Salı, Ağustos 18, 2026
  • Tüm Yazılar
Yeni Dünya İçin ÇAĞRI
E-DERGİ OKU
  • Anasayfa
  • Dünya
    • Tümü
    • Afrika
    • Amerika
    • Asya
    • Avrupa
    • Ortadoğu
    İsrail devleti ve yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet politikası

    İsrail devleti ve yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet politikası

    Kıbrıs Sosyalist Partisi 2026 Konferansı

    Kıbrıs Sosyalist Partisi 2026 Konferansı

    VW otomobil işçilerinin mücadelesiyle dünya çapında dayanışma!

    VW otomobil işçilerinin mücadelesiyle dünya çapında dayanışma!

    ICOR Asya Konferansı yapıldı

    ICOR Asya Konferansı yapıldı

    Guterres’ten giderayak Kıbrıs ziyareti!

    Guterres’ten giderayak Kıbrıs ziyareti!

    İran ABD anlaşmasına dair…

    İran ABD anlaşmasına dair…

    Trending Tags

      • Avrupa
      • Amerika
      • Ortadoğu
      • Afrika
      • Asya
      • Pasifik
    • Yayınlar
      • Son Sayı
      • YDİ Çağrı / Tüm Sayılar
      • Tekoşîna Komunîst/Komünist Mücadele
      • Yeni İşçi Dünyası
      • Yeni Dünya İçin
      • Yeni Kadın Dünyası
      • Yeni Dünya Gençliği
      • Eğitim Dizisi
      • Bildiriler
      • Broşürler
    • İşçi Dünyası
      “500 Büyük Sanayi Kuruluşu Araştırması”nın gösterdikleri

      “500 Büyük Sanayi Kuruluşu Araştırması”nın gösterdikleri

      Temmuz 2026 işkolları istatistikleri ve sendikal tablo

      Temmuz 2026 işkolları istatistikleri ve sendikal tablo

      YDİ ÇAĞRI

      Temmuz sayımız, sayı 82 çıktı!

      YDİ ÇAĞRI

      Haziran sayımız, sayı 81 çıktı!

      Türkiye ekonomisi büyüyor…Büyüyen kim?

      Türkiye ekonomisi büyüyor…Büyüyen kim?

      YDİ ÇAĞRI

      Mayıs sayımız, sayı 80 çıktı

      Trending Tags

      • Kürdistan
        Haydi Newroz’a!

        Haydi Newroz’a!

        Newroz 2026: “Özgürlük ve demokrasi” için tek yol: Devrim!

        Newroz 2026: “Özgürlük ve demokrasi” için tek yol: Devrim!

        Şam ile SDG arasında entegrasyon anlaşması

        Şam ile SDG arasında entegrasyon anlaşması

        Rojava’ya yönelik imha savaşına hayır!

        Rojava’ya yönelik imha savaşına hayır!

        Rojava tehlikede!

        Rojava tehlikede!

        Emperyalistlerden dost olmaz!

        Emperyalistlerden dost olmaz!

        Trending Tags

        • Güncel
          “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”na dair…

          “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”na dair…

          Ceuta’ya kitlesel göç dalgası ve nedenleri

          Ceuta’ya kitlesel göç dalgası ve nedenleri

          Sistemin çürümüşlüğü ve Ahbap Derneği

          Sistemin çürümüşlüğü ve Ahbap Derneği

          Kürt ulusal hareketini tasfiye eden yasa meclisten geçti…

          Kürt ulusal hareketini tasfiye eden yasa meclisten geçti…

          YDİ ÇAĞRI

          Yeni sayımız, sayı 224 çıktı!

          “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme” Kanun Teklifi’ne dair…

          “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme” Kanun Teklifi’ne dair…

          Trending Tags

          • Gençlik
            Çocukların yaşaması için ölmeli cellatlar

            Çocukların yaşaması için ölmeli cellatlar

            Çocuklar ölmesin!

            Çocuklar ölmesin!

            Çocuk emeğinin kapitalist sömürüsü: MESEM

            Çocuk emeğinin kapitalist sömürüsü: MESEM

            Kimsenin payandası olmayacağız!

            Kimsenin payandası olmayacağız!

            Kayyım uygulaması: Faşizm!

            Kayyım uygulaması: Faşizm!

            Üniversiteler, kampüsler savaş çığırtkanlığı yeri değildir!

            Üniversiteler, kampüsler savaş çığırtkanlığı yeri değildir!

            Trending Tags

            • Kadın
              “Aile Yılı” yetmedi, sıra “Aile ve Nüfus 10 Yılı”nda!

              “Aile Yılı” yetmedi, sıra “Aile ve Nüfus 10 Yılı”nda!

              Bu savaşa derhal son verilmeli!

              Bu savaşa derhal son verilmeli!

              Kadınlar yoksulluğa, şiddete ve sömürüye karşı alanlardaydı

              Kadınlar yoksulluğa, şiddete ve sömürüye karşı alanlardaydı

              Kadıköy’de 8 Mart

              Kadıköy’de 8 Mart

              Kahrolsun emperyalist saldırganlık! Kahrolsun haksız gerici savaşlar!

              Kahrolsun emperyalist saldırganlık! Kahrolsun haksız gerici savaşlar!

              8 Mart 2026’da: Barbarlık yerine sosyalizm!

              8 Mart 2026’da: Barbarlık yerine sosyalizm!

              Trending Tags

              • Makaleler
                Denizlerin ve farklılıkların birleştirdiği ülke: Endonezya

                Denizlerin ve farklılıkların birleştirdiği ülke: Endonezya

                Almanya Komünist Partisi (KPD)’nin yasaklanmasının 70. yıldönümüne dair…

                Almanya Komünist Partisi (KPD)’nin yasaklanmasının 70. yıldönümüne dair…

                Emperyalist dünya sistemi içinde Türkiye’nin konumu V

                Emperyalist dünya sistemi içinde Türkiye’nin konumu V

                Emperyalist dünya sistemi içinde Türkiye‘nin konumu -IV-

                Emperyalist dünya sistemi içinde Türkiye‘nin konumu -IV-

                Sistem çürümüştür!  Kurtuluşun yolu işçilerin, emekçilerin örgütlü mücadelesidir!

                Sistem çürümüştür! Kurtuluşun yolu işçilerin, emekçilerin örgütlü mücadelesidir!

                II.Dünya Savaşı’nın sona ermesinden 80 yıl sonra, küresel güç oyunları

                II.Dünya Savaşı’nın sona ermesinden 80 yıl sonra, küresel güç oyunları

                Trending Tags

                • Çevre
                  Yanan gelecektir!

                  Yanan gelecektir!

                  Barınma hakkı ve kentsel dönüşüm

                  Barınma hakkı ve kentsel dönüşüm

                  COP 30’da   değişen hiçbir şey yok!

                  COP 30’da değişen hiçbir şey yok!

                  Kapitalizmin azami kâr hırsı amazon ormanlarını yok ediyor!

                  Kapitalizmin azami kâr hırsı amazon ormanlarını yok ediyor!

                  ICOR’dan COP30 açıklaması

                  ICOR’dan COP30 açıklaması

                  Karakaya köyünde taş ocağı tesisine karşı direniş  

                  Karakaya köyünde taş ocağı tesisine karşı direniş  

                  Akkuyu Nükleer Santrali ile ilgili yandaş gazeteden yalanlar

                  Akkuyu Nükleer Santrali ile ilgili yandaş gazeteden yalanlar

                  Orman yangınlarına karşı mücadele yeterli mi?

                  Orman yangınlarına karşı mücadele yeterli mi?

                  Yanan gelecektir!

                  Yanan gelecektir!

                  Trending Tags

                  • Youtube TV
                  • İletişim
                    • Hakkımızda
                    • Tüm Yazılar
                  Sonuç yok
                  Tüm Sonucu Görüntüle
                  • Anasayfa
                  • Dünya
                    • Tümü
                    • Afrika
                    • Amerika
                    • Asya
                    • Avrupa
                    • Ortadoğu
                    İsrail devleti ve yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet politikası

                    İsrail devleti ve yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet politikası

                    Kıbrıs Sosyalist Partisi 2026 Konferansı

                    Kıbrıs Sosyalist Partisi 2026 Konferansı

                    VW otomobil işçilerinin mücadelesiyle dünya çapında dayanışma!

                    VW otomobil işçilerinin mücadelesiyle dünya çapında dayanışma!

                    ICOR Asya Konferansı yapıldı

                    ICOR Asya Konferansı yapıldı

                    Guterres’ten giderayak Kıbrıs ziyareti!

                    Guterres’ten giderayak Kıbrıs ziyareti!

                    İran ABD anlaşmasına dair…

                    İran ABD anlaşmasına dair…

                    Trending Tags

                      • Avrupa
                      • Amerika
                      • Ortadoğu
                      • Afrika
                      • Asya
                      • Pasifik
                    • Yayınlar
                      • Son Sayı
                      • YDİ Çağrı / Tüm Sayılar
                      • Tekoşîna Komunîst/Komünist Mücadele
                      • Yeni İşçi Dünyası
                      • Yeni Dünya İçin
                      • Yeni Kadın Dünyası
                      • Yeni Dünya Gençliği
                      • Eğitim Dizisi
                      • Bildiriler
                      • Broşürler
                    • İşçi Dünyası
                      “500 Büyük Sanayi Kuruluşu Araştırması”nın gösterdikleri

                      “500 Büyük Sanayi Kuruluşu Araştırması”nın gösterdikleri

                      Temmuz 2026 işkolları istatistikleri ve sendikal tablo

                      Temmuz 2026 işkolları istatistikleri ve sendikal tablo

                      YDİ ÇAĞRI

                      Temmuz sayımız, sayı 82 çıktı!

                      YDİ ÇAĞRI

                      Haziran sayımız, sayı 81 çıktı!

                      Türkiye ekonomisi büyüyor…Büyüyen kim?

                      Türkiye ekonomisi büyüyor…Büyüyen kim?

                      YDİ ÇAĞRI

                      Mayıs sayımız, sayı 80 çıktı

                      Trending Tags

                      • Kürdistan
                        Haydi Newroz’a!

                        Haydi Newroz’a!

                        Newroz 2026: “Özgürlük ve demokrasi” için tek yol: Devrim!

                        Newroz 2026: “Özgürlük ve demokrasi” için tek yol: Devrim!

                        Şam ile SDG arasında entegrasyon anlaşması

                        Şam ile SDG arasında entegrasyon anlaşması

                        Rojava’ya yönelik imha savaşına hayır!

                        Rojava’ya yönelik imha savaşına hayır!

                        Rojava tehlikede!

                        Rojava tehlikede!

                        Emperyalistlerden dost olmaz!

                        Emperyalistlerden dost olmaz!

                        Trending Tags

                        • Güncel
                          “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”na dair…

                          “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”na dair…

                          Ceuta’ya kitlesel göç dalgası ve nedenleri

                          Ceuta’ya kitlesel göç dalgası ve nedenleri

                          Sistemin çürümüşlüğü ve Ahbap Derneği

                          Sistemin çürümüşlüğü ve Ahbap Derneği

                          Kürt ulusal hareketini tasfiye eden yasa meclisten geçti…

                          Kürt ulusal hareketini tasfiye eden yasa meclisten geçti…

                          YDİ ÇAĞRI

                          Yeni sayımız, sayı 224 çıktı!

                          “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme” Kanun Teklifi’ne dair…

                          “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme” Kanun Teklifi’ne dair…

                          Trending Tags

                          • Gençlik
                            Çocukların yaşaması için ölmeli cellatlar

                            Çocukların yaşaması için ölmeli cellatlar

                            Çocuklar ölmesin!

                            Çocuklar ölmesin!

                            Çocuk emeğinin kapitalist sömürüsü: MESEM

                            Çocuk emeğinin kapitalist sömürüsü: MESEM

                            Kimsenin payandası olmayacağız!

                            Kimsenin payandası olmayacağız!

                            Kayyım uygulaması: Faşizm!

                            Kayyım uygulaması: Faşizm!

                            Üniversiteler, kampüsler savaş çığırtkanlığı yeri değildir!

                            Üniversiteler, kampüsler savaş çığırtkanlığı yeri değildir!

                            Trending Tags

                            • Kadın
                              “Aile Yılı” yetmedi, sıra “Aile ve Nüfus 10 Yılı”nda!

                              “Aile Yılı” yetmedi, sıra “Aile ve Nüfus 10 Yılı”nda!

                              Bu savaşa derhal son verilmeli!

