Bileşeni olduğumuz “NATO ve Emperyalist Savaş Karşıtı Birlik”, ABD emperyalizminin siyonist İsrail ile birlikte İran’a saldırısını protesto etmek için İstinye’de bulunan ABD Konsolosluğu önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.
İstinye Tersane Durağında toplanan birlik bileşenleri, konsolosluk önüne sloganlarla yürüyüş gerçekleştirdi.
Yürüyüş boyunca “Katil ABD Ortadoğu’dan defol!, Emperyalizm yenilecek, direnen haklar kazanacak!, Kahrolsun emperyalizm, yaşasın mücadelemiz!, Emperyalistler, işbirlikçiler 6. Filoyu unutmayın!, Yaşasın işçilerin birliği, halkların kardeşliği!, Kahrolsun ABD emperyalizmi!” sloganları atıldı.
Konsolosluk önünde yapılan konuşmalarda emperyalistlerin, siyonistlerin yağma ve savaş politikaları teşhir edildi.
Söz alan DEM Parti Milletvekili Kezban Konukçu, emperyalist siyonist güçlerin savaş politikalarına karşı mücadele çağrısı yaptı. Konukçu’nun konuşmasının ardından basın metni okundu.
Basın açıklamasında okunan birliğin basın metni:
BASINA VE KAMUOYUNA;
EMPERYALİZM YENİLECEK, DİRENEN HALKLAR KAZANACAK!
KATİL ABD BÖLGEMİZDEN DEFOL!
Kana susamış emperyalist ABD ve onun bölgeye saplanmış hançeri olan Siyonist İsrail’in İran’a yönelik başlattığı kapsamlı savaş sürüyor. İki haftayı aşkın süredir İran’a yönelik saldırılar askeri hedeflerin yanı sıra okullar, hastaneler, limanlar, enerji depoları, su arıtma tesisleri gibi sivil alt yapının da olduğu yerlere yönelmiş haldedir. Şu ana kadar yüzlerce insan yaşamını yitirirken, binlerce insan yaralanmış durumda. Bu barbarlar sürüsü çocukların bulunduğu okulları hedef alıp katliamlar yaparak insanlık suçlarını katlamaktadır. Bütün bir varlıkları daha fazla egemenlik, daha fazla yağma ve hegemonya üstüne kurulu olan emperyalizmin bölge planları çerçevesinde, Afganistan, Irak, Suriye, Libya, Filistin, Lübnan ve daha nice coğrafyada yarattıkları yıkım, bugün İran halklarına yönelmiş, saldırılar Lübnan’a da uzanmıştır. Tepeden tırnağa bir haydutluk ve bir emperyalist yağma savaşı olan bu saldırganlık, bölgede kapsamlı bir savaşa şeklinde sürüyor.
Kolay bir zafer uman ABD ve Siyonist İsrail’in İran toprakları genelinde saldırıları sürse de bölgedeki emperyalist üsler bir ateş çemberine alınmış durumdadır. Petrol üretim ve sevkiyatı durma noktasına gelmiştir. Dünyanın dört bir yanında ise halklar bu saldırganlığa karşı sokaklara çıkmaya başlamıştır. ABD işçi sınıfı ve emekçileri bu savaşın karşısında durmakta, savaşın durdurulması için sokaklarda gösterilerle ABD’nin saldırganlığını protesto etmektedir.
İnsanlığa tahakküm, kölelik, boyun eğdirme ve yıkımdan başka bir anlama gelmeyen emperyalizm hiçbir yerde halklara özgürlük getirmez, getiremez. İran’ı bombalarken, yıllardır emperyalist abluka ve kapitalist sömürü altında, baskılara, yoksulluğa karşı mücadale yürüten İran emekçi halklarının bu gözü dönmüşlüğü destekleyeceğini kurgulamaları halkların iradesini hiçe saymalarından geliyor. Oysa dünyanın neresinde olursa olsun, bir coğrafyanın işçi sınıfı ve emekçi halkları kendi geleceğine ancak kendisi karar verebilir. İran işçi-emekçilerinin, halklarının, emperyalistlere karşı mücadelesi, yüzyılı aşkın tarihe sahip köklü bir bilinçtir, bu saldırganlığa da bu bilinçle yanıt vermektedir.
Bugün dünyanın dört bir yanında Siyonist İsrail’in Gazze’de giriştiği soykırıma karşı büyüyen Filistin halkıyla uluslararası dayanışma hareketi, giderek emperyalist saldırganlık ve savaş karşıtlığına doğru evrilmektedir. Bu hareket giderek gelişecektir.
