10 Mart 2025 tarihinde Ahmet Şara ile SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi arasında, ABD‘nin arabuluculuğunda 8 maddelik bir antlaşma imzalandı.
Bu Anlaşma Suriye’nin kuzey ve doğusundaki askeri ve idari yapıların merkezi hükümetle olan ilişkilerini düzenleme adına teknik komitelerin kurulmasını, SDG’nin Suriye savunma sistemine entegre edilmesi, bölgedeki yerel yönetimlerin anayasal statüsü ve idari yetki paylaşımı gibi temel başlıkların tartışılması için bir yol haritası belirlenmesini öngörüyordu. Anlaşma 2025 yılı sonuna kadar tamamen hayata geçirilmesi için tarafları çalışmalar yürütmekle yükümlü kılıyordu.
Türkiye, ABD ve onların desteğindeki HTŞ; 10 Mart Anlaşmasının yükümlülüklerine yerine getirmesi, yeni Suriye yönetimine entegre olması için SDG üzerinde baskı kurdu. SDG ile HTŞ arasında yapılan görüşmelerde, pazarlıklarda anlaşma sağlanamadı. Yer yer SDG ile Geçici Suriye Hükümetine bağlı silahlı gruplar arasında çatışmalar yaşandı.
T.C. devleti başından itibaren Rojava’da Özerk Yönetimi kendisine yönelik bir tehdit olarak algılıyor ve devam eden pazarlıklarda, eğer özerk bölge yönetimi tavrında ısrar ederse, askeri yola başvurmak ile tehdit ediyordu.
Geçici Suriye Hükümeti 15 Ocak’ta, 10 Mart anlaşmasının gereklerine uyulmadığı gerekçesiyle SDG’ye savaş açtı! Halep’in iki Kürt Mahallesi Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahallesine Geçici Hükümete bağlı silahlı gruplar saldırdı. Saldırı, savaş genişletildi. Savaş Deyr Hafir, Meskene, Tabka, Rakka’ya uzandı. SDG ile hareket eden Arap aşiretlerinin saf değiştirmesi ile SDG geri çekilmek ve anlaşma yapmak zorunda bırakıldı.
Suriye Geçici Hükümeti Cumhurbaşkanı Ahmed El Şara ile Suriye Demokratik Güçleri Genel Komutanı Mazlum Ebdî arasında, 18 Ocak’ta tam entegrasyonu ve kapsamlı ateşkesi içeren 14 maddelik yeni bir anlaşma imzalandı.
19 Ocak’ta Şam’da Mazlum Abdi ile Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara arasında gerçekleşen, imzalanması beklenen “ateşkes” ve “entegrasyon” görüşmesinin “olumsuz sonuçlandığı” SDG tarafından kamuoyuna duyuruldu. SDG teslimiyet anlaşması ve dayatma olarak değerlendirdiği anlaşmadan geri çekildi. Geçici Suriye Hükümetine bağlı silahlı gruplar Rojava’ya saldırılarını sürdürdü.
20 Ocak’ta saat 20.00’den itibaren geçerli olan SDG ile Şam arasında yeniden ateşkes ilan edildi.
SDG Genel Komutanlığı yaptığı açıklama ile ateşkes anlaşması yapıldığını duyurdu.
“Şam’daki hükumetle anlaşılan ateşkesi tam olarak uygulamaya kararlı olduğumuzu duyuruyoruz ve gelecekte güçlerimize herhangi bir saldırı olmadıkça herhangi bir askeri harekete geçmeyeceğimizi doğruluyoruz. Ayrıca, siyasi girişimlere, müzakere çözümlerine ve diyaloğa açık olduğumuzu ve 18 Ocak anlaşmasını uygulamaya devam etmeye hazır olduğumuzu doğruluyoruz. Bu da sükunet ve istikrarı destekliyor.”
Emperyalistlerden dost olmaz!
