Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında “Mekke Ortak Savunma Anlaşması” imzalandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in 7 Ağustos’ta Mekke’de gerçekleştirdiği zirvede, 3 ülke arasında ortak savunma anlaşması imzalandığı duyuruldu. Anlaşmaya göre 3 ülkeden birine yönelik saldırı, hepsine saldırı kabul edilecek.
Erdoğan’ın ve Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın yaptığı açıklamalara göre “anlaşma herhangi bir ülkeyi hedeflemiyor. Anlaşma ortak güvenlik, caydırıcılık, savunma sanayii işbirliği ve bölgesel istikrar anlayışını güçlendirirmeyi hedefliyor.”
Anlaşmada neler var?
Milli Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, 13 Ağustos’ta Bakanlık’ta düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında anlaşma hakkında bilgi verdi.
Anlaşmanın temel hedefinin bölgesel güvenlik ve istikrara katkı sağlamak, üç ülke arasındaki askeri işbirliğini geliştirmek ve muhtemel krizlere karşı ortak hareket kabiliyetini güçlendirmek olduğunu ifade eden Aktürk, “Söz konusu anlaşma savunma amaçlı olup herhangi bir ülkeyi ortak düşman ya da hasım olarak tanımlamamaktadır.” dedi.
Anlaşmayla askeri işbirliğinin kademeli olarak geliştirilmesinin planlandığını söyleyen Aktürk, “Bu kapsamda komuta yeri ve arazi tatbikatlarından başlayarak, ilerleyen aşamalarda kara, deniz, hava, hava savunma ve insansız sistemlerin katılımıyla müşterek tatbikatların icra edilmesi hedeflenmektedir.” Dedi.
Tatbikatlarla muhtemel krizler öncesinde ihtiyaç ve eksikliklerin tespit edilmesi, elde edilen tecrübelerin doktrin, eğitim ve planlama süreçlerine aktarılması ile müşterek harekat kabiliyetinin sürekli geliştirilmesinin amaçlandığını belirten Aktürk, savunma sanayi işbirliğinin anlaşmanın önemli unsurlarından biri olduğuna dikkati çekti. Aktürk devamla, “Bu kapsamda yalnızca ürün ve sistem tedariki değil, ortak geliştirme ve üretim, teknoloji işbirliği ile sürdürülebilir bakım ve lojistik desteğin sağlanması hedeflenmektedir.” dedi.
İnsansız ve otonom sistemlerin, elektronik harp ve yapay zeka destekli kabiliyetlerin öncelikli işbirliği alanları arasında yer aldığını vurgulayan Aktürk şunları söyledi.
“Mekke Ortak Savunma Anlaşması, NATO’ya alternatif veya rakip bir yapı olmayıp bölgesel güvenlik ve istikrara katkı sağlayarak uluslararası güvenlik mimarisini tamamlayıcı bir mekanizma olarak değerlendirilmektedir. Mekanizmanın olgunlaşmasıyla birlikte, gerekli mutabakatın sağlanması halinde diğer ülkelerin katılımı da değerlendirilebilecektir. Nihai hedefimiz, barış döneminde etkin şekilde işleyen, muhtemel krizlere hazırlıklı ve ihtiyaç halinde somut askeri destek sağlayabilen kurumsal bir mekanizma oluşturmaktır. Bu işbirliğinin, ülkelerimizin güvenliğinin yanı sıra bölgesel barış, istikrar ve caydırıcılığa da önemli katkı sağlayacağını değerlendiriyoruz.”
Anlaşma ve Türkiye
Türkiye Ortadoğu’da bölgesel güç olan, emperyalist dünyada yürüyen yeniden paylaşım mücadelesinde önemli bir aktör olarak yer almaya çalışan bir ülkedir. Hedefi emperyalist dalaşta emperyalist güç olarak yer almaktır. Burjuvazinin hayalindeki “Yeni Türkiye” emperyalist büyük güçlere bağımlılıktan kurtulmuş, dünya siyasetinde etkin konuma gelmiş emperyalist bir Türkiyedir. “Mekke Ortak Savunma Anlaşması” bu yönde atılan somut adımlardan biridir. Anlaşma Türkiye’nin emperyalistleşme amacı doğrultusunda militarizmin ve savaş ekonomisinin devlet politikası hâline geldiğinin bir göstergesidir.
