Çarşamba, Haziran 3, 2026
  • Tüm Yazılar
Yeni Dünya İçin ÇAĞRI
E-DERGİ OKU
  • Anasayfa
  • Dünya
    • Tümü
    • Afrika
    • Amerika
    • Asya
    • Avrupa
    • Ortadoğu
    Bolivya’da neler oluyor?

    Bolivya’da neler oluyor?

    ICOR’un 15 Mayıs 2026 Nakba Günü Açıklaması

    ICOR’un 15 Mayıs 2026 Nakba Günü Açıklaması

    ICOR’dan Küba açıklaması

    ICOR’dan Küba açıklaması

    Ulm’de 1 Mayıs

    Ulm’de 1 Mayıs

    Hamburg’ta 1 Mayıs

    Hamburg’ta 1 Mayıs

    İnnsbruck’ta 1 Mayıs

    İnnsbruck’ta 1 Mayıs

    Trending Tags

      • Avrupa
      • Amerika
      • Ortadoğu
      • Afrika
      • Asya
      • Pasifik
    • Yayınlar
      • Son Sayı
      • YDİ Çağrı / Tüm Sayılar
      • Tekoşîna Komunîst/Komünist Mücadele
      • Yeni İşçi Dünyası
      • Yeni Dünya İçin
      • Yeni Kadın Dünyası
      • Yeni Dünya Gençliği
      • Eğitim Dizisi
      • Bildiriler
      • Broşürler
    • İşçi Dünyası
      YDİ ÇAĞRI

      Mayıs sayımız, sayı 80 çıktı

      Adana’da 1 Mayıs

      Adana’da 1 Mayıs

      ICOR’dan 1 Mayıs çağrısı

      ICOR’dan 1 Mayıs çağrısı

      YDİ ÇAĞRI

      Nisan sayımız, sayı 79 çıktı!

      Mersin Limanında işçiler 103 gündür direniyor!

      Mersin Limanında işçiler 103 gündür direniyor!

      Emperyalist savaşa, sefalete, baskılara, sömürüye karşı: 1 Mayıs’ta alanlara!

      Trending Tags

      • Kürdistan
        Haydi Newroz’a!

        Haydi Newroz’a!

        Newroz 2026: “Özgürlük ve demokrasi” için tek yol: Devrim!

        Newroz 2026: “Özgürlük ve demokrasi” için tek yol: Devrim!

        Şam ile SDG arasında entegrasyon anlaşması

        Şam ile SDG arasında entegrasyon anlaşması

        Rojava’ya yönelik imha savaşına hayır!

        Rojava’ya yönelik imha savaşına hayır!

        Rojava tehlikede!

        Rojava tehlikede!

        Emperyalistlerden dost olmaz!

        Emperyalistlerden dost olmaz!

        Trending Tags

        • Güncel
          Umut iktidar dalaşlarında değil!

          Umut iktidar dalaşlarında değil!

          Forbach’ta İbrahim Kaypakkaya ve Miktat Camkıran anıldı

          Forbach’ta İbrahim Kaypakkaya ve Miktat Camkıran anıldı

          Al birini vur ötekine!

          Al birini vur ötekine!

          İktidar dalaşı ve mutlak butlan kararı

          İktidar dalaşı ve mutlak butlan kararı

          Anmaya çağrı

          Anmaya çağrı

          Yazı İşleri Müdürümüz Bektaş Kızılocak serbest bırakıldı

          Yazı İşleri Müdürümüz Bektaş Kızılocak serbest bırakıldı

          Trending Tags

          • Gençlik
            Çocukların yaşaması için ölmeli cellatlar

            Çocukların yaşaması için ölmeli cellatlar

            Çocuklar ölmesin!

            Çocuklar ölmesin!

            Çocuk emeğinin kapitalist sömürüsü: MESEM

            Çocuk emeğinin kapitalist sömürüsü: MESEM

            Kimsenin payandası olmayacağız!

            Kimsenin payandası olmayacağız!

            Kayyım uygulaması: Faşizm!

            Kayyım uygulaması: Faşizm!

            Üniversiteler, kampüsler savaş çığırtkanlığı yeri değildir!

            Üniversiteler, kampüsler savaş çığırtkanlığı yeri değildir!

            Trending Tags

            • Kadın
              “Aile Yılı” yetmedi, sıra “Aile ve Nüfus 10 Yılı”nda!

              “Aile Yılı” yetmedi, sıra “Aile ve Nüfus 10 Yılı”nda!

              Bu savaşa derhal son verilmeli!

              Bu savaşa derhal son verilmeli!

              Kadınlar yoksulluğa, şiddete ve sömürüye karşı alanlardaydı

              Kadınlar yoksulluğa, şiddete ve sömürüye karşı alanlardaydı

              Kadıköy’de 8 Mart

              Kadıköy’de 8 Mart

              Kahrolsun emperyalist saldırganlık! Kahrolsun haksız gerici savaşlar!

              Kahrolsun emperyalist saldırganlık! Kahrolsun haksız gerici savaşlar!

              8 Mart 2026’da: Barbarlık yerine sosyalizm!

              8 Mart 2026’da: Barbarlık yerine sosyalizm!

              Trending Tags

              • Makaleler
                Emperyalist dünya sistemi içinde Türkiye‘nin konumu -IV-

                Emperyalist dünya sistemi içinde Türkiye‘nin konumu -IV-

                Sistem çürümüştür!  Kurtuluşun yolu işçilerin, emekçilerin örgütlü mücadelesidir!

                Sistem çürümüştür! Kurtuluşun yolu işçilerin, emekçilerin örgütlü mücadelesidir!

                II.Dünya Savaşı’nın sona ermesinden 80 yıl sonra, küresel güç oyunları

                II.Dünya Savaşı’nın sona ermesinden 80 yıl sonra, küresel güç oyunları

                Emperyalist dünya sistemi içinde Kuzey Kürdistan Türkiye’nin konumu III

                Emperyalist dünya sistemi içinde Kuzey Kürdistan Türkiye’nin konumu III

                Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombası atılmasının 80. yıldönümü

                Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombası atılmasının 80. yıldönümü

                Emperyalist dünya sistemi içinde Türkiye’nin konumu  II

                Emperyalist dünya sistemi içinde Türkiye’nin konumu II

                Trending Tags

                • Çevre
                  Barınma hakkı ve kentsel dönüşüm

                  Barınma hakkı ve kentsel dönüşüm

                  COP 30’da   değişen hiçbir şey yok!

                  COP 30’da değişen hiçbir şey yok!

                  Kapitalizmin azami kâr hırsı amazon ormanlarını yok ediyor!

                  Kapitalizmin azami kâr hırsı amazon ormanlarını yok ediyor!

                  ICOR’dan COP30 açıklaması

                  ICOR’dan COP30 açıklaması

                  Karakaya köyünde taş ocağı tesisine karşı direniş  

                  Karakaya köyünde taş ocağı tesisine karşı direniş  

                  Akkuyu Nükleer Santrali ile ilgili yandaş gazeteden yalanlar

                  Akkuyu Nükleer Santrali ile ilgili yandaş gazeteden yalanlar

                  Orman yangınlarına karşı mücadele yeterli mi?

