Yemen’de uzun süre aynı koalisyon içinde hareket eden Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) arasındaki rekabetin sahada açık çatışmaya dönüşmesi, gözlerin yeniden Yemen’e çevrilmesine neden oldu.
Yemen’in Suudi destekli hükümeti, ülkenin güneyindeki BAE destekli ayrılıkçı güçlere karşı saldırılar başlattı.
Güney Geçiş Konseyi (STC), aralık ayında Yemen’in doğusunda yer alan Hadramaut ve Mahra vilayetlerinin büyük bir bölümünü ele geçirdi.
Petrol açısından zengin kaynaklara sahip Hadramaut Suudi Arabistan sınırına yakın, petrol ve doğal gaz sahalarına açılan hatlar üzerinde. Riyad, Hadramut’un STC kontrolüne geçmesini kırmızı çizgi olarak görüyor.
Bu nedenle Suudi Arabistan’a yakın güçler, son haftalarda Hadramut’ta askerî varlığını artırdı. BAE’nin STC’nin etkisini genişletme girişimleri ise çatışmaları tetikledi.
Hadramut’ta yaşanılan gelişmeler, Yemen’de savaşın “Husilerle savaş” ekseninden çıkıp, Suudi Arabistan–BAE nüfuz mücadelesinin açık bir cephesine dönüşeceğine işaret ediyor.
Arka plan
2014 yılında Yemen’de, İran’ın desteklediği Husi milislerinin uluslararası alanda tanınan hükümeti başkent Sana’da devirmesiyle iç savaş başladı.
Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap koalisyonunun bir yıl sonra hükümetin yönetimini yeniden kurmak için müdahale etmesinin ardından iç savaş tırmandı.
Savaşın başlangıcında, 1990’da kuzeyle birleşmeden önce ayrı bir ülke olan Güney Yemen için bağımsızlık isteyen STC ve diğer ayrılıkçı güçler, Husilerin güneydeki Aden şehrini ele geçirmesini engellemek için hükümet ile ittifak kurdu.
Ancak son yıllarda STC ve müttefikleri hükümete karşı cephe aldı. Aden’in ve ülkenin güneyinin büyük bir bölümünün kontrolünü aşama aşama ele geçirdi.
Suudi Arabistan ve BAE, Yemen’de İran’ın desteklediği Husilere karşı savaşta müttefik olarak hareket ettiler. Fakat destekledikleri rakip gruplar arasındaki iç çekişmeler aralarındaki ayrımı derinleştirdi.
Suudi Arabistan, Yemen’de merkezî ve birleşik bir devlet yapısını, BM’in tanıdığı Yemen hükümeti üzerinden ayakta tutmayı hedefliyor.
BAE ise Güney Yemen’de, özellikle Aden ve çevresinde etkili olan Güney Geçiş Konseyi aracılığıyla yarı özerk bir güney yapılanmasını destekliyor.
Bu iki yaklaşım uzun süre aynı koalisyon içinde idare edilmesine rağmen, son aylarda doğrudan güç mücadelesine dönüştü.
Suudi Arabistan liderliğindeki askeri koalisyon Yemen’in güneyindeki Mukalla limanında BAE destekli ayrılıkçı güçlere gittiği belirtilen bir silah sevkiyatına yönelik hava saldırısı yaptı.
Yemen Başkanlık Konseyi Birleşik Arap Emirlikleri güçlerinin 24 saat içinde ülkeden ayrılmasını talep etti.
Suudi Arabistan’ın bu talebe destek vermesinin ardından, 30 Aralık’ta BAE Yemen’de kalan güçlerini geri çekeceğini açıkladı.
Yemen’de yaşanılan gelişmelerin arka planında, emperyalistlerin, Suudi Arabistan, BAE ve İran arasında egemenlik dalaşı yatıyor. Başta petrol olmak üzere Yemen’in zengin kaynaklarına sahip olma mücadelesi yatıyor.
Emperyalistlerin, bölge gerici devletlerinin Yemen üzerinde egemenlik ve paylaşım dalaşından en büyük zararı Yemen hakları görüyor.
BM verilerine göre, iç savaşın başladığı 2014’ten 2025 yılına kadar Yemen’de 380 binden fazla insan hayatını kaybetti. Büyük bir yıkıma neden olan savaşla doğrudan veya dolaylı bağlantılı olarak tam kaç kişinin öldüğü ise net olarak bilinmiyor.
BM 2026 itibarıyla Yemen halkının yüzde 80’den fazlasının insani yardıma muhtaç olduğunu, yaklaşık 13 milyon Yemenlinin hayatta kalma mücadelesi verdiğini, 400 bin çocuğun ise yetersiz beslenme nedeniyle ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu açıkladı.
Halklar emperyalistlerin, işbirlikçilerinin ve gerici devletlerin çıkarları için ölmeyi ve öldürmeyi reddettiklerinde, silahları gerçek düşmanlarına çevirdiklerinde, kendi kaderlerini ellerine aldıklarında; kurtuluşları yakın demektir!
3 Ocak 2026

































































