Partizan, Sosyalist Meclisler Federasyonu ve Yeni Dünya İçin Çağrı, komünist önder İbrahim Kaypakkaya’yı, katledilişinin 53’üncü yıldönümünde, tüm engellemelere, yasaklamalara, baskılara rağmen Kadıköy’de düzenlediği etkinlik ile andı. Anma etkinliğine çok sayıda kişi katıldı.
Anmada Şişli Kaymakamlığının Şişli Tiyatrosu’nda yapılması planlanan anmayı, “huzur ve güvenliğin, kamu düzeninin sağlanması, suç işlenmesinin önlenmesi ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması” gerekçeleriyle yasaklaması teşhir edilerek protesto edildi. Baskı ve yasaklamaların komünist önder İbrahim Kaypakkaya’yı anmayı engelleyemeyeceği ifade edildi.
Anma, Kaypakkaya şahsında devrim ve sosyalizm mücadelesinde toprağa düşenler için yapılan saygı duruşuyla başladı. Saygı duruşunun ardından anmayı düzenleyen kurumların ortak açıklaması okundu.
“Mayıs ayı nice devrimcilerin devrim kavgasında tohum olup toprağa düştüğü aydır”
Açıklamada Mayıs ayında çok sayıda komünist, devrimcinin katledildiği vurgulandı. “Mayıs ayı devrim mücadelesi açısından mücadele ile olduğu kadar, acılarla da dolu bir aydır. Faşist devlet Mayıs ayı içinde onlarca komünist ve devrimciyi katlederek bedenen aramızdan almıştır. Mayıs ayı Mehmet Kocadağ, Armenak Bakırcıyan gibi komünist savaşçıların katledildiği, Deniz Geçmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam sehpalarında faşizmi lanetleyerek devrimi haykırdığı; Sinan Cemgil, Alpaslan Özdoğan, Kadir Manga gibi nice devrimcilerin devrim kavgasında tohum olup toprağa düştüğü aydır. Mayıs ayı Haki Karer’in 1977’de Antep’te katledildiği, 1982’de Diyarbakır zindan vahşetini protesto etmek için bedenlerini ateşe veren Ferhat Kurtay, Necmi Öner, Mahmut Zengin ve Eşref Anyık’ın toprak ile buluştuğu aydır.”
“Kaypakkaya’nın mücadelesini yok edemediler”
Açıklamada, Kaypakkaya’nın proletaryanın ve ezilenlerin mücadelesinde sonsuza kadar yaşamaya devam edeceği belirtildi. “1 Mayıs, 1977’de önce kızıl bayraklarla kızıla boyanan Taksim 1 Mayıs alanının, yüreğine korku düşüp kuduran hâkim sınıflar tarafından büyük bir provokasyonla kana bulandığı aydır. Mayıs ayında yitirdiklerimizin içinde biri vardır ki, onun yeri bambaşkadır. O, komünizmin, bilimsel sosyalizmin şanlı kızıl bayrağını Mustafa Suphi’den sonra 1972’de yeniden göndere çekmeye önderlik eden İbrahim Kaypakkaya’dır. Bundan 53 yıl önce işçi sınıfı en büyük önderlerinden birini, İbrahim Kaypakkaya’yı yitirdi. İbrahim Kaypakkaya’yı, bir ihbar üzerine 29 Ocak 1973’te Dersim’de tutsak alan faşist katiller 4 ay süren işkenceler sonucunda O’nu çözemeyince kurşunlayıp, katlettiler. Onlar İbrahim’in vücudunu genç yaşında aramızdan çekip aldılar. Fakat onun düşüncelerini ve davasını yok edemediler, onun mücadelesini yok edemediler. O, bugün de mücadelemizde yaşıyor, proletaryanın ve ezilenlerin mücadelesinde sonsuza kadar yaşamaya devam edecek.”
“Bir komünist savaşçı, bir komünist önderdir”
Kominist önder İbrahim Kaypakkaya’yı katledenlerin hala Kaypakkaya’nın fikirlerinden korktuğuna dikkat çekildi. “Onu katledenler batan, çöken, kokuşan bir davanın onursuz savunucuları olan ‘yaşayan ölülerdir’. İbrahim’in katilleri olarak lanetlenenler ondan ve düşüncelerinden hala korkuyorlar. Resimlerinin taşınmasını, yazılarının ve eserlerinin yayınlanmasını dava konusu etmeye devam ediyorlar. Bizim için İbrahim Kaypakkaya, 1972 yılında dünya ve coğrafyamızda Marksizm’in devrimci özüne sarılan, muazzam kazanımları ile bir komünist savaşçı, bir komünist önderdir. 1972’de komünizmin temsilcisi olan partinin kurucusudur. Devriminin can alıcı sorunlarından olan Kemalizm ve Kürt ulusal sorunu değerlendirmelerinde bir yeniden doğuştur.”
“Tüm devrimci saflarda bayraklaşmıştır”
Açıklamada Kaypakkaya’nın kazanımlarına vurgu yapıldı: “Mevcut T.C. devletinin faşist niteliği ve faşizme karşı mücadelenin devrim mücadelesi olarak yürütülmesi gerektiği; devrimde işçi sınıfının önderliği ve devrimin durmaksızın sürdürülmesi için işçi sınıfının öncü müfrezesi olan komünist partisinin mutlak gerekliliği; proletarya diktatörlüğünün sınıfsal niteliği ve sosyalizm için zorunluluğu; demokratik halk devriminde sınıflar tahlili, cephe siyaseti, kitle çizgisi vb. gibi daha sayamadığımız bir dizi temel konudaki tezleriyle coğrafyamızda komünizmin ve bilimsel sosyalizmin manifestosunun adıdır. İbrahim Kaypakkaya ideolojik kararlılığının bir ifadesi olarak, düşman eline tutsak düştüğünde de onlarla savaşı işkence altında da sürdürmeyi bilmiştir. O siyasi görüşlerini hiç tavizsiz savunurken örgütsel konuda tek bir bilgi vermemiş, daha önce başkalarınca verilmiş tek bir bilgiyi onaylamamış, komünist tavrın nasıl olması gerektiğini kendi tavrı ile örneklemiştir. O, ‘Ser verip, sır vermeyen’ önder olma tavrıyla tüm devrimci saflarda bayraklaşmıştır. İbrahim Kaypakkaya tabuları yıkan, buzları kıran komünist atılımın mimarı, komünist harekette dönüm noktası, devrimin kartalı komünist bir önderdir. Komünist önder İbrahim Kaypakkaya, katledilişinin 53. yıldönümünde de mücadelemizde yaşıyor ve hep yaşayacak.”
Ortak basın açıklamasından sonra şiirler okundu. Anma etkinliği için hazırlanan sinevizyon gösterimi yapıldı. Sinevizyon gösterimin ardından etkinliği düzenleyen kurumlar adına konuşmalar yapıldı.
Partizan temsilcisi anmanın yasaklanmasının ve yerinin değiştirilmesinin Kaypakkaya’nın fikirlerinden duyulan korkuyla ilişkili olduğunu belirterek, onun fikirlerinin “tozlu raflarda değil, sokaklarda” yaşadığını vurguladı.
Kaypakkaya’nın özellikle Kürdistan’a dair tezlerinin, tasfiyeciliğin yaygın olduğu günümüzde daha da önemli hale geldiğini ifade eden temsilci “Bu görevler için tüm yıl boyunca Kaypakkaya perspektifiyle hareket edilmelidir” dedi.
Bu yılın NATO toplantıları nedeniyle özel bir yıl olduğuna dikkat çeken Partizan temsilcisi, Kaypakkaya’nın fikirlerinin anti-emperyalist mücadele açısından önem taşıdığını söyledi. NATO’nun Türkiye’de toplanmasının işçi sınıfı ve ezilenler açısından ne anlama geldiğine işaret eden temsilci, böyle bir dönemde Kaypakkaya’yı anmanın fikirlerini hayata uygulamak anlamına geldiğini belirtti.
1 Mayıs sürecinde yaşanan tutuklamalara da değinen temsilci, bunun esas olarak Kaypakkaya siyasetine yönelik bir operasyon olduğunu ifade etti.
