17 Eylül’de, Créteil kentindeki Saint-Exupéry Lisesi’nde öğretmenler, personel ve eğitim kaynaklarındaki yetersizliklere karşı greve çıktı. Öğretmen kadrolarındaki açıklar ve derslerin aksaması, tepkinin başlıca nedenleriydi. Ertesi gün öğrenciler de öğretmenlerine destek vermek amacıyla okulun girişini bloke etti. Böylece öğretmenlerin başlattığı mücadeleye öğrenciler de katıldı.
Eylemlerin yayılmasında sosyal medya önemli bir rol oynadı. Öğrencilerin eylemlerini gösteren görüntüler yayılırken başka okullardaki öğrenciler de kendi yaşadıkları sorunlarla bu mücadele arasında bağ kurdu. Öğretmen eksikliği, kalabalık sınıflar, bakımsız okul binaları ve aşırı yoğun ders programları farklı kentlerdeki öğrencilerin ortak gündemine dönüştü.
21 Eylül’den itibaren hareket Créteil dışındaki okullara da yayıldı. 24-25 Eylül’de Paris çevresindeki yaklaşık 60 lisede eylemler başladı. 29 Eylül’de ise Fransa genelinde yaklaşık 410 lisede eylem meydana geldi. Böylece yerel bir tepki olarak başlayan hareket, kısa sürede ülke çapında bir öğrenci mücadelesine dönüştü.
Liselilerin mücadelesi büyüdükçe öğretmenlerin, işçi sendikalarının, öğrenci örgütlerinin, velilerin ve bazı sol siyasetçilerin desteğini de kazandı. Eğitim koşullarına yönelik talepler etrafında gelişen bu dayanışma, hareketin toplumsal kapsamını genişletti ve gençlerin eylemlilikleri ülke gündeminin önemli başlıklarından biri hâline getirdi.
Öğretmenler ve Eğitim Sendikaları
Liselilerin talepleri, öğretmenlerin ve eğitim emekçilerinin uzun süredir dile getirdiği sorunlarla kesişti. FSU (Birleşik Sendikal Federasyon) bünyesindeki SNES-FSU (Ortaöğretim Öğretmenleri Ulusal Sendikası), SNEP-FSU (Beden Eğitimi Ulusal Sendikası) ve SNUEP-FSU (Mesleki Eğitim Birleşik Ulusal Sendikası), liselilerin taleplerini açıkça destekledi. Üç sendika; öğretmen açığına, kalabalık sınıflara, okulların kötüleşen fiziksel koşullarına ve eğitimde artan eşitsizliklere karşı öğrencilerin yanında durulması çağrısı yaptı. Öğretmenleri 6 Ekim’de greve ve gösterilere katılmaya, 8 Ekim’de ise liselilerle dayanışmayı sürdürmeye çağırdı. Böylece öğrenci hareketiyle eğitim emekçilerinin talepleri arasındaki ortaklık somut bir dayanışmaya dönüştü.
İşçi Sendikaları
CGT (Genel Emek Konfederasyonu), liselilerin mücadelesine açık destek veren işçi sendikaları arasında yer aldı. Çalışanların ekonomik ve sosyal haklarını savunan CGT, aynı zamanda kamu hizmetlerinin güçlendirilmesini de gündeme taşıyor.
CGT, 6 Ekim 2026’da liselilerin, üniversite öğrencilerinin ve eğitim çalışanlarının eylemlerine katılacağını duyurdu. Öğrencilerin taleplerine polis müdahaleleriyle karşılık verilmesini eleştirdi; sendika örgütlerini gençlerin toplantı ve örgütlenmelerine imkân sağlamaya, eylem haklarını korumaya çağırdı. Ayrıca öğrenci ve insan hakları örgütleriyle birlikte gençlerin haklarının korunması için girişimde bulundu.