                              Bu savaşa derhal son verilmeli!

                              Kadınlar yoksulluğa, şiddete ve sömürüye karşı alanlardaydı

                              Kadınlar yoksulluğa, şiddete ve sömürüye karşı alanlardaydı

                              Kadıköy’de 8 Mart

                              Kadıköy’de 8 Mart

                              Kahrolsun emperyalist saldırganlık! Kahrolsun haksız gerici savaşlar!

                              Kahrolsun emperyalist saldırganlık! Kahrolsun haksız gerici savaşlar!

                              8 Mart 2026’da: Barbarlık yerine sosyalizm!

                              8 Mart 2026’da: Barbarlık yerine sosyalizm!

                              Trending Tags

                              • Makaleler
                                Denizlerin ve farklılıkların birleştirdiği ülke: Endonezya

                                Denizlerin ve farklılıkların birleştirdiği ülke: Endonezya

                                Almanya Komünist Partisi (KPD)’nin yasaklanmasının 70. yıldönümüne dair…

                                Almanya Komünist Partisi (KPD)’nin yasaklanmasının 70. yıldönümüne dair…

                                Emperyalist dünya sistemi içinde Türkiye’nin konumu V

                                Emperyalist dünya sistemi içinde Türkiye’nin konumu V

                                Emperyalist dünya sistemi içinde Türkiye‘nin konumu -IV-

                                Emperyalist dünya sistemi içinde Türkiye‘nin konumu -IV-

                                Sistem çürümüştür!  Kurtuluşun yolu işçilerin, emekçilerin örgütlü mücadelesidir!

                                Sistem çürümüştür! Kurtuluşun yolu işçilerin, emekçilerin örgütlü mücadelesidir!

                                II.Dünya Savaşı’nın sona ermesinden 80 yıl sonra, küresel güç oyunları

                                II.Dünya Savaşı’nın sona ermesinden 80 yıl sonra, küresel güç oyunları

                                Trending Tags

                                • Çevre
                                  Yanan gelecektir!

                                  Yanan gelecektir!

                                  Barınma hakkı ve kentsel dönüşüm

                                  Barınma hakkı ve kentsel dönüşüm

                                  COP 30’da   değişen hiçbir şey yok!

                                  COP 30’da değişen hiçbir şey yok!

                                  Kapitalizmin azami kâr hırsı amazon ormanlarını yok ediyor!

                                  Kapitalizmin azami kâr hırsı amazon ormanlarını yok ediyor!

                                  ICOR’dan COP30 açıklaması

                                  ICOR’dan COP30 açıklaması

                                  Karakaya köyünde taş ocağı tesisine karşı direniş  

                                  Karakaya köyünde taş ocağı tesisine karşı direniş  

                                  Akkuyu Nükleer Santrali ile ilgili yandaş gazeteden yalanlar

                                  Akkuyu Nükleer Santrali ile ilgili yandaş gazeteden yalanlar

                                  Orman yangınlarına karşı mücadele yeterli mi?

                                  Orman yangınlarına karşı mücadele yeterli mi?

                                  Yanan gelecektir!

                                  Yanan gelecektir!

                                  Trending Tags

                                  • Youtube TV
                                  • İletişim
                                    • Hakkımızda
                                    • Tüm Yazılar
                                  Sonuç yok
                                  Tüm Sonucu Görüntüle
                                  Yeni Dünya İçin ÇAĞRI
                                  Sonuç yok
                                  Tüm Sonucu Görüntüle
                                  Anasayfa Makaleler

                                  Denizlerin ve farklılıkların birleştirdiği ülke: Endonezya

                                  18 Ağustos 2026
                                  İçinde Makaleler, Tüm Yazılar
                                  Denizlerin ve farklılıkların birleştirdiği ülke: Endonezya
                                  0
                                  PAYLAR
                                  3
                                  GÖRÜNTÜLEME
                                  Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

                                  Yüzlerce etnik grup ve dili barındıran dünyanın en kalabalık dördüncü ülkesi Endonezya, yalnızca Güneydoğu Asya’nın en büyük ekonomisi değil, aynı zamanda emperyalist dünya sisteminin stratejik merkezlerinden biridir. Hint ve Pasifik okyanuslarını birbirine bağlayan dünyanın en büyük takımada ülkesi, doğal kaynakları, genç nüfusu ve jeopolitik konumuyla son yıllarda uluslararası siyasetin en önemli ülkelerinden biri hâline gelmiştir.

                                  Coğrafi yapı

                                  Endonezya, Asya ve Okyanusya kıtaları arasında, Hint Okyanusu ile Büyük Okyanus’u birbirine bağlayan resmî verilere göre yaklaşık 6 bini yerleşime açık 17 binden fazla adadan oluşmaktadır.

                                  Kuzeyde Güney Çin Denizi, Sulu Denizi ve Selebes Denizi, batıda Hint Okyanusu, doğuda Papua Yeni Gine ve Büyük Okyanus, güneyde ise Timor Denizi ile çevrilidir. Ülke, Malakka, Sunda ve Lombok boğazları gibi dünya deniz ticaretinin en önemli geçiş noktalarının üzerinde yer almaktadır. Bu nedenle Endonezya, uzak doğuda enerji taşımacılığı ve uluslararası ticaret açısından son derece stratejik bir öneme sahiptir.

                                  Endonezyalıların ülkelerini tanımlamak için kullandıkları “Nusantara” kavramı, eski Cava dilinde “adalar dünyası” veya “adalar bütünü” anlamına gelmektedir. Bu kavram, ülkenin farklı ada topluluklarını ortak bir siyasal ve kültürel kimlik altında birleştirme düşüncesini yansıtmaktadır. Günümüzde Nusantara yalnızca tarihî ve kültürel bir kavram değil, aynı zamanda ulusal bütünleşmenin simgelerinden biri olarak da kabul edilmektedir.

                                  Yaklaşık 1,9 milyon kilometrekarelik kara alanına sahip olan ülkenin en büyük adaları; Sumatra, Cava, Kalimantan (Borneo’nun Endonezya kısmı), Sulawesi, Papua ve Bali’dir.  

                                  Ekvator çizgisinin ülkenin ortasından geçmesi nedeniyle Endonezya tropikal iklim kuşağındadır.   Muson rüzgârlarının etkisiyle yağışlı veya kurak mevsimler yaşanırken, ülkenin büyük bölümü yoğun tropikal yağmur ormanlarıyla kaplıdır. Bu doğal yapı Endonezya’yı dünyanın en zengin biyolojik çeşitlilik merkezlerinden biri hâline getirmiştir. Komodo ejderi, orangutan, Cava gergedanı ve Sumatra kaplanı gibi hayvanlar yalnızca bu coğrafyada yaşamaktadırlar. Birçok canlı türü ile binlerce bitki ve hayvan türü ülkenin zengin ekosistemini oluşturmaktadır.  

                                  Endonezya’nın kıyı uzunluğu çeşitli kaynaklarda farklı şekillerde verilmekle birlikte yaklaşık 54.700 kilometredir.  Bu uzun kıyı şeridi ülkeye geniş deniz yetki alanları kazandırmakta; balıkçılık, deniz taşımacılığı, turizm ve açık deniz enerji kaynakları bakımından önemli ekonomik avantajlar sağlamaktadır. Bununla birlikte takımada yapısı, ulaşım, altyapı ve ulusal bütünleşme açısından önemli zorluklar da yaratmaktadır.

                                  Endonezya, Pasifik Ateş Çemberi üzerinde bulunduğundan deprem, volkanik patlama ve tsunami riskinin yüksek olduğu ülkelerden biridir. Ülkede 120’den fazla aktif volkan bulunmaktadır. 2004 yılında Sumatra açıklarında meydana gelen deprem ve ardından oluşan tsunami, 230 bini aşkın insanın hayatını kaybetmesine yol açmış ve tarihin en büyük doğal afetlerinden biri olarak kayıtlara geçmiştir. Bu nedenle afet yönetimi ve erken uyarı sistemleri Endonezya’nın kamu politikalarında önemli bir yer tutmaktadır.

                                  Etnik ve dinsel yapı / nüfus

                                  Yaklaşık 285 milyon nüfusuyla Endonezya, dünyanın en kalabalık dördüncü ülkesidir. Nüfusun büyük bölümü Cava Adası’nda yaşamaktadır. Başkent Cakarta ve çevresi ülkenin en yoğun nüfuslu bölgesini oluştururken, son yıllarda hızlanan kentleşme ve iç göç hareketleri ülkenin demografik yapısını önemli ölçüde etkilemiştir.

                                  Endonezya, dünyanın etnik açıdan en etnili, çok milliyetli ülkelerinden biridir. Ülkede 1.300’den fazla etnik grup yaşamaktadır. Başlıca etnik gruplar şunlardır: Cavalılar (%40,06), Sundalılar (%15,51), Malaylar (%3,70), Bataklar (%3,58), Maduralılar (%3,03), Betaviler (%2,88), Minangkabaular (%2,73), Bugiler (%2,71), Bantenliler (%1,96), Banjarlar (%1,74), Balililer (%1,66), Açeliler (%1,44), Dayaklar (%1,36), Sasaklar (%1,34) ve Çin kökenliler (%1,20). Geri kalan yaklaşık %15’lik kesim ise çok sayıdaki diğer etnik topluluklardan oluşmaktadır.  

                                  Ülkede yaklaşık 700’den fazla yerel dil konuşulmaktadır. Resmî dil olan Endonezce (Bahasa Indonesia)’dir.   

                                  Endonezya, dini kimlik açısından dünyanın en kalabalık Müslüman nüfusuna sahip ülkesidir. Nüfusun yaklaşık %87’si İslam dinine mensuptur. Bunun yanında Hristiyanlık, Hinduizm, Budizm ve Konfüçyüsçülük de devlet tarafından resmen tanınan dinler arasındadır. Özellikle Bali Adası, Hindu nüfusun yoğun olarak yaşadığı bölge olarak öne çıkmaktadır. Bu çok dinli yapı, ülkenin toplumsal yaşamının temel özelliklerinden biridir.

                                  Etnik ve dinsel çeşitliliğe rağmen Endonezya, “Bhinneka Tunggal Ika” (Farklılıklar İçinde Birlik) ilkesi doğrultusunda ulusal bütünlüğünü korumaya çalışmaktadır.  

                                  Ülkenin ekonomik kaynakları

                                  Yaklaşık 1,44 trilyon dolarlık gayrisafi yurt içi hâsılasıyla Güneydoğu Asya’nın en büyük ekonomisine sahip olan ülke, genç ve dinamik iş gücü sayesinde de istikrarlı bir büyüme oranına (2024’te %5,03 2025 yılında ise %5,11) sahiptir. 2025 yılı itibarıyla kişi başına düşen yıllık 5.083 dolar gelir ile fakir ülkeler sınıflandırılmasındadır. İşsizlik oranı %5,1 ve enflasyon oranı yaklaşık %2,9 düzeyindedir.

                                  Endonezya’nın ekonomik gücünün temelinde zengin doğal kaynakları bulunmaktadır. Ülke; nikel, kömür, petrol, doğalgaz, kalay, bakır ve altın üretiminde dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer almaktadır. Özellikle elektrikli araç bataryalarının temel hammaddesi olan nikel rezervleri açısından oldukça zengindir.

                                  Dış ticaret, Endonezya ekonomisinin temel dinamiklerinden biridir. 2025 yılında yaklaşık 282,9 milyar dolarlık ihracata karşılık 241,8 milyar dolarlık ithalat gerçekleştiren ülke, dış ticarette fazla vermektedir. Çin, Endonezya’nın en büyük ticaret ortağıdır. ABD, Japonya, Singapur, Hindistan, Malezya, Güney Kore ve Vietnam da ülkenin başlıca ticaret yaptığı ülkeler arasında yer almaktadırlar.

                                  İhracatta mineral yakıtlar, kömür, palmiye yağı, demir-çelik ürünleri, elektrikli makineler, motorlu taşıtlar ve mücevherat öne çıkarken; ithalatta mineral yakıtlar, makineler, mekanik donanımlar, elektrikli cihazlar, motorlu taşıtlar, plastik ürünleri ve demir-çelik ürünleri önemli yer tutmaktadır.

