ICOR’un Çevre Mücadele Günü İçin Açıklaması
Doğa felaketleri mi? Asıl felaket kapitalist sistemdir!
26 Ağustos’ta Nepal’de meydana gelen ve binlerce can kaybına yol açan, köyleri ve elektrik santrallerini de içine alan bütün bir bölgeyi yerle bir eden ani sel felaketi, dünya çapında pek çok insanı sarsmıştır. ICOR Asya Koordinatörü Alik Chakraborty bu konuda şöyle diyor: Bu sadece bir doğal afet değildi. Çünkü “kapitalist üretim biçiminin koşulları altında, insan ile doğa arasındaki ilişki piyasalar ve sermaye aracılığıyla şekilleniyor. Bir nehir artık sadece bir nehir değil. Hidroelektrik enerji üretimi için potansiyel bir kaynağa dönüşüyor. Dağlar da sadece dağ olarak kalmıyor. Yollar, tüneller, madencilik ve turizm projeleri için birer yer haline geliyor. Toprak ise bir yatırım malı haline geliyor. Sonuç olarak, doğanın değeri artık sadece ekolojik işleviyle değil, giderek artan bir şekilde değişim değeriyle belirleniyor. (…) Bir işçinin hayatı, yalnızca üretim maliyetlerinin bir parçasıdır.” Doğanın sömürülmesi, dünya çapında azami kâr elde etme yönündeki acımasız kapitalist çıkarlar tarafından yönlendiriliyor. Buna karşı Asya Koordinatörü, diğer şeylerin yanı sıra erken uyarı sistemlerinin kurulmasını, işçiler için güvenlik önlemlerinin alınmasını ve hızlı kurtarma operasyonlarına yönelik altyapının geliştirilmesini talep ediyor. Ayrıca, bu tür önlemlerin kapitalist devlete karşı mücadele edilerek kazanılması gerektiğini belirtiyor.
Doğanın aşırı sömürülmesi nedeniyle küresel çevre felaketi şimdiden ortaya çıkmıştır. Bu felaket tam anlamıyla gerçekleşirse, insanlığın varlık ve yaşam kaynaklarını yok edecektir. Küresel ısınma, Himalayalar da ve Avrupa Alplerinde buzulların erimesine neden olmaktadır; bu da kayaların bir arada kalmasını engellemektedir. Bu yıl yazın yaşanan tarihî sıcak hava dalgası nedeniyle yalnızca Avrupa’da 30.000’den fazla insan hayatını kaybetti. Bu yıl dünya genelinde, tüm kıtalarda uzun süren sıcak dönemler, aşırı kuraklık ve El Niño iklim olayı nedeniyle kontrol edilemeyen orman yangınları meydana geldi. 1900 yılından bu yana küresel deniz seviyesi yaklaşık 20 cm yükseldi. Bu yükselme şu anda yılda yaklaşık 4 milimetreye kadar hızlanıyor ve adaları, büyük şehirleri ve sayısız insanı tehdit ediyor. Devam eden savaşlar çevre tahribatını daha da körüklüyor. Ve tüm bunlar daha sadece başlangıç.
Kasım ayında dünyanın dört bir yanından hükümet temsilcileri, Türkiye’de düzenlenecek bu yılki BM İklim Konferansı COP31’de yeniden bir araya gelecek ve çevreye yönelik sorunların kendilerinin emin ellerinde olduğu izlenimini yaratmaya çalışacaklar. Oysa bugüne kadar yapılan tüm bu toplantılar, tek bir iflas ilanıydı. Burada bir araya gelenlerin çoğu, izledikleri politikalarla küresel çevre felaketinden doğrudan sorumludur.
Geçen yıl Brezilya’da düzenlenen Dünya İklim Konferansı’nda uzun zamandır ilk kez kitlesel protestolar yaşandı. Çevre bilinci gelişiyor.
Günümüzde, insanın reformlar yoluyla iklim değişikliklerine uyum sağlayabileceği yönündeki hafife alma eğilimlerine karşı durmak gerekiyor. Ayrıca çevre bilinci, faşist iklim inkârcılarıyla başa çıkmak zorundadır. Örneğin ABD Başkanı Donald Trump, küresel ısınmayı tüm ciddiyetiyle bir aldatmaca olarak nitelendiriyor. Bilimsel bulgulara aykırı olarak, ABD’de sera gazları artık resmî olarak bir sağlık tehlikesi olarak kabul edilmiyor. Çevre korumanın işleri tehlikeye attığına dair kapitalist propaganda, çevre hareketi ile işçi hareketi arasına bir ayrılık çivisi çakmayı amaçlamaktadır.
“İklim değişikliği değil, sistem değişikliği!” Bu, 2020’lerin ortalarında birçok gencin benimsediği antikapitalist, uluslararası bir slogandı. Fakat “sistem değişikliği”nin ne anlama geldiği konusunda görüşler oldukça farklılık göstermektedir. Burada biz, ICOR olarak, insan ve doğanın birliğinin bir kılavuz ilke olduğu eski sosyalist Sovyetler Birliği ve Halk Demokrasisi ülkelerinden edindiğimiz deneyimleri ortaya koymakla yükümlüyüz. Buna, her şeyden önce, bu kılavuz ilkenin insanı ve doğayı sömüren insanlık dışı kâr ekonomisi karşısında üstünlüğünü pratikte zaten kanıtlamış olması da dâhildir.
ICOR’u güçlendirin!
İnsan ve doğanın sömürüsünün yok edildiği, insan ve doğanın birliğinin genel toplumsal ilkeye dönüştüğü bir toplum için mücadele edelim. Sosyalizm için mücadele edelim!
Toplumsal değişimi hedefleyen bir çevre mücadelesi için!
Haydi, 14 Kasım Enternasyonal Çevre Mücadele Günü’nde sokağa!
ICOR Devrimci Parti ve Örgütlerin Enternasyonal Koordinasyonu
23.10.2026


































