Liseli ve Üniversiteli Öğrenci Örgütleri
Liselilerin mücadelesi, üniversite öğrencilerinin ve öğrenci örgütlerinin de desteğini aldı. Union étudiante (Üniversite Öğrencileri Birliği) ile USL (Liseli Öğrenciler Sendikal Birliği), 29 Eylül’de liselerin ve üniversitelerin bloke edilmesi, 6 Ekim’de ise ortak gençlik gösterisi düzenlenmesi çağrısı yaptı. UNEF (Fransa Ulusal Öğrenci Birliği), FAGE (Öğrenci Dernekleri Genel Federasyonu) ve Solidaires étudiant·e·s (Dayanışmacı Öğrenciler) de liseli ve üniversite öğrencilerinin taleplerini birleştiren, eğitim koşullarının iyileştirilmesini ve polis baskısının sona erdirilmesini isteyen ortak talepler platformunu destekledi. Böylece liselilerin mücadelesi, üniversite öğrencilerinin eğitim ve yaşam koşullarına ilişkin talepleriyle birleşerek daha geniş bir gençlik dayanışmasına dönüştü.
Veliler ve Veli Örgütleri
FCPE (Öğrenci Velileri Konseyleri Federasyonu), liselilerin taleplerine destek veren veli örgütleri arasında yer aldı. FCPE, 6 Ekim 2026’da velileri öğrencilerin gösterilerine katılmaya ve gençlerin barışçıl biçimde seslerini duyurabilmelerine destek olmaya çağırdı. Örgüt, öğretmen eksikliği, kalabalık sınıflar, yetersiz sağlık personeli ve bakımsız okul binaları gibi sorunların öğrencilerin eğitim yaşamını doğrudan etkilediğini vurguladı.
FCPE, 16 Ekim’de yaptığı açıklamada da liseli hareketinin büyümeye devam ettiğini belirtti ve gençlerin taleplerine somut yanıtlar verilmesini istedi. 20 Ekim’de Cumhurbaşkanı Macron’un açıklamasının ardından Başbakan’a başvurarak acil önlemler, belirli bir takvim ve öğrencilerin, velilerin ve eğitim çalışanlarının katılacağı bir izleme mekanizması talep etti.
Velilerin desteği, eğitim koşullarının yalnızca öğrencilerin değil, ailelerin ve bütün eğitim topluluğunun ortak sorunu olduğunu gösterdi.
Dayanışmanın Anlamı
Liselilerin mücadelesi, eğitim hakkı etrafında farklı toplumsal kesimlerin bir araya gelebileceğini gösterdi. Öğrencilerin nitelikli eğitim talebi, öğretmenlerin çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve kamu eğitiminin güçlendirilmesi talepleriyle kesişti. CGT gibi işçi sendikalarının ve FCPE gibi veli örgütlerinin açık destek çağrıları, hareketin toplumsal dayanışma zeminini genişletti.
Bu dayanışmanın önemi, yalnızca eylemlere katılanların sayısında değil, eğitim sorunlarının daha geniş bir toplumsal tartışmanın parçası hâline gelmesinde yatıyor. Öğrencilerin talepleri; kamusal kaynakların kullanımı, eğitimde eşitsizlikler ve gençlerin geleceği gibi temel sorunları gündeme taşıdı.
Liselilerin haklı taleplerine polis şiddeti ve göz altılarla yanıt veriliyor
Fransa’da liselilerin eğitim hakkı için başlattığı mücadele, Avrupa’nın başka ülkelerinde de yankı buldu. Belçika’nın Liège kentinde öğrenciler eğitim koşullarına ve artan eğitim giderlerine karşı sokağa çıkarken, Almanya’nın Berlin kentinde liseliler 16 Ekim’de okul girişlerini bloke etti. Daha fazla eğitim bütçesi ayrılmasını ve zorunlu askerliğe karşı çıkılmasını talep eden öğrenciler, Fransa’daki liselilerle dayanışmalarını da dile getirdi. Bu eylemlerin her birinin kendine özgü nedenleri olsa da ortak talepler öne çıkıyor: Eğitime daha fazla kaynak ayrılması, kamusal hizmetlerin güçlendirilmesi ve gençlerin geleceğinin askerî ve ekonomik önceliklere feda edilmemesi. Fransa’da başlayan hareketin başka ülkelere uzanan yankısı, gençlerin karşı karşıya kaldığı sorunların ulusal sınırları aştığını ve dayanışmanın farklı ülkelerdeki mücadeleleri birbirine bağlayabildiğini gösteriyor.
Fransa’da liselilerin eylemlerine polis müdahaleleri ve kitlesel gözaltılarla yanıt verildi. Binlerce kişi gözaltına alınırken, gençlerin eğitim koşullarının iyileştirilmesine yönelik talepleri baskıyla bastırılmaya çalışıldı. Eğitimdeki sorunlara çözüm üretmek yerine polis müdahalelerinin ve gözaltıların öne çıkması, devletin gençlerin öfkesini ve yükselen mücadeleyi kontrol altına alma yaklaşımını gözler önüne seriyor.
Sonuç
Burjuva basını, eylemler sırasında yaşanan vandalizm ve şiddet olaylarını öne çıkararak liselilerin taleplerini ve mücadelenin gerçek nedenlerini geri plana itiyor. Vandalizmi doğru bulmuyoruz; bu tür davranışlar haklı mücadeleye gölge düşürebilir. Ancak münferit olayların öne çıkarılmasıyla binlerce gencin taleplerinin görünmez kılınması da kabul edilemez. Asıl tartışılması gereken, gençlerin neden sokağa çıktığı, hangi koşullara karşı mücadele ettiği ve taleplerine neden baskıyla karşılık verildiğidir.
Fransa’da liselilerin eğitim hakkı için yürüttüğü mücadele, öğretmen açığına, kötüleşen eğitim koşullarına ve geleceksizliğe karşı biriken öfkeyi açığa çıkarıyor. Ancak haklı taleplerin varlığı, mücadelenin başarıya ulaşması için tek başına yeterli değildir. Belirleyici olan, bu mücadelelerin hangi siyasi hedeflere yöneleceği ve nasıl bir önderlik altında ilerleyeceğidir.
Bugün liselilerin mücadelesinde Troçkist ve revizyonist-reformist örgütlerin etkisi, hareketin düzen sınırları içinde tutulması tehlikesini beraberinde getiriyor. Ancak çözüm, önderliği bir örgütten alıp diğerine devretmek değil; mücadeleyi reform taleplerinin ötesine taşıyacak, kapitalist düzenin aşılmasını hedefleyen devrimci bir siyasi çizgide ısrar etmektir.
Fransa’da olduğu gibi dünyanın birçok ülkesinde direnişler gelişiyor, savaş tehlikesine karşı toplumsal hoşnutsuzluk büyüyor. Ancak bütün bu mücadelelerde önemli bir eksiklik kendini hissettiriyor: Gerçek anlamda komünist partilerin yokluğu. Bugünün temel görevi, bu eksikliği giderecek partilerin yaratılması ve inşa edilmesidir.
Fransa’da da işçi sınıfının ve gençliğin mücadelelerini birleştirecek, Marksist-Leninist programa ve Bolşevik örgütlenme anlayışına dayanan devrimci bir partinin inşası temel bir görevdir. Böyle bir parti, kitlelerin kendiliğinden gelişen mücadelelerinin yerine geçmek için değil, bu mücadeleleri ortak bir sınıfsal perspektifle buluşturmak ve devrimci bir doğrultuda ilerletmek için gereklidir.
Liselilerin eylemleri tek başına kapitalist düzeni değiştirmeye yetmeyecektir. Ancak bu mücadelelerin taşıdığı potansiyel, komünist bir önderlikle buluştuğunda daha ileriye taşınabilir. Bugünün görevi, liselilerin haklı mücadelesini savunmakla yetinmeyip Fransa’da işçi sınıfının devrimci öncü partisinin inşası için de mücadele etmektir. Çünkü sorun yalnızca haklı talepler ileri sürmek değil, bu talepleri doğuran düzeni değiştirecek örgütlü gücü yaratmaktır.
21 Ekim 2026
Strazburg’dan bir YDİ Çağrı okuru


































































