşitli ulus ve milliyetlerden işçiler, emekçiler, ezilenler, halklar için tek çözüm, ulusların ayrılma hakkına sahip olduğu, özgür bir ortamda tüm milliyetlerin eşit koşullarda yan yana yaşadığı, demokratik federatif bir Suriye devletidir.
20 Temmuz 2025

































