                  Orman yangınlarına karşı mücadele yeterli mi?

                  Yanan gelecektir!

                  Yanan gelecektir!

                  Türkiye’nin ilk İklim Kanunu hakkında

                  Türkiye’nin ilk İklim Kanunu hakkında

                  Trending Tags

                  • Youtube TV
                  • İletişim
                    • Hakkımızda
                    • Tüm Yazılar
                  Sonuç yok
                  Tüm Sonucu Görüntüle
                  • Anasayfa
                  • Dünya
                    • Tümü
                    • Afrika
                    • Amerika
                    • Asya
                    • Avrupa
                    • Ortadoğu
                    Bolivya’da neler oluyor?

                    Bolivya’da neler oluyor?

                    ICOR’un 15 Mayıs 2026 Nakba Günü Açıklaması

                    ICOR’un 15 Mayıs 2026 Nakba Günü Açıklaması

                    ICOR’dan Küba açıklaması

                    ICOR’dan Küba açıklaması

                    Ulm’de 1 Mayıs

                    Ulm’de 1 Mayıs

                    Hamburg’ta 1 Mayıs

                    Hamburg’ta 1 Mayıs

                    İnnsbruck’ta 1 Mayıs

                    İnnsbruck’ta 1 Mayıs

                    Trending Tags

                      • Avrupa
                      • Amerika
                      • Ortadoğu
                      • Afrika
                      • Asya
                      • Pasifik
                    • Yayınlar
                      • Son Sayı
                      • YDİ Çağrı / Tüm Sayılar
                      • Tekoşîna Komunîst/Komünist Mücadele
                      • Yeni İşçi Dünyası
                      • Yeni Dünya İçin
                      • Yeni Kadın Dünyası
                      • Yeni Dünya Gençliği
                      • Eğitim Dizisi
                      • Bildiriler
                      • Broşürler
                    • İşçi Dünyası
                      YDİ ÇAĞRI

                      Mayıs sayımız, sayı 80 çıktı

                      Adana’da 1 Mayıs

                      Adana’da 1 Mayıs

                      ICOR’dan 1 Mayıs çağrısı

                      ICOR’dan 1 Mayıs çağrısı

                      YDİ ÇAĞRI

                      Nisan sayımız, sayı 79 çıktı!

                      Mersin Limanında işçiler 103 gündür direniyor!

                      Mersin Limanında işçiler 103 gündür direniyor!

                      Emperyalist savaşa, sefalete, baskılara, sömürüye karşı: 1 Mayıs’ta alanlara!

                      Trending Tags

                      • Kürdistan
                        Haydi Newroz’a!

                        Haydi Newroz’a!

                        Newroz 2026: “Özgürlük ve demokrasi” için tek yol: Devrim!

                        Newroz 2026: “Özgürlük ve demokrasi” için tek yol: Devrim!

                        Şam ile SDG arasında entegrasyon anlaşması

                        Şam ile SDG arasında entegrasyon anlaşması

                        Rojava’ya yönelik imha savaşına hayır!

                        Rojava’ya yönelik imha savaşına hayır!

                        Rojava tehlikede!

                        Rojava tehlikede!

                        Emperyalistlerden dost olmaz!

                        Emperyalistlerden dost olmaz!

                        Trending Tags

                        • Güncel
                          Umut iktidar dalaşlarında değil!

                          Umut iktidar dalaşlarında değil!

                          Forbach’ta İbrahim Kaypakkaya ve Miktat Camkıran anıldı

                          Forbach’ta İbrahim Kaypakkaya ve Miktat Camkıran anıldı

                          Al birini vur ötekine!

                          Al birini vur ötekine!

                          İktidar dalaşı ve mutlak butlan kararı

                          İktidar dalaşı ve mutlak butlan kararı

                          Anmaya çağrı

                          Anmaya çağrı

                          Yazı İşleri Müdürümüz Bektaş Kızılocak serbest bırakıldı

                          Yazı İşleri Müdürümüz Bektaş Kızılocak serbest bırakıldı

                          Trending Tags

                          • Gençlik
                            Çocukların yaşaması için ölmeli cellatlar

                            Çocukların yaşaması için ölmeli cellatlar

                            Çocuklar ölmesin!

                            Çocuklar ölmesin!

                            Çocuk emeğinin kapitalist sömürüsü: MESEM

                            Çocuk emeğinin kapitalist sömürüsü: MESEM

                            Kimsenin payandası olmayacağız!

                            Kimsenin payandası olmayacağız!

                            Kayyım uygulaması: Faşizm!

                            Kayyım uygulaması: Faşizm!

                            Üniversiteler, kampüsler savaş çığırtkanlığı yeri değildir!

                            Üniversiteler, kampüsler savaş çığırtkanlığı yeri değildir!

                            Trending Tags

                            • Kadın
                              “Aile Yılı” yetmedi, sıra “Aile ve Nüfus 10 Yılı”nda!

                              “Aile Yılı” yetmedi, sıra “Aile ve Nüfus 10 Yılı”nda!

                              Bu savaşa derhal son verilmeli!

                              Bu savaşa derhal son verilmeli!

                              Kadınlar yoksulluğa, şiddete ve sömürüye karşı alanlardaydı

                              Kadınlar yoksulluğa, şiddete ve sömürüye karşı alanlardaydı

                              Kadıköy’de 8 Mart

                              Kadıköy’de 8 Mart

                              Kahrolsun emperyalist saldırganlık! Kahrolsun haksız gerici savaşlar!

                              Kahrolsun emperyalist saldırganlık! Kahrolsun haksız gerici savaşlar!

                              8 Mart 2026’da: Barbarlık yerine sosyalizm!

                              8 Mart 2026’da: Barbarlık yerine sosyalizm!

                              Trending Tags

                              • Makaleler
                                Emperyalist dünya sistemi içinde Türkiye‘nin konumu -IV-

                                Emperyalist dünya sistemi içinde Türkiye‘nin konumu -IV-

                                Sistem çürümüştür!  Kurtuluşun yolu işçilerin, emekçilerin örgütlü mücadelesidir!

                                Sistem çürümüştür! Kurtuluşun yolu işçilerin, emekçilerin örgütlü mücadelesidir!

                                II.Dünya Savaşı’nın sona ermesinden 80 yıl sonra, küresel güç oyunları

                                II.Dünya Savaşı’nın sona ermesinden 80 yıl sonra, küresel güç oyunları

                                Emperyalist dünya sistemi içinde Kuzey Kürdistan Türkiye’nin konumu III

                                Emperyalist dünya sistemi içinde Kuzey Kürdistan Türkiye’nin konumu III

                                Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombası atılmasının 80. yıldönümü

                                Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombası atılmasının 80. yıldönümü

                                Emperyalist dünya sistemi içinde Türkiye’nin konumu  II

                                Emperyalist dünya sistemi içinde Türkiye’nin konumu II

                                Trending Tags

                                • Çevre
                                  Barınma hakkı ve kentsel dönüşüm

                                  Barınma hakkı ve kentsel dönüşüm

                                  COP 30’da   değişen hiçbir şey yok!