Ancak tüm bu olgulara rağmen, emperyalizmin saldırısı Ortadoğu’dan, Hint Okyanusu’na, Afrika’dan Latinlere kadar dizginsiz bir şekilde sürüyor. ABD emperyalizmi Batı Yarımküre ve Latin Amerika’da yeniden tam egemen olmak istiyor. Egemenliğini kabul etmeyen ülkeleri tehdit ediyor. Venezuela’dan Küba’ya ve daha onlarca yere kadar haydutça bir saldırganlık ve yıkıcılık ile emperyalizm yitirdiği hegemonyasını yeniden tesis etmeye çalışıyor.
Güncellenen “Monroe Doktrini”, ABD’nin “Yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi” Küba, Nikaragua, Meksika, Kolombiya ve Brezilya için tehdit oluşturuyor.
Venezuela başkanı Maduro’yu Ocak ayının başında kaçırarak ve Venezuela’yı ekonomik olarak kuşatarak teslimiyet dayatıyor. Ama en çok da 67 yıldır emperyalist ablukalara, işgal girişimlerine, blokaja ve her türlü hile hurdaya karşı ABD’ye karşı bağımsızlığını koruyan Küba’yı yıkmayı hedefliyorlar. Venezuela saldırısının ardından Küba’ya tam bir enerji ablukası ile ciddi anlamda yakıt krizi oluşturuyorlar. Ayrıca paramiliter faşist güçleri silahlandırarak Küba topraklarına gizlice sokmaya ve devrimi yıkmaya çalışıyorlar. Devrime karşı her türlü işbirlikçi gücü kullanarak, L. Amerika’da emperyalizme karşı direnişin odağı Küba’yı teslim alma peşindeler. Sağlık tugayları ile dünyanın dört bir yanına koşan, tüm imkansızlıklara rağmen ezilen halkların elinden tutan, Che’lerin, Castroların toprakları diz çökmeyecek!
Emperyalist kapitalist dünyanın egemenleri tarafından neo-liberal vahşi sömürü altında tutulup geleceksizlik ve belirsizlik girdabına itilen ezilen ve sömürülen halkların, daha iyi yaşam ve başka bir dünya mümkün arayışları her türlü yolla bastırılmaya çalışılmaktadır.
Emperyalist kapitalist sistem büyük bir yapısal krizle sarsılmaktadır. Emperyalizmin en yetkili ağızlarından dahi sarf edilen bu tespitler bu yağma savaşının önemli sebeplerinden biri olarak karşımızda duruyor. Nereye dönsek emperyalizmin eliyle halklara dayatılan barbarlık, yıkım ve işgallere tanık oluyoruz. İnsanlığın geleceğini temsil eden ne varsa dağıtılmak, emperyalizmin dayatmalarını reddeden ülkeler teslim alınmak ve dünya halklarının geleceğine ipotek koymak isteniyor. Eğer başarabilirse dizginlerinden boşanmış bir terör, yıkım, barbarlık ve çürüme yani emperyalist-kapitalist dünyanın sunabileceği tek şeyi küresel çapta dayatacaklar, bu saldırıların daha kapsamlı ve yıkıcısı ile büyük bir yıkım savaşının kapısını aralayacaklar.
Ya barbarlık içinde çöküş ya sosyalizm! Güncel alternatiflerdir…
Şimdi durup izleme değil, başına bombalar yağan İran halklarıyla, kuşatmalara, ablukalara teslim olmayan Küba işçi sınıfı ve emekçileriyle enternasyonal mücadeleyi büyütmenin, eyleme dayalı mücadele birliğini güçlendirmenin zamanı! Bu savaşı durduracak gerçek güç yaşadığımız topraklarda ve Ortadoğu’da ayağa kalkacak halklardır! Savaş karşısında timsah gözyaşları döküp bu savaşın bilfiil parçası olan sermaye iktidarı tıpkı Gazze Savaşı’nda olduğu gibi halkları aldatıyor. Emperyalizme, onun vurucu gücü olan NATO’ya, siyonizme ve emperyalizm işbirlikçilerine karşı yaşasın halkların ortak mücadelesi!
Tahran’dan, Havana’ya emperyalizme karşı duran halklar kazanacak!
YAŞASIN PROLETARYA ENTERNASYONALİZMİ!
