İran’da, riyalin döviz karşısında rekor seviyede değer kaybetmesi, enflasyon ve pahalılık nedeniyle 28 Aralık’ta Tahran Çarşısı esnafının başlattığı eylemler giderek kitleselleşmiş, ülke geneline yayılan eylemler molla rejimi karşıtı isyana dönüşmüştü.
Faşist molla rejimi kitle eylemlerini şiddet kullanarak, binlerce insanı katlederek, binlercesini tutuklayarak bastırmaya çalıştı.
Kitle eylemlerine önderlik eden örgütlü, güçlü bir komünist önderlik olmadığı için, kitlelerin eylemleri, isyanı sonuçta molla rejimini yıkmak isteyen Batılı emperyalistler ve İsrail tarafından araçsallaştırıldı.
Nitekim Trump’ın “Tahran yönetiminin şiddete başvurması, eylemcileri idam etmesi halinde sert yanıt verileceğini” söylemesi bu çerçeve ele alınmalıdır. Molla rejiminin binlerce insanı öldürmesi ABD’nin umurunda değildir. ABD bu durumu, İran’a saldırmak için araç olarak kullanıyor.
ABD emperyalizmi İran’a olası bir saldırı için Hint Okyanusunda yığınak yapıyor. Abraham Lincoln uçak gemisi ve savaş gemileri bölgeye gönderildi.
Faşist tüccar ABD Başkanı Trump İran’ı sık sık tehdit ediyor. İran’ın nükleer programını sınırlandırmak için bir anlaşma yapmaması halinde “bir sonraki saldırının çok daha kötü olacağı”nı söyleyen Trump İran’a müzakere masasına gelmesi çağrısında bulundu, ancak zamanın “tükenmekte olduğunu” da sözlerine ekledi.
ABD ne istiyor?
ABD İran’dan, “nükleer faaliyeti sonlandırmasını, 12 Gün Savaşı’ndan kalan zenginleştirilmiş uranyum varsa üçüncü bir ülkeye teslim etmesini, balistik füze stoklarını düşürmesini, füzelerin menzilini İsrail’i vurmayacak şekilde kısaltmasını, Ortadoğu’da vekil güçlere verdiği desteği kesmesini” istiyor. Bunları yapmadığı taktirde vurmakla tehdit ediyor.
ABD 21-22 Haziran 2025 tarihlerinde İran’ın nükleer tesislerini bombalamış, İran’da Katar’da ABD’nin El Udeyd Hava Üssü’ne füze saldırısı düzenlemişti.
ABD ve onun Ortadoğu’daki ileri karakolu olan İsrail açısından İran zaten bir açık savaş hedefidir.
İsrail ve ABD, İran’ın atom bombası yapabilecek seviyeye ulaşmasını, atom bombasına sahip olmasını istemiyor. İran’a yönelik askeri müdahale öncelikle İran’ın atom bombası yapma kapasitesini önlemeye ve yok etmeye yöneliktir.
Türkiye ve körfez ülkeleri ABD’nin İran’a askeri müdahalesine karşı çıkıyor. Sorunların diyalog yöntemiyle çözülmesini istiyorlar. Türkiye İran ve ABD arasında mekik diplomasisi yürütüyor.
Yeni paylaşım savaşının arenası Ortadoğu!
ABD emperyalizmi ile İran arasındaki dalaş, olası savaş, emperyalist dünyada değişen güç dengelerinin zorunlu kıldığı, dünyanın yeniden paylaşılması dalaşının bir parçasıdır.
Çin’in emperyalist büyük bir güç hâline gelmesi ile birlikte, emperyalist dünyada güç dengeleri de değişti. Bozulan ve değişen güç dengeleri, emperyalistler arasındaki çelişmeleri iyice keskinleştirdi ve yeni bir dünya savaşı tehlikesini büyüttü.
Güç dengelerinin bozulması, çelişkilerin sertleşmesi 2010’lu yıllardan itibaren giderek dünyanın net bir şekilde iki kampa bölünmesi yönünde gelişmelere yol açtı.
Bir yanda başta ABD emperyalizmi ve Batılı emperyalist büyük güçler; öbür yanda en büyük ekonomik güç olarak Çin emperyalizmi, en büyük ikinci askeri güç olarak Rus emperyalizmi ve müttefikleri var. Dünya kabaca Doğu ve Batı olarak bölünmüş durumdadır.
Bu iki kamp, dünyanın her yerinde, Ortadoğu’da da kapışma halindedirler.
Batılı emperyalistlerin ve Siyonist İsrail’in çıkarları doğrultusunda Ortadoğu’yu yeniden düzenleme savaşına İran ve uzantıları olan örgütler direnmektedirler.
Suriye, Irak, Filistin, Yemen, Sudan yeniden paylaşım savaşı alanlarıdır. Bu alanlarda bütün emperyalist güçlerin ve bir dizi yerel gücün içinde yer aldığı savaş, savaşan esas güçler ele alındığında, güncel olarak, Çin, Rusya ile ABD arasında Ortadoğu’nun yeniden paylaşılması için yürüttükleri bir savaştır.
Savaşa karşı tavır
ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasına karşıyız.
Hiç bir burjuva devletin, başka bir devlete saldırma hakkı yoktur!
Molla rejimini yıkacak güç emperyalistler değil, İran’ın çeşitli ulus ve milliyetlerden işçileri ve emekçileridir.
Komünistler, savaşı önce kimin başlattığı, kimin savunmada olduğu ikilemine göre değerlendirmezler.
Bir savaşta önce kimin saldırdığı, kimin kendisini savunduğu önemli değildir. Önemli olan savaşın ne için yapıldığı, hangi sınıflar önderliğinde, hangi amaçlarla, hangi siyasetin ürünü olarak yürütüldüğüdür.
ABD emperyalizmi ile İran Devleti arasındaki dalaş, olası savaş; Ortadoğu’da devam eden emperyalist paylaşım savaşının bir parçasıdır. Bu dalaşta desteklenecek bir taraf yoktur.
İran’ın İslamcı faşist molla rejimi ile ABD emperyalizmi arasındaki olası savaşta işçi ve emekçilerin hiçbir çıkarı yoktur. Ortadoğu’yu daha da karıştıracak olan bu savaş, emperyalist, gerici ve haksız bir savaştır! ABD emperyalizminin İran’da İslamcı Mollaların kendi çıkarları için sürdürdükleri gerici, karşı devrimci savaşa karşı çıkmalıyız.
İran ve ABD’li işçi ve emekçiler, bu savaşa karşı çıkmalı, ellerindeki silahı kendi burjuvazilerine çevirmelidirler. Savaşı devrim için iç savaşa dönüştürmek ve savaştan devrimle çıkmak hedefleri olmalı, bunun için çalışmalıdırlar.
Fiili olarak savaşa katılmayan ülkelerin komünistlerinin görevi, emperyalist savaşın gerçek niteliğini teşhir etmenin yanında, savaş tarafı ülkelerin devrimci komünist güçlerine mümkün olan en büyük desteği de vermektir.
Ortadoğu’ya barış, emperyalistlerin savaşırken bile adına barış dedikleri saldırganlıkla değil, Ortadoğu’nun halklarının gerçek barış ve devrim mücadelesiyle gelecektir.
Tek kurtuluş, işçi sınıfı, ezilen halkların proleter enternasyonalizmi ve sosyalizm bayrağı altında toplanmasındadır!
Kahrolsun gerici, haksız, emperyalist savaşlar!
Yaşasın proletarya enternasyonalizmi!
30 Ocak 2026


































































