ABD emperyalizmi ve siyonist İsrail, 28 Şubat sabahı erken saatlerde İran’a saldırı düzenledi.
Saldırılarda başkent Tahran, İsfahan, Kerec, Kum, Tebriz, Buşehr, Kirmanşah ve İlam kentleri hedef alındı.
İran da saldırılara misilleme saldırıları ile cevap verdi.
Suudi Arabistan, Bahreyn, BAE, Katar, Kuveyt, Katar, Ürdün, Irak’da bulunan ABD üstlerini füze ile vurdu.
İsrail’e misilleme saldırıları yaptı.
ABD ve İsrail’in ortak saldırılarında İran’ın güneyinde yer alan Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab kentinde bir kız ilkokulu hedef alındı. Saldırı sonucu en az 85 kız çocuğunun öldüğü, 61 yaralının olduğu duyuruldu.
ABD, İsrail-İran savaşı, karşılıklı füze atışları ve hava bombardımanlarıyla devam ediyor.
Tüm emperyalist, gerici, haksız savaşlarda olduğu gibi, İsrail, ABD-İran savaşında da en büyük yıkımı, İsrail ve İran halkları, işçiler ve emekçiler yaşıyor. Başta yoksulluk, açlık, işsizlik olmak üzere savaş ve ölüm korkusu şimdiden birçok insanı göç yollarına düşürmüş durumda.
Faşist Binyamin Netanyahu, İran’a yönelik saldırının amacının “varoluşsal tehdidi ortadan kaldırmak” olduğunu belirterek, İran’ın nükleer silahlara sahip olmaması gerektiğini söyledi.
Trump ise “Amacımız, İran rejiminin oluşturduğu acil tehditleri ortadan kaldırarak Amerikan halkını korumaktır. Bu terörist rejim asla nükleer silaha sahip olamaz.”diyerek “İran halkına özgürlük” vadetti.
Emperyalizmin getirdiği “özgürlüğün” ne olduğunu Afganistan’dan, Irak’tan, Libya’dan, Suriye’den biliyoruz. Emperyalizm halklara özgürlük, demokrasi getirmez! Emperyalizmin halklara getirdiği baskı, sömürü, katliam ve köleliktir.
İngiltere, Fransa ve Almanya ortak bir açıklama yayımlayarak İran’ın “bölgedeki ülkelere yönelik saldırılarını en sert şekilde kınadıklarını” söyledi.
Üç ülke, İran’ı “nükleer programına son vermeye, balistik füze programını kısıtlamaya, bölgede istikrarsızlaştırıcı faaliyetlerinden vazgeçmeye, kendi halkına karşı uyguladığı korkunç şiddet ve baskıyı durdurmaya” çağırdı.
ABD emperyalizmi ve siyonist İsrail’in İran’a saldırısı içinde bölgesel savaş riski taşıyan bir saldırıdır.
T.C devleti kendi çıkarları açısından İran’a saldırıya karşıdır.
Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada taraflar “saldırılara bir an önce son vermeye davet” edildi.
“Bölgemizdeki meselelerin barışçıl yollarla çözülmesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. Türkiye, arabuluculuk konusunda gerekli desteği vermeye hazırdır.” denildi.
İran’a açıkça saldıran ve savaş kışkırtıcılığında öne çıkan Siyonist İsrail ve ABD emperyalizmidir.
Kendisi, bölgedeki en saldırgan ve atom bombası sahibi tek güç olan İsrail’in Siyonist faşist yöneticilerinin, bölgedeki bir başka gerici faşist güce “atom bombası yapma aşamasındalar” gerekçesi ile saldırması tam bir sahtekârlıktır. Atom silahlarına karşı olan, önce kendisi atom silahları yapımına son vermeli, atom silahlarının tümden yok edilmesi yönünde tavır takınmalıdır.
İsrail, bütün Batılı emperyalist güçlerin desteğine sahip olduğunun bilincinde olarak, hiç bir uluslararası kural tanımadan kendi bildiğini okumakta; yeniden paylaşımda Ortadoğu’ya yeni bir şekil vererek topraklarını maksimum ölçüde genişletme peşinde koşmaktadır.
ABD ve İsrail İran’a saldırdı. Saldırıya uğrayan İran karşılık veriyor. Biz komünistler açısından bir savaşı değerlendirirken kıstas kimin önce saldırdığı değildir. Kıstas savaşın, taraflar açısından hangi siyasetin devamı olduğudur. Bu emperyalist yeniden paylaşımın bir parçası olan ve her iki tarafın da emperyalist yayılmacı, milliyetçi ve ırkçı dürtülerle yürüttüğü bir savaştır. Bu gerçeğin yanında bir de önce saldıranın Mollalar değil, ABD ve İsrail olduğu da olgudur. Bunun olgu olduğu durumda, saldırgan mahkûm edilmeden T.C devletinin yaptığı gibi “her iki tarafa da itidal” çağrısı, saldırganı destekleme tavrıdır.
ABD ve İsrail, İran için de bu gerici-emperyalist savaşın halklara getirdiği ve getireceği yıkım önemli değildir! Önemli olan onların gerici faşist iktidarlarının sürmesi ve emperyalist yeniden paylaşımda daha büyük bir pay kapmaktır.
ABD ve İsrail saldırılarını, İran misilleme saldırılarını derhal durdurmalıdır!
ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasına karşıyız.
Hiç bir burjuva devletin, başka bir devlete saldırma hakkı yoktur!
ABD ve İsrail’in İran’a haydutça saldırısı, işine geldiği zaman hatırladıkları uluslararası hukuk kuralları ile bir ilgisi yoktur.
İran’a saldırıya karşı olmamız Molla rejimini savunduğumuz anlamına gelmez.
Molla rejimini yıkacak güç emperyalistler değil, İran’ın çeşitli ulus ve milliyetlerden işçileri ve emekçileridir.
Emperyalist savaştan işçi ve emekçilerin hiçbir çıkarı yoktur. Ortadoğu’yu daha da karıştıracak olan bu savaş, emperyalist, gerici ve haksız bir savaştır!
İran ve İsrailli işçi ve emekçiler, savaşa karşı çıkmalı, savaşa karşı sokağa dökülmeli ve bu çıkarlar savaşını onaylamadıklarını göstermelidirler.
İran’a karşı girişilen emperyalist korsanlık eylemini kınıyoruz! Karşılıklı saldırıların derhâl ve kayıtsız şartsız durdurulmasını talep ediyoruz.
Bütün gerici savaşlarda, savaşan tarafların işçi ve emekçilerine düşen görev, kendi burjuvazilerine karşı ayaklanmaktır!
İşçiler ve emekçiler örgütlenip ayaklanarak kendi sözlerini söylediklerinde, kendi burjuvazilerini desteklemekten vazgeçip ellerini kardeş halklara uzattıklarında barış gelecektir.
O gün, bir gün mutlaka gelecektir!
28 Şubat 2026


































