Ortadoğu’da askeri olarak bölgesel güçlerden biri olan, dünya finans sisteminde önemli rolü olan, petrol zengini Suudi Arabistan ve nükleer güçlerden biri olan Pakistan ile ortak savunma anlaşması Türkiye’nin ortadoğuda belirleyici bölgesel ve dünyada yeniden paylaşımda sözü olan bir emperyalist güç olma hedefi ile bağ içinde ele alınmalıdır.
NATO üyesi olan Türkiye, burjuvazinin çıkarları gereği bölgede ve dünyada başka ittifaklara da üye olmakta, dünya ve Ortadoğu genelinde süren paylaşımdan daha fazla pay almaya çalışmaktadır.
Türkiye emperyalist ülke haline gelmeye çalışan, bu yolda hızla ilerleyen, bir dizi emperyalist edimi, girişimi olan, kapitalizmin orta derecede geliştiği kapitalist bir ülkedir.
Türkiye’de kapitalizmin gelişme seviyesi Türk burjuvazisine emperyalist büyük güçler arasındaki çelişmelerden yararlanma, görece bağımsız hareket etme konusunda, ona oldukça geniş alan açmaktadır.
Türkiye henüz emperyalizme olan bağımlılık ilşkisinden bir bütün olarak kurtulamamış, bağımsız emperyalist bir ülkeye dönüşmemiştir. Emperyalist güçler tarafından önü kesilmezse Türkiye’nin gelişme yönü budur. Bu yönde alınmış olan mesafe de küçümsenmemesi gereken bir boyuttadır.
Türkiye’nin, Türk burjuvazisinin bölge ülkeleri ve emperyalist ülkeler ile ilişkilerinde; merkeze konulan burjuvazinin çıkarlarıdır. Burjuvazi daha da büyümek, gelişmek ve emperyalistleşmek istemektedir. Bugünkü iktidar bu hedefe kilitlenmiştir, bu hedef doğrultusunda siyaset izlemektedir.
“Mekke Ortak Savunma Anlaşması” burjuvazinin emperyalist ülke olma hedefine hizmet eden bir anlaşmadır.
Bu anlaşmayı ABD’nin bölgedeki politikasının işbirlikçilerine dikte ettiği, ve ABD nin çıkarlarına hizmet ettiği değerlendirmesi, bölgedeki gelişmeleri yanlış okuyan bir değerlendirmedir. Anlaşmayı imzalayan devletlerde bu ülkenin hakim sınıflarının kendi çıkarları vardır ve anlaşmanın motivasyonu öncelikli olarak bu çıkarlardır.
Türk devleti açısından bu anlaşmadan kısa vadede beklenen, Türkiye’ye Suudi sermaye yatırımlarını arttırarak finansal zorlukları aşmak, Pakistan’ın atom silahı sahipliğini de, kendi askeri caydırıcılık envanterine katmaktır. Uzun vadede bu anlaşmanın bir sünni devletler ittifakına doğru gelişmesi hesapları da vardır. Bu hesapların ne ölçüde tutacağını izleyip göreceğiz. Fakat bu hesapların olduğu ortadadır. Ve bunlar emperyalist “Büyük Yeni Türkiye cumhuriyeti” hedefinin hesaplarıdır.
Türkiye’nin emperyalist olup olmamasının işçi ve emekçiler açısından bir önemi yoktur. İşçi ve emekçilerin baş düşmanı, T.C devleti ister emperyalist olsun, ister bağımlı olsun başta tekelci burjuvazi olmak üzere burjuvazi ve onun devletidir.
16 Ağustos 2026



































































