Yeni İşçi Dünyası mayıs sayısı, “Savaşı kapitalistler çıkarır! Bedelini işçiler, emekçiler, yoksullar, ezilenler öder!” manşetiyle çıktı.
Sayı 80 içindekiler:
Savaşı kapitalistler çıkarır! Bedelini işçiler, emekçiler, yoksullar, ezilenler öder!
1 Mayıs’tan…
Grev ve direnişlerden kısa kısa
Büyüyen kim?
“Aile Yılı” yetmedi, sıra “Aile ve Nüfus 10 Yılı”nda!
Çekiç mizah sayfası
Başyazıdan:
Bizim de bir savaşımız var: Sınıf savaşı!
Her kapitalist toplumda olduğu gibi Türkiye’de de işçilerin ve emekçilerin yürütmek zorunda oldukları bir savaş var: Sınıf savaşı!
Bu savaş haklı bir savaştır. İşçilerin ve emekçilerin haksızlığa ve hukuksuzluğa karşı kapitalist sömürü düzenine karşı yürüttüğü bir mücadeledir. Sınıf savaşı üretenin de yönetenin de işçi ve emekçilerin olduğu bir düzeni kurmak için verilen bir savaş olarak ilerliyor.
Devlet bu savaşta tarafsız değil, kapitalistlerin çıkarlarını koruyan bir baskı ve savaş aygıtıdır. İşçi sınıfının hak arayışları çeşitli yollarla bastırılıyor, grevler yasaklanıyor, sendikal faaliyetler engelleniyor, sendikacılar ve işçi önderleri hedef alınıyor, tutuklanıyor. Son dönemde farklı sektörlerde yaşanan grev yasakları, direnişlere yönelik polis müdahaleleri, sendikacıların ve öncü işçilerin gözaltına alınması bu sürecin güncel örnekleri olarak ortaya çıkıyor. Patronların çıkarları söz konusu olduğunda devlet mekanizması hızla devreye giriyor ve grev kırıcılığına hizmet ediyor.
Sınıf bilinçli işçiler, işçilerin ve emekçilerin bu savaştan zaferle çıkması, kendi emekçi cumhuriyetlerini kurması için mücadele ediyor ve etmeye devam edecektir.
Hiçbir işçinin ve emekçinin Ortadoğu’da süren savaşa yönelik “Biz savaşta değiliz, bu bizi ilgilendirmiyor.” deme lüksü yoktur. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışı, bu düzenin sürmesine hizmet ediyor. Evet, savaşın doğrudan cephesinde olmayabiliriz ancak savaş çok yönlü yıkıcı etkileriyle hayatımızın içinde, gündelik yaşamın her alanında hissediliyor.
Öyleyse görev yalnızca Ortadoğu’da devam eden savaşa karşı çıkmak değildir. Görev; emperyalist savaşlara, onları örgütleyen uluslararası mekanizmalara, içeride kurulan baskı düzenine ve işçi sınıfına yönelen saldırılara karşı bütünlüklü bir mücadeleyi büyütmektir.
Savaş devletler arasında sürüyor, ancak bedelini işçiler, emekçiler ve yoksul halklar ödüyor. Ve aynı anda bir başka savaş, sınıf savaşı da kesintisiz biçimde devam ediyor. Bu nedenle mücadele de çok yönlü olmak zorundadır.
Görev, emperyalist savaşlara, NATO’ya, içerideki sömürü ve baskı düzenine karşı çıkmak ve işçi sınıfının örgütlü gücünü büyütmektir.
Çünkü kapitalist düzen değişmeden, savaşların kaynağı kurutulmadan gerçek bir kurtuluş mümkün değildir.
Okumak için:


































































