İşçilerin ve emekçilerin uluslararası mücadele günü olan 1 Mayıs, Avustur’ya Viyana’da bu yıl da farklı siyasi çizgilerin düzenlediği çeşitli eylemlerle kutlandı. Sabahın erken saatlerinden itibaren kentin birçok noktasında toplanan kitleler, gün boyunca süren yürüyüş ve etkinliklerde bir araya geldi.
Günün ilk büyük kitlesel etkinliği, Avusturya Sosyal Demokrat Partisi (SPÖ) ve ona bağlı sendikaların, sivil kuruluşların düzenlediği geleneksel “Yıldız Yürüyüşü” oldu. Parti içindeki liderlik tartışmalarına rağmen, başta sendika bürokratları olmak üzere, farklı ülkelerden göçmen işçilerin de katıldığı yürüyüşte on binlerce kişi yer aldı. Ancak bu yıl katılımın önceki yıllara kıyasla daha düşük olduğu gözlemlendi.
Viyana’nın 23 bölgesinden yürüyerek kent merkezindeki belediye binası önünde toplanan kalabalığa yönelik etkinliklerde ise ağırlıklı olarak eğlence ve sosyal aktivitelerin öne çıktığı uyutan politikası oldu.
Aynı saatlerde, Avusturya ‘Komünist’ Partisi’nin (KPÖ) öncülüğünde ikinci bir 1 Mayıs yürüyüşü düzenlendi. Bu eyleme KPÖ’nün yanı sıra çeşitli sol ve reformist gruplar da katıldı. Yürüyüşte yapılan konuşmalarda daha çok reformist mücadele vurgusu dikkat çekerken, bazı katılımcılar bu yaklaşımı eleştirerek savaş tehlikesine karşı işçi sınıfının sınıf mücadelesinin savundu.
Günün üçüncü önemli eylemi ise Avusturya’da SPÖ ve KPÖ’ünde yer aldığı düzen partilerine karşı, devrimci komünist parti inşa örgütü (IA-RKP) nün de düzenleyicileri arasında yer aldığı, “Enternasyonalist Devrimci Blok” tarafından gerçekleştirilen yürüyüş oldu. Bu eylem, farklı coğrafyalardan gelen devrimci ve komünist yapıların ortak bir hat etrafında buluşması açısından dikkat çekti.
Her yıl 1 Mayıs’ta olduğu gibi, bu 1 Mayıs’ta da başkentin en işlek caddesi olan Ringstraβe’de kitap, dergi, bildiri standımızı yine açtık.
Yürüyüş, her yıl olduğu gibi Viyana’nın birinci bölgesinde yer alan Opera binası önünde başladı. Kuzey Kürdistan ve Türkiye’den ulusal hareket ve devrimci grupların yanı sıra Asya, Güney Amerika ve Avusturya’dan komünist ve devrimci grupların katılımıyla gerçekleşen eylemde 2000’in üzerinde kişi yer aldı. Bu yönüyle yürüyüş, uluslararası katılımın güçlü olduğu ve enternasyonalist karakterin öne çıktığı bir eylem olarak dikkat çekti.
Enternasyonalist Devrimci Blok’un bu yılki yürüyüş sloganları ise “Sosyal hakların kısıtlanmasına hayır! Savaş endüstrisine hayır! Emperyalist paylaşım savaşına hayır!” oldu. Yürüyüş boyunca Almanca, Kürtçe, Türkçe, İtalyanca ve İspanyolca atılan sloganlar, eylemin çok dilli ve uluslararası karakterini güçlendirdi. Farklı dillerde atılan sloganlar, farklı coğrafyalardan gelen işçi ve emekçilerin ortak talepler etrafında birleştiğini gösterdi.
Yürüyüş, Votiv Park’ta yapılan konuşmalar ve müzik dinletisi ile sona erdi. Burada gerçekleştirilen konuşmalarda, artan hayat pahalılığı, savaş politikaları, göçmen işçilerin yaşadığı sorunlar ve uluslararası dayanışmanın önemi vurgulandı.
Viyana’da gerçekleşen 1 Mayıs etkinlikleri, farklı siyasi hatların ve mücadele anlayışlarının bir arada varlığını sürdürdüğünü bir kez daha ortaya koydu. Bir yanda geleneksel ve kitlesel yürüyüşler, diğer yanda reformist ve devrimci perspektifler arasındaki ayrımlar, 1 Mayıs’ın yalnızca bir anma günü değil, aynı zamanda işçi sınıfı mücadelesinin yönüne dair tartışmaların canlı tutulmaya çalışıldığı bir mücadele ve dayanışma günüdür de.
Bıji yek Gulan!
Yaşasın devrimci 1 Mayıs!
2 Mayıs 2026, Viyana
YDİ Çağrı okurları.
Not: Güne dair çıkardığımız Almanca ve Türkçe bildirinin Türkçesini ekte sunuyoruz.
Linz’te de YDİ Çağrı okurları bu 1 Mayıs’ta ki Alternatif yürüyüşe katılarak YDİ Çağrı, Yeni İşçi Dünyası’nın bildirisini, İA.RKP, Proleter Devrim dergisinin Almanca, Türkçe bildirilerini ve yayın organlarını dağıttılar, sattılar.