                                  İdari yapı ve siyasi partiler

                                  Endonezya, 1945 Anayasası uyarınca üniter yapıya sahip bir cumhuriyettir. Devletin temel ideolojik ve anayasal dayanağını oluşturan Pançasila (Pancasila), Endonezya siyasal sisteminin kurucu ilkeleri olarak kabul edilmektedir. Endonezya başkanlık sistemi ile yönetilen bir ülkedir. Siyasal yapısı, “çok partili ‘demokratik’ başkanlık sistemiyle yönetilen üniter bir cumhuriyet” olarak tanımlanmaktadır. Buradaki demokrasi de, Türkiye’de olduğu gibi, çok partili sözde bir demokrasidir.

                                  Özerk statüye sahip Açe eyaletinde İslam hukuku (şeriat) belirli alanlarda uygulanmaktadır. Ülke genelinde ise aile hukuku konularında (örneğin Müslümanların evlilik ve miras işlemlerinde) İslami esaslara göre çalışan din mahkemeleri bulunmaktadır.

                                  Türkiye’de olduğu gibi ifade ve basın özgürlüğü üzerindeki baskılar yoğundur. Devlet ve hükümet aleyhine protesto ve direnişlere yönelik faşist baskılar Türkiye’dekini aratmayacak düzeydedir, hatta daha da serttir. Yolsuzluk bu ülkede de önemli sorunlardan biridir. Kuvvetler ayrılığı konusu Endonezya’da da tartışma gündemindedir. “Parlamenter demokratik” sistem söylemine aldanmamak gerekir; sömürü düzeninin istikrarını sağlamak adına çok sayıda insan hakları ihlalinden söz edilebilir. Devletin “demir yumruğu” direnenlerin tepesindedir. Özellikle faşist baskılar, Açe (Aceh) ve özel özerklik statüsüne sahip Papua eyaletlerinde yoğunlaşmaktadır.

                                  Endonezya’da cumhurbaşkanı ve cumhurbaşkanı yardımcısı, 2004 yılından bu yana doğrudan halk tarafından beş yıllık bir süre için seçilmekte ve en fazla iki dönem görev yapabilmektedir. Cumhurbaşkanı hem devletin hem de yürütmenin başıdır; bakanları atama ve görevden alma yetkisine sahiptir.

                                  Ülkenin yasama organı, Halkın Danışma Meclisi (Majelis Permusyawaratan Rakyat-MPR) çatısı altında faaliyet göstermektedir. MPR; 580 üyeli Temsilciler Meclisi (Dewan Perwakilan Rakyat-DPR) ile 152 üyeli Bölgesel Temsilciler Konseyi’nden (Dewan Perwakilan Daerah-DPD) oluşan iki kanatlı bir yapıya sahiptir. Yasama sürecinin merkezinde yer alan Temsilciler Meclisi, genel seçimlerle belirlenen üyelerden oluşmakta ve kanun yapma yetkisini kullanmaktadır. Yasaların yürürlüğe girebilmesi için Temsilciler Meclisi ile Cumhurbaşkanı’nın ortak onayı gerekmektedir. Bölgesel Temsilciler Konseyi ise bölgesel özerklik, merkez-yerel yönetim ilişkileri, eyaletlerin oluşumu ve doğal kaynakların yönetimi gibi konularda öneriler sunmaktadır.

                                  İdari bakımdan Endonezya 38 eyaletten oluşmaktadır. Bu eyaletlerden Açe (Aceh) ve Papua özel özerklik statüsüne sahipken, Yogyakarta tarihsel özellikleri nedeniyle özel bölge statüsüyle yönetilmektedir. Ülkenin geniş coğrafyası ve etnik çeşitliliği, yerel yönetimlerin siyasal sistem içindeki önemini artırmaktadır.

                                  14 Şubat 2024 tarihinde yapılan parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından Prabowo Subianto ülkenin sekizinci cumhurbaşkanı seçilmiş ve 20 Ekim 2024 tarihinde görevine başlamıştır. Cumhurbaşkanı Yardımcılığı görevini ise Gibran Rakabuming Raka üstlenmiştir.

                                  Aynı seçimlerde uygulanan %4’lük seçim barajını aşan sekiz siyasi parti Temsilciler Meclisi’nde temsil edilme hakkı kazanmıştır. Bunlar; Endonezya Demokratik Mücadele Partisi (PDI-P), Golkar Partisi, Büyük Endonezya Hareketi Partisi (Gerindra), Ulusal Uyanış Partisi (PKB), NasDem Partisi, Müreffeh Adalet Partisi (PKS), Demokrat Parti ve Ulusal Yetki Partisi (PAN)’dir. Bu tablo, Endonezya siyasetinde çok partili yapının ve koalisyon hükümetlerinin belirleyici olmaya devam ettiğini göstermektedir.

                                  Türkiye-Endonezya ekonomik ilişkileri

                                  Türkiye ile Endonezya arasındaki ekonomik ilişkiler son yıllarda giderek gelişti. 2000 yılında yalnızca 262 milyon dolar düzeyinde olan ikili ticaret hacmi, 2025 yılı itibarıyla yaklaşık 2,55 milyar dolara ulaşmıştır. Ancak ticaret dengesi uzun yıllardır Endonezya lehine seyretmektedir. 2025 yılında Türkiye’nin Endonezya’ya ihracatı 481 milyon dolar, Endonezya’dan ithalatı ise 2,099 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Böylece toplam ticaret hacmi 2,548 milyar dolara ulaşırken, Türkiye aleyhine yaklaşık 1,618 milyar dolarlık dış ticaret açığı oluşmuştur.

                                  Türkiye’nin Endonezya’ya ihraç ettiği başlıca ürünler arasında tütün, motorlu kara taşıtları ve bunların aksam ve parçaları, ferrokrom, demir-çelik ürünleri, inorganik kimyasallar ile savunma sanayi ürünleri yer almaktadır. Endonezya’dan yapılan ithalatta ise demir-çelik ürünleri, palm yağı başta olmak üzere bitkisel ve hayvansal yağlar, tekstil ürünleri, kauçuk, kalay ile kâğıt ve karton ürünleri öne çıkmaktadır.

                                  İki ülke arasındaki savunma sanayii iş birliği de son yıllarda önemli ölçüde gelişmiştir. Endonezya, Türkiye’nin geliştirdiği KAAN millî muharip uçağı, AKINCI ve TB3 insansız hava araçları ile ANKA İHA sistemlerine ilgi göstermiş; bu alanlarda çeşitli tedarik, ortak üretim ve teknoloji transferi anlaşmaları imzalanmıştır. Böylece ekonomik ilişkiler, ticaretin ötesine geçerek stratejik bir boyut da kazanmıştır.

                                  Ekonomik ilişkilerin kurumsal çerçevesini Türkiye-Endonezya Karma Ekonomik Komisyonu (KEK) oluşturmaktadır. KEK’in VIII. Dönem Toplantısı 11-12 Ekim 2017 tarihlerinde Cakarta’da gerçekleştirilmiştir. Sonraki yıllarda ticaret, yatırım, savunma sanayii ve teknoloji alanlarındaki iş birliği gelişmeye devam ederken, KEK mekanizmasının yeniden düzenli biçimde işletilmesine yönelik çalışmalar da sürdürülmektedir.

                                  Karşılıklı yatırımlar da son yıllarda artış göstermektedir. Endonezya Yatırım Bakanlığı verilerine göre 2025 yılı sonu itibarıyla Endonezya’da faaliyet gösteren Türk sermayeli şirket sayısı 531’e ulaşmıştır. Bu şirketler ağırlıklı olarak inşaat, enerji, tekstil, gıda, savunma sanayii ve hizmet sektörlerinde faaliyet göstermektedirler. Buna karşılık Türkiye’de faaliyet gösteren Endonezya sermayeli şirket sayısı 15’tir.

                                  Endonezya’nın dünya ekonomi ve siyasetindeki yeri

                                  Endonezya’nın stratejik önemi yalnızca ekonomik gücüyle sınırlı değildir. Hint Okyanusu ile Pasifik Okyanusu arasında yer alan takımadalar, özellikle Malakka Boğazı üzerinden geçen uluslararası deniz ticaret yollarının en kritik güzergâhlarından birini oluşturmaktadır. Dünya deniz ticaretinin önemli bir bölümünün bu hat üzerinden gerçekleşmesi nedeniyle Endonezya, küresel güçler arasındaki ekonomik ve jeopolitik rekabetin odak noktalarından biri hâline gelmiştir. ABD, Çin, Japonya, Avrupa Birliği ve Avustralya başta olmak üzere birçok güç, bu nedenle Endonezya ile ekonomik ve siyasal ilişkilerini geliştirmeye büyük önem vermektedirler.

                                  Büyük iç pazarı sayesinde birçok gelişmekte olan ülkeye göre daha dayanıklı bir ekonomik yapıya sahip olmasına karşın Endonezya; sermaye birikimi, ileri teknoloji, yüksek katma değerli sanayi üretimi ve yabancı yatırımlar bakımından uluslararası kapitalist/emperyalist sisteme önemli ölçüde bağımlıdır. Özellikle madencilik, enerji ve metal sanayilerine yönelen yabancı sermaye ülke ekonomisinde belirleyici bir ağırlık taşımaktadır. Günümüzde Endonezya’ya en fazla doğrudan yatırım yapan ülke Singapur’dur. Singapur’u Çin, Japonya, Malezya ve ABD izlemektedir. Özellikle Çin, son yıllarda nikel madenciliği, batarya üretimi, metal sanayi ve altyapı yatırımlarıyla ülkedeki ekonomik etkisini hızla artırmıştır. Bununla birlikte Singapur üzerinden gelen yatırımların önemli bir bölümü de uluslararası sermayenin bölgesel finans merkezi aracılığıyla yönlendirilmektedir.

                                  Ekonomik büyüme ve artan yabancı yatırımlar Endonezya emekçilerinin yaşam koşullarında aynı ölçüde bir iyileşme yaratmamıştır. Gelir dağılımındaki eşitsizlik, kayıt dışı çalışma, düşük ücretler ve sendikal haklara yönelik baskılar ülkenin temel toplumsal sorunları olmaya devam etmektedir. Ekonomik büyümenin yarattığı zenginlikten en büyük payı ulusal ve uluslararası sermaye çevreleri alırken, işçi sınıfı ile yoksul köylüler sömürü koşulları altında yaşamlarını sürdürmektedirler. Bu nedenle Endonezya’nın dünya ekonomisindeki yükselişi, işçiler-emekçiler açısından refah artışı anlamına gelmemektedir.

                                  Sömürgecilik dönemi

                                  Endonezya’nın tarihi sömürgecilik, emperyalist sömürü, sınıfsal mücadeleler ve ulusal kurtuluş hareketlerinin iç içe geçtiği uzun bir tarihsel sürecin ürünüdür.  

                                  19.yüzyılın başlarından itibaren Hollanda Doğu Hindistan Şirketi (VOC), Endonezya’da ticari tekeller kurarak baharat ticaretini denetimi altına aldı ve yerel ekonomiyi dünya kapitalist sistemine bağımlı hâle getirdi. Zamanla sömürge yönetimi yalnızca ticaretle yetinmeyerek siyasal ve askerî egemenliğini de genişletti. Baharat, kahve, şeker, kauçuk ve diğer tarım ürünlerinin üretimi sömürge ekonomisinin ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlenirken, yerli köylüler ağır vergiler, zorunlu üretim ve düşük ücretli emek ilişkileri altında yaşamaya zorlandılar. Böylece Endonezya, Avrupa kapitalizmi için önemli bir hammadde ve ucuz emek kaynağına dönüştürüldü ve 19. yüzyıl boyunca Hollanda sömürgeciliği yalnızca ekonomik sömürüyle sınırlı kalmadı. Askerî işgaller, zor kullanımı ve baskı politikalarıyla da pekiştirildi. Açe başta olmak üzere birçok bölgede halkın direnişi kanlı yöntemlerle bastırıldı. Ancak sömürge yönetiminin yarattığı toplumsal eşitsizlikler, yoksulluk ve ulusal baskı zamanla modern Endonezya milliyetçiliğinin, işçi hareketinin ve devrimci örgütlenmelerin doğmasına zemin hazırladı.

                                  1830 yılında uygulamaya konulan Zorunlu Tarım Sistemi (Cultuurstelsel), sömürünün en ağır uygulamalarından biri oldu. Köylüler, topraklarının önemli bir bölümünde kahve, şeker, çivit ve diğer ihraç ürünlerini yetiştirmeye zorlandı; iç pazar tarımı geriledi, birçok bölgede açlık ve yoksulluk yaygınlaştı. Bu sistem Hollanda’nın sermaye birikimine ve sanayileşmesine önemli katkılar sağlarken, Endonezya halkı ağır vergiler, zorunlu emek ve derin bir yoksulluk altında yaşamaya mahkûm edildi.