PYD/YPG’nin ABD emperyalizmi başta olmak üzere, emperyalistler ile kurduğu ilişki, yaptığı işbirliği ve ABD emperyalizminin “müttefiki” hâline gelmesinin acı sonuçları bugün Rojava’da yaşanıyor.
ABD emperyalizmi YPG/SDG’yi baş düşman ilan ettiği IŞİD’e karşı savaşta, sahadaki müttefik ilan etti, kendi kara ordusu olarak kullandı.
Gelinen yerde Ortadoğu’da yeni bir düzen kuruluyor. Ortadoğu’da, Suriye’de dengeler değişti, dönem değişti. Yeniden paylaşım dalaşında batılı emperyalistler Suriye’de yeni bir devlet inşa etmek istiyorlar. Bu yeni devlette bölgesel iktidarların, merkezi devletin kontrolü dışında silahlı grupların olması istenmiyor. Var olan değişik etnik ve dini grupların temsil edildiği Merkezi bir devlet ve tek ordu olması isteniyor. Bölgesel iktidarların kendilerini dağıtması, silahlı grupların silah bırakması, yeni devlete entegre olması isteniyor.
ABD Suriye Özel Temsilcisi, Türkiye büyükelçisi Tom Barrack bu durumu net olarak ifade ediyor:
“SDG’nin sahadaki temel IŞİD karşıtı güç olma rolü büyük ölçüde amacını tamamladı. Suriye’de Kürtler için bugün en büyük fırsat, Şara liderliğindeki yeni hükümet.”
ABD emperyalizmi “müttefiki” SDG’yi yüzüstü bırakmasının nedeni Suriye’de kökten değişen tablodur.
Tom Barrack değişen tablo konusunda şu tavrı takınıyor:
“Bugün ise tablo köklü biçimde değişti. Suriye artık uluslararası alanda tanınan bir merkezi yönetime sahip ve 2025’in sonlarında IŞİD’le Mücadele Küresel Koalisyonu’na 90. üye olarak katıldı. Bu, Batı’ya yönelen bir çizgiye ve ABD ile terörle mücadelede iş birliğine işaret ediyor. Böylece ABD-SDG ortaklığının dayanağı değişmiş oldu: SDG’nin sahadaki temel IŞİD karşıtı güç olma rolü büyük ölçüde amacını tamamladı; çünkü Şam yönetimi artık güvenliği devralmaya hem istekli hem de muktedir, buna IŞİD tutuklularının bulunduğu cezaevleri ve kamplar da dâhil. (https://serbestiyet.com/)
Tom Barrack açık konuşuyor. Daha ne desin?
Ne yazık ki Suriye’de değişen tablo ve dengeler SDG tarafından doğru okunmadı.
Unutuluyor, hatırlatalım, emperyalizmde dostluk değil çıkarlar vardır. Çıkarların gereği yapılır. Çıkarlar gerektirdiği için YPG/SDG kullanılır. Çıkarlar bittiğinde fırlatılıp bir kenara atılır. Tarih bunun örnekleri ile doludur. Rojava’da bu gerçeğe bir kez daha tanık oluyoruz.
Emperyalistlerden ezilen halklara dost olamayacağını, tam tersine emperyalistlerin ezilen halkların düşmanı olduğunu, Suriye’de Rojava’da yaşanan gelişmeler bir kez daha ortaya koyuyor.
Özerk yönetim ne istiyor?
Rojava’da özerk yönetim elinde tuttuğu bölgesel iktidarını, kurulacak yeni bir Suriye rejimi içinde, iktidardan pay alma karşılığında dağıtmak istemiyor. Rojava’daki yapıyı korumak için silahlı gücünü Suriye merkezi ordusu içinde çözme planını reddediyor. Bölgede, âdemi merkeziyetçi bir yapı içinde iktidarını sürdürmek istiyor.