EMPERYALİST ÇELİŞKİLER KESKİNLEŞİYOR, SAVAŞLAR ARTIYOR, HAKLARIMIZ KESİLİYOR, DEVRİMCİ MÜCADELE İÇİN ÖRGÜTLENELİM!
140 yıl önce Haymarket ayaklanması (Şikago’da) ile zirvesine ulaşan işçi mücadelesi, bugüne kadar tamamlanmamış bir tarihin parçasıdır. Sekiz saatlik iş günü talebiyle başlayan bu yürüyüş, 21. yüzyılda” yeni sosyal-adaletsizlik”, “yeni sömürü” ve “yeni mücadele” başlıklarıyla devam ediyor.
Dünya genelinde artan savaşlar, ekonomik krizler ve keskinleşen eşitsizlikler, kapitalist/emperyalist sistemin işçi ve emekçiler açısından sürdürülemez hâle geldiğini gösteriyor. İşçi sınıfı giderek daha fazla çalışırken, yaratılan zenginlikten aldıkları pay giderek azalıyor. Gelecek endişesi artıyor, yaşam koşulları kötüleşiyor.
Emperyalist devletler ve bloklar arasındaki çelişmeler dünya çapında keskinleşiyor. Değişen güç dengeleri yeni bir emperyalist paylaşım savaşını dayatıyor. Bütün emperyalist ve gerici güçler üçüncü bir paylaşım savaşına hazırlanıyor. Silahlanma harcamaları ise rekor kırıyor: Küresel askerî harcamalar bu arada 2 trilyon doların üzerine çıkmış durumda. Bu kaynaklar halkların ihtiyaçları için değil, bilakis savaş için kullanılıyor.
Asya’da, Ortadoğu’da, Afrika’da, Güney Amerika’da; dünyanın her yanında yürütülen savaşlarda yüz binlerce insan ölüyor. Milyonlar göç yollarında. Bugünkü savaşlar, dünyanın yeniden paylaşımı uğruna bir savaş için hazırlıklardır. Dünyada her türlü gericilik, faşizm ve göçmen karşıtlığı gelişiyor.
Gericilik, faşizm ve yabancı düşmanlığının tüm biçimleri dünya çapında artıyor:
ABD emperyalist devleti, ekonomik ve jeopolitik çıkarlarını gerçekleştirmek için Venezuela’nın seçilmiş başkanını haydutça kaçırmakta; Küba halkını ablukalarla açlığa mahkûm ediyorlar, İran’ı siyonist İsrail devleti ile bombalıyorlar ve çocukları öldürüyorlar.
Siyonist İsrail devleti, Ortadoğu’da yayılmacı politikalarıyla Filistinlilere soykırım yapmakta; Güney Lübnan ve Suriye’nin belli bölgelerini işgal ediyorlar.
Tüm bu emperyalist çıkarlar uğruna yürütülen savaşlardan hiçbir çıkarı olmayan bölge halklarını, ölüm ve zorla yer-yurtlarından sürülmenin yanı sıra daha fazla işsizlik, daha fazla yoksulluk ve daha fazla açlık bekliyor.
Çocukların bile katledildiği emperyalist saldırganlığın en acımasız boyutunu kadınlar ve çocuklar yaşıyor. Kadın ve çocuk yoksulluğu, savaş dönemlerinde katlanarak artıyor.
Ataerkilliğin damga vurduğu kapitalist düzende işçi kadınların karşı karşıya kaldığı sorunlar yalnızca emperyalist savaşlarda daha fazla acı ve yoksullukla sınırlı değildir. Milyonlarca işçi kadının günlük yaşamını belirleyen ekonomik baskı, yoksulluk, eşitsizlik ve şiddete maruz kalıyor.
1 Mayıs’a bu bakışla giriyoruz. Bugün, yalnızca geçmiş mücadeleleri anmak değil; bilakis aynı zamanda içinde yaşadığımız şimdiki zamanın gerçeklerini görünür kılmak ve ortak bir devrimci irade ortaya koymak açısından da önem taşıyor.
Bugün emperyalist Avusturya devletinde de “güvenlik” ve askerî harcamalara ayrılan bütçeler artarken, sosyal harcamalar giderek daha fazla kısıtlanıyor. Her şeyden önce büyük şehirlerde geçim karşılama masrafları yükseliyor, barınma ve temel ihtiyaçlara erişim girerek daha zor hâle geliyor, işçi ve emekçiler için hayat giderek daha çekilmez oluyor.
Bugünün en önemli sorunları:
• Barınma krizi keskinleşiyor. Kiralar hızla artarken, uygun fiyatlı konut bulmak giderek zorlaşıyor. Her şeyden önce düşük ve orta gelirli kesimler şehir merkezlerinden kovuluyor.
• Enflasyon karşısında ücretler eriyor. Enerji, gıda ve temel ihtiyaç fiyatları sürekli yükselirken, satın-alım gücü düşüyor.
(Enerji holdingleri milyarlar kazanıyor.)