                                  COP 30’da değişen hiçbir şey yok!

                                  Kapitalizmin azami kâr hırsı amazon ormanlarını yok ediyor!

                                  Kapitalizmin azami kâr hırsı amazon ormanlarını yok ediyor!

                                  ICOR’dan COP30 açıklaması

                                  ICOR’dan COP30 açıklaması

                                  Karakaya köyünde taş ocağı tesisine karşı direniş  

                                  Karakaya köyünde taş ocağı tesisine karşı direniş  

                                  Akkuyu Nükleer Santrali ile ilgili yandaş gazeteden yalanlar

                                  Akkuyu Nükleer Santrali ile ilgili yandaş gazeteden yalanlar

                                  Orman yangınlarına karşı mücadele yeterli mi?

                                  Orman yangınlarına karşı mücadele yeterli mi?

                                  Yanan gelecektir!

                                  Yanan gelecektir!

                                  Türkiye’nin ilk İklim Kanunu hakkında

                                  Türkiye’nin ilk İklim Kanunu hakkında

                                  Trending Tags

                                  • Youtube TV
                                  • İletişim
                                    • Hakkımızda
                                    • Tüm Yazılar
                                  Sonuç yok
                                  Tüm Sonucu Görüntüle
                                  Yeni Dünya İçin ÇAĞRI
                                  Sonuç yok
                                  Tüm Sonucu Görüntüle
                                  Anasayfa Çevre

                                  Barınma hakkı ve kentsel dönüşüm

                                  Deprem değil, kapitalizm öldürür!

                                  3 Haziran 2026
                                  İçinde Çevre, Tüm Yazılar
                                  Barınma hakkı ve kentsel dönüşüm
                                  0
                                  PAYLAR
                                  7
                                  GÖRÜNTÜLEME
                                  Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

                                  Barınma bir insan hakkıdır

                                  Her bireyin ve ailenin yaşamını sürdürebileceği ve sağlıkla yaşayabileceği uygun koşullarda barınma hakkı olmalıdır. Buna uygun olarak da; İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve Barınma Hakkı: Madde 25’te;
                                  “Herkes, kendisi ve ailesi için sağlık ve refah şartlarını sağlayan bir yaşam standardına sahip olma hakkına sahiptir, bunun içinde gıda, giysi, barınma ve sağlık hizmetleri gibi şeyler yer alır.” diye yazılıdır.

                                  Bunun barınma ve konut alanındaki anlamı; evinden zorla tahliye edilmeme ve evsiz kalmama güvence altına alınmalıdır. Konut, sağlıklı bir yaşam için uygun olmalı, temel altyapı ve temizlik gereksinimlerini karşılamalıdır. Bunun içinde;

                                  Madde 11 de “Taraf Devletler, her insanın yeterli yaşam standartlarına sahip olabilmesi için uygun barınma şartları ve ekonomik gereksinimlerin karşılanmasını sağlamak için gerekli adımları atacaklardır.” yazılıdır. Gezegenimizde bu yazılanlara uyan kaç devlet vardır? Bugün bu sorunun cevabı vahşi kapitalizmin egemenliği ve devletin yapısı ile ilintilidir. En özet şekliyle söylersek “devlet bir sınıfın diğer sınıf/sınıflar üzerindeki egemenlik aracıdır.” Kapitalizm koşullarında, kapitalistlerin emekçiler üzerindeki baskı aracıdır. Bu bakış açısı ile barınma sorununa bakarsak yanılgılarımız en asgariye iner.

                                  Türkiye Cumhuriyeti, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi‘ni 10 Aralık 1948 tarihinde Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda kabul edilmesinin hemen ardından imzalamıştır. T.C Anayasası’nın 2. ve 5. Maddelerinde yer alır almasına da teoride kabul görmüş olmasının pratik değeri nedir?

                                  Türkiye’nin coğrafi koşulları ve depremler

                                  Coğrafi ve doğal deprem koşulları her ülkede olduğu gibi konut inşasında Türkiye içinde önemlidir. Türkiye, aktif fay hatları yani deprem kuşağının üzerinde yer alan ve bu anlamda sorumluluğu doğaya atmak için uydurulmuş coğrafyası “kader” sayılan bir ülkedir. Çünkü coğrafi olarak, üç ana tektonik plakanın Avrasya, Afrika ve Arabistan plakalarının kesişim noktası Türkiye’nin Anadolu yarımadasıdır. Anadolu’nun pek çok bölgesinde aktif fay hatları bulunmaktadır. Diğer yandan Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın (KAF) kuzey kolu da Trakya yarımadası için tehlike yaratmaktadır. Bu fay hatları, yer kabuğundaki büyük kırılmalar sonucu büyük depremlere yol açabiliyorlar. Türkiye’de hemen her dönemde büyük depremler olmuştur. Bundan çıkarılması gereken en önemli ders, deprem riskinin yüksek olmasından dolayı yapılaşmanın bu duruma uygun olması zorunluluğudur. Önlenemez bir doğa olayı olan depremin beraberinde getirdiği doğal değişiklik ve yıkımların felâketlere neden olmaması için tedbirlerin önceden alınması gereklidir.  Deprem sonrası yaşanan felâketlerin hemen hepsi bu tedbirlerin zamanında alınmamasından kaynaklanmaktadır. T.C. tarihinde can ve mal kayıplarının çok yüksek olduğu büyük depremler, aynı zamanda çok büyük ekonomik zarar demektir. 1939 Erzincan Depremi, 1999 İzmit Depremi, 2011 Van Depremi ve 2020 İzmir Depremi, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli 11 il depremi vb. büyük depremler, önemli şehirlerde büyük tahribatlara yol açmış, binlerce can kaybına ve milyarlarca dolar maddi hasara sebep olmuştur. Sadece 2023 yılındaki son büyük depremde -dile kolay- 53 bini aşkın insan hayatını kaybetti. Felâketin boyutlarının çok daha büyük olduğu açıktır.

                                  Deprem riski ile mücadele ve önlemler bağlamında

                                  Türkiye, 1999 İzmit Depremi sonrasında deprem dayanıklılığına dair yeni yönetmelikler ve standartlar getirmiş; halkın deprem konusunda eğitilmesi, deprem tatbikatlarının yapılması için kararlar alınmış, yasalar yapılmış; deprem erken uyarı sistemlerini geliştirilmeye başlanmıştır. Özel deprem vergileri yasalaştırılmış ve tespit edilen dayanıksız binalar mühürlenmiş, onların yerine modern ve deprem yönetmeliklerine uygun yapılar inşa edilmesi için büyük kentsel dönüşüm projeleri uygulanmaya konulmuştur.

