1 Eylül 1939’da Nazi orduları Polonya’ya saldırarak İkinci Dünya Savaşı’nın resmen başlamasına ve milyonlarca insanın ölümüne neden oldular.
1 Eylül bölgemizde “Dünya Barış Günü” olarak kutlanıyor.
Bizim açımızdan 1 Eylül kutlanacak “barış günü” değil, emperyalist, gerici, haksız savaşlara karşı mücadele günüdür.
Kapitalist, emperyalist dünya sistemi savaşların kaynağıdır.
Savaşların kaynağı emperyalizm ve kapitalizm bütün dünyada işçi sınıfı önderliğinde devrimlerle yok edilmedikçe, savaşlar kaçınılmazdır.
Güç dengeleri ve savaş!
Emperyalist dünyada değişen güç dengeleri, emperyalist devletler arasındaki çelişmeleri keskinleştiriyor, dünyanın emperyalist güçler arasında yeniden paylaşılmasını dayatıyor.
Dünyanın her yanında emperyalist büyük güçler başta olmak üzere, emperyalist ve gerici güçler bu paylaşımda kendileri için en fazlasını kapabilmek için büyük bir rekabet ve dalaş içindedir.
Yemen, Mali, Kongo, Kürdistan, Filistin, Irak, Suriye, Ukrayna vb. savaş alanları, savaşan tarafların arkasında şu ya da bu emperyalist büyük gücün durduğu, dünyanın yeniden paylaşımı için mücadele alanlarıdır.
Dünyanın çeşitli bölgelerinde süren savaşlar, temsilci savaşları gericiliğin, faşizmin yükselmesi bu yeniden paylaşım dalaşının parçalarıdır. Bütün emperyalist güçler kaçınılmaz olan Üçüncü Dünya Savaşı’na hazırlanıyor. Yaşanılan boyutları korkutucu olan silahlanma yarışının nedeni budur.
Dünyada faşizmin gelişmesi, en demokrat görünümlü burjuva devletlerinde bile ırkçılığın azdırılması, militarizmin geliştirilmesi vb. de savaş hazırlıklarının parçasıdır.
Dünyanın emperyalist güçler arasında yeniden paylaşım dalaşı, henüz emperyalist büyük güçlerin belli koalisyonlar içinde birbirlerine karşı doğrudan savaş yürüttükleri biçimde, yeni bir emperyalist dünya savaşı biçiminde yürümüyor. Bunun birçok nedeni var. En önemli neden yükselmekte olan büyük güç konumundaki Çin’in, henüz dünyada hâlâ en büyük emperyalist güç konumunda olan ABD ile askeri olarak doğrudan bir savaşı göze alacak durumda olmaması, askeri olarak ABD ile doğrudan çatışmaya girecek güçte olmamasıdır.
Emperyalistler arası paylaşım dalaşı şimdilik esasta hâlâ başka biçimlerde sürüyor. Ticaret savaşları, karşılıklı ekonomik yaptırımlar, medya üzerinden yürütülen propaganda ve kültürel hegemonya mücadeleleri, rakibin egemen olduğu alanların ekonomik nüfuz ile ele geçirilmesi bu dalaşın kimi görüntüleridir. Bunun yanında her emperyalist güç rakibinin egemenlik alanında rakibine karşı olan “yerli” güçleri destekleyerek o alanlarda rakibinin egemenliğini sarsmaya, yıkmaya çalışıyor. Burada askeri darbeler de dâhil, her türlü araç ve yöntem kullanılıyor.
Emperyalizme bağımlı ülkelerde ve ülkeler arasında var olan etnik, dini, mezhepsel vb. çelişmeler, sınır anlaşmazlıkları vb. temelinde gelişen yerel-bölgesel savaşlar kışkırtılıyor. Emperyalist güçler bu savaşlarda kendilerine bağlı güçleri dişine tırnağına kadar silahlandırarak, donatarak, eğiterek, finanse ederek kendi çıkarlarının savaşını yürütüyorlar. Bu savaşlar gerçek anlamda emperyalistlerin kendi aralarındaki dünyayı yeniden paylaşım dalaşlarında kullandıkları “temsilci (vekâlet) savaşları”dır.
Halklara felaketten başka bir şey getirmeyen şu veya bu emperyalist savaşın, önkoşulsuz bir ateşkes ve ardından yapılacak bir barış anlaşması ile savaşa son verilmesi halkların çıkarınadır. Kuşkusuz böyle bir barış, emperyalizmin varlığı şartlarında, emperyalist güçler arasında bir “barış” olacak, kalıcı olmayacaktır. Yine de bugün savaşlardan devrimlerle çıkacak bir bilinç ve örgütlenme seviyesine ne yazık ki sahip olmayan halklar açısından, böyle geçici bir “barış” bile var olan savaş durumundan iyidir.
Üçüncü Paylaşım Savaşı kaçınılmazdır!
Eğer önü devrimlerle kesilmez veya çok güçlü bir barış hareketi tarafından ertelenmezse, Üçüncü Paylaşım Savaşı kaçınılmazdır.
İç içe geçmiş ekonomilerden oluşan dünya ekonomisinde giderek daha belirginleşen bir biçimde iki ayrı merkez, iki ayrı emperyalist blok oluşuyor. Dünya ekonomisinde egemen konumda olan ABD önderliğindeki Batılı emperyalistler blokunun payı geriliyor. Doların dünya finans sistemindeki mutlak egemenliği sarsılmaya başlıyor. Kurumsal olarak G7 olarak hareket eden Batılı emperyalist blok karşısında ikinci bir blok oluşuyor.
11’li blok hâline gelmiş olan genişletilmiş BRICS dünya ekonomisinin G7’ye oranla hızlı gelişen bölümünü oluşturuyor.
Çin ve Rusya’nın etrafında toplanan blok gerçekte dünyada güç dengelerinin değişmesi sonucu gündeme gelen dünyanın emperyalist büyük güçler arasında yeniden paylaşım dalaşının iki baş aktöründen biridir. Emperyalist büyük güç konumunda olan Çin ve Rusya işbirliğinin merkezinde durduğu blok da emperyalist bir bloktur.
Savaşlara son vermek için savaşmak gerek!
Komünistler savaşları haklı ve haksız savaşlar olarak iki kategoriye ayırır. Gerici, emperyalist emeller uğruna yürütülen karşı devrimci, haksız savaşları ret eder, bu savaşlara karşı çıkar. Haksız savaşlara karşı işçi sınıfının, ezilenlerin, halkların haklı taleplerini elde etmek için yürüttükleri ilerici, devrimci, haklı savaşlardan yana tavır takınır, savaşın haklı yanını destekler, bizzat bu savaşları yürütürler.
Emperyalizm kapitalizm bütün dünyada işçi sınıfı önderliğinde devrimlerle yok edilmedikçe, savaşlar olacaktır. Savaşlara bir bütün olarak son vermenin, insanlık tarihinin geçmişindeki bir kötülük haline getirmenin biricik yolu, devrimci savaşlarla, sömürü sistemini yok etmek; komünizme doğru kesintisiz devrimler içinde ilerleyen bir dünya kurmaktır.
Burjuvazinin, sermayenin egemenliği, iktidarı şartlarında halklar arasında gerçek bir eşitlik, gerçek ve kalıcı bir barış mümkün değildir.
Gerçek ve kalıcı barışa ulaşmanın tek yolu işçi sınıfı önderliğinde devrimlerdir!
26 Ağustos 2025


































