KAHRAOLSUN EMPERYALİZM, KAHROLSUN SİYONİZM!
KATİL ABD BÖLGEMİZDEN DEFOL!
EMPERYALİZM YENİLECEK, DİRENEN HALKLAR KAZANACAK!
NATO ve Emperyalist Savaş Karşıtı Birlik
***
NATO ve Emperyalist Savaş Karşıtı Birlik’in açıklamasında hemfikir olmadığımız kimi noktalar/tespitler var. Bu tespitler ile ilgili taslak metin üzerine yapılan tartışmada görüş ve önerilerimizi ifade ettik.
Basın metninde hemfikir olmadığımız, yanlış bulduğumuz tespitler şunlar:
1.“Kana susamış emperyalist ABD” tabirini kullanmayı doğru bulmuyoruz. ABD emperyalizmi kana susadığı için İran’a saldırmıyor. Dünya genelinde yürüyen yeniden paylaşım dalaşında İran, Çin ve Rusya emperyalizmi ile hareket ettiği, ABD’nin kontrolü altında olmadığı ve Ortadoğu’da çıkarlarına zarar verdiği için İran’a saldırıyor. Emperyalist ABD demek yeterli olacaktır.
2.Metin de “ABD işçi sınıfı ve emekçileri bu savaşın karşısında durmakta, savaşın durdurulması için sokaklarda gösterilerle ABD’nin saldırganlığını protesto etmektedir.” deniliyor. Burada genel tespit yapılıyor. Oysa olgu bu değil. ABD’de işçi sınıfı ve emekçileri savaşın karşısında dursa ABD emperyalizmi savaş yürütemez! ABD’de sokağa çıkan işçiler, emekçiler savaşa karşı çıkmakta, ABD’nin saldırganlığını protesto etmektedir, denilmesi yeterli olacaktır. Kaldı ki abartılı tespitler yapmaya gerek yoktur. ABD’de savaşa karşı sokağa çıkan insan sayısı fazla değildir.
3.Metinde yer alan “Devrime karşı her türlü işbirlikçi gücü kullanarak, L. Amerika’da emperyalizme karşı direnişin odağı Küba’yı teslim alma peşindeler.” tespitine katılmıyoruz. Rusya, Çin emperyalizmi ile iyi ilişkileri olan Küba emperyalizme karşı direnişin odağı değildir. ABD emperyalizmi Küba’nın devlet egemenliğini, varlığını hiçe sayarak, Küba’yı abluka altına alıyor, tehdit ediyor, teslim almak istiyor. Küba halkı buna karşı direniyor. ABD’nin ablukasına karşı direnen Küba halkı ile dayanışma içindeyiz. Denilmesi yeterli olacaktır.
4.“Tahran’dan, Havana’ya emperyalizme karşı duran halklar kazanacak!” tespitini de doğru bulmuyoruz.
ABD emperyalizmi ve siyonist İsrail’in İran’a saldırısı ile başlayan savaş, gerici emperyalist bir savaştır. Bu savaşta desteklenecek taraf yoktur. Savaş dünya genelinde ve Ortadoğu’da büyük emperyalist güçler arasında süren yeniden paylaşım dalaşının parçasıdır.
Tahran’da, İran’da direnen molla rejimidir. Sokaklara çıkan, savaşta rejimi destekleyenler, yas tutanlar rejim karşıtları değil, rejim destekçileridir. Emperyalizme karşı durma açısından Tahran vurgusu isabetli olmamıştır. Haksız, gerici, emperyalist karakteri olan savaşta, emperyalizme karşı duruş bağlamında Tahran kavramını kullanmak molla rejimini desteklemek anlamına gelir.
Keza Havana vurgusu da doğru olmamıştır. Küba ABD’nin sömürgesi olmamak, ABD’ye karşı bağımsızlığını yitirmemek için mücadele etmektedir. Küba devleti genel olarak emperyalizme karşı değildir. Karşı olunan ABD emperyalizmidir. Küba’nın Rusya ve Çin emperyalizmi ile iyi ilişkileri vardır.
Bu sebeplerle “Emperyalizm yenilecek direnen halklar kazanacak!” Denilmesi yeterlidir ki, bu zaten slogan olarak metinde vardır.
15 Mart 2026







































