                                  Tüm bu önlemlere rağmen Türkiye coğrafyasında, “Deprem kuşağının olduğu ülkelerde deprem değil kapitalizm öldürür.” tezi güncelliğini korumaktadır. Bunun anlamı; tüm kapitalist sistemde olduğu gibi, inşaat sektöründe de kâr amacı ön plandadır. Düşük kaliteli malzeme ve yetersiz denetim ile dayanıklı yapılmayan binalar deprem vb. doğa olaylarında felâketlere sebep olurlar. Kapitalizmin bir diğer adı da gelir dağılımı ve eşitsizliklerin derin olduğu sistemdir. Genelde burjuvalar (zenginler) daha güvenli bölgelerde ve depreme dayanıklı konutlarda yaşarken, emekçiler/yoksullar daha riskli ve denetimsiz bölgelerde, düşük kaliteli konutlarda yaşarlar. Bu da onlar için doğal afetlerin çok ağır yaşanması anlamına gelir. Can ve mal kaybı esas olarak bu kesimde yaşanır. Kapitalizmin azami kâr hırsı bu durumu sürekli kılar. Kapitalist sistemde insan hayatının değeri ile kâr hırsı arasındaki ilişkide kâr hırsı hep öndedir.

                                  Depreme dayanıklı evler yapılabilir mi? Bunun yolu nedir? Buna imkân var mı?  Depreme dayanıklı evler/barınma mekânları nasıl olmalı? Sağlıklı bina ne demek?

                                  Bu sorulara elbette toplu bir cevap verilemez. Ama içerik aynıdır.

                                  Evet, depreme dayanıklı evler yapmak teknik olarak tamamen mümkündür. Bugün Japonya, Şili ve ABD gibi ülkelerde büyük depremlerde bile modern binaların çoğu yıkılmamaktadır. Mesele teknoloji eksikliği değil; doğru mühendislik, doğru malzeme kullanımı, doğru uygulama ve doğru denetimdir. Amaç binanın hiç hasar almaması değil, içindeki insanların hayatta kalmasını sağlamaktır. Yani binalar sallanabilir, duvarları çatlayabilir ama alınacak tedbirle yapıların çökmesi engellenebilir.

                                  Bina yapımında zemin seçimi: En kritik faktörlerden biridir. En sağlam bina bile kötü zeminde yıkılabilir. Kötü zemin; gevşek toprak dolgu alanı, alüvyon yapı demektir. İyi zemin ise kaya ve sert zemin demektir. Ama çok kötü zeminlerde bile uygun projeler ve teknolojilerle çok sağlam binalar yapılabilir. Yeter ki doğru bir zemin etüdü ve doğru uygulamalar yapılsın.

                                  Doğru taşıyıcı sistem: Yapıları taşıyan ana elemanlar; temel, kolonlar, kirişler ve perde beton duvarlardır. Depreme dayanıklı binalarda kolonlar güçlüdür. Merdiven ve asansör boşluğu gibi bölümlerde perde beton uygulanmaları tercih edilmelidir.

                                  Kaliteli beton kullanımı: Eski binalarda genelde C10–C15 beton kullanılırdı.  Çoğunlukla da bu standartlar bile uygulanmaz, çok kez deniz kumu kullanılarak ve göz kararı konulan malzemelerle ameleler tarafından karıştırılarak (hatta yeterince karıştırılamayarak) yapılırdı. Yeni binalarda ise C30–C40 beton (daha fazla çimento daha temiz kum/çakıl orantılı su) tipleri kullanılıyor. Hatta artık beton fabrikalarında daha kontrollü imal edilerek ve pompalar ile yeterli basınç altında döşenerek yapılıyor. Dolayısıyla yeni betonlar eskiye oranla yaklaşık 4 kat daha güçlüdürler.

                                  Yeterli ve doğru tipte demir kullanımı: Demir binaların esnekliğini sağlar ve depremde esneklik çok önemlidir. Esnek bina yıkılmaz, sallanır. Özellikle taşıyıcı sistemlerde nervürlü demir kullanımı önemlidir.

                                  Dengeli tasarım: Türkiye’de özellikle kentlerde binaların alt katları hep dükkândır.  Bu kötü bir tasarım örneğidir. Dükkânlarda iç bölme duvarları olmadığı için (duvarlar da taşıyıcı sistemlere destektir) bu durum “yumuşak kat” oluşturur ve çökme riski yaratır. İyi tasarım; dengeli yük dağılımı demektir.

                                  Profesyonel mühendislik ve denetim: Bu en kritik faktördür. Kalifiye inşaat ve zemin mühendisi ve yapı denetimi olmadan güvenli sağlıklı bina olmaz. Tabi ki denetçi mühendisler, rüşvetçi mühendisler olmamalıdır. Bizdeki sorunlu uygulamalardan biri de müteahhit /yüklenici denetimsizliğidir. Hemen herkes müteahhitlik belgesi alabiliyor. Bir inşaat ve zemin mühendisi kiralamakta ve yetki için onun diplomasını kullanmaktalar. İnşaat görmeyen ya da uğramayan mühendisler vardır.

                                  Sismik izolatör (deprem izolatörü): Bu sistem, binayı zeminden ayırır ve depremin enerjisini sönümleyerek yıkıcı etkisini azaltır.  Genelde gökdelenlerde, kamu binalarında, viyadük ve köprüler gibi kritik yapılarda kullanılır.  Bu konuda örnek ülke Japonya’dır.

                                  Depreme dayanıklı bina yapmak pahalı mı? Evet, ama sanıldığı kadar değil. Toplam maliyet artışı yaklaşık %5–10 civarındadır.  %500–%1000 güvenlik artışı ile karşılaştırıldığında çok büyük bir kazanç söz konusudur.  Sonuç olarak depreme dayanıklı ev yapmak kapitalizm koşullarında da mümkündür. Yeterli teknoloji ve mühendislik bilgisi vardır. Memlekette “Tuğla var, harç var, gerisi işçilik.” Kalifiye ustalar da var, bunları doğru birleştirerek yapılan bina yıkılmaz. Deprem öldürmez, kötü yapılmış bina öldürür. Kapitalizm öldürür.

                                  Üretim araçlarının özel mülkiyette ve ekonomik faaliyetlerin temel amacının kâr elde etmek olduğu ekonomik sistemde de sağlam bina yapılabilir. Unutulmaması gereken sermaye bu tür yapıları hangi amaçla yapar sorusudur.

                                  “Ranta karşı dayanıklı konut” ne demektir? Kâr amacı yüzünden güvenlikten ödün verilmemesi, zemin etüdüne uygun temel ve kat seçimi yapılmasıdır. Müteahhittin maliyet düşürmek için kalitesiz malzeme kullanamaması demektir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde sorun bu minvalde yürümektedir.

                                  Türkiye’de deprem bağlamında en acil sorun mevcut riskli milyonlarca konutu güvenli hale getirme sorunudur. Türkiye’deki konutların yaklaşık %50’si 2000 yılından önce ve eski yönetmeliklere göre yapılmıştır. Türkiye’de yaklaşık 26 milyon konut var. Bunun yaklaşık 6–7 milyonu risklidir. Yani her 4 evden biri risk altında olabilir. Yaklaşık 2 milyonu acilen yıkılıp yeniden yapılması gereklidir. Milyonlarca insan potansiyel ölüm riski taşıyan bu binalarda yaşıyor. Fakat 24 yıldır iktidarda olanlar asrın projeleriyle (İstanbul Kanal vb.) uğraşlarını öne çıkarırlarken olan hep emekçilere oluyor. Canını kaybeden onlar, malını kaybeden onlar, maalesef kendi davasına sahip çıkmayanlar da onlar.

