Yeni İşçi Dünyası eylül sayısı, “Ekonomi, sermaye büyürken… Biz yoksullaşıyoruz!” manşetiyle çıktı.
Sayı 83 içindekiler:
Bir yanda büyüme, diğer yanda yoksullaşma!
“500 büyük Sanayi Kuruluşu Araştırması”nın gösterdikleri
Grev ve direnişlerden kısa kısa
Temmuz 2026 işkolları istatistikleri ve sendikal tablo
Erkek egemen sistemden cinsiyetçi bir karar
Nepal Tibet sınırında sel felaketi
Başyazıdan:
Türkiye ekonomisi 24 çeyrektir kesintisiz büyüyor.
Kapitalist toplumda ekonomik büyüme, öncelikle ve esas olarak egemen sınıfın, burjuvazinin ekonomisinin büyümesi, burjuvazinin gelirinin, kârının ve servetinin artmasıdır.
Kapitalizm burjuvazinin iktidar olduğu toplumun adıdır. Kapitalizmde ekonomik büyüme topluma bire bir yansımaz. Kapitalist toplum, toplumun tüm üyeleri için refah toplumu değildir. Kapitalist ekonominin büyümesi, öncelikle kapitalistlerin zenginleşmesi anlamına gelir!
Kapitalist toplumda büyümeden işçi sınıfı ve emekçilerin alacağı payı belirleyecek olan büyümenin hacmi, oranı vb. değil, işçi sınıfı ve emekçi yığınların burjuvaziye karşı sınıf mücadelesidir. Sınıf mücadelesinin geri düzeyde seyrettiği günümüz koşullarında, ekonomik büyümeden işçi ve emekçilerin hiç bir pay almaması, büyümeye rağmen emekçi halkın yoksullaşması normal durumdur.
***
Burjuvazi işçilerin sırtından muazzam kârlar elde edip zenginleşirken, işçi sınıfı ve emekçi yığınların toplumsal zenginlikten aldığı pay geriliyor, alım güçleri düşüyor.
Sermayenin ekonomik büyümeden aldığı pay büyürken, işçi emekçilerin aldığı pay küçülüyor.
İşçi sınıfı ve emekçiler yalnızca yoksullaşmakla kalmıyor. Onların eline geçen para ile satın alabildikleri mal ve hizmetler de küçülüyor. Ücretler nominal olarak yükselirken, o ücretlerle erişilebilecek mal ve hizmetler artan enflasyon, öncelikle de işçi ve emekçiler için belirleyici olan zorunlu yaşam maddelerinin –yiyecek, giyecek, enerji, ulaşım, konut, kira vb- tüm enflasyondan yüksek olan enflasyonu sayesinde küçülüyor.
İşçi ve emekçilerin en büyük sorunu bugün geçim sorunudur. Onlar yüksek enflasyon, düşük ücretler, katmerli zamlar, artan ev kiraları, kredi kartı borçları, işsizlik vs. vs. koşullarında yaşama ve ayakta kalma mücadele veriyorlar.
Sefalete, yoksulluğa, yokluğa mahkûm değiliz. Patronların sürekli büyüyen zenginliklerinin yaratıcıları bizleriz. Yaratan ve üreten bizleriz. Gücümüzün farkına varalım, örgütlenelim!
Bizi açlığa, yoksulluğa, sefalet ücretine mahkûm edenlere dur diyelim!
Okumak için:


































































