NATO ve Emperyalist Savaş Karşıtı Birlik, komünist önder İbrahim Kaypakkaya’nın işkencede katledilmesinin 53’üncü yıldönümünde bir açıklama yayımladı. Bu açıklamayı yayımlıyoruz.
ÇELİK ALDIĞI SUYU UNUTMAYACAK!
KATLEDİLMESİNİN 53. YILDÖNÜMÜNDE İBRAHİM KAYPAKKAYA MÜCADELEMİZDE YAŞIYOR!
İbrahim Kaypakkaya Mahir Çayan, Deniz Gezmiş gibi “68 kuşağı” devrimci önderlerindendir.
1968 yılında dünya kaynıyordu. Asya, Afrika ve Latin Amerika’da ezilen halklar emperyalizme başkaldırıyor ve haklarını istiyorlardı.
ABD emperyalizminin Vietnam işgaline karşı, başta ABD olmak üzere, emperyalist ülkelerde savaş karşıtı gösteriler ve Vietnam halkı ile dayanışma eylemleri çığ gibi büyüyordu.
Fransa’da gençlik hareketi ile işçi sınıfı hareketi birleşiyor, Fransız emperyalizmine zor günler yaşatıyordu.
1968’de “devrim” geleceğin perspektifi olarak değil, günün talebi ve görevi olarak görülüyordu.
“Gerçekçi ol, imkânsızı iste” 68 hareketinin temel şiarıydı.
1968 yılı aynı zamanda Çin’de Büyük Proleter Kültür Devrimi’nin etkilerinin dalga dalga yayıldığı, reformizme, revizyonizme ve parlamentarizme karşı devrimci düşüncelerin gençlik içinde, özellikle üniversite gençliği içinde taban kazandığı yıllardı.
Türkiye’de işçilerin, emekçilerin, ezilenlerin düzene karşı mücadelesi yükseliyor, devrimci gençlik hareketi ABD emperyalizminin ülkemizdeki varlığına yönelen anti-emperyalist mücadele yürütüyor,
6.Filonun İstanbul, İzmir limanlarına her gelişi anti-emperyalist gösterilerle karşılanıyor, on binler “Yankee Go Home!”, “6.Filo Defol!” şiarları altında birleşiyor, ABD denizcileri karaya ayak bastırılmıyor, Dolmabahçe’de olduğu gibi denize dökülüyordu.
Bu koşullarda İbrahim Kaypakkaya da devrimci mücadele içinde aktif olarak yer aldı.
O, 6. Filoya karşı protestolar, Kanlı Pazar ve 15-16 Haziran işçi direnişi gibi eylemlerde en önde yer alıyor, fabrikalarda ve köylerde örgütlenme çalışmaları yürütüyordu.
Devrimci önder İbrahim Kaypakkaya bundan 53 yıl önce, 18 Mayıs 1973’te Amed zindanında işkence ile katledildi.
İbrahim Kaypakkaya oldukça kısa yaşamında can bedeli bir mücadele yürüttü. Yaşamına çok şey sığdırdı. Yaşamını savunduğu dava uğruna feda etti. Korkusuz, militan ve baş eğmez “ser veren sır vermeyen” tavrı ile Türkiye devrimci hareketinin kurucu önderlerinden biri oldu. Başta gençlik olmak üzere işçilere, emekçilere, halklara devrimci bir karakter aşılayarak örnek devrimcilerden oldu.
İbrahim de tıpkı Deniz ve Mahir gibi burjuva reformizminden kopuşun, düzene karşı militan ve ödünsüz bir başkaldırının temsilcisiydi.
İbrahim Kaypakkaya işkencede teslim olmayan devrimci iradenin simgesidir.
Onu katledenler “yaşayan ölülerdir”.
Mezarına karakol kuranlar ve kamera ile gözetleyenler, onun düşüncelerinden korkmaya devam ediyorlar. Resimlerinin taşınmasını, yazılarının ve eserlerinin yayınlanmasını dava konusu ediyorlar.
İbrahim Kaypakkaya, devrim mücadelesini emperyalist sisteme karşı mücadele olarak yürüttü ve emperyalizme karşı mücadele ile devlete karşı mücadelenin birbirinden ayrılmaz bir bütün olduğunu ortaya koydu.
Onun emperyalizme ve halkların katili NATO’ya karşı verdiği mücadele bugün de bize yol gösteriyor. Devrimci önderlerin emperyalizme karşı verdikleri mücadele sadece söylemde kalmayan, gençlik kitlelerini emperyalizme ve yerli işbirlikçilerine karşı sokağa döken, eyleme çağıran, emperyalist-Siyonist barbarlığa karşı Filistin topraklarında savaş veren devrimci değerlere sahip çıkan bir mücadeledir.
Devrimci önderlerin emperyalizme karşı verdikleri mücadelenin izinde yürüyoruz.
7-8 Temmuz’da Ankara’da toplanması planlanan NATO Zirvesi de dünya işçi sınıfına ve halklarına yönelik yeni savaş ve saldırı programlarının hayata geçirilmesinin bir adımı olacaktır. Bu zirvenin Türkiye’de toplanması tesadüfî değildir. Emperyalist hegemonya savaşının ve savaş-saldırı planlarında Türkiye’ye biçilmiş rolün bir sonucudur.
Bugün dünyanın dört bir yanında emperyalist savaş ve saldırganlığın tırmandığı bir dönemdeyiz. Emperyalist-kapitalist sistemin yaşadığı kriz, dünyanın dört bir yanında işçi sınıfına, emekçi haklara yönelik savaş, saldırganlık ve yıkım anlamına geliyor. Latin Amerika’da ve Ortadoğu’da halklar emperyalist saldırganlığın doğrudan hedefi durumundadırlar.
Emperyalist saldırganlığı durdurmanın yolu işçi sınıfı ve ezilen halkların mücadelesinden geçmektedir. Er ya da geç direnen halklar kendi kaderlerini tayin edecek, emperyalist saldırganlığa “DUR!” diyecektir.
Bizler NATO ve Emperyalist Savaş Karşıtı Birlik olarak, 7-8 Temmuz’da Ankara’da NATO Zirvesi’nin toplanmasına karşı, emperyalist savaş ve saldırganlığa karşı işçileri, emekçileri ve ezilenleri 6. Filo’yu denize döken ‘68 kuşağının devrimci önderlerinin izinde sokağa, eyleme, mücadeleye çağırmaya devam edeceğiz.
İbrahim Kaypakkaya devrim mücadelemizde yaşıyor ve yaşayacak!
NATO ve Emperyalist Savaş Karşıtı Birlik


































