                                  Türkiye de yapılaşma konusunda acilen yapılması gerekenler:

                                  -Riskli binaların tespiti hızla yapılmalı,

                                  -Tüm ülkenin bina dökümü çıkarılmalı,

                                  -Özellikle İstanbul’un dönüşümü acil gerçekleşmelidir.

                                  Türkiye’nin en kritik meselesi Kanal İstanbul değil, güvensiz konutlardır. Devlet destekli dönüşümde, en riskli bölgelere öncelik verilmelidir. Denetim ve kalite kontrol çok daha önemlidir.

                                  Yeri gelmişken dikkat çekmek istediğimiz bir nokta da Türkiye’de deprem sırasında ve sonrasında yararlanılacak modern sığınak sistemi var mı sorusudur. Türkiye’de Avrupa’daki gibi geniş sığınak sistemi yoktur. Almanya, İsviçre, Japonya gibi ülkelerde özel deprem sığınakları vardır. Türkiye’de sistem açık alan temelindedir. Toplanma alanı olarak belirlenen birçok alan da yapılaşmaya açılmıştır.

                                  Barınma sorunu kapitalizmde hep var

                                  Büyük insanlığın barındığı derme çatma yapılar, doğal afetler karşısında koruyucu olmaktan öte kendileri felâketlerin habercisidir. Neden? Çünkü kapitalizmde, konut sektörü yatırım ve kâr için önemli bir alandır.  İnşaat şirketleri, piyasa koşullarına göre en yüksek kârı elde etmek için binalar inşa ederler. Genellikle lüks konutlar veya zenginlere hitap eden projelerde daha fazla kazandıklarından, bu alana daha çok önem verip daha dikkatli olurlar. Orta sınıf ve düşük gelirli emekçiler bu tür projelere ulaşamaz. Günümüzde zaten konut sahibi olmak iyice zorlaşmış durumdadır.

                                  Kapitalizmde konutlar özel mülk olarak kabul gördüğünden insanlar barınma ihtiyaçlarını için konut satın almak veya kiralamak zorundadırlar. Emlâk piyasası büyük sermayeye sahip şirketler/burjuvaların ellerinde olduğundan, daha fazla kazanmak için arzı sınırlı tutarak fiyatları yükseltirler. Bu durum, konut piyasasında büyük fiyat balonları yaratır. Bugün artık orta ve emekçi sınıfların ev sahibi olmaları neredeyse imkânsız hale gelmiştir. Yüksek faizler ev sahibi olmayı iyice zorlaştırmaktadır.

                                  Öte yandan emlâk sektörü aynı zamanda yatırımcılar için büyük bir sermaye birikim alanıdır. Fiyat artışından yararlanarak satma amacıyla satın alınan emlâk aynı zamanda önemli spekülasyon aracıdır. Konutların yatırım aracı olarak kullanılması ihtiyacı olan insanlar için barınmayı daha da zorlaştırır. Yüksek kiralar ve yükselen emlâk fiyatları orta sınıfı ve emekçileri daha da zor durumda bırakmaktadır. Bugünün Türkiye’sinde emlâk fiyatlarının astronomik yüksekliği aynı zamanda enflasyon tarafından da tetiklenmekte ve beslenmektedir. Bu durum kapitalizmin var oldukça şu veya bu oranda devam etti ve edecektir.

                                  Gentrifikasyon (soylulaştırma); yerel halkın yerinden, yurdundan kovulması

                                  Birçok dizi ve filme konu olan Gentrifikasyon, emlâk sektörü egemenlerinin yeni zengin mahalleler yaratmak için emekçi kesimlerin gece kondu veya değerli (ranta müsait) yerleşim alanlarından çıkarılması eylemidir. Bu süreç, düşük gelirli ailelerin, yaşam alanlarını kaybetmelerine, zorunlu olarak daha kötü şartlara sahip bölgelere taşınmalarına neden olur. Bu aynı zamanda, toplumsal ayrışmayı da hızlandırır. Gentrifikasyon süreci, gayrimenkul değerlerinin artması, kiraların yükselmesi, yerel işletmelerin kapanması ve eski sakinlerin yerinden edilmesi ile başlar.

                                  Gentrifikasyonun temel özellikleri

                                  -Yüksek gelirli sınıfların mahalleye yerleşmesi,

                                  -Kiralarda ve gayrimenkul değerlerinde artış,

                                  -Sosyal yapının değişmesi,

                                  -Yerel işletmelerin kapanması ve yükselen fiyatlar,

                                  -Yerinden etme (displacement) ve el koyma.
                                  Gentrifikasyonun nedenleri

                                  Yüksek gelirli yatırımcıların iştahını kabartan ve beyaz yakalı çalışanların ilgi gösterdiği bölgeler olması,
                                  -Kentsel dönüşüm projeleri,

                                  Belediyeler ve devlete bağlı kurumlar (TOKİ- Toplu Konut İdaresi) bazı mahalleleri yenileyerek, yeni yatırımlar çekmek ve şehri daha çekici hale getirmek amacıyla kentsel dönüşüm projeleri başlatabilir. Bu projeler genellikle varoşlarda/gecekondu bölgelerinde eski yapıları yenileme, yeni ticaret merkezleri, parklar ve lüks konutlar inşa etme gibi işlemleri kapsar. Ancak bu projeler, genellikle eski sakinlerin yerinden edilmesine yol açar ve mahallelerinin tarihsel kimliğini kaybetmelerine neden olur.

                                  -Kültürel çekicilik,

                                  Kültürle uğraşan genç profesyoneller, sanatçılar veya yeni girişimciler, “yaratıcı sınıf” olarak bilinen bir grup oluştururlar ve genellikle şehir merkezlerine yerleşirler. Bu gruptakiler, yeni barlar, kafeler, sanat galerileri ve yenilikçi işletmeler açarak mahalleye yeni bir yaşam tarzı getirirler. Bu da mahalleyi daha cazip bir hale getirerek daha fazla yatırımcıyı çeker ve yapısal değişikliği körükler.

                                  -Altyapı yatırımları ve ulaşım iyileştirmeleri,

                                  Şehirlerdeki altyapı iyileştirmeleri, yeraltı ulaşım hatları, toplu taşıma, yeni yollar ve köprüler daha önce izole olmuş mahallelere yatırım yapılmasını teşvik edebilir. Bu tür iyileştirmeler genellikle gentrifikasyonun da hızlanmasına yol açar çünkü zenginler ve orta sınıf daha erişilebilir hale gelen bölgelerde yaşamaya tercih ederler.

                                  Gentrifikasyonda yerinden edilme ve sosyal adaletsizlik demektir. Düşük gelirli aileler, artan kiralar ve emlâk fiyatları yüzünden yaşadıkları mahallelerden zorla çıkarılabilir. Gentrifikasyon süreci, yerel halkın kültürünü ve toplumsal bağlarını zayıflatır onlara kültürel kimlik kaybı yaşatır. Mahalledeki eski yaşam tarzı kaybolur.  Evsizlik sorununu da artar. Yerinden edilen aileler uygun fiyatlı konut bulmakta zorlanırlar. Gentrifikasyon, yeni mahalleye gelen zengin ve kalburüstü bireyler için rahat bir yaşam sağlarken, alttakiler yani eski sakinler için daha zorlu koşulları oluşturur.