• Çalışma hayatında güven(ce)sizlik artıyor. Süresi sınırlı işler, kısmi zamanlı çalışma ve düşük ücretli istihdam yaygınlaşıyor.
• Emeklilik sistemi üzerindeki baskı büyüyor. Daha uzun çalışma süreleri ve belirsiz emeklilik koşulları geleceğe dair kaygıyı güçlendiriyor.
• Sosyal yardımların tırpanlanması ve kamu harcamalarındaki kesintiler, en zayıf kesimleri daha da zor durumda bırakıyor.
• Sağlık ve eğitim gibi hizmetlerde eşitsizlikler artıyor; kamusal hizmetlere erişim zorlaşıyor.
• Göçmenler ve düşük gelirli işçi ve emekçiler hem ekonomik hem de toplumsal baskılardan daha fazla etkileniyor.
Zorunlu askerlik yükümlülüğüne hayır!
Çocuklarımızı yaşamak, öğrenmek ve özgür bir gelecek kurabilmek için büyüttük. Onların savaşlarda ölmesini ya da öldürmeye zorlanmasını kabul etmiyoruz.
Biz, çocuklarımızın başkasını öldürmesini ya da kendi hayatlarını kaybetmesini istemiyoruz.
Çocuklarımız için savaş değil, bilakis barış istiyoruz.
Ölmek ve öldürmek değil, bilakis yaşamak istiyoruz.
Tüm bu emperyalist zulme karşı bugünkü görevimiz, Avusturya’daki emperyalist burjuva devletine karşı, işçi sınıfının devrimci komünist bir partisini inşa etmek için kendimizi örgütlemektir.
Bugün dünya çapında yürütülen savaşlar, çoğunluğun değil; bilakis küçük bir azınlığın çıkarları uğruna sürdürülüyor. Emperyalist burjuvazinin daha fazla kâr ve daha fazla jeopolitik güç hedefi için aldığı kararların bedelini bizler ödüyoruz. Ölenler, yaralananlar, zorla yerinden edilenler; işçiler, emekçiler ve onların çocuklarıdır.
Bugünün 21. yüzyıl dünyasında, nesnel devrim koşulları hiç olmadığı kadar daha uygun olmasına rağmen; nükleer savaş tehlikesini de beraberinde getirdiği emperyalist bir paylaşım savaşı tehlikesiyle karşı karşıyayız. Bunun nedeni, dünya çapında işçi sınıfının öncü gücü olan devrimci komünist partilerin örgütsel eksikliğidir. Bu yüzden biz, dünyadaki tüm devrimcileri ve komünistleri herkesin kendi ülkesinde birlikte örgütlenmeye çağırıyoruz.
Kapitalist sistemin ve onun temsilcilerinin önümüze yığdığı sorunlara yalnızca tek bir gerçek çözüm vardır: Kapitalist/emperyalist sömürü düzenimizde toplumsal zenginliğin ve hemen hemen tüm değerlerin gerçek üreticisi olan proletaryanın siyasi önderliği altında bir devrimdir. Gelişmiş kapitalist ülkelerde, yeni ve daha iyi bir toplumu kazanacak olanlar işçi sınıfıdır.
Yaşasın işçi sınıfının örgütlü mücadelesi!
Bütün dünyanın işçileri ve ezilen halkları, emperyalist savaşa karşı birleşin!
Yaşasın devrimci 1 Mayıs!
Yaşasın Proleter Devrim!
1995’ten beri, özellikle sınıf bilinçli işçilere yönelik bildiriler dağıtıyoruz. Bu yazılar 2001 yılından bu yana yayınlanan Proleter Devrim Gazetesinde de basılmaktadır. Hedefimiz, sınıfsız, baskısız ve sömürüsüz bir toplumsal düzendir. Bunun için işçi sınıfı kendi mücadele partisini kurmalı, iktidarı ele geçirmeli, üretim araçlarının sahiplerini mülksüzleştirmeli ve burjuva düzeninin tüm kalıntıları ortadan kalkana kadar sınıf mücadelesini sürdürmelidir. 1960’lı yılların ortalarında, SBKP’nin hatalarını tartışarak ve Sovyetler Birliği’nde bürokratik devlet kapitalizminin öncülerine karşı sert bir mücadele vererek marksist-leninist bir genel çizgiyi savunan ve yeni komünist partilerin kurulmasına yol açan uluslararası devrimci-komünist hareketin geleneğinde duruyoruz. Biz devrimci komünistleriz ve bu nedenle KPÖ [Avusturya ‘Komünist’ Partisi-ÇN]’de örgütlenmiyoruz.
IA.RKP Proleter Devrim
Devrimci-Komünist bir Partinin Avusturya’da Devrimci-Komünist Dergi
Kurulması için İnisiyatif Stiftgasse 8, A-1070 Wien
Stiftgasse 8, A-1070 Wien, ia.rkp2017@yahoo.com prolrevol.wordpress.com
iarkp.wordpress.com
1 Mayıs 2026






































