İsrail de devam eden süreci akamete uğratmak için açıkça Suriye’de merkezi bir devlet örgütlenmesini engellemeye çalışıyor. İsrail’in Suriye planı 4 ayrı devletten oluşuyor. Güney’de aslında Golan Tepelerinin işgalinin devamı olan doğrudan İsrail’in kontrolünde bir Dürzi devleti, Akdeniz kıyısında bir Nusayri devleti, Kuzey Batı Rojava’da Kürdistan devleti, ülkenin geri kalan kısmında bir Sünni Arap devleti.
Ortadoğu’da kurulmaya başlanan yeni düzende, gelinen yerde Suriye’nin ne olacağı konusunda iki ayrı plan, program çatışıyor. HTŞ ve Türkiye’nin planı, bütün Suriyeli güçlerin içinde bir biçimde yer alacağı, HTŞ’in başat güç olduğu merkezi bir Suriye devleti ve İsrail’in dört ayrı devlete bölünmüş yeni Suriye planı. ABD kısa süre önceye kadar SDG’yi sahadaki müttefik güç olarak görmeye devam ettiğini açıklıyor ve Şara yönetimi ile SDG arasında açık bir tercih yapmaktan kaçınıyordu. Son gelişmeler ertesinde açıkça SDG’ye desteğini kestiği anlamına gelen tavır aldı. Bu tavırla ABD’nin Suriye siyaseti ile İsrail’in siyaseti arasında açık bir farklılık oluştu.
Rojava tehlikede
Rojavaya saldırı ve savaş Kürt halkına yönelik savaştır.
Rojava’da yaşayan halkların kendi özyönetimlerini kurmaları ve kendi kaderlerini belirlemeleri onların en demokratik doğal hakkıdır. Rojava halkı nasıl yaşayacağına kendisi karar vermelidir. Rojava halkı, kendi varlığına yönelen tehditlere ve dinci faşistlerin saldırılarına karşı mücadele etmektedir.
Sömürgeci Türk devletinin desteğindeki Suriye Geçici Hükümetinin Rojava’ya yönelik saldırılarına karşı durmak, her devrimci ve demokrat insanın görevidir.
Rojava’ya karşı savaş, Kürt halkına karşı savaş, aynı zamanda bütün milliyetlerden halklara karşı savaştır. İşçilere, emekçilere karşı savaştır. Türk işçileri, emekçileri bu haksız sömürgeci savaşa dur demekte en büyük sorumluluğa sahiptir.
Suriye’de gerçekte emperyalist büyük güçler arasında paylaşım dalaşı yaşanıyor. Emperyalistler, işbirlikçileri, gerici bölge devletleri paylaşımdan pay kapmaya çalışıyor.
Emperyalist paylaşımdan en fazla zararı gören işçiler, emekçiler, ezilen halklardır. Çıkarlar için birbirine kırdırılan, ölen, yerini yurdunu terk etmek zorunda bırakılan onlardır.
Suriye’nin kaostan çıkmasının tek yolu vardır:
Suriye’de çeşitli ulus ve milliyetlerden işçiler, emekçiler, ezilenler, halklar için tek çözüm, ulusların ayrılma hakkına sahip olduğu, özgür bir ortamda tüm milliyetlerin eşit koşullarda yan yana yaşadığı, demokratik bir Suriye devletidir.
Demokratik Suriye’ye işçilerin, köylülerin demokratik halk devrimiyle mutlaka varılacaktır.
Görev bunun için çalışmaktır!
Suriye’de İslam soslu gerici faşist diktatörlük çözüm değildir!
Suriye’de gerçek çözüm işçilerin emekçilerin kendi iktidarında, halk demokrasisinde/sosyalizmdedir!
Bütün emperyalist ve yabancı güçler Suriye’den defolun!
Suriye Suriye’de yaşayan bütün halklarındır!
Suriye’nin kaderini ve geleceğini belirleyecek olan bütün milliyetlerden Suriye işçileri ve emekçileridir!
21 Ocak 2025


































