                                  Günümüz koşullarında bile gentrifikasyona karşı alınabilecek bazı önlemler vardır. Meselâ;

                                  Sosyal konut projeleri ve kiraların denetimi: Eski sakinlerin yerinden edilmesini engellemek için sosyal konut projeleri ve kiraların kontrol altında tutulması önemlidir. Devlet (tabi isterse) düşük gelirli ailelerin bu mahallelerde kalabilmelerini sağlamak için kiracılara ve ev sahiplerine yönelik düzenlemeler yapabilir. Devlet bunu kendiliğinden yapmaz, eski sakinlerin direnişi bunu belirler.

                                  Mahalle sakinlerinin söz sahibi olduğu yerel halkın ihtiyaçları göz önünde bulundurularak planlanabilir toplum temelli gelişim projeleri uygulanabilir.

                                  Yerinden edilen ailelere yönelik sosyal yardımlar, kültürel ve psikolojik destekler sağlanabilir.

                                  Kapitalist sistemin, maksimum kâr hedefiyle şekillenen gayrimenkul piyasası, düşük gelirli sınıf ve toplumların eşit olmayan ayrışmalarının nedenidir.  Gentrifikasyonun etkilerinin en aza indirilmesi için toplumsal direniş ve duyarlılıkla devletin müdahalesi belirli oran da olsa yönlendirilebilir.

                                  Kapitalizmin egemenliğinde barınma sorununa çözüm önerileri getirmek mümkün müdür? Evet, mümkündür. Ama bu, nihai çözüm değil sadece iyileştirmeler olarak kavranmalıdır.

                                  Yapılması gereken çok açıktır:

                                  Devlet destekli sosyal konut projelerinin derhal hayata geçirilmesi gerekmektedir. İşçi ve emekçilerin bütçelerine uygun, kirası düşük fakat konforu yüksek, depreme dayanıklı sosyal konutların inşası şarttır! Bugünkü vurgunculuğu fahiş kiraları bir nebze olsun sınırlamanın yolu budur. Elbette bu bir nihai çözüm değildir. Daha önce de vurguladığımız gibi, kapitalist sömürü şartlarında ancak bir iyileştirme olabilir. Fakat güncel durumda bunun için mücadele etmek doğrudur.

                                  Kentsel dönüşüm üzerine biraz daha

                                  Cumhurbaşkanı Erdoğan için “Kentsel dönüşüm bir beka meselesidir.” “Bu bir rant değil, hayat memat meselesidir.” “Türkiye’yi depreme hazırlamak zorundayız.” derken, söylem olarak parmak bastığı sorunlar Türkiye’nin en acil sorunlarıdır. Fakat 24 yıldır yürütmenin başında olmasına rağmen bu acil sorunlar konusunda yeterli adımların atılıp atılmadığına baktığımızda, yapılan propagandanın tersi bir durumla karşılaşıyoruz. Bu sorunlar için yapılan yatırımlar ve alınan tedbirler konusunda harcanan birikmiş emek miktarı silahlanmaya ayrılan ile karşılaştırılamayacak derecede azdır.

                                  SIPRI (www.sipri.org) kaynaklarına göre, Türkiye’nin 2002–2025 toplam savunma harcaması (silahlanma için) yaklaşık: 500 – 700 milyar dolardır. 2002–2025 deprem hazırlığı ve 2023 depremi sonrası harcamanın tahmini toplamı ise 150-250 milyar dolardır.  Bunun büyük bir bölümü, 90-120 milyar doları, 2023-2025 Kahramanmaraş Depremi sonrası içindir. Önceliğin ölüm araçlarına verildiği daha açık ifade edilebilir mi? Devam edelim…

                                  Türkiye’de kentsel dönüşüm birkaç aşamada gelişmiştir. Şöyle ki;

                                  Sorunun oluştuğu dönem 1950–1999

                                  Bu dönem sorunun büyüdüğü dönemdir. Çünkü köyden şehre hızlı göç, beraberinde plansız kentleşmeyi, gecekondu oluşumunu, beraberinde kalitesiz ve denetimsiz yapı inşaatının gelişmesini getirmiştir.

                                  1950’de Türkiye nüfusunun %25’i şehirdeydi, bugün %93’ten fazlası şehirlerdedir. Bu göç sürecinde milyonlarca bina mühendislik hizmeti almadan yapıldı.

                                  17 Ağustos 1999 Gölcük merkezli 7,4 büyüklüğündeki Marmara Depremi bu sürecin kırılma noktasıdır. Bu depremde 18.000’in üzerinde can kaybı, 300.000 hasarlı bina oluşmuş ve Türkiye’de mevcut yapı stokunun büyük kısmının güvensiz olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bu durum kentsel dönüşümün başlangıç motivasyonu olarak değerlendirilir. 

                                  Kurumsal hazırlık dönemi 2000–2011

                                  Yeni deprem yönetmelikleri çıkarıldı, yapı denetim sistemi kuruldu, riskli bölgeler belirlenmeye başlandı. Bu dönemde TOKİ (1984 yılında kurulan Toplu Konut İdaresi Başkanlığı) sosyal konut ve dönüşüm projelerine başladı.

                                  İnşaatların mühendislik denetimi için 2001 yılında Yapı Denetim Kanunu çıkarılırken akabinde deprem yönetmeliği vb. bir dizi yasanın yanı sıra 2012 yılında 6306 Sayılı “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun” yasalaştı. Bu yasaya göre; riskli bina tespiti yapılabilir. Devlete zorunlu dönüşüm yapma yetkisi verilir. Eski binanın dönüştürülmesi için maliklerin 2/3 çoğunluğu yeterlidir. Riskli binalar yıkılabilir vs. Yetkili kurum, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’dır.

                                  Kentsel dönüşümde, yeni konut inşa etmek, riskli alanları dönüştürmek, sosyal konut yapmak, dar gelirli vatandaşlara konut sağlamak vb. konularda TOKİ önemli rol oynar.  TUİK verilerine göre 2002–2023 arasında TOKİ’nin yaptığı konut sayısı yaklaşık 1,3 milyondur.

                                  Kentsel dönüşüm binaları deprem açısından daha güvenli mi diye sorulduğunda 1999 öncesine göre evet, çok daha güvenlidir.  2023 Kahramanmaraş depremi önemli bir sonuç gösterdi; yönetmeliklere uygun yapılan yeni binaların çoğu ayakta kaldı, eski binaların büyük çoğunluğu yıkıldı.

                                  Yeni binalarda zorunlu olarak uygulanan sistemler; deprem yönetmeliğine uygun tasarım, yüksek kaliteli beton (C30 ve üstü), yeterli donatı (demir) zemin etüdü zorunluluğu ve yapı denetimidir. Doğru uygulanan kentsel dönüşümün toplumsal faydalarının başında depremde can kaybını azaltmasının yanı sıra; yeni yollar, yeni parklar ve yeni altyapılar yapılmasıdır. Kentsel dönüşüm aynı zamanda konutta değer artışını da tetiklemiştir. Örneğin İstanbul’da, dönüşüm sonrası konut değeri 2–5 kat artmıştır. Yeni binalarda daha iyi yalıtımla daha az enerji tüketimi sağlanır olmuştur.