SMF temsilcisi yaptığı konuşmada, “Komünist önder İbrahim Kaypakkaya’nın önünde saygı ile eğiliyorum. Bir 8 Mayıs anmasını daha gerçekleştiriyoruz. Devrim ve komünizm için ölümsüzleşen, bize kılavuz olan, bizlere pusula olan devrimci, komünist önderlerimizi anarken, bir bilinç, bir persfektif olarak onların bilinen milyonlara sirayet eden görüşlerini, fikirlerini, teorik mirasını, devrimci mirasını tekrarlamaktan ziyade tabi ki tekrarlamalıyız onları hafızamızda canlı diri tutmalıyız, ama esasen Kaypakkaya’ya dair devrim ve sosyalizm mücadelesinde ölümsüzleşenleri anmayı ve mücadeleyi sahiplenmenin en devrimci, persfekti onların bizlere bıraktığı devrimci komünist mirası, temsil etmek, güncelleştirmek ve bugünkü içinden geçtiğimiz sınıf mücadele çelişkili karmaşık doğasına uygun somut koşulların somut tahlilini ortaya koyan persfektif ile sınıf mücadelesinin nesnel diyalektiğini, koşullarını doğru okuyan, analiz eden sürekli araştıran inceleyen kitle hareketini içerisinde olan bir persfektif ile hareket etmeliyiz. Dolayısıyla biz Kaypakkaya ve diğer devrimci önderlerin, bu persfektif ve bilinçle anılmasını doğru buluyoruz” dedi.
Yeni Dünya İçin Çağrı temsilcisi yaptığı konuşmada, “Kaypakkaya, 24 yıllık kısa yaşamına çok şey sığdırdı. Kuzey Kürdistan Türkiye’de oportünizmin, revizyonizmin kesin egemenliğine baş kaldırarak komünizmin kızıl bayrağını yeniden göndere çekti. Kaypakkaya komünist atılımın mimarı ve komünist harekette dönüm noktasıdır.
İbrahim Kaypakkaya, bütünlük içerisinde değerlendirdiğimizde temel konularda esası doğru, Marksist Leninist bir çizgi ortaya koymuştur.
Aradan 53 yıl geçmiş olmasına rağmen onun temel konularda ortaya koyduğu görüşler bugün de geçerlidir ve bizlere yol göstermeye devam etmektedir.
İbrahim Kaypakkaya, devrim mücadelesini bir bütün olarak emperyalist sisteme karşı mücadele olarak kavramış ve yürütmüştür.
Emperyalizme karşı mücadele ile faşist devlete karşı mücadelenin birbirinden ayrılmaz bir bütün olduğunu doğru olarak ortaya koymuştur.
Faşizme karşı mücadelenin aynı zamanda devrim mücadelesi olduğunu ortaya koymuştur.
Ondan öğreneceğimiz çok şey var.
Bütün benliğimiz ile mücadele etmek, reformizme, revizyonizme karşı uzlaşmaz mücadele yürütmek, egemenler arasında yürüyen kavgada taraf tutmamak, devrim mücadelesini yükseltmek görevimiz olmalıdır.
Devrim ve sosyalizm mücadelesinde yitirdiklerimizi anmanın en doğru yolu, onları mücadele içinde yaşatmak ve mücadelelerini sürdürmek olmalıdır. Ölüm yıldönümlerinde onlara güzelleme yapma yerine, onlardan öğrenerek, doğrularını savunup geliştirerek, hata ve eksikliklerini aşarak mücadele etmek onları anmanın en doğru yoludur” dedi.
Konuşmaların ardından serbest kürsü bölümünde Devrimci Kurtuluş Platformu, Kaldıraç Hareketi, KÖZ, DEM Parti Kadıköy İlçe Örgütü, Yaşam Ağacı Derneği adına konuşmalar yapıldı.
Yapılan konuşmaların ardından etkinlik sonlandırıldı.
17 Mayıs 2026
































