                                  19.yüzyılın sonları ile 20. yüzyılın başlarında sömürge düzeninin yarattığı toplumsal çelişkiler daha da keskinleşti. Gelişen işçi hareketi, köylü direnişleri ve anti-emperyalist siyasal akımlar, ilerleyen yıllarda ulusal kurtuluş mücadelesinin toplumsal temelini oluşturdu. Aynı zamanda bu süreç, Endonezya Komünist Partisi’nin (PKI) doğuşuna ve ülkenin bağımsızlık mücadelesinde önemli rol oynayacak devrimci hareketlerin gelişmesine de tarihsel zemin hazırladı.

                                  Sömürgeciliğe karşı mücadele ve PKI’nin doğuşu

                                  Sömürge düzeninin yarattığı yoksulluk ve eşitsizlikler yalnızca milliyetçi akımların değil, işçi sınıfı hareketinin ve sosyalist düşüncelerin de güç kazanmasını sağladı.

                                  Bu dönemde kurulan ilk kitlesel örgütlerden biri, 1905 yılında Cava’da yerli tüccarların girişimiyle oluşturulan Sarekat Dagang Islam (İslam Ticaret Birliği) oldu. Örgüt, kısa sürede yalnızca tüccarların değil, köylülerin, küçük esnafın ve kent yoksullarının da katılımıyla genişleyerek 1912 yılında Sarekat Islam (İslam Birliği) adını aldı. Birkaç yıl içinde yüz binlerce üyeye ulaşan Sarekat Islam, sömürge yönetimine karşı gelişen hoşnutsuzluğun en önemli kitlesel örgütü hâline geldi. Ancak farklı sınıfları bünyesinde barındırması nedeniyle örgüt içinde milliyetçi, İslamcı ve sosyalist eğilimler arasında zamanla ciddi görüş ayrılıkları ortaya çıktı.

                                  Endonezya’da sosyalist hareketin örgütlü temelleri ise 1914 yılında Hollandalı Marksist Henk Sneevliet öncülüğünde kurulan Hollanda Doğu Hint Adaları Sosyal Demokrat Birliği (ISDV) ile atıldı. Başlangıçta çoğunluğu Hollandalı sosyalistlerden oluşan ISDV, kısa süre içinde Endonezyalı işçiler arasında da örgütlenmeye başladı. Demiryolu işçileri, liman emekçileri, matbaa çalışanları ve diğer sanayi işçileri arasında yürüttüğü faaliyetler sayesinde sosyalist düşünceler giderek yaygınlaştı.

                                  1917 Büyük Sosyalist Ekim Devrimi’nin zafere ulaşması, Endonezya’daki sosyalist hareket üzerinde derin bir etki yarattı. Rusya’da işçi sınıfının iktidarı ele geçirmesi, sömürge halklarına emperyalizme karşı mücadelenin başarıya ulaşabileceğini gösteren güçlü bir örnek oluşturdu. Bu gelişme, yalnızca ISDV’nin siyasal çizgisini değil, Endonezya’daki işçi hareketinin ve sömürge karşıtı mücadelenin yönelimini de önemli ölçüde etkiledi.

                                  ISDV üyeleri, özellikle Sarekat Islam içinde yürüttükleri çalışmalarla işçi ve köylü kitleleri arasında sosyalist fikirlerin yayılmasına katkıda bulundu. Ancak sosyalist etkinin giderek güçlenmesi, Sarekat Islam yönetimindeki muhafazakâr ve dinî kanadın tepkisini çekti. 1921 yılında alınan bir kararla üyelerin aynı anda başka siyasal örgütlere üye olması yasaklandı. Bu karar, sosyalistlerle İslamcı kanat arasındaki ayrışmayı kesinleştirdi ve komünist hareketin bağımsız bir örgütlenmeye yönelmesini hızlandırdı.

                                  ISDV, 23 Mayıs 1920 tarihinde adını Endonezya Komünist Partisi (Partai Komunis Indonesia-PKI) olarak değiştirdi. Böylece PKI, Asya kıtasında kurulan ilk komünist partilerden biri oldu. Parti, Komünist Enternasyonal’e (Komintern) katılarak uluslararası komünist hareketin bir parçası hâline geldi. Kuruluşundan itibaren sömürgeciliğe, emperyalizme ve feodal ilişkilere karşı mücadeleyi temel siyasal hedef olarak benimsedi.

                                  PKI, kısa sürede işçi sınıfı içinde önemli bir örgütlenme başarısı gösterdi. Demiryolu, liman, şeker fabrikaları ve maden işletmelerinde çalışan işçiler arasında sendikal faaliyetler yürüttü; ücret artışları, çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve sömürge yönetiminin baskı politikalarına karşı çok sayıda greve öncülük etti. Bunun yanında köylüler arasında toprak sorunu ve ağır vergilere karşı yürütülen mücadeleleri de destekledi. Böylece PKI,   sömürge düzenine karşı gelişen kitlesel direnişin önemli örgütleyicilerinden biri hâline geldi ve gelişimi, Endonezya’daki ulusal kurtuluş mücadelesinin sınıfsal karakter kazanmasında önemli bir dönüm noktası oluşturdu.

                                  PKI’nin yükselişi, 1926-1927 ayaklanmaları ve baskı dönemi

                                  PKI’nin güçlenmesi, Hollanda sömürge yönetimini giderek daha fazla kaygılandırdı. Özellikle işçi grevlerinin yaygınlaşması ve anti-emperyalist düşüncelerin geniş kitlelere ulaşması üzerine sömürge yönetimi sendikal faaliyetleri sınırlandırmaya, parti yöneticilerini tutuklamaya ve yayın organlarını kapatmaya başladı. Buna rağmen parti, legal ve illegal örgütlenme biçimlerini birlikte kullanarak faaliyetlerini sürdürdü.

                                  1925 yılından itibaren sömürge yönetiminin baskıları daha da yoğunlaştı. Parti yöneticilerinin önemli bir bölümü tutuklandı ya da sürgüne gönderildi. Bu koşullar altında PKI içinde silahlı bir ayaklanmanın kaçınılmaz olduğu yönündeki görüşler güç kazandı. Uzun tartışmaların ardından, Parti, Hollanda sömürge yönetimine karşı silahlı direnişe hazırlanma kararı aldı.

                                  1926 yılının Kasım ayında Batı Cava ve Batavia’da (bugünkü Cakarta), 1927 yılının Ocak ayında ise Batı Sumatra’da PKI öncülüğünde silahlı ayaklanmalar gerçekleştirildi. Ancak örgütsel hazırlıkların yetersiz olması, ülke genelinde eş zamanlı bir koordinasyonun sağlanamaması ve sömürge yönetiminin güçlü askerî müdahalesi nedeniyle ayaklanmalar kısa sürede bastırıldı.

                                  Ayaklanmaların yenilgiyle sonuçlanmasının ardından Hollanda yönetimi tarihin en kapsamlı baskı dalgalarından birini başlattı. Binlerce komünist, sendikacı ve sömürge karşıtı militan tutuklandı; yüzlercesi uzun hapis cezalarına çarptırıldı. Yaklaşık 1.300 kişi ise Yeni Gine’nin iç kesimlerinde kurulan Boven Digoel sürgün kampına gönderildi. Bu kamp, yıllarca Endonezya devrimci hareketinin en ağır baskı merkezlerinden biri olarak varlığını sürdürdü.

                                  1926-1927 yenilgisi, PKI’nin ilk tarihsel döneminin sona ermesine yol açtı. Parti örgütü büyük ölçüde dağıtıldı ve uzun yıllar boyunca açık siyasal faaliyet yürütme olanağını kaybetti. Buna karşın PKI’nin sömürgeciliğe karşı yürüttüğü mücadele ve işçi sınıfı içinde yarattığı örgütlenme deneyimi, Endonezya’daki anti-emperyalist hareket üzerinde kalıcı izler bıraktı.

                                  Parti kadrolarının önemli bir bölümü sürgünde ya da cezaevlerinde bulunurken, bazı önderler yurt dışında faaliyetlerini sürdürdü. Bunlardan biri olan Musso, Sovyetler Birliği’nde bulunduğu yıllarda Komintern çalışmalarına katıldı ve Endonezya devrimi üzerine çeşitli değerlendirmeler yaptı. 1935 yılında gizlice ülkeye dönerek dağıtılmış durumdaki parti örgütünü yeniden kurmaya çalıştı. Ancak sömürge yönetiminin yoğun baskıları nedeniyle bu girişim kalıcı bir başarı sağlayamadı. PKI, İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasına kadar faaliyetlerini büyük ölçüde yeraltı koşullarında sürdürmek zorunda kaldı.

                                  Bütün baskılara rağmen sömürge yönetiminin ortadan kaldıramadığı gerçek, Endonezya halkının bağımsızlık özlemi ve örgütlü mücadele geleneğiydi. 1942 yılında Japonya’nın Endonezya’yı işgal etmesiyle birlikte ülkede yeni bir tarihsel dönem başladı. Japon işgali, bir yandan Hollanda sömürge yönetimine son verirken, diğer yandan Endonezya’nın bağımsızlık mücadelesini farklı koşullar altında yeni bir evreye taşıdı.

                                  Japon işgali, bağımsızlık ve PKI’nin yeniden yükselişi

                                  1942 yılında Japonya’nın Hollanda Doğu Hint Adaları’nı işgal etmesiyle yaklaşık üç buçuk asır (350 yıl) süren Hollanda sömürge yönetimi fiilen sona erdi. Ancak Japon işgali Endonezya halkına özgürlük getirmedi. Japon emperyalizmi, ülkenin zengin doğal kaynaklarını ve insan gücünü kendi savaş ekonomisinin hizmetine sundu. Yüz binlerce Endonezyalı zorunlu çalıştırma (romusha) uygulamaları kapsamında ağır koşullar altında çalıştırıldı; binlercesi açlık, hastalık ve kötü muamele nedeniyle yaşamını yitirdi.

                                  Bununla birlikte Japon işgali, Hollanda sömürge yönetiminin siyasal yapısını dağıtarak Endonezya’daki ulusal hareket için yeni bir tarihsel ortam da yarattı. Japon yönetimi, kendi çıkarları doğrultusunda da olsa bazı yerli kadroların devlet yönetiminde görev almasına izin verdi ve milliyetçi önderler Sukarno ile Muhammed Hatta’nın siyasal faaliyetlerine belirli ölçüde alan açtı. Ancak bu destek, Endonezya’nın bağımsızlığını sağlama amacından değil, Japon savaş politikasının gereklerinden kaynaklanıyordu.

                                  İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru Japonya’nın askerî yenilgisi kesinleşince Endonezya’da bağımsızlık talepleri hızla güç kazandı. 17 Ağustos 1945’te Sukarno ve Muhammed Hatta tarafından Endonezya’nın bağımsızlığı ilan edildi. Böylece Endonezya Cumhuriyeti resmen kurulmuş oldu. Ancak Hollanda sömürgeciliği bu bağımsızlığı tanımadı ve ülkeyi yeniden denetim altına almak amacıyla askerî harekât başlattı.

                                  Endonezya halkı 1945-1949 yılları arasında, Hollanda’nın yeniden sömürgeleştirme girişimine karşı zorlu bir bağımsızlık savaşı yürüttü. İşçiler, köylüler, gençler ve milliyetçi güçlerin yanı sıra Endonezya Komünist Partisi de bu mücadelede aktif rol oynadı. Savaş yıllarında birçok komünist, milis birliklerinde yer aldı, yerel direniş örgütlerinin oluşturulmasına katkıda bulundu ve sömürgeciliğe karşı verilen mücadelede ön saflarda mücadele etti.

                                  Bağımsızlığın ilanından sonra PKI, yeniden yasal siyasal faaliyet yürütme olanağı buldu ve kısa sürede toparlanmaya başladı. Ancak savaşın ardından kurulan yeni devlet, sömürge yönetiminin sona ermesine karşın sınıfsal karakter bakımından köklü bir dönüşüm geçirmedi. Siyasal iktidar büyük ölçüde ulusal burjuvazi ile devlet bürokrasisinin denetiminde kaldı. Bu durum, bağımsızlık sonrasında Endonezya’nın hangi toplumsal ve siyasal yönde gelişeceği konusunda yeni tartışmaları da beraberinde getirdi.

                                  1949 yılında Hollanda’nın Endonezya’nın bağımsızlığını resmen tanımasıyla sömürge dönemi hukuken sona erdi. Ancak emperyalist devletlerin ekonomik etkisi, dış sermayenin belirleyici konumu ve ülke içindeki sınıfsal çelişkiler varlığını korudu. Endonezya, bir yandan ulusal kalkınma arayışları, diğer yandan işçi sınıfı hareketi, PKI’nin yükselişi, ordu ile siyasal iktidar arasındaki mücadeleler ve Soğuk Savaş’ın yarattığı uluslararası gerilimler tarafından şekillendirildi. Bu süreç, Endonezya tarihinin en önemli siyasal kırılmalarından biri olan bağımsızlık sonrası dönemin başlangıcını oluşturdu.

                                  Bağımsızlık sonrası Endonezya

                                  Bağımsızlık sonrasında kurulan cumhuriyet, burjuva karakterli bir devlet niteliği taşıyordu. Endonezya Komünist Partisi (PKI), işçi ve köylü hareketi içindeki etkisini hızla yeniden artırırken, ulusal burjuvaziyle ittifaka ve sınıf uzlaşmasına dayanan bir siyasal çizgi izledi. Bu doğrultuda Cumhurbaşkanı Sukarno’yu destekleyen PKI, Amir Sjarifuddin’in başbakanlığı döneminde koalisyon hükümetinde yer aldı. Ancak 1948 başında Hollanda ile imzalanan Renville Antlaşması’nın ardından Amir Sjarifuddin hükümeti düştü ve PKI hükümetten çekildi. Aynı yıl Doğu Cava’nın Madiun kentinde hükümet ile sol güçler arasında yaşanan çatışmalar, tarihe Madiun Olayı olarak geçti. Sukarno ve Hatta yönetimi bu gelişmeyi “komünist ayaklanması” olarak değerlendirerek orduyu harekete geçirdi. Operasyonlar sonucunda PKI ağır bir baskıyla karşı karşıya kaldı; parti önderlerinden Musso öldürüldü, Amir Sjarifuddin idam edildi, çok sayıda parti yöneticisi ve üyesi ya öldürüldü ya da tutuklandı. Parti uzun süre yeniden örgütlenme mücadelesi vermek zorunda kaldı. Bu gelişmeler, ileride, 1965’te yaşanacak büyük tasfiyenin ilk habercisi niteliğindeydi.

                                  1950’li yıllarda PKI yeniden güç kazanarak Endonezya’nın en büyük siyasal partilerinden biri hâline geldi. Dipa Nusantara Aidit’in genel sekreterliğinde parti, işçi sendikaları, köylü örgütleri, gençlik, kadın ve kültür alanındaki kitlesel örgütlenmeleriyle milyonlarca üyeye ve destekçiye ulaştı. 1955 genel seçimlerinde ülkenin dördüncü büyük partisi oldu ve dünyanın sosyalist ülkeler dışındaki en büyük komünist partilerinden biri hâline geldi.

                                  Cumhurbaşkanı Sukarno’nun milliyetçilik, din ve komünizmi uzlaştırmayı amaçlayan Nasakom politikası çerçevesinde PKI siyasal yaşamda önemli bir ağırlık kazandı. Ancak partinin hızla büyümesi, toprak reformu talepleri ve işçi hareketinin güçlenmesi; ordu, büyük toprak sahipleri, muhafazakâr çevreler ve Batılı emperyalist devletler tarafından giderek artan bir tehdit olarak görülmeye başlandı.

                                  30 Eylül 1965 gecesi, kendilerine “30 Eylül Hareketi” (Gerakan 30 September-G30S) adını veren bir grup subay, üst düzey bazı generalleri kaçırarak öldürdü. Olayın hemen ardından General Suharto ordunun denetimini ele geçirdi ve gelişmeleri PKI’yi suçlamak için kullandı. General Suharto, Endonezya’da geniş çaplı bir anti-komünist tasfiye girişimini başlattı.

                                  1965 yılında General Suharto önderliğindeki askerî yönetim iktidarı fiilen ele geçirdi. ABD başta olmak üzere Batılı emperyalist devletlerin siyasal, diplomatik ve istihbarat desteğini arkasına alan yeni yönetim, PKI’ye ve tüm ilerici-demokratik güçlere karşı kapsamlı bir imha ve tasfiye harekâtı başlattı.

                                  PKI, kuruluşundan 1965 yılına kadar 3,5 milyon üyesi ve 10 milyondan fazla taraftarıyla dünyanın en büyük komünist partilerinden biri hâline gelmişti. Endonezya Komünist Partisi’nin kitlesel gücü yalnızca Endonezya burjuvazisini değil, uluslararası sermayeyi ve ABD emperyalizmini de ciddi biçimde kaygılandırıyordu. Vietnam’ın zaten tehlikede olduğu bir dönemde Endonezya’nın da emperyalizmin denetiminden çıkması, ABD açısından tüm Güneydoğu Asya’nın kaybedilmesi ve hatta Hindistan’a kadar uzanabilecek yeni devrimci dalgaların önünün açılması anlamına geliyordu. Bu nedenle CIA, sonradan açığa çıkan belgelerin de gösterdiği gibi, en az iki yıl süren kapsamlı ve ayrıntılı bir darbe hazırlığı yürüttü. ABD’nin istihbarat, lojistik ve siyasi desteğiyle yürütülen operasyonlarda PKI üyeleri, sendikacılar, köylüler, aydınlar ve solcu olduğu düşünülen insanlar sistematik biçimde hedef alındı. Yaklaşık 500 bin ile 1 milyon arasında insan katledildi, yüz binlerce kişi tutuklandı, işkence gördü ve yıllarca toplama kamplarında tutuldu. Böylece Endonezya işçi sınıfı hareketi kanlı bir biçimde ezilirken, ülke onlarca yıl sürecek Suharto diktatörlüğünün egemenliği altına girdi. PKI yasaklandı, örgütsel yapısı dağıtıldı ve Endonezya uzun yıllar sürecek Suharto diktatörlüğü dönemine girdi. 1968 yılında cumhurbaşkanı olan Suharto, “Yeni Düzen” (Orde Baru) rejimini kurumsallaştırarak ülkeyi otuz yılı aşkın süre yönetti.

                                  1965-1966 katliamları yalnızca Endonezya’nın değil, 20. yüzyılın en büyük siyasal kıyımlarından biri olarak tarihe geçti. Soğuk Savaş koşullarında birçok Batılı emperyalist güç bu gelişmeyi “komünizme karşı kazanılmış büyük bir zafer” olarak değerlendirdi. Çin Komünist Partisi katliamı sert biçimde kınarken, Rus sosyal emperyalistlerinin izlediği ihtiyatlı politika uluslararası komünist hareket içinde yoğun tartışmalara yol açtı. PKI’ye yönelik tasfiye karşısında etkili bir uluslararası dayanışmanın örgütlenememesi ve Rusya’nın yeni askerî rejimle ilişkilerini tamamen kesmemesi, dönemin revizyonist siyaseti yeniden tartışma konusu yaptı.

                                  Endonezya’da gerçekleştirilen kitlesel katliamlar yalnızca bu ülkeyle sınırlı kalmadı; dünyanın birçok yerindeki sağcı ve anti-komünist çevreler tarafından devrimci hareketlere gözdağı vermenin bir aracı olarak kullanıldı. Türkiye’de de Endonezya’daki gelişmeler uzun yıllar siyasal tartışmaların konusu oldu. Faşist çevreler katliamı, devrimci harekete karşı bir tehdit unsuru olarak kullanırken, uluslararası komünist hareket içinde Endonezya deneyimi üzerine devrim stratejisi, barışçıl geçiş ve sınıf mücadelesi konularında yoğun tartışmalar yaşandı.

                                  1965-1966 yenilgisi, PKI tarihinin en ağır kırılması oldu. Parti, yaşanan felaketin nedenlerini değerlendirmek amacıyla kendi siyasal çizgisini kapsamlı biçimde tartıştı; Merkez Komitesi Siyasi Bürosu tarafından hazırlanan Özeleştiri belgesi bu sürecin en önemli değerlendirme metinlerinden biri hâline geldi.

                                  PKI örgütsel varlığını büyük ölçüde yitirmiş olsa da, Endonezya’da işçi, köylü ve demokratik muhalefet bütünüyle ortadan kalkmadı. Suharto diktatörlüğüne karşı gelişen toplumsal mücadeleler, sonunda 1998 yılında rejimin çöküşüne uzanan sürecin önemli dinamiklerinden biri oldu.

                                  Suharto diktatörlüğünün sonu ve reformasi dönemi

                                  Suharto’nun otuz iki yıl süren “Yeni Düzen” (Orde Baru) rejimi, 1997 yılında patlak veren Asya ekonomik krizinin yarattığı ağır ekonomik ve toplumsal bunalımın ardından çözülme sürecine girdi. Endonezya ekonomisi kısa sürede derin bir krize sürüklendi, ulusal para birimi rupiah büyük ölçüde değer kaybetti, enflasyon hızla yükseldi, binlerce işletme iflas etti ve milyonlarca kişi işsiz kaldı. Krizin yol açtığı yoksulluk ve hayat pahalılığı, yıllardır baskı altında tutulan toplumsal hoşnutsuzluğu kitlesel bir muhalefete dönüştürdü.

                                  1998 yılının ilk aylarından itibaren başta üniversite öğrencileri olmak üzere işçiler, emekçiler ve demokratik kitle örgütleri ülkenin birçok kentinde kitlesel gösteriler düzenlediler. Kolluk güçlerinin protestoculara yönelik şiddeti, rejime duyulan öfkeyi daha da büyüttü. Mayıs ayında Cakarta’daki Trisakti Üniversitesi öğrencilerine ateş açılması sonucu dört öğrencinin öldürülmesi, ülke çapında büyük bir infiale yol açtı. Ardından öğrencilerin parlamento binasını işgal etmesi ve kitlesel gösterilerin ülke geneline yayılmasıyla Suharto yönetimi siyasal desteğini hızla kaybetti. Ordu içindeki çözülme ve yönetici elitler arasındaki görüş ayrılıkları da rejimin ayakta kalmasını giderek zorlaştırdı.

                                  Artan halk baskısı karşısında Suharto, 21 Mayıs 1998’de istifa etmek zorunda kaldı ve yerine yardımcısı Bacharuddin Jusuf Habibie geçti. Böylece Endonezya’da “reform” anlamına gelen Reformasi diye adlandırılan yeni bir siyasal dönem başladı. Bu süreçte siyasal özgürlükler önemli ölçüde genişletildi, çok partili siyasal yaşam yeniden güç kazandı ve basın üzerindeki birçok kısıtlama kaldırıldı. Yerel yönetimlerin yetkileri artırıldı, seçim sistemi yeniden düzenlendi ve sivil toplum örgütlerinin faaliyet alanı genişledi. Bununla birlikte Suharto döneminin siyasal ve kurumsal mirası bütünüyle ortadan kaldırılamadı. 1965-1966 katliamlarının sorumluları yargılanmadığı gibi, Endonezya Komünist Partisi (PKI) üzerindeki yasak ve anti-komünist devlet politikalarının önemli bir bölümü de yürürlükte kaldı. Ordunun siyasal ve ekonomik etkisi azalsa da tamamen sona ermedi, büyük sermaye grupları ve eski rejimin önemli aktörleri yeni dönemde de etkilerini korudular.

                                  Suharto’nun devrilmesi, Endonezya açısından önemli bir demokratik kazanım ve burjuva demokratikleşme sürecinin başlangıcı oldu. Ancak Reformasi dönemi siyasal özgürlükleri genişletmesine karşın kapitalist üretim ilişkileri, neoliberal ekonomi politikaları ve uluslararası sermayeye bağımlılık büyük ölçüde devam etti. Özelleştirme uygulamaları sürdürüldü, gelir dağılımındaki eşitsizlikler ve emekçilerin temel ekonomik sorunları ise önemli ölçüde varlığını korudu. Dolayısıyla Reformasi, Suharto diktatörlüğünün sona ermesini sağlamakla birlikte, Endonezya’nın sınıfsal yapısını ve ekonomik bağımlılık ilişkilerini köklü biçimde değiştirmedi.

                                  Günümüz Endonezya’sında sol hareket

                                  1965-1966 katliamlarının ardından Endonezya Komünist Partisi (PKI) yasaklanmıştı ve bu yasak günümüzde de yürürlüktedir. Komünist bir partinin yeniden kurulması yasal olarak mümkün değildir. Komünist sembollerin kullanımı ve Marksizm-Leninizm’in propaganda amacıyla yayılması da çeşitli yasal sınırlamalara tabidir. Ancak bu durum, Endonezya’da sol düşüncenin ve emek hareketinin bütünüyle ortadan kalktığı anlamına gelmemektedir. Özellikle Suharto diktatörlüğünün sona ermesinden sonra sosyalist, demokratik ve ilerici çevreler farklı siyasal ve toplumsal örgütlenmeler altında yeniden faaliyet yürütmeye başlamışlardır.

                                  Suharto döneminin son yıllarında kurulan Demokratik Halk Partisi (PRD), askerî diktatörlüğe karşı mücadelenin önde gelen sol örgütlerinden biri oldu. Günümüzde ise çeşitli sosyalist çevreler, işçi örgütleri ve demokratik kitle kuruluşları farklı platformlar altında faaliyetlerini sürdürmektedir.  Sol hareket, daha çok sendikalar, köylü örgütleri, öğrenci hareketi, kadın örgütleri, çevre hareketleri ve insan hakları kuruluşları içinde örgütlenmektedirler.

                                  Endonezya’da işçi sınıfının örgütlenmesinde çeşitli sendikal konfederasyonlar önemli bir rol üstlenmektedir. KSPI (Endonezya İşçi Sendikaları Konfederasyonu), KPBI (Endonezya İşçi Birliği Konfederasyonu), KASBI (Endonezya İşçi Sendikaları İttifakı Kongresi) ve FNPBI (Endonezya İşçi Mücadelesi Ulusal Cephesi) gibi sendikal yapılar; ücret artışları, güvenceli çalışma, sendikal hakların genişletilmesi ve özelleştirmelere karşı mücadele yürütmektedirler. Özellikle 2020 yılında kabul edilen Omnibus İş Yasası’na karşı gerçekleştirilen kitlesel grevler ve gösteriler, işçi hareketinin günümüzde de önemli bir toplumsal güç olduğunu ortaya koymuştur.

                                  Köylü hareketi de toplumsal mücadelenin önemli bileşenlerinden biridir. Endonezya Köylüleri Birliği (SPI), toprak reformu, tarım politikaları ve çok uluslu şirketlerin tarım alanlarındaki faaliyetlerine karşı uzun yıllardır mücadele etmektedir. Bunun yanı sıra öğrenci hareketi, kadın örgütleri, çevre hareketleri ve insan hakları kuruluşları; demokratik hakların genişletilmesi, gelir eşitsizliğinin azaltılması, çevrenin korunması ve devletin, 1965-1966 katliamlarıyla yüzleşmesi yönündeki taleplerini sürdürmektedirler.

                                  Bugün Endonezya solu, 1965 öncesindeki PKI’nin ulaştığı kitlesel güce sahip değildir. Buna karşın işçi, köylü, gençlik ve demokratik kitle hareketleri içinde varlığını korumakta, emek sömürüsüne, neo-liberal ekonomi politikalarına, çevre tahribatına ve emperyalist bağımlılık ilişkilerine karşı mücadelesini farklı örgütlenme biçimleri altında sürdürmektedir.

                                  Sonuç

                                  Endonezya’nın tarihi; sömürgecilik, ulusal kurtuluş mücadelesi, sınıf çatışmaları, askerî darbeler ve emperyalist müdahalelerle şekillenmiş çalkantılı bir tarihsel sürecin ürünüdür. Hollanda sömürgeciliğine karşı verilen bağımsızlık mücadelesinden Endonezya Komünist Partisi (PKI)’nin yükselişine, 1965-1966 katliamlarından Suharto diktatörlüğüne ve Reformasi dönemine kadar uzanan gelişmeler, yalnızca Endonezya’nın değil, 20. yüzyıl dünya siyasetinin de en önemli tarihsel deneyimlerinden birini oluşturmaktadır.

                                  Bütün baskılara, katliamlara ve yasaklara rağmen Endonezya’da işçi sınıfının, köylülerin, öğrencilerin, kadınların ve demokratik kitle örgütlerinin mücadelesi hiçbir zaman bütünüyle ortadan kalkmamış, farklı örgütlenme ve mücadele biçimleri altında varlığını sürdürmüştür. Bu mücadeleler, yalnızca daha demokratik bir siyasal düzen arayışını değil, aynı zamanda emekçi sınıfların ekonomik, demokratik ve toplumsal haklarını genişletme çabasını da ifade etmektedir.

                                  Endonezya deneyimi, emperyalizmin, yerli egemen sınıfların ve askerî bürokrasinin toplumsal gelişmeler üzerindeki belirleyici etkisini açık biçimde ortaya koyduğu kadar, örgütlü halk mücadelesinin tarihsel önemini de göstermektedir. Bu yönüyle Endonezya’nın tarihi yalnızca geçmişte yaşanmış olayların kronolojisi değil; ulusal kurtuluş, sınıf mücadelesi, demokrasi ve sosyalizm mücadelesi açısından günümüzde de güncelliğini koruyan önemli bir tarihsel deneyimdir.

                                  İşçi sınıfının günlük ekonomik ve demokratik mücadelelerini sosyalizm perspektifiyle birleştirecek bağımsız bir siyasal önderlik olmaksızın, bu mücadelelerin kalıcı toplumsal dönüşümlere ulaşması mümkün değildir.

                                  Bu nedenle Endonezya işçi sınıfı ve emekçilerinin önündeki temel tarihsel görev, marksist-leninist temelde gerçek bir komünist partinin yeniden inşa edilmesidir. Böyle bir parti, yalnızca işçi sınıfının siyasal öncüsü değil; aynı zamanda emperyalizme, kapitalist sömürüye ve her türlü gericiliğe karşı yürütülecek mücadelenin örgütleyici gücü olacaktır. Endonezya’nın tarihsel deneyimi, halkların kurtuluşunun kendiliğinden değil; örgütlü mücadele, doğru siyasal önderlik ve devrimci bir parti sayesinde kazanılabileceğini bir kez daha göstermektedir.

                                   28.06.2026

                                   

                                   Kaynakça

                                  “Endonezya Halkının Faşizme Karşı Mücadele Tecrübesi”, Aydınlık Yayınları, Mart 1975, İstanbul.

                                  “Komünistlerden İslamcılara Bir 20. Yüzyıl Tarihi: Endonezya”, Adrian Vickers, Ayrıntı Yayınları, 2013 İstanbul.

                                  “Kıtalar ve Ülkeler Coğrafyası”, Emin Atasoy, Ezgi Kitapevi Yayınları, Ekim 2010, İstanbul.

                                  https://www.worldbank.org/en/country/indonesia

                                  https://www.imf.org

                                  https://unctad.org

                                  Bank Indonesia (2025). Economic Reports. https://www.bi.go.id

                                  Statistics Indonesia (2025). Statistical Yearbook of Indonesia 2025. https://www.bps.go.id

                                  Indonesia Investment Coordinating Board (2025). Foreign Direct Investment Statistics. https://www.bkpm.go.id

                                  Organisation for Economic Cooperation and Development (2025). OECD Economic Surveys: Indonesia. https://www.oecd.org

                                  World Trade Organization (2025). Trade Profiles: Indonesia. https://www.wto.org

                                  Asian Development Bank (2025). Asian Development Outlook 2025. https://www.adb.org

                                  Reuters (2025–2026). Endonezya’daki doğrudan yabancı yatırımlar ve ekonomik gelişmeler üzerine haber ve analizler. https://www.reuters.com

                                   

                                   (Aşağıda, 17 Ağustos 1966’da yazılan ve 1968 yılında Çin’de yayımlanan Endonezya Halkı, Birleşin ve Faşist Rejimi Yıkmak İçin Mücadele Edin adlı broşürde yer alan yazıyı okurlarımıza sunuyoruz.)

                                   

                                  ENDONEZYA KOMÜNİST PARTİSİ MERKEZ KOMİTESİ SİYASİ BÜROSUNUN BİLDİRİSİ

                                  17 Ağustos 1966

                                  (Parçalar)

                                  Endonezya Komünist Partisi Merkez Komitesi Siyasi Bürosu’nun 17 Ağustos 1966’da yayımladığı bir bildiri, Indonesian Tribune dergisinin Kasım 1966 tarihli ilk sayısında çıktı. Bu bildiri, “1945 Ağustos Devrimi ile Tamamlanmış Olması Gereken Görevleri Gerçekleştirmek İçin Devrim Yolunu Tutalım” başlığını taşıyordu.

                                  Bildiri, Endonezya halkının 1945 Ağustos Devrimi’nin başlangıcının 21. yıldönümüne, sağcı generaller Suharto ve Nasution yönetimindeki karşı devrimcilerin ülkeye hâkim olduğu bir dönemde girdiğini belirtiyor. Yaklaşık bir yıldır, ordudaki gerici generallerin yönetimindeki güçler tarafından sürdürülen ve ancak Hitler Nazizmi’nin barbarlığıyla karşılaştırılabilecek ölçüde azgın bir karşı devrimci terörün, Endonezya’nın yakın tarihinde bir benzeri daha görülmemiştir. Bununla birlikte, karşı devrimciler ne kadar gaddar ve vahşi olurlarsa olsunlar, işçi sınıfının, köylülüğün ve devrimin diğer itici güçlerinin devrimci şevkini kırmayı başaramayacaklardır.

                                  Devrimciler ve demokratlar, adım adım yeniden örgütlenmekte ve sağcı generaller Suharto ve Nasution’un askerî diktatörlüğüne karşı direnme mücadelesine girişmektedirler. Bütün bunlar en ağır ve zor şartlar ve sürekli terör tehdidi altında gerçekleştirilmektedir. Endonezya halkı son derece sarsılmaz devrimci bir ruha sahiptir. Tarihî zorunluluk dolayısıyla işçi sınıfının ve Endonezya’nın bütün devrimci güçlerinin öncüsü durumunda olan Endonezya Komünist Partisi, uğradığı ağır kayıplardan sonra örgütünü yeniden inşa etmekle kalmamış, aynı zamanda yönetimde ve Parti’nin bütünü içinde uygulanan eleştiri-özeleştiri sayesinde Marksizm-Leninizm’in aydınlattığı doğru yola, devrim yoluna dönmektedir.

                                  1945 AĞUSTOS DEVRİMİ OBJEKTİF HEDEFİNE NİÇİN ULAŞAMADI?

                                  O günün objektif şartlarında, devrim patlak verdiği sırada Endonezya, sömürge ve yarı-feodal bir ülkeydi. Dolayısıyla 1945 Ağustos Devrimi, bütün ülkeyi kurtarmak amacıyla emperyalizmi Endonezya’dan sürüp atmak ve köylüleri yerli ve yabancı toprak ağalarının feodal zulmünden kurtarmak amacıyla feodalizmin bütün kalıntılarını tasfiye etmek gibi ikili bir görevi taşıyan burjuva demokratik bir devrim niteliğindeydi.

                                  Bildiri, 1945 Ağustos Devrimi’nin dünya proleter sosyalist devriminin bir parçası olduğunu belirtiyor. Bu devrim, yeni tipte bir burjuva demokratik devrimdi. Yeni tipte bir burjuva demokratik devrimin tam zafere ulaşması, sosyalist devrimin şartlarını hazırlar. Bunun sonucunda 1945 Ağustos Devrimi er geç sosyalizme ve komünizme varacaktır.

                                  1945 Ağustos Devrimi’nin itici güçleri, işçi sınıfı ya da proletarya, köylülük ve köylülüğün dışındaki küçük burjuvazidir. 1945 Ağustos Devrimi’nin, devrimin başlangıcında kendini açıkça gösteren anti-emperyalist niteliği, Endonezya halkının çok geniş tabakalarının seferber edilmesini mümkün kıldı. Belli ölçüde anti-emperyalist ve anti-feodal bir tavır alan millî burjuvazinin yanı sıra, diğer yurtsever unsurlar, hatta yurtsever toprak ağaları bile Hollanda emperyalistlerine karşı verilen bağımsızlık savaşına katıldılar ya da katkıda bulundular.

                                  Bildiride şöyle söyleniyor: 1945 Ağustos Devrimi tecrübesi, Endonezya işçi sınıfının öncüsü olan Endonezya Komünist Partisi’nin Endonezya halkının kurtuluş mücadelesine önderlik etmeyi henüz başaramadığını gösterdi. Endonezya Komünist Partisi, 1945 Ağustos Devrimi’ne yeterli hazırlıklardan yoksun olarak girdi. Ciddi teori eksikliği ve Endonezya toplumunun somut şartlarını kavramadaki yetersizliği hem devrimin niteliğini, görevlerini, programını, taktik ve şiarlarını hem de doğru ilkeleri ve örgütlenme biçimlerini tespit etmekteki başarısızlığına yol açtı. Endonezya Komünist Partisi, Endonezya halkından gördüğü yüksek itibarı, Hollanda sömürgeciliği ve faşist Japon işgali sırasında emperyalizme karşı verilen savaşta gösterdiği kahramanlık sayesinde kazanmıştı. Bununla birlikte, Endonezya Komünist Partisi’nin bu büyük itibarı, onun 1945 Ağustos Devrimi’nde önderliği ele geçirmesini sağlayamadı.

                                  Bu teorik eksiklik ve dünyanın ve Endonezya’nın somut durumunun somut tahlilini yapmaktaki yetersizlik, Endonezya Komünist Partisi’nin bu eksikliklerin üstesinden gelmek için 1945 Ağustos Devrimi’nin doğurduğu çok elverişli imkândan yararlanamamasına yol açtı. Endonezya Komünist Partisi, Hollanda emperyalizmine karşı silahlı mücadeleyi kararlı bir şekilde yürütemedi. Hollanda emperyalistlerinin başlattığı saldırı savaşını alt etmenin tek yolu olan köylülerin demokratik hareketiyle kaynaştırılmış ve onların tam desteğini kazanacak olan gerilla savaşını geliştiremedi; tam tersine Sjahrir’in sağ kanat sosyalistlerinin gerici uzlaşma siyasetini onayladı ve kendisi de bu siyaseti izledi. Köylük bölgelerde anti-feodal mücadeleye önderlik ederek işçi sınıfı ile köylülüğün ittifakını kuramadı ve böyle bir işçi-köylü ittifakı temeli üzerinde bütün diğer demokratik güçlerle birlikte bir birleşik cephe gerçekleştiremedi. Endonezya Komünist Partisi gücünü sağlamlaştıramadı, aksine kendi rolünü geri plana itti. 1945 Ağustos Devrimi’nin gerektirdiği gibi ilerleyememesinin, kesin zafere ulaşamamasının ve nihayet objektif hedefine erişememesinin nedenleri bunlardır.

                                  HER DEVRİMİN ESAS MESELESİ İKTİDAR MESELESİDİR

                                  Bildiri, “Her devrimin esas meselesi iktidar meselesidir.” ilkesini kavramanın her devrimci ve özellikle her komünist için mutlak bir şart olduğunu belirtiyor.

                                  Ezilen sınıfların sömürüden ve baskıdan kurtulmak için devrim yapmaktan, yani ezen sınıfların iktidarını zor yoluyla devirmek ve iktidarı zor yoluyla ele geçirmekten başka yolları yoktur. Çünkü devlet, hâkim sınıfların, ezilen sınıfları baskı altında tutmak için yarattığı bir araçtır.

                                  Fakat çağımızda gerçek bir halk devrimi için sadece iktidarı hâkim sınıfların elinden zorla söküp almak ve ele geçirilen iktidardan yararlanmak yeterli değildir. Marks, eski askerî-bürokratik devlet cihazının parçalanmasının “her gerçek halk devrimi için bir ön şart” olduğunu öğretmiştir (Lenin, Devlet ve İhtilal). Gerçek bir halk devrimi kesin zafere ancak bu ön şartı gerçekleştirdikten sonra ulaşabilir. Bu arada, görevi devrilen hâkim sınıfların direnişini zor yoluyla ve amansızca bastırmak olan yepyeni bir devlet cihazı yaratmak zorundadır.

                                  1945 Ağustos Devrimi iktidara ilişkin olarak ne yapmalıydı? 1945 Ağustos Devrimi, sadece iktidarı Endonezya Cumhuriyeti’ne devretmekle kalmayıp, bir ön şart olarak Endonezya’nın sömürge durumunu sürdürmek için kurulmuş olan sömürgeci devlet mekanizmasını bütün cihazlarıyla birlikte parçalamalıydı. 1945 Ağustos Devrimi, işçi sınıfı önderliğinde bütün anti-emperyalist ve anti-feodal sınıflar tarafından ortaklaşa yönetilen yepyeni bir devlet kurmalıydı. Bunun adı demokratik halk devleti olmalıydı.

                                  Bildiri, Endonezya Cumhuriyeti’nin, işçi sınıfının önderliği olmadığı için, proletaryanın katılmasına rağmen kaçınılmaz olarak burjuvazi tarafından yönetilen bir devlet olduğuna işaret ediyor. Böyle bir niteliğe sahip olan bir devlet, asla 1945 Ağustos Devrimi’nin bir aracı olamaz. Demokratik halk diktatörlüğü olmadığı için, 1945 Ağustos Devrimi, düşmanlarını yenmede kullanacağı hiçbir araca sahip değildi ve dolayısıyla görevlerini, yani emperyalist hâkimiyetin ve feodalizmin kalıntılarının tam tasfiyesini gerçekleştirmesi mümkün olamadı.

                                  Komünistlerin 1948’de kendi yönettikleri bir kabineden kendi istekleriyle çekilmeleri, Muhammed Hatta’nın başını çektiği gerici burjuvazinin iktidarı ele geçirmesi için en geniş imkânı sağlamıştı. Sonra bu gerici burjuvazi, Endonezya’yı yarı-sömürge ve yarı-feodal bir ülke hâline getiren Yuvarlak Masa Konferansı’nda yapılan iğrenç bir anlaşmayla, Hollanda’nın emperyalist menfaatlerinin ihyasına bir hazırlık olarak Madiun Olayı’yla beyaz terörü başlatarak Ağustos Devrimi’ne ihanet etti.

                                  Bildiride şöyle deniyor: Yuvarlak Masa Konferansı’ndan sonra emperyalizmin ve feodal kalıntıların baskısına karşı savaşı sürdüren Endonezya halkının devrimci mücadelesinin yeniden canlanışı, kısmî ve reformcu nitelikte bazı siyasi zaferler kazandı ve bunlar burjuva iktidarının anti-demokratik niteliğinin hafiflemesini sağladı.

                                  Böyle bir hükümetin mevcudiyetinin, iktidarın sınıf niteliğinde temel bir değişikliğin belirtisi olduğunu sanmak büyük bir hataydı. Yukarıda belirtilen gerçeklerin, halkın çıkarlarını temsil eden bir yönün ya da iktidar içinde halk taraftarı bir yönün doğması ve gelişmesi demek olduğunu sanmak da aynı derecede hatalıydı. “İktidarın iki yönü teorisi” diye ifade edilen bu hata, yukarıda sıralanan gerçeklere göre, Endonezya Cumhuriyeti’nin iktidarı içinde iki yön; bir yanda komprador, bürokrat-kapitalist ve toprak ağası sınıflarından meydana gelen “halk aleyhtarı yön” ve öte yanda da esas olarak millî burjuvaziden ve proletaryadan meydana gelen “halk taraftarı yön” olduğu sonucuna götürüyordu.

                                  “İki yön teorisi”ne göre, Endonezya’da bir mucize olabilirdi. Yani devlet, diğer sınıfları boyunduruk altına almak için sömürücü hâkim sınıfların bir aracı olmaktan çıkabilir ve gerek ezen gerekse ezilen sınıflar tarafından paylaşılan bir araç hâline getirilebilirdi. İktidardaki temel değişiklik, yani bir halk iktidarının doğuşu, “halk taraftarı yön”ü geliştirerek ve “halk aleyhtarı yön”ü yavaş yavaş tasfiye ederek barış içinde gerçekleştirilebilirdi.

                                  Bildiri şuna işaret ediyor: “İktidarın iki yönü teorisi”ne uygun olarak “halk taraftarı yön”ün “halk aleyhtarı yön” üzerindeki zaferine dayanarak halkı iktidara getirmekle iktidarda temel bir değişikliğin meydana geleceğini ummak safça bir hayalden başka bir şey değildir. Halk, iktidarı ancak emperyalizmin ve feodal kalıntıların çıkarlarını temsil eden komprador burjuvazi, bürokrat kapitalistler ve toprak ağalarının iktidarını işçi sınıfı önderliğinde silahlı devrim yoluyla yıkarak elde edebilir.

                                  “İktidarın iki yönü teorisi”, pratikte millî burjuvaziyle birleşik cephe içinde proletaryanın bağımsızlığını yok etmiş, onun çıkarlarını millî burjuvazinin çıkarları içinde eritmiş ve proletaryayı millî burjuvazinin kuyruğuna takmıştır.

                                  Proletaryayı yeniden Endonezya halkının kurtuluş mücadelesinin önderi durumuna getirmek için “iktidarın iki yönü teorisi” hatasını düzeltmek ve marksist-leninist devlet ve devrim öğretisine ilişkin yanlış görüşü ortadan kaldırmak mutlaka zorunludur.

                                  TAM BAĞIMSIZ VE DEMOKRATİK YENİ ENDONEZYA’YA GİDEN YOL

                                  Bildiri, 1945 Ağustos Devrimi’nden sonra Endonezya’nın tamamen bağımsız bir ülke hâline gelmediğini ve hâlâ yarı-sömürge ve yarı-feodal bir ülke olduğunu söylüyor. İktidar halkın elinde değil, burjuva ve toprak ağası sınıflarından meydana gelen yukarı tabakanın elindedir. Bağımsızlığın meyvelerini ancak hâkim sınıflara mensup bir avuç Endonezyalının tatmasına karşılık halk, özellikle 1945 Ağustos Devrimi sırasında en büyük fedakârlıklarda bulunan işçiler ve köylüler, hâlâ emperyalizmin ve feodal kalıntıların sömürüsü ve baskısı altında yaşamaktadırlar. Dolayısıyla bağımsızlıktan ve kurtuluştan hâlâ çok uzaktırlar. Sağcı generaller Suharto ve Nasution’un ve onların yardakçılarının, bürokrat-kapitalist, komprador ve toprak ağası sınıflarının iktidarı olan askerî diktatörlük yönetimi, Endonezya halkının emperyalizm ve feodal kalıntılar tarafından sömürülmesini hafifletmek şöyle dursun, bu sömürüyü daha da yoğunlaştıracaktır.

                                  Gerçeklerin gösterdiği gibi, sağcı generaller Suharto ve Nasution ve onların yardakçıları, Endonezya halkı üzerinde diktatörlüklerini kurmak için tamamen ABD’nin başını çektiği emperyalist ülkelerin “yardım”ına güvenmektedirler. Şimdi Endonezya’da sağcı generaller Suharto ve Nasution ve onların yardakçılarının askerî diktatörlük yönetimi altında ve ABD’nin başını çektiği uluslararası emperyalizmin yardımıyla yarı-sömürgecilik inşa edilmektedir.

                                  Bildiri, bugünkü Endonezya toplumundaki baş çelişmenin hâlâ 1945 Ağustos Devrimi’nin başlangıcındaki çelişme olduğunu, yani emperyalizm ve feodal kalıntılar ile tam bağımsızlık ve demokrasi isteyen halk kitleleri arasındaki çelişme olduğunu belirtiyor.

                                  Dolayısıyla devrimin hedefi aynı kalmaktadır: emperyalizm ve feodal kalıntılar. Devrimin düşmanı olan sınıflar da esas olarak aynıdır: emperyalizm, kompradorlar, bürokrat-kapitalistler ve toprak ağaları. Devrimin itici güçleri de hâlâ aynıdır: işçi sınıfı, köylülük ve küçük burjuvazi.

                                  Bildiri, emperyalistlerin artık Endonezya’da siyasi iktidarı doğrudan doğruya ellerinde bulundurmadıkları için, onların siyasi çıkarlarını, iktidarı ellerinde tutan komprador burjuvazi, bürokrat-kapitalistler ve toprak ağalarının temsil ettiğini belirtiyor. Dolayısıyla, emperyalizmin ve feodal kalıntıların yıkılmasının somut olarak gerçekleştirilmesi, ancak yerli gerici sınıfların iktidarının yıkılmasıyla mümkün olabilir. Bugünkü aşamada Endonezya devriminin baş görevi budur.

                                  Bildiri, bugün Endonezya halkının, ülkedeki en gerici sınıfların iktidarı olan sağcı generaller Suharto ve Nasution ve onların yardakçılarının askerî diktatörlüğüyle karşı karşıya bulunduğuna işaret ediyor. Halk için demokrasinin olmayışı, her devrimci ve demokratik hareketin silah zoruyla bastırılışı bütün halkın, haklarını savunmak için silaha sarılmasını zorunlu kılmaktadır. Silahlı karşı devrime karşı halkın silahlı mücadelesi kaçınılmazdır ve önümüzdeki devrimin esas mücadele biçimini teşkil eder. Endonezya halkı, ancak silahlı mücadele yolunu tutmakla, uğrunda onlarca yıl mücadele etmiş olduğu özlemlerini, yani bağımsızlık ve demokrasiyi gerçekleştirmenin ön şartı olarak, silahlı karşı-devrimcilerin iktidarını yıkmayı başarabilir.

                                  Bildiri, silahlı karşı devrimi yenilgiye uğratmak için verilecek silahlı mücadelenin, bir devrim olarak askerî maceracılık şeklinde, halk kitlelerinin uyanışından kopuk bir darbe şeklinde verilmemesi gerektiğini savunmaktadır. Endonezya devriminin bugünkü aşamasının, özünde köylülüğün toprak devrimi olduğunu; bu nedenle Endonezya halkının silahlı mücadelesinin de özünde köylülerin feodal kalıntıların tahakkümünden kurtulma yolunda verecekleri bir silahlı mücadele olacağını önemle belirtiyor. Silahlı karşı devrime karşı silahlı mücadele, özünde köylülerin toprak devrimini gerçekleştirme uğrundaki silahlı mücadelesi olmazsa asla kalıcı olamaz; eninde sonunda mutlaka yenilgiye uğrar. Köylülerin toprak devrimini gerçekleştirme uğrundaki silahlı mücadelesi ancak proletarya önderliğinde yürütüldüğü ve köylük bölgelerde, toprak ağalarının siyasi iktidarını yıkmakla yetinmeyip, bugün sağcı generaller Suharto ve Nasution ve onların yardakçılarının askerî diktatörlüğü tarafından temsil edilen yerli karşı devrimcilerin bütün iktidarını yıkmayı hedef aldığı takdirde tam bir zafere ulaşabilir ve gerçekten köylülüğü feodal kalıntıların tahakkümünden kurtarabilir.

                                  SONUÇLAR

                                  Bildiri, 1945 Ağustos Devrimi’nin temel meselelerini bir kere daha inceleyerek, Endonezya proletaryasının ve onun öncüsü Endonezya Komünist Partisi’nin gelecekteki görevlerini yerine getirmeleri için son derece önemli bazı sonuçlar çıkarabileceğimizi söylüyor. Şöyle ki;

                                  1.1945 Ağustos Devrimi, görevi emperyalizmin ve feodal kalıntıların tahakkümünü tamamen ortadan kaldırmak olan yeni tipte bir burjuva demokratik devrim olarak ancak proletarya önderliğinde zafere ulaşabilirdi.

                                  Proletarya, yeni tipte burjuva demokratik devrimde önderliği ele geçirmek için, en başta köylülükle bir ittifak kurmalı ve işçi sınıfı önderliğindeki bu işçi-köylü ittifakı temeli üzerinde bütün diğer devrimci sınıf ve gruplarla devrimci bir birleşik cephe teşkil etmelidir. Proletarya, devrimci birleşik cephenin önderi olarak görevini ancak; müttefiklerinin kabul edebileceği ve devrime rehberlik edecek doğru bir programa ve taktiklere ve sağlam bir örgüte sahip olduğu ve millî görevlerin gerçekleştirilmesinde bir örnek teşkil ettiği zaman başarabilir. Doğru programa gelince, burada işçi sınıfı ve köylülüğün ittifakını kuracak devrimci bir toprak programının olması son derece önemlidir. Doğru taktiklere gelince, temel mücadele biçiminde, yani köylülüğün desteğine dayanan silahlı mücadelede ustalaşmak son derece önemlidir. Bütün bunlar, ancak proletarya kendi siyasi partisine, yani bütünüyle devrimci marksist-leninist teorinin rehberliğinde olan ve oportünizmin her çeşidinden arınmış Endonezya Komünist Partisi’ne sahip olduğu zaman gerçekleştirilebilir.

                                  2.1945 Ağustos Devrimi’nin görevinin tam olarak yerine getirilmesinin ön şartı, iktidarın sadece emperyalizmin elinden alınması ve Endonezya Cumhuriyeti’ne aktarılması değil, sömürgeci düzenin tüm mekanizmasının parçalanması ve yepyeni bir devletin, yani işçi sınıfı önderliğinde bütün anti-emperyalist ve anti-feodal sınıfların ortak iktidarı olan demokratik halk diktatörlüğünün kurulması olmalıydı. Demokratik halk diktatörlüğü, yeni tipte burjuva demokratik devrimin bir aracı olarak, devrimin bütün düşmanlarını silah zoruyla ve amansızca ezmeli ve halk için en geniş demokratik hakları sağlamalıdır.

                                  3.Endonezya halkının emperyalizmin ve feodal kalıntıların sömürü ve baskısından kurtulması, ancak mutlaka yeniden gerçekleşecek olan devrim yoluyla, 1945 Ağustos Devrimi’yle aynı nitelikte olan bir devrimle, yani yeni tipte bir burjuva demokratik devrim yoluyla olacaktır. Önümüzdeki devrimin baş görevi, sağcı generaller Suharto ve Nasution ve onların yardakçılarının askerî diktatörlüğü tarafından temsil edilen yerli karşı devrimciler iktidarının silahlı mücadele yoluyla yıkılmasıdır. Silahlı karşı devrimi yenilgiye uğratacak olan silahlı mücadele, ancak özünde köylülerin toprak devrimini gerçekleştirmek için giriştikleri bir silahlı mücadele olursa ve yine köylülerin toprak devrimini gerçekleştirme uğrundaki silahlı mücadelesi, ancak proletarya önderliğinde yürütüldüğü ve bütün yerli karşı devrimci güçlerin iktidarını yıkma hedefine yöneldiği takdirde zafere ulaşır.

                                  4.Demokratik halk devrimini zafere ulaştırmak için partiye düşen görevler şunlardır:

                                  Birincisi, oportünizmin her çeşidinden arınmış, sübjektivizme ve modern revizyonizme karşı mücadelede kararlı bir parti yaratmak için Endonezya Komünist Partisi’ni marksist-leninist doğrultuda yeniden inşa etmeye ve aynı zamanda da kitleleri, özellikle işçileri ve köylüleri uyandırmaya, örgütlemeye ve seferber etmeye devam etmek.

                                  İkincisi, köylük bölgelerde köylülerin toprak devrimiyle kaynaşmış uzun süreli bir silahlı mücadeleyi yönetmeye hazır olmak.

                                  Üçüncüsü, sağcı generaller Suharto ve Nasution’un askerî diktatörlüğüne karşı olan bütün güçlerin birleşik cephesini, yani proletarya önderliğinde, işçi-köylü ittifakına dayanan birleşik cepheyi kurmak. Bunlar, demokratik halk devrimi için Partinin Üç Bayrağı’dır.

                                  Bildiri, uluslararası proletaryanın ve emperyalizme karşı savaşan bütün halkların, önümüzdeki Endonezya devriminin müttefikleri olduğunu belirtiyor. Dünya karşı devriminin elebaşı Amerikan emperyalizmi, Vietnam’da, Kruşçev modern revizyonistlerinin de yardımlarıyla, ağır ve kaçınılmaz bir yenilgiyle karşı karşıyadır.

                                  Bildiri, sonunda, emperyalizmin ve feodal kalıntıların hâkimiyetinden kurtulmuş yeni Endonezya’ya giden yolu açmak için, yerli karşı devrimcilerin önderleri sağcı generaller Suharto ve Nasution’un askerî diktatörlüğünü yıkma görevi çağrısına bütün gücümüzü ve yeteneğimizi en kararlı bir şekilde ve yürekten adayarak uymamız gerektiğini belirtiyor.

                                  [“Endonezya Halkının Faşizme Karşı Mücadele Tecrübesi”, Aydınlık Yayınları, s. 10-20, Mart 1975, İstanbul.]

                                   

                                  İlgili

                                  Önceki yazı

                                  İsrail devleti ve yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet politikası

                                  İlgiliGönderiler

                                  İsrail devleti ve yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet politikası
                                  Dünya

                                  İsrail devleti ve yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet politikası

                                  17 Ağustos 2026
                                  Almanya Komünist Partisi (KPD)’nin yasaklanmasının 70. yıldönümüne dair…
                                  Makaleler

                                  Almanya Komünist Partisi (KPD)’nin yasaklanmasının 70. yıldönümüne dair…

                                  17 Ağustos 2026
                                  “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”na dair…
                                  Güncel

                                  “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”na dair…

                                  16 Ağustos 2026
                                  Ceuta’ya kitlesel göç dalgası ve nedenleri
                                  Güncel

                                  Ceuta’ya kitlesel göç dalgası ve nedenleri

                                  15 Ağustos 2026
                                  Sistemin çürümüşlüğü ve Ahbap Derneği
                                  Güncel

                                  Sistemin çürümüşlüğü ve Ahbap Derneği

                                  14 Ağustos 2026
                                  “500 Büyük Sanayi Kuruluşu Araştırması”nın gösterdikleri
                                  İşçi Dünyası

                                  “500 Büyük Sanayi Kuruluşu Araştırması”nın gösterdikleri

                                  14 Ağustos 2026

                                  Son Haberler

                                  Denizlerin ve farklılıkların birleştirdiği ülke: Endonezya

                                  Denizlerin ve farklılıkların birleştirdiği ülke: Endonezya

                                  18 Ağustos 2026
                                  İsrail devleti ve yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet politikası

                                  İsrail devleti ve yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet politikası

                                  17 Ağustos 2026
                                  Almanya Komünist Partisi (KPD)’nin yasaklanmasının 70. yıldönümüne dair…

                                  Almanya Komünist Partisi (KPD)’nin yasaklanmasının 70. yıldönümüne dair…

                                  17 Ağustos 2026
                                  “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”na dair…

                                  “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”na dair…

                                  16 Ağustos 2026
                                  Ceuta’ya kitlesel göç dalgası ve nedenleri

                                  Ceuta’ya kitlesel göç dalgası ve nedenleri

                                  15 Ağustos 2026
                                  Sistemin çürümüşlüğü ve Ahbap Derneği

                                  Sistemin çürümüşlüğü ve Ahbap Derneği

                                  14 Ağustos 2026
                                  “500 Büyük Sanayi Kuruluşu Araştırması”nın gösterdikleri

                                  “500 Büyük Sanayi Kuruluşu Araştırması”nın gösterdikleri

                                  14 Ağustos 2026
                                  Kıbrıs Sosyalist Partisi 2026 Konferansı

                                  Kıbrıs Sosyalist Partisi 2026 Konferansı

                                  11 Ağustos 2026
                                  Kürt ulusal hareketini tasfiye eden yasa meclisten geçti…

                                  Kürt ulusal hareketini tasfiye eden yasa meclisten geçti…

                                  11 Ağustos 2026
                                  YDİ ÇAĞRI

                                  Yeni sayımız, sayı 224 çıktı!

                                  11 Ağustos 2026
                                  • YDİ Çağrı / Tüm Sayılar
                                  • Youtube Kanalı
                                  • İletişim
                                  Tel: +0507 037 75 27

                                  © 2023 Yeni Dünya İçin Çağrı

                                  Sonuç yok
                                  Tüm Sonucu Görüntüle
                                  • YDİ ÇAĞRI
                                  • Güncel
                                  • İşçi Dünyası
                                  • Kadın
                                  • Gençlik
                                  • Kürdistan
                                  • Çevre
                                  • Dünya
                                    • Avrupa
                                    • Amerika
                                    • Ortadoğu
                                    • Afrika
                                    • Asya
                                    • Pasifik
                                  • Makaleler
                                  • Yayınlar
                                    • Son Sayı
                                    • YDİ Çağrı / Tüm Sayılar
                                    • Yeni İşçi Dünyası
                                    • Yeni Kadın Dünyası
                                      • Dört Duvar
                                    • Yeni Dünya Gençliği
                                    • Bildiriler
                                    • Broşürler
                                    • Yeni Dünya İçin
                                  • Youtube TV
                                  • Tüm Yazılar
                                  • İletişim
                                    • Hakkımızda
                                  • tr TR
                                    • tr TR
                                    • en EN
                                    • de DE
                                    • fr FR
                                    • es ES
                                    • ar AR
                                    • ku KU

                                  © 2023 Yeni Dünya İçin Çağrı

                                  Yeni Dünya İçin ÇAĞRI Size en son haberler ve güncellemeler için bildirimler göstermek istiyoruz.
                                  Reddet
                                  Bildirimlere İzin Ver