25 Ekim Pazar günü Sırbistan’da erken genel seçimler yapıldı.
İktidar partisi Sırp İlerleme Partisi (SNS) lideri Aleksandar Vucic, seçimleri öğrenci hareketinin listesine karşı kaybettiklerini duyurdu.
Sırbistan’da 250 sandalyeli bir parlamento var ve nispi temsil sistemine göre sadece bir ulusal seçim bölgesi bulunuyor.
Resmi sonuçlar henüz açıklanmasa da Öğrenci Listesi’nin meclisteki 250 sandalyeden 135 ila 140 arası sandalye kazanarak tek başına hükümet kurabilecek çoğunluğa ulaşacağı tahmin ediliyor.
Sırbistan seçim komisyonu tarafından açıklanan ilk rakamlar, yerel saatle 18.00’e kadar seçmenlerin yüzde 64,9’unun oy kullandığını ve bunun sandıkların kapanmasına iki saat kala rekor düzeyde bir katılıma işaret ettiğini gösteriyor.
Sırbistan’da kayıtlı seçmen sayısı 6,45 milyon ve 18 yaşından büyük herkes oy kullanabiliyor.
Ne olmuştu?
Sırbistan’ın Novi Sad kentindeki tren istasyonunda 1 Kasım 2024’te beton sundurmanın çökmesi sonucu 16 kişinin hayatını kaybetmesinin ardından başlayan ve üniversite gençliğinin öncülük ettiği protesto hareketi yaklaşık iki yıldır sürüyordu.
Yolsuzluk iddialarının aydınlatılması, sorumluların hesap vermesi ve kamu kurumlarının işleyişinde şeffaflığın sağlanması talepleri ile başlayan hareket, kısa süre içinde Aleksandar Vucic yönetimine ve iktidarın temsil ettiği yönetim anlayışına karşı geniş toplumsal bir harekete dönüştü.
Öğrenciler Mayıs 2025’te erken seçim talebini gündeme getirdi. Uzun süre süren kitlesel protestolar iktidar üzerindeki toplumsal ve siyasi baskıyı artırdı. Öğrenci hareketi, sokaklarda protestolar yapan bir güç olmaktan çıkarak seçimlerde iktidara karşı yarışabilecek bir siyasi odak haline geldi.
Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, erken seçim kararı almamak için uzun süre direndi. Artan protestoların yarattığı baskı ve artan siyasi gerilim karşısında, hükümet 7 Eylül 2026’da parlamentonun feshedilmesini önerdi. Vucic 9 Eylül’de parlamentoyu feshederek erken seçimleri 25 Ekim’de yapma kararı aldı.
Öğrenci hareketinin programı
Hareket eylül ayında 11 maddelik bir “Öğrenci Planı” açıklamıştı. Bu programın başlıkları şöyle:
1-Yargı reformu
2-Yasa dışı yollarla elde edilen varlıkların müsadere edilmesi
3-Kamu alımlarında tam şeffaflık ve devlet projelerinin denetimi
4-Medyanın özgürleştirilmesi
5-Kamu sektöründe profesyonel istihdam ve partizanlığın ortadan kaldırılması
6-Eğitim reformu
7-Bilgi ekonomisi ile ilgili çalışmalar
8-İş Kanunu’nda değişiklik, çalışma koşullarının düzeltilmesi, sözleşme sürelerinin 12 aya indirilmesi
9-Gıdada ithalat lobisinin tekelini sona erdirmek ve gıda güvenliğini sağlamak
10-Uygun fiyatlı konutlar
11-Uygun fiyatlı ilaçlar ve her köye bir doktor
İktidara karşı mücadele yetmez!
Öğrenci gençliğin Aleksandar Vucic iktidarına ve yolsuzluklara karşı, demokratik haklar uğruna mücadele etmesi olumludur. Mücadele yalnızca iktidar değişikliğiyle sınırlı kalmamalı, kapitalist sistemin temellerine yönelmelidir. Zira yolsuzluk kapitalizmin kaçınılmaz yol arkadaşıdır. Yolsuzluk sermayenin kâr ve çıkar ilişkilerinin, kamu kaynaklarının özel çıkarlara tabi kılınmasının ve ekonomik gücün siyasi iktidar üzerindeki etkisinin ürettiği yapısal bir sorundur.
Öğrenci hareketinin talepleri kapitalist sistemin temellerini hedef almaktan çok, iktidarın ve devlet kurumlarının işleyişinin değiştirilmesi temelinde şekilleniyor.
Hareketin farklı siyasi eğilimleri bir araya getiren yapı içinde, bağımsız anti-kapitalist yönelimin ne ölçüde gelişeceğini süreç gösterecektir.
İktidara, hükümete karşı mücadele kapitalizme karşı mücadele anlamına gelmez. Önemli bir toplumsal güç oluşturan öğrenci hareketi kapitalist sistemi hedefleyen devrimci bir programa sahip değildir.
İşçi sınıfının bağımsız örgütlenmesi ve sosyalist hareketin bu süreçteki rolü, yolsuzluklara karşı mücadeleyi sistemin temellerini sorgulayan bir mücadeleye dönüştürmesi açısından belirleyici önemdedir.
Temel eksiklik
Dünyanın çeşitli ülkelerinde kendiliğinden gelişen kitle hareketlerinde olduğu gibi Sırbistan’da da hareketin temel eksikliği, kitleler içinde örgütlü devrimci/komünist bir örgütlenmenin olmamasıdır.
İşçiler, emekçiler “bıçak kemiğe dayandığında”, “artık yeter, biz böyle yaşamak istemiyoruz” deyip ayaklanırlar. Bu ayaklanmalar kendiliğinden ortaya çıkarlar. Kitlelerin devrimci ayaklanmasında, kitlelere önderlik edebilecek, onları sosyalizm hedefi doğrultusunda yönlendirebilecek bir komünist örgütlenme var ise, o zaman bu isyanların burjuva sisteminin yıkılması ile işçi sınıfının emekçilerin iktidarı ile taçlandırılması, yeni bir toplumsal sistemin yaratılması yönünde, sosyalizm yönünde ilerlenilmesi mümkündür. Ekim Devrimi’nin ve bütün başarılı devrimlerin gösterdiği budur. Güçlü bir komünist örgütlenmenin olmadığı şartlarda, devrimci ayaklanmalar sömürü sisteminin yıkılması ile sonuçlanmaz. En iyi hâlde, kitlelerin devrimci atılımının önünü kesmek için burjuvazinin sistem içinde yapmak zorunda belli reform ve reformcuklarla sonuçlanır. Bütün yarım kalan devrimlerin de gösterdiği budur.
İşçi sınıfı, emekçiler içinde sağlam köklere sahip, ideolojik berraklığa ve doğru bir siyasi çizgiye sahip, kendini bütün oportünist akım ve örgütlerden kesin çizgilerle ayıran gerçek komünist partilerin inşası, işçilerin emekçilerin ayaklanmalarına doğru bir önderlik sunabilmek için kavranacak esas halkadır.
O halde hazırlıksız yakalanmamak için komünist devrimciler, her ülkede komünist parti inşasının esas görev olduğunu kavramalı ve buna uygun davranmalıdırlar.
Kapitalizmde gelecek yoktur. Kurtuluş sosyalizmde, komünizmdedir. Kurtuluş sosyalizm, komünizmin yolunu açacak devrimlerdedir! İsyanların, kitle hareketlerinin zaferi için işçilerin ve emekçilerin bu bilinçle donanması, bu bilinç temelinde örgütlenmesi gerekir. Ve dün olduğu gibi bugün de komünist devrimciler için temel mesele, temel görev bu bilinci isyanın içine taşıyacak örgütlerin, gerçek komünist, Bolşevik partilerin yaratılması, var olanların inşasının derinleştirilmesidir.
26 Ekim 2026


























































