CHP 38. kurultay davasında verilen mutlak butlan kararının ardından, Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Merkez binasının tahliye edilerek kendilerine teslim edilmesini talep etmesi üzerine Genel Merkez binası polis zoruyla boşaltıldı.
Burjuva siyasetinin iki ana kutbu AKP ve CHP arasında açık bir şekilde süren iktidar mücadelesi, Mart 2024’te yapılan yerel seçimlerden sonra giderek sertleşti.
CHP’nin 31 Mart 2024’te yapılan yerel seçimlerden 47 yıl sonra ilk kez birinci parti olarak çıkması, egemen sınıfın değişik klikleri arasındaki iktidar mücadelesinin, merkezi iktidar ile yerel muhalif iktidarlar arasındaki dalaş biçimine de bürünmesini beraberinde getirdi.
Diğer yandan CHP 38.Olağan Kurultay hakkında, kimi kuraltay delegeleri tarafından dava açılması, CHP içinden ortaya saçılan bilgiler, iddialar “bazı delegelerin oylarını özgür iradeleriyle değil; para, belediyelerde işe yerleştirme garantisi, alışveriş kartları ve geleceğe yönelik siyasi makam, adaylık vaatleri karşılığında satması” 3 yıl sonra mutlak butlan kararına dayanak olmuştur.
AKP/MHP iktidarının elinde yargı sopası da bulunuyor.
24 yıldır iktidarda olan AKP tarafından yargı önemli oranda ele geçirilmiştir. Yargının önemli bir bölümü AKP yargısıdır ve AKP’nin muhalifi olan CHP’ye karşı da araç olarak kullanılmaktadır.
CHP belediyelerine karşı yürütülen soruşturma ve açılan davaların “siyasi olmadığı”, salt hukuki davalar olduğu ne kadar yalan ise, bu operasyonların bütünüyle siyasi olduğu da yalandır.
Kapitalist sistem hangi belediye ya da hangi iktidar kurumu olursa olsun; rüşvet, yolsuzluk, yiyicilik, kayırmacılık, zimmet, irtikap, kamu olanaklarını kişisel imkanlar için kullanma vs. üzerine kuruludur. Bu sistemde bunun olmadığı kurum ve kişi kural dışıdır.
AKP/MHP iktidarının CHP’ye yönelik operasyonları öncelikle siyasi operasyonlar, siyasi muhalifleri faşist yöntemlerle sindirme, hizaya çekme operasyonlarıdır.
İktidar olması halinde, CHP’nin kendisine çekilen operasyonların benzerlerini AKP’ye çekeceği kesindir.
Yiyicilik, rüşvet, irtikap, kamu imkanlarını kişisel çıkarları kullanma konusunda yoktur birbirlerinden farkları.
Bu davalar ve soruşturmalar AKP/MHP iktidarının siyasi rakipleriyle sürdürdüğü iktidar mücadelesinin bir parçasıdır. AKP bu şekilde yerel seçimlerde aldığı yenilginin intikamını almaktadır.
CHP’ye yönelen soruşturmaların, davaların, mutlak butlan kararının amacı, CHP’yi yıpratmak, parçalamak, zayıflatmak ve çökertmektir. Belediyelerde ise hedef CHP iktidarını mümkünse yıkmak, yoksa geriletmektir.
AKP/MHP ile CHP arasında sertleşen iktidar mücadelesi yanında CHP’nin içinde de iktidar mücadelesi vardır. Ekrem İmamoğlu/Özgür Özel takımı ile Kemal Kılıçdaroğlu takımı arasındaki iktidar dalaşı mutlak butlan kararı ile sertleşmiştir. Mansur Yavaş takımı bu iki klik arasındaki mücadeleyi sessizce izlemektedir.
Faşizm, hukuksuzluk, yolsuzluk, rüşvet, yiyicilik vb. ile içiçe geçen AKP ve küçük ortağı MHP ile CHP arasındaki dalaş, kavga; ne demokrasi, ne de faşizme karşı mücadele kavgasıdır. Kavgaları devlete kimin hakim olacağı, devleti kimin yöneteceği, devlet nimetlerinden kimin yararlanacağı kavgasıdır.
İki burjuva klik arasında açık biçimde sertleşerek süren iktidar dalaşında taraf değiliz!
Bizim tarafımız işçilerin, emekçilerin, ezilenlerin yanı, sınıf mücadelesi ve devrim mücadelesi tarafıdır.
Bu kavga bizim kavgamız değildir!
Bu kavga işçilerin, emekçilerin kavgası değildir!
Bu kavgada taraf tutulacak, desteklenecek bir taraf yoktur!
İşçilerin, emekçilerin, halkların, ezilenlerin sınıf düşmanı yalnızca AKP/MHP iktidarı değil, adı ne olursa olsun, kimin önderliğinde olursa olsun, bir bütün olarak burjuvazinin iktidarı ve onun devletidir.
Sorun şu ya da bu düzen partisinin iktidarda olması değil, işçileri, emekçileri sömüren, baskı altında tutan sermaye düzeninin varlığıdır. İşçileri, emekçileri açlığa, yoksulluğa mahkûm eden sermaye düzeni, sermaye devleti yıkılmalıdır! İşçiler, emekçiler burjuva siyasetten bağımsız, kendi sınıf mücadelesini vermelidir.
Gerçek demokrasi burjuva partiler arasındaki kavgada taraf olmak ile kazanılmaz!
Sömürü düzeni sürdüğü sürece gerçek demokrasi gelmez!
İşçi sınıfı, burjuva kliklerin kavgasında taraf olmak yerine kendi sınıf çıkarları etrafında kenetlenmeli, bu kavganın dışına çıkarak bağımsız bir siyasal güç olarak tarih sahnesinde yerini almalıdır. Zira işçi sınıfı ve emekçilerin kurtuluşu egemen sınıfın şu veya bu kesiminin iktidarında değil, kendi sınıf iktidarındadır.
24 Mayıs 2026


































































