Yeni İşçi Dünyası ekim sayısı, “Çalışmadan, üretmeden, değer yaratmadan paradan para kazanmak! İşte kapitalizm!” manşetiyle çıktı.
Sayı 84 içindekiler:
*İstanbul Borsası’nda çöküş ve nedenleri…
*2027-2029 dönemi OVP, kimin programı?
*Grev ve direnişlerden kısa kısa
*İklim diplomasisinin bir gösterisi daha: COP31 Antalya’da sahnelenecek!
*“Ailem güvende” ve LGBTİ+ düşmanlığı
Başyazıdan:
Borsalar ve işlevi
Borsa, kapitalizmin içinde bulunduğu durumun da aynasıdır. Borsa gelişmiş kapitalizmin asalak niteliğini en iyi gösteren kurumdur. Borsada üretimden tamamen kopuk olarak, salt sermaye ve onun bir biçimi olan fiktif sermayenin alınıp satılması ile uğraşanların belirleyici hale gelmesi söz konusudur.
Engels bu durumu, “yaptıkları toplumsal işi, değer gasp etmek, kupon kesmek ve borsada (kumar) oynamaktan başka bir şey olmayan kapitalistle yığını” tarif eder.
Borsa kendi başına değer ve artı değer yaratmanın alanı değildir. Borsa yaratılmış olan artı değerin burjuvalar arasında paylaşılmasının alanıdır. Burjuvazinin emekçilerin bir bölümünü de “hisse senedi sahibi olma”, “halka arz”, “yatırım fonu” vs. yoluyla, çok küçük boyutlarda bu oyuna katması, işin özünü değiştirmemektedir. Borsa artı değerin burjuvazinin çeşitli kesimleri arasında nasıl paylaşılacağının belirlendiği yerdir.
Finans alanında dünyada var olan gerçek zenginliğin, yani maddi zenginliğin çok üzerinde varmış gibi görünen bir zenginlik var. Esasında yok! 2025 yılında bütün dünyada üretilen sanayi/tarım ve hizmet ürünlerinin toplam parasal değeri 118 trilyon dolardır. Fakat borsalarda şu anda, değişik biçimlerde alınıp satılır görünen değerler, 118 trilyon doların 7 mislisidir. Borsalarda yaşanılan ani yükseliş ve çöküşlerin nedeni de budur. Borsalarda dönen para üretimden gelmiyor. Borsalarda, genelde finans sektöründe kumar oynanıyor.
Kapitalist ekonominin üç alanı içinde, hizmet sektörü daha hızlı gelişiyor. Hizmet sektörü, yani doğrudan üretim yapmayan kesimin esas gelirinin kaynağı üretim alanında ödenmeyen emektir.
Kapitalizmin gelişmesi ile birlikte rasyonelleşme, otomatikleşme, robotlaşma sonucu, emek üretkenliği olağanüstü artıyor.
Emeğin üretkenliği öyle bir artıyor ki, kâr oranı yani ödenmeyen emek, işçi sayısı azalsa bile mutlak olarak yükseliyor ve buna bağlı olarak kâr hacmi muazzam boyutlara ulaşıyor.
Finans alanı gerçekte spekülasyon alanıdır. Spekülasyon alanı her zaman çökebilir. Verili ekonomik değerin çok üzerinde borsada para ile kumar oynanıyor. Sermayeyi spekülasyon alanında çoğaltabilmek için yeniden genişletilmiş üretimi yapmanın ötesinde bir artı sermaye olması gerekir. Yatırım alanı arayan ve üretimin yeniden genişletilmiş biçimde yapılmasını garanti ettikten sonra, elde arta kalan bir zenginlik olması gerekir. İşte bu zenginlik giderek artıyor. Ve giderek artan, fazla olan sermaye daha çok spekülasyon alanına gidiyor.
Dünyada para sermayesinin %85’i spekülasyon alanında işlem görüyor. Sermayenin %15 ise üretim alanındadır.
Kapitalizmin gelişmesinde doğrudan üretim alanının yani sanayi ve tarımın ekonomiye katkı payı, giderek geriliyor, hizmetler sektörünün katkı payı giderek büyüyor. Hizmetler alanı üretimsiz hiçbir şeydir. Sanayi ürünleri olmaksızın, tarım ürünleri olmaksızın yaşanılamaz. Hizmetler alanında kullanılan bütün mali kaynakların temeli üretim alanında yaratılan değer ve artı değerdir.
Kapitalizmin asalaklığını ve çürümüşlüğünü gösteren alanlardan biri de borsalardır.
Yapılması gerekli olan spekülasyon alanı olanı olan borsada kumar oynamak değil, bütün çürümüşlüğüyle kapitalist sistemi ortadan kaldırmak için örgütlenmek ve mücadele etmektir.
Okumak için:


































