                                  Kentsel dönüşüme toplumsal tepkiler ve olumlu karşılanmayan konulara gelince; yerinden edilme korkusu ilk sırada yer alır. Yeni bina için ek para talebi dar gelirliler için ekstra ekonomik yük anlamına gelir. Müteahhitler cenneti olan Türkiye’de, onlara olan güvensizlik ve projelerde hâlâ düşük kalite malzeme kullanımı ve gecikmeler öne çıkmaktadır.

                                  Yine TUİK verilerine göre Türkiye’de kentsel dönüşüme uğraması gereken bina sayısı toplam konut olarak 20 milyon civarındadır. Riskli konut sayısı ise 6–7 milyondur ve bunun 1,5 milyonu da İstanbul’dadır. TOKİ ve devletin hedefi tüm riskli binaları, 2025’te yapılan bir tespite göre, 20–30 yıl içinde dönüştürmektir. Mevcut iktidarın TOKİ aracılığı ile 2002-2023 yılları arasında (21 yılda) yaptığı 1,3 milyon konut dikkate alınırsa, 20 milyon veya riskli 6-7 milyon konutun dönüştürülmesi hedefi hayal gibi durmaktadır. Mevcut veriler ışığında gerçekçi olmak gerekirse,30 yılda ancak 1,8 milyon konut dönüştürülebilir. TOKİ’nin en yüksek performansı yılda yaklaşık: 60.000–100.000 konuttur. Türkiye büyük bir inşaat sektörüne sahip olmasına rağmen imkânlar sınırlıdır.

                                  Mühendis sayısı, kalifiye işçi sayısı, malzeme üretimi, beton üretim kapasitesi gibi sınırlayıcı faktörler dikkate alındığında;  yılda yaklaşık 500.000–800.000 konut üretebilir. En hızlı dönüşüm 2005–2015 yılları arası olmuştur. Günümüzde bu hız ibresi aşağıya doğrudur. Bunu son dönemdeki Kahramanmaraş depremi sonrası yeniden inşa sırasında gördük. 2023–2026 tarihleri arasında 3 yılda yapılan ve teslim edilen konut sayısına baktığımızda, 2026 Şubat itibariyle teslim edilen toplam konut ve işyeri en güncel rakamları 455.357 birimdir. Dikkat edilmesi gereken bu konutların hepsi yatay mimaride ve tek katlıdır. Hesapta hedef olarak tespit edilen 680 bin konut bir yıl içinde teslim edilecekti, üç yılda hedefin ancak %66’sı gerçekleşmiştir. Bu da gösteriyor ki büyük laflar ve hedefler gerçekleri yansıtmıyor.  Yeniden inşa sürecini karşılaştırırsak durum aşağıdaki gibidir.

                                  Ülke Deprem Şiddet Tam Yıkım Hasarlı Bina Yeniden İnşa Süresi Model
                                  Türkiye 2023 Kahramanmaraş 7,4 300.000 600.000 2-5 yıl Merkezi
                                  Japonya 2011 Fukushima 9 120.000 1.000.000 10 yıl Risk azaltma
                                  Şili 2010 Maule 8,8 370.000 – 4-5 yıl Sigorta & Devlet
                                  (Kaynak: Tablo, bilgiler toplanarak tarafımızdan yapılmıştır. ) X

                                   Rant odaklı dönüşüm eleştirisi

                                  Dönüşümün asıl amacı deprem güvenliği mi, yoksa yüksek değerli bölgelerde yüksek kazanç mı, sorusu başından beri vardır.  Bu soruya basit bir örnekle cevap vermek gerekirse; diyelim eski bina değeri 3 milyon TL iken, kentsel dönüşüm sonrası 12 milyon TL olursa, aradaki 9 milyon TL kentsel dönüşüm rantı olarak değerlendirilebilir.  Bir dizi akademik çalışmalar ve gözlemlere bakarak; dönüşüm projelerinin daha çok şehir merkezlerinde, denize yakın bölgelerde, yüksek emlâk değeri olan alanlarda yoğunlaşmış olduğu dikkate alınırsa, dönüşüm rantı değerlendirmesi yanlış değildir. Bu aynı zamanda kapitalizmin kâr ruhuna da uygundur. Deprem riski yüksek fakat ekonomik değeri düşük bölgelerde dönüşüm yavaştır. Örneğin gecekondu bölgeleri düşük gelirli mahalleler vb. alanlarda dönüşüm daha yavaş gerçekleşmektedir. Çünkü müteahhit için düşük kâr yatırım cazibesinin azalması demektir.

                                  İmar artışı ile sağlanan rant oluşumuna bakacak olursak; eskiden 4 katlı olan bina yerine 8 kat izin verildiğinde (yatay yapılaşma yerine dikey yapılaşma) ki bu izinler belediyeler tarafından verilir, bunun anlamı aynı arsadan 2 kat fazla konut üretilmesidir. Böylece müteahhidin kazancı katlanmış olur. Büyük şehirlerde yüksek binaların çirkin görüntüsü bu tür rantın sonucudur. Bu aynı zamanda betonlaşmanın da artmasıdır. Kamu kararlılarıyla gerçekleşen bu duruma ek olarak imar afları vs. işin tuzu biberi olmaktadır. Türkiye’de kentsel dönüşümde müteahhidin kârı sistemin merkezindedir. Daha açık ifadeyle eski bina10, yeni bina 20 daire ise 10 müteahhidin payı yarı yarıyadır. Üstelik yeni daire boyutları eskisinden daha küçüktür. Bu sistem doğası gereği kâr odaklıdır.  Hele ki bu sistemde, eski düşük gelirli mahalleler lüks rezidanslara dönüşmüşse yeni daireler daha pahalı, aidatlar daha yüksek olur ve eski sakinler geri dönemezler ve müteahhidin kârı katlanır. Böylece soylulaştırma (gentrification) da sağlanmış olur. Çünkü bu lüks rezidanslara yerleşenler soylular (zenginler) dir.  Yerinden edilme (displacement) eleştirisi de haklıdır.

                                  Dönüşümün rant yöntemlerinden biri de riskli bina yerine ekonomik ömrü henüz dolmamış sağlam binaların dönüştürülmesidir. Böylece ekonomik değeri daha yüksek binalar inşa edilerek daha fazla rant elde edilmektedir, hele bir yolunu bulup binaya sakat raporu da alınmışsa gelsin ucuz krediler. TOKİ de hem sosyal konut hem de büyük ölçekli projeler yaparken bu işlerin içindedir.

                                  Büyük ölçekli ranta, büyük bir projeyi örnek vermek gerekirse; en iyi örneklerden biri İstanbul Fikirtepe kentsel dönüşüm projesidir. Yüksek yoğunluk, yüksek katlı binalar yapımı ile müteahhitlerin kârı ön planda tutulmuştur. Müteahhitler milyonlarca dolar kazanmışlardır.

                                  Fikirtepe’de dönüşüm sonrası ortaya çıkan bazı rakamlar:

                                  Bölgenin toplam alanı yaklaşık 134 hektar (1,34 milyon m²), gayrimenkul değerinde artış oranı ise yaklaşık %188 (yaklaşık 3 kat).

                                  Dönüşüm öncesi 1.340.000 m² × 750 $ (ortalama m² değeri) yaklaşık 1 milyar dolardır. Dönüşüm sonrası ise ortalama arsa m² değeri yaklaşık 2.500–4.000 dolar olmuştur. Bu anlamda toplam değer ortalama olarak 1.340.000 m² × 3-4 milyar dolar olmuştur. Yani aradaki fark 3 milyar dolardır. Bu fark Müteahhit firmaların cebine inmiştir. İşte bir bölgedeki bu rant miktarını ülke geneline uygularsak ortaya çıkacak rant dudak uçuklatacak boyutlardadır.

                                  Sonuç

                                  Evet, kentsel dönüşüm gerekli hatta zorunludur. Deprem riskine karşı uzun vadede hayat kurtarıcıdır.  Ama sosyal etkileri dikkatle incelenip doğru yönetilmelidir. Rant değil güvenlik odaklı olmalıdır. İnsana öncelik verilmelidir. Kentsel dönüşüm sadece fiziksel değil, aynı zamanda sınıfsal, ekonomik ve toplumsal bir süreçtir. Dönüşüm, sermaye için değil, halkın yaşam hakkı için uygulanmalıdır. Konut bir yatırım aracı değil, bir insan hakkıdır.

                                  İşçi sınıfı Önderlerinden F. Engels’in 1872 de Konut Sorunu” eserinde dediği gibi:

                                  “Konut sıkıntısı geçici değil, kapitalist üretim biçiminin zorunlu ürünüdür.” “Sorun ev sayısı ile sınırlı değildir, üretim ilişkileri ile ilintilidir.” “Konut sorununun çözümü, işçiyi mülk sahibi yapmakta yatmıyor.” “Ev sahibi olan işçi de kapitalist sistem içinde sömürülmeye devam eder.” “Konut sorununun çözümü ancak kapitalist üretim biçiminin ortadan kaldırılmasıyla mümkün olabilir.” (F. Engels Konut Sorunu Sol Yayınları sf. 35 / sf. 52 / sf. 69 sf. 103)

                                  Evet, konut sorunu kapitalist sistemin bir ürünüdür. Kapitalist toplumun ayrılmaz bir parçası olduğu için kapitalizm tüm kalıntılarıyla ortadan kaldırılmadan çözülemez. Çözüm, kapitalizmin tek alternatifi sosyalist toplumda başlar.

                                  3 Mart 2026

                                  İlgili

                                  Önceki yazı

                                  Umut iktidar dalaşlarında değil!

                                  İlgiliGönderiler

                                  Umut iktidar dalaşlarında değil!
                                  Güncel

                                  Umut iktidar dalaşlarında değil!

                                  31 Mayıs 2026
                                  Forbach’ta İbrahim Kaypakkaya ve Miktat Camkıran anıldı
                                  Güncel

                                  Forbach’ta İbrahim Kaypakkaya ve Miktat Camkıran anıldı

                                  26 Mayıs 2026
                                  Al birini vur ötekine!
                                  Güncel

                                  Al birini vur ötekine!

                                  25 Mayıs 2026
                                  Çocukların yaşaması için ölmeli cellatlar
                                  Gençlik

                                  Çocukların yaşaması için ölmeli cellatlar

                                  24 Mayıs 2026
                                  Bolivya’da neler oluyor?
                                  Amerika

                                  Bolivya’da neler oluyor?

                                  23 Mayıs 2026
                                  ICOR’un 15 Mayıs 2026 Nakba Günü Açıklaması
                                  Dünya

                                  ICOR’un 15 Mayıs 2026 Nakba Günü Açıklaması

                                  22 Mayıs 2026

                                  Son Haberler

                                  Barınma hakkı ve kentsel dönüşüm

                                  Barınma hakkı ve kentsel dönüşüm

                                  3 Haziran 2026
                                  Umut iktidar dalaşlarında değil!

                                  Umut iktidar dalaşlarında değil!

                                  31 Mayıs 2026
                                  Forbach’ta İbrahim Kaypakkaya ve Miktat Camkıran anıldı

                                  Forbach’ta İbrahim Kaypakkaya ve Miktat Camkıran anıldı

                                  26 Mayıs 2026
                                  Al birini vur ötekine!

                                  Al birini vur ötekine!

                                  25 Mayıs 2026
                                  Çocukların yaşaması için ölmeli cellatlar

                                  Çocukların yaşaması için ölmeli cellatlar

                                  24 Mayıs 2026
                                  Bolivya’da neler oluyor?

                                  Bolivya’da neler oluyor?

                                  23 Mayıs 2026
                                  ICOR’un 15 Mayıs 2026 Nakba Günü Açıklaması

                                  ICOR’un 15 Mayıs 2026 Nakba Günü Açıklaması

                                  22 Mayıs 2026
                                  İktidar dalaşı ve mutlak butlan kararı

                                  İktidar dalaşı ve mutlak butlan kararı

                                  22 Mayıs 2026
                                  Anmaya çağrı

                                  Anmaya çağrı

                                  20 Mayıs 2026
                                  Yazı İşleri Müdürümüz Bektaş Kızılocak serbest bırakıldı

                                  Yazı İşleri Müdürümüz Bektaş Kızılocak serbest bırakıldı

                                  20 Mayıs 2026
                                  • YDİ Çağrı / Tüm Sayılar
                                  • Youtube Kanalı
                                  • İletişim
                                  Tel: +0507 037 75 27

                                  © 2023 Yeni Dünya İçin Çağrı

                                  Sonuç yok
                                  Tüm Sonucu Görüntüle
                                  • YDİ ÇAĞRI
                                  • Güncel
                                  • İşçi Dünyası
                                  • Kadın
                                  • Gençlik
                                  • Kürdistan
                                  • Çevre
                                  • Dünya
                                    • Avrupa
                                    • Amerika
                                    • Ortadoğu
                                    • Afrika
                                    • Asya
                                    • Pasifik
                                  • Makaleler
                                  • Yayınlar
                                    • Son Sayı
                                    • YDİ Çağrı / Tüm Sayılar
                                    • Yeni İşçi Dünyası
                                    • Yeni Kadın Dünyası
                                      • Dört Duvar
                                    • Yeni Dünya Gençliği
                                    • Bildiriler
                                    • Broşürler
                                    • Yeni Dünya İçin
                                  • Youtube TV
                                  • Tüm Yazılar
                                  • İletişim
                                    • Hakkımızda
                                  • tr TR
                                    • tr TR
                                    • en EN
                                    • de DE
                                    • fr FR
                                    • es ES
                                    • ar AR
                                    • ku KU

                                  © 2023 Yeni Dünya İçin Çağrı

                                  Yeni Dünya İçin ÇAĞRI Size en son haberler ve güncellemeler için bildirimler göstermek istiyoruz.
                                  Reddet
                                  Bildirimlere İzin Ver